Öğrencilerimiz Klasik Müzik Bestecileriyle Buluşuyor

Tepeören Yerleşkemizden öğrencilerimiz, her hafta tematik müzik dersliklerimizde klasik müzik bestecileriyle buluşarak onların eserlerinden örnekler dinliyor.

Öğrencilerimizin klasik müziğe ve bestecilerine karşı merak duymaları ve konu ile ilgili farkındalıklarının artmasını sağlamak için müzik dersliklerimizin her sırasına bir klasik müzik bestecisinin ismi ve fotoğrafı yapıştırıldı. Bu yöntemle, her hafta başka bir sıraya oturmak için heyecanla yarışan öğrencilerimiz, besteci isimlerini sık sık tekrar etmiş, onlarla tanışma olanağı bulmuş oldu.

Böylece öğrencilerimiz, bestecilerin eserlerinden örnekler dinlediklerinde, isme aşina olduklarından, daha yoğun ilgi gösteriyor ve hatırlama becerileri güçleniyor.

Terakkili Yazarlar Posta Gazetesi'ndeydi

Levent Yerleşkemizden ortaokul Genç Kalemler e-Dergi ve Yarışan Genç Yetenekler kulüplerimizden öğrencilerimiz ile İstanbul’da düzenlenen şiir ve kompozisyon yarışmalarına katılan öğrencilerimiz, 6 Ocak Çarşamba günü Posta gazetesini ziyaret etti. Yazmayı seven, blog dergi hazırlayan öğrencilerimiz, gazeteci yazarlardan haberin nasıl yapıldığını dinledi.

Gazetenin Haber Müdürü Elif Yılmaz, öğrencilerimize gazetelerin tüm bölümlerini gezdirdi, bölümlerin işleyişini anlattı. Daha sonra gazetenin Yazı İşleri Müdürü Mehmet Coşkundeniz, öğrencilerimizle yaklaşık bir saat toplantı yaparak bir gazetenin hazırlanışından satışına kadar her aşaması hakkında bilgi verdi. Toplantı sonunda öğrencilerimizin sorularını yanıtladı.

POSTA GAZETESİ - 1

Gezi sonunda öğrencilerimiz kendi görüşlerini ifade eden yazılar yazıp yorumlarını bizimle paylaştı. 8G sınıfından öğrencimiz Mine Sarıgöl “Açıkçası başta sıkıcı bir gezi olacağını düşünmüştüm. Fakat hayatım boyunca unutamayacağım deneyimler kazandım. Bir gazeteyi çıkarmanın ne kadar zahmetli olduğunu gördüm. Bir gazetenin oluşturulmasıyla ilgili kafamdaki tüm sorular çözümlendi. Ayrıca gazeteci olmanın zorluklarını da öğrendim. Ama ne olursa olsun gazetecilik önemli ve çok keyifli bir iş. Kısacası çok keyifli bir geziydi. Bu geziyi asla unutmayacağım.” diyerek duygularını dile getirdi.

Sorumlu Çocuktan Duyarlı Yetişkine

0

Tepeören Yerleşkemizden 6 yaş grubu çocuklarımızın velileri, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimizin 12 Ocak Salı günü düzenlediği “Sorumlu Çocuktan Duyarlı Yetişkine” etkinliğinde buluştu.

Psikolojik danışmanlarımız 6 yaş grubu çocuklarımızla birlikte, bireyin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve kendi davranışlarının sonuçlarına sahip çıkabilmesi sorumluluğu üzerinden “sorumluluk” kavramını irdeler. Bu doğrultuda, 6 yaş grubumuzun velileri çocuklarının evde aldıkları sorumluluklarla ilgili bir anket doldurdu; sınıf öğretmenleri ise öğrencilerin okuldaki sorumlulukları ile ilgili çocuklarda farkındalık yaratacak çalışmalar yürüttü.


Psikolojik danışmanlarımız ise velilerimizin doldurduğu anketlerdeki verileri değerlendirerek “6 Yaş Çocuklarına Verilebilecek Sorumluluklar” ile ilgili bir bülten oluşturdu.

Daha sonra, “Sorumluluk Günü” etkinliğinde velilerimiz, çocuklarının evdeki sorumluluklarından bahsederken, çocuklarımız da okulda gerçekleştirdikleri sorumlulukları anne babalarıyla paylaştı. Sınıflarda çocuklarla birlikte yapılan etkinliğin ardından, Psikolojik Danışmanımız Yelda Arslan Baştımar, anaokulu çok amaçlı salonumuzda konu ile ilgili bir sunum yaptı.

Baştımar bu sunumda; sorumluluğun ne olduğunu, sorumluluk kavramının iki boyutunu, sorumluluk gelişimini etkileyen faktörleri, sorumluluk – bağımsızlık ilişkisini anlattı ve sorumluluk duygusunu geliştirmek için neler yapılabileceğinden söz etti.

Yeni Yılı Paylaşarak Karşılıyoruz

Bu yıl bir ilki gerçekleştirmenin heyecanını yaşamaktayız. Yeni yıl heyecanını sadece yakın çevremizle değil, farklı okullardaki arkadaşlarımızla paylaşmak, aynı zamanda da bir sosyal sorumluluk projesini gerçekleştirmek istedik. Bu amaçla Kayışdağı Şehit Öğretmen Mehmet Fidan İlköğretim Okulu ve Erzurum Hinis İlköğretim Okulundaki 250 öğrenci ile “Yeni Yılı Paylaşarak Karşılıyoruz” kampanyasını düzenledik.

Velilere gönderdiğimiz mektupla projemizi onlara duyurduk. Hazırladığımız “dilek ağacı”na, belirlenen okullardaki öğrencilerin ihtiyaçlarının yazılı olduğu kartlar astık. Etkinliğimiz arkadaşlarımıza duyurulduktan sonra kampanyamıza destek vermek isteyenler, dilek ağacından birer kart seçtiler ve seçtikleri kart doğrultusunda hediyelerini aldılar. Arkadaşlarımız hediye paketlerinin içine sımsıcak yeni yıl mesajlarını da eklemeyi unutmadılar.

Alınan hediyeleri, arkadaşlarımız ve Okul Aile Birliğiyle birlikte 30 Aralık Çarşamba günü, Şehit Mehmet Fidan İlköğretim Okuluna teslim ettik. Erzurum Hinis İlköğretim Okulunun hediyelerini ise kargo ile gönderdik.

Yeni bir yıla girmenin getirdiği mutluluğu başkalarıyla paylaşmak ve oradaki öğrencilerle bir arada olmak bizi çok mutlu etti.

Kampanyanın başından sonuna kadar bize destek olan Okul Aile Birliğine, okul yönetimimize, hediye alınmasında gösterdikleri duyarlılık için velilerimize, kolilerin hazırlanması sırasında yardımcı olan arkadaşlarımıza ve velilerimize, kolilerin teslimi sırasında verdikleri emek için okul çalışanlarımıza çok teşekkür ederiz.

Yeni projelerde buluşmak dileğiyle.

Tepeören Yerleşkesinden İlkokul Öğrenci Birliği

Yaşamak Güzeldir, Yaşatmak daha da Güzeldir

Öğrenci Birliği olarak, sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Yedikule Hayvan Barınağı’ndaki hayvanlara destek olmak amacıyla 21 – 25 Aralık tarihleri arasında bir kampanya düzenledik.

Kampanya kapsamında kuru ve yaş mama, makarna, süt, bisküvi, yorgan, battaniye ve eski gazete topladık. 07 Ocak Perşembe günü, Yedikule Hayvan Barınağı’na giderek toplanan malzemeleri barınak müdürü Meral hanıma teslim ettik.

Kampanyanın başından sonuna kadar bize destek olan okul yönetimimize, velilerimize,

kolilerin hazırlanması sırasında arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz.

Yeni etkinliklerde buluşmak dileğiyle…

Ortaokul Öğrenci Birliği

Lise Öğrencimiz Tarih Dersinin Artan Misyonunu Anlattı

0

Tarih Kulübü öğrencilerimiz, “I. Dünya Savaşı’na Katılan Ülkelerden Mesaj Var: Gençler Cihan Harbini Tartışıyor ve Yazıyor” projesi kapsamında Birinci Dünya Savaşı konusunu derinlemesine incelemek, araştırmak, tartışmak ve yeniden yazmak için farklı okullardan öğrencilerle buluşmayı sürdürüyor.

Tarih Vakfı, “I. Dünya Savaşı’na Katılan Ülkelerden Mesaj Var: Gençler Cihan Harbini Tartışıyor ve Yazıyor” başlıklı öğretmen ve öğrenci eğitim atölyelerinin üçüncüsünü 20 Aralık Pazar günü Ulus Musevi Okulu’nda gerçekleştirdi. Atölyelere, Tarih Kulübü öğrencilerimizle Tarih öğretmenlerimiz katıldı.

tarihdersininartanmisyonu2

Tarih Kulübü başkanımız Efe Demokan (11B), atölye yürütücüleri Prof. Dr. Yücel Kabapınar ve Yard. Doç. Dr. Erol Köroğlu’nun moderasyonuyla gerçekleşen öğrenci atölyesinin gün sonu değerlendirmesinde bir konuşma yaptı.

 “Tarih bilgisi günümüzde sosyal bilimler alanında yürütülen çalışma ve tartışmaların temelini oluşturmaktadır. Terakki Vakfı Lisesi öğrencisi olarak Tarih Kulübümüzün başka okullarla ortak olarak katılımcılığını sürdürdüğü “Gençler Cihan Harbi’ni Farklı Perspektiflerden Tartışıyor ve Yazıyor” isimli çalıştayda gözlemlediğim üzere, öğrencilerin tarih dersinden beklentileri değişiklik göstermiştir. Eğitim Sistemimizde Felsefe, Coğrafya, Psikoloji, Demokrasi ve İnsan Hakları, Siyaset gibi Sosyal Bilimler alanına dahil olan dersler seçmeli ders olarak verilmektedir ve bu ders saatleri yeterli sayıda olmamaktadır. Öğrenciler bu konuda yaşadıkları eksikliğin Tarih dersi tarafından kapatılmasını talep etmekteler.

Örneğin söz konusu çalıştaya katılan öğrencilerin, Cihan Harbi’ni daha farklı biçimde anlatabileceğimizi ortaya koymak için seçtikleri örnekleri göz önüne alır isek şunları söyleyebiliriz: ‘’Siper Yaşamı ve Askerlerin Psikolojik Durumu’’ eklentisi psikoloji dersine, ‘’Savaş Sonrası Ülkeler Arası İlişkiler’’ eklentisi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset derslerine, ‘’ Savaş sırasında barış isteyenler ve vicdani retçiler’’ eklentisi ise Felsefe ile Demokrasi ve İnsan Hakları derslerine atıfta bulunmaktadır. Bu bağlamda bakıldığında, lise Tarih dersi müfredatında ciddi değişikliklere gidilmesi gerektiği ciddi biçimde karşımıza çıkmakta.

Bu çalıştay da göstermiştir ki, Türkiye gündeminden hiç inmeyen Sosyal Bilimler alanındaki tartışmalar, öğrencilerin yoğun ilgisini çekmektedir. Onların toplumsal konular üzerine düşünen, sorgulayan ve üreten bireyler haline gelmeleri için bu derslerin temel bilgi ve yöntemlerine hâkim olmaları gerekmektedir. Bunun arayışı içinde olan öğrenciler ise çözümü Tarih dersinde arama yolunu seçmişlerdir ve sonuç olarak Tarih dersinden daha farklı beklentiler içine girmişlerdir. Tarih dersi ülkenin ve gençlerin değişen ihtiyaç ve beklentilerine göre kendini değiştirmeli ve geliştirmelidir. Eğer bu etkin bir şekilde başarılabilirse ileride sorgulayan, mantıklı, üreten ve düşünen bir nesil yetişir. Bunun sonucunda ise ülkemiz her alanda daha başarılı olur ve Tarih dersi de bu başarının en önemli mimarı olur.”

Efe Demokan (11B)

Yeni Yıl Hediyesi Kampanyamız

Biz bu yıl da yeni yıl heyecanını sadece yakın çevremizle değil, farklı okullardaki arkadaşlarımızla paylaşmak, aynı zamanda da bir sosyal sorumluluk projesini gerçekleştirmek istedik. Bu amaçla Beşiktaş Bernar Nahum İlkokulu, Silivri Çayırdere Ortaokulu ve Van Erciş Evliya Çelebi İlkokulunda öğrenim gören doksan beş öğrenci belirleyerek, bir “yeni yıl hediyesi kampanyası” düzenledik.

Etkinliğin ilk adımı olarak ilkokul danışmasında “dilek ağacı” adı verdiğimiz bir ağaç oluşturduk. Dilek ağacının dallarına adı geçen ilkokulun her öğrencisi için beden ölçüleri ve ayakkabı numaraları yazılı iki kart astık. Etkinliğimiz öğrencilere duyurulduktan sonra kampanyamıza destek vermek isteyen anne-babalarımız okula geldiler. Dilek ağacına asılı kartlardan alarak seçtikleri öğrencilere hediyeler aldılar.

Alınan hediyeler velilerimiz tarafından bize teslim edildikten sonra paketlerin kolilenmesi için çalışmalara başladık. Arkadaşlarımız ve Okul Aile Birliğimiz bütün kolilerin hazırlanması ve düzenlenmesinde aktif görev aldılar. Kolilerin teslim edilmesinin yeni yıldan önce olması için bütün imkânlarımızı seferber ettik.

28 Aralık Pazartesi günü Silivri Çayırdere Ortaokuluna, 30 Aralık Çarşamba günü Beşiktaş Bernar Nahum İlkokuluna gittik ve Van Erciş Evliya Çelebi İlkokulu hediyelerimizi kargoya verdik. Bizi Bernar Nahum İlkokulunda karşılayan okul yetkilileri kampanyamızdan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Daha sonra hediyelerimizi vereceğimiz öğrencilerle bir araya geldik. Onlar da bizi orada görmekten çok mutlu oldular. Onlarla tanışıp sohbet ettikten sonra aldığımız hediyeleri öğrencilere teslim ettik.

Yeni bir yıla girmenin getirdiği mutluluğu başkalarıyla paylaşmak ve oradaki öğrencilerle bir arada olmak bizi çok mutlu etti.

Bu kampanyanın amacına ulaşmasında pek çok kişi aktif rol oynadı. Kampanyanın başından sonuna kadar bize destek olan Okul Aile Birliğine, okul yönetimimize, hediyelerin alınmasındaki destekleri için velilerimize, kolilerin hazırlanması sırasında arkadaşlarımıza ve velilerimize, kolilerin teslimi sırasında verdikleri emek için okul çalışanlarımıza çok teşekkür ederiz.

Yeni etkinliklerde buluşmak dileğiyle…

Levent Yerleşkesinden İlkokul Öğrenci Birliği

Öğrencilerimiz Astronomi Profesörü Ethem Derman'la Buluştu

0

Levent Yerleşkemizden 6. sınıf öğrencilerimiz, Astronomi Profesörü Ethem Derman ile 21 Aralık Pazartesi günü “Astronomi ve Matematik” adlı konferansta bir araya geldi. Derman, öğrencilerimize evreni oluşturan yıldızlar, yıldız kümeleri, bulutsular, gökadalar, gezegenler, uydular, kuyruklu yıldızlar gibi çeşitli başlıkları anlattığı bir sunum yaptı.

Pek çok dalda olduğu gibi astronomi alanında da matematik, fizik gibi temel bilimlerin çok önemli olduğuna işaret eden Derman, gezegenler, yıldızlar, uydular arasındaki mesafeler, gök cisimlerinin büyüklüğü gibi kavramları benzetmeler yaparak, örnekler vererek yorumladı. Astronomide kullanılan birimlerin farklılıklarına dikkat çekerek, özellikle matematiğin evreni anlama ve yorumlamada ne büyük bir katkısı olduğunun altını çizdi.

Derman,  öğrencilerimizin merak ettikleri ”Karadelikler Nasıl Oluşur?” ve “Evrende yalnız mıyız? Başka yaşamlar, canlılar var mı?” “Astroloji ile Astronominin İlişkisi Nedir?” sorularına ilişkin aydınlatıcı paylaşımlarda bulundu.

 

Terakkili Öğrencilerden Mekteb-i Terakki Fonu

0

Levent Yerleşkemizden lise öğrencilerimiz Aydost Parlak ve Kenan Demirtaş, eş başkanlığını yaptıkları Mekteb-i Terakki Fonu (School of Progress Fund) kapsamında gerçekleştirdikleri çalışmaları 22 Aralık Salı günü Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de öğretmenlerine anlattı.

Öğrencilerimizin Terakki’deki tüm toplumsal duyarlılık projelerini tek bir çerçevede buluşturmayı hedefledikleri Mekteb-i Terakki Fonu, kar amacı gütmeyen ve öğrenci inisiyatifi ile hareket eden bir fon. Terakkili gençler, bu fon kapsamında farklı alanlardaki önemli küyerel (küresel ve yerel) konular üstünde çalışarak, öğretmenler ve yöneticilerimizin danışmanlık ve rehberliğinde yaşadığımız dünya ve çevre için pozitif değişim yaratma amaçlı çeşitli projeler geliştirip yürütüyor.

Terakkili öğrencilerinin yönettiği fonda; İnsan Hakları, Doğal Yaşam ve Çevre, İhtiyaç Sahiplerine Yardım ve Kamu Sağlığı, Küresel Barış ve Doğal Afetler ve Eğitim alt komiteleri yer alıyor.

Parlak ve Demirtaş, fonda yer alan ilk uluslararası projeleri Project Wonderfil’i anlattı. Terakkili gençler, 29 Haziran – 9 Temmuz tarihleri arasında “doğal yaşamı koruma” teması altında soyu tükenmekte olan Asya fillerinin bakımı için Tayland’a düzenledikleri geziden bahsettiler. Ayrıca Terakki’de bu konuyla ilgili sunum, panel ve yemek satışları gibi yaptıkları birçok etkinliğe değindiler.

Wonderfil2

Öğrencilerimiz konuşmasını tamamladıktan sonra Dünya Dilleri Bölüm Başkanımız Deniz Tuna Dalyancı, toplumsal hizmetin okul müfredatlarına uyarlanmasının öneminden bahseden bir sunum yaptı. Topluma hizmet ederek öğrenme yöntemini anlatan Dalyancı, öğrenmenin ancak öğrencinin öğrenme sürecine aktif katılımıyla gerçekleştiğini vurguladı ve bu konuda dünyadaki iyi örneklerden söz etti.

 

Terakkili Gençlerin "Etnik Köken Ayrımcılığı" Konulu Projesi

0

Tepeören Yerleşkemizden 10. sınıf öğrencilerimiz, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz Elif Şahin rehberliğinde disiplinler arası “Etnik Köken Ayrımcılığı” konulu bir proje başlattı.

Öğrencilerimiz, bu projenin ön hazırlık aşamasında ayrımcılık kavramını irdeleyerek konunun alt başlıklarını belirledi. Ardından, Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar ülke tarihimizde yer alan ‘ayrımcılık’ haber başlıklarıyla ilgili arşiv taraması yaptılar. Bu taramalar doğrultusunda ise ‘Ayrımcılık’ kapsamında yer alan ‘Etnik Köken Ayrımcılığı’ konusunun projelendirilmesiyle ilgili fikir birliğine vardılar. Daha sonra, yaptıkları kaynak taraması sonucunda gazete haber metinleri hazırlayıp saptamalarını da sınıfta arkadaşlarıyla paylaştı. Bu konu için çözüm süreci oluşturan öğrencilerimiz, kendi içlerinde bir kurul toplantısı gerçekleştirerek sorunun çözümü için neler yapabileceklerini tartıştılar.

Öğrencilerimiz, bu proje kapsamında ilk olarak 17 Aralık Perşembe günü Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye İnsan Hakları Gözlemcisi aktivist gazeteci Hacer Foggo ve Piri Reis Üniversitesi Öğretim üyesi Aydın Elbasan’la Tepeören yerleşkesinde bir araya geldi. Konuklarımız öğrencilerimizle “Etnik Köken Ayrımcılığı” konusunda görüş ve deneyimlerini paylaştı.

Söyleşide öğrencilerimiz, Sulukule Sanat Atölyesi’nin eğitimde eşitlik ilkesinden yola çıkarak hazırladığı Sulukule Hip-Hop tiyatrosunun kuruluşunun anlatıldığı kısa filmi izledi. Bu film üzerinden roman çocukların hayatlarında, istenirse ne gibi farklılıklar yaratılabileceğini konuştular. Roman vatandaşların yerleşik bir düzene geçme ve özellikle Roman çocukların eğitim haklarıyla ilgili yaşadıkları sorunların ele alındığı söyleşide Roman asıllı Elbasan, çocukluk döneminde yaşadığı sıkıntıları dile getirdi.

Foggo, roman vatandaşların içinde bulunduğu durumu “Ayrımcılık çok büyük ve ciddi bir sorundur ancak ayrımcı muameleyi görüp, şahit olup sessiz kalmak ve sorunu görmezden gelmek de en az ayrımcılık kadar ciddi bir sorundur.” sözleriyle hatırlattı.

Öğrencilerimiz, Foggo’nun da kurucularından olduğu Kuştepe Etüt Merkezi’nde Roman, Kürt ve Suriyeli çocuklara İngilizce, masal ve müzik gibi çeşitli konularda eğitim vermek için gönüllü oldular. Ardından, projenin daha geniş platformlara taşınması ve Roman çocuklarının eğitimi konusunda çeşitli çalışmalar daha gerçekleştireceklerini konuklarımızla paylaştıktan sonra konferans sona erdi.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzmanları Terakki’deydi

0

Terakki, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İstanbul Şubesinin düzenlediği “Olumlu Okul İklimi ve PDR Uzmanlığının Okul İklimine Katkısı” konferansına 19 Aralık Cumartesi günü ev sahipliği yaptı. Konferansta 350’ye yakın PDR uzmanı bir araya geldi.

Konferansın konukları; Dr. Özgür Bolat “Mutlu PDR, Mutlu Veli, Mutlu Öğrenci”, Uzm. Dr. Kerem Dündar “Dijital Dünyada Beynimiz / Eğitim Kalitesini Artırmaya Odaklanmak” ve Prof. Ziya Selçuk ise “21. Yüzyıl’da Okul İkliminde Danışman Olmak” başlıklarını ele aldı.

Bolat, “Mutlu PDR, Mutlu Veli, Mutlu Öğrenci” konferansında, bireyin mutluluğunda kabul görmenin önemine ve mutluluk odaklı başarı ve başarı odaklı mutluluk kavramlarına değindi. Anne babası tarafından başarılı olduğu zaman kabul göreceği mesajı verilen ortamlarda yetişen çocukların mutlu olamadığından bahsetti. Başarı, statü, para ve mevki odaklı yetiştirilen çocuklar dış kaynaklı; kişilik, ilişkiler, değerler ve prensipler önemsenerek yetiştirilen çocuklar ise iç kaynaklı olacağını anlattı.

Günümüzde övgünün, eğitimde önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Bolat, övmek yerine duruma tanıklık yapmanın, onun kendi çalışması hakkındaki görüşlerini sormanın önemli olduğunun altını çizdi. “Övgü yerine geribildirim vermek daha geliştirici olur. Özerk olabilmesini sağlamak için ‘aferin çok güzel olmuş’ yerine, ‘anlat bakalım neler yaptın’ demek, daha geliştirici olacaktır. Birincisinde geçiştirme vardır. Diğerinde ise önemseme vardır.” dedi.

DSC_6671

“Dijital Dünyada Beynimiz/Eğitim Kalitesini Artırmaya Odaklanmak” konferansında ise Dündar, beynin davranışlar üzerindeki etkisini detaylarıyla aktardı. “Beyindeki bağlantı sayısı zeki olma ihtimalini arttırır. Dışardan aldığı uyaranlar, beynindeki bağlantıları kullanılır hale getiriyor. Eğer kullanılmazsa bu bağlantılar budanıyor. Bu süreçte en önemli kişiler eğitimciler oluyor.” sözlerinin ardından, ilk önce annenin, sonrasında da okuldaki eğitimcilerin bu bağlantıların kalıcı olmasını sağlayacak ortamları yarattığını ifade etti.

Bir çocuğu en çok geliştiren şeyin göz teması olduğunu söyleyen Dündar, duygunun olmadığı bilgilendirmenin bir anlamı olmayacağını dile getirdi. Beyine frontal lob’un en son eklenen bölüm olduğunu ve bunun doğumdan sonra kurgulandığını açıkladıktan sonra, teknoloji ile ilgili kullanılan her türlü uygulamanın belli bir kontrol ile olması gerektiğini, bu kontrol olmadığında bağımlılık oluşabildiğini söyledi. Çocukların içine doğduğu bu sistemi iyi yapılandırmanın, ilişki yönetimini öğretmenin öneminden bahsetti.

Online ortamdan dışarda kalma korkusunun yaygınlaşmaya başladığını anlatan Dündar, çocukların açık kaynak kodu ile dünyaya geldiğini, doğru bilgi öğretilmediğinde yanlış olanlarla o açığın doldurulduğunu, bu nedenle eğitim ortamında çevresel koşulların önem kazandığını belirtti.

PDRderneğikonferans

Son olarak Selçuk, “21. Yüzyıl’da Okul İkliminde Danışman Olmak” konulu konferansında dokuz tip mizaç modeli üzerinden PDR uygulamalarını anlattı. Sınıf içi süreçlere yeni kavramsal çerçeveye ihtiyaç olduğunu belirtirken, davranış yönetimi konusunda bir bakış açısı da sundu. Bireysel farklılığın, mizaç ve karakter, kişilik kavramlarına yeni bir yaklaşım oluşturduğunu belirtti. Güncel ihtiyaçlara cevap verecek bu rehberlik yaklaşımıyla eğitsel rehberlik yaklaşımını sınıf içi ve sınıf dışı uygulamalar ile desteklemeyi de hedefleyen model, bireysel farklılıklara getirdiği bakış açısı ile kişisel rehberliğin zenginleşmesine katkıda bulunacağını söyledi.

 

 

Yazma Becerileri Sempozyumumuzun Üçüncüsü Gerçekleşti

Terakki, 19 Aralık Cumartesi günü Levent Yerleşkesinde gerçekleştirdiği “3. Yazma Becerileri Sempozyumu” ile İstanbul ve Türkiye genelinden özel ve devlet okullarında görev yapan 350’ye yakın öğretmeni yazarlar ve alanında uzman kişilerle buluşturdu. Terakki’nin 130+ Projesi kapsamında dili Türkçe olan ve ücretsiz organize edilen Yazma Becerileri Sempozyumu’nun bu yıl ki teması “Yaratıcılık ve Yazma”ydı.

Moderatorlüğünü Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu’nun yaptığı “Nitelikli Okumadan Yazmaya” başlıklı panelde Yıldıray Karakiya, Ali Koç ve Dr. Nilay Yılmaz görüş ve düşüncelerini öğretmenlerle paylaştı.

Nilay Yılmaz, konuşmasına yazar Nabakov’un “İnsan, bir kitabı okumaz ancak yeniden okuyabilir.” sözüyle başladı. Okuma sürecinden bahseden Yılmaz, bir kitap ilk kez okunurken gerçekleşen biyolojik sürece değinerek, “Sözcükleri okuyoruz. Okuduktan sonra belki bir anlamla buluşuyoruz ama bu anlamla ikinci kez buluştuğumuzda ancak o zaman o anlamın katmanlarını fark etmeye başlıyoruz.” dedi. Nitelikli okumanın disiplinlerarası bir okuma olduğunu ve kendisinin de bu tür bir okumadan yana olduğunu söyleyen Yılmaz, bir kitabın uzun soluklu, katmanlı okunması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca, bebeğin dil öğrenme sürecini çok anlamlı bulduğunu dile getiren Yılmaz, derslerde yaratıcı okuma, yaratıcı yazma ya da yaratıcılıkla ilgili yapılan tüm çalışmalarda, dilin algılama dizgisinin takip edilmesi gerektiğini belirtti. Çocuğun dinlediği şeyi kavraması, anladığını düşünceye ulaştırması, düşündüğünü konuşması, konuştuğunu okuduğu bir şeylerle eşleştirmesi ve yeniden düşünmeye başlamasının ardından sürecin yeniden başa döndüğünü anlattı.

Nitelikli okuma için yazma dersinin diğer dil becerileriyle ilişkilendirilerek yapılandırılmasını, çocuğun, kelimenin tek bir anlamı olmadığını öğrenmesi için katmanlı okuma yazma çalışmaları yapılmasını önerdi. Ardından Yılmaz, “Bir kitabı, birkaç kere okuduğumuzda, bir metnin üzerinde birkaç kere çalıştığımızda ya da o metni meydana getiren sesler, sözcükler üzerinde ayrı ayrı uzun çalışmalar yaptığımızda nitelikli okuryazar oluruz.” dedi.

Yıldıray Karakiya ise dünyanın her yerinin okunabileceğini, okumanın, yazılı bir belgedeki harflerin birleşip ortaya çıkardığı kavramları anlamak ve öğrenmekten daha öte bir şey olduğunu ifade etti. Bunun üzerine, bir otoparkın toplumsal açıdan okunabilmesiyle ilgili çeşitli örnekler verdi. Ardından, nitelikli okuma konusunu çocuklar açısından ele almadan önce, “Her şeyi okuyabileceğimizi düşünüyorsam, nitelik sadece okuduğum malzemeden mi kaynaklanır, yoksa okuyandan da gelir mi nitelik?” sorusunu yöneltti. Karakiya, okuyanın da niteliği yaratması gerektiğini belirtti ve okumanın teknik olarak öğretildiği çocuklardan nitelikli kitaplar okumalarının beklendiğini dile getirdi.

Okumanın sürdürülebilir olmasını sağlamak için bu eylemin alışkanlığa dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Karakiya, deneyimlerini paylaşarak çocukların okullardaki zorunlu okuma listelerinden bahsetti. Onların eğlendikleri kitapları okumak istediklerini ancak sebebin sadece eğlence olmadığını, okudukları şeylerde “akran zorbalığı” gibi kendi yaşadıkları birçok şeyin bir başkası tarafından da yaşandığını gördüklerini söyledi.

Yazma eylemini, ifade etmek olarak tanımlayan Karakiya, çocukların sadece ifade etmek istediğini, doğru ifade etmekle ilgilenmediklerini vurguladı. Nitelikli yazarlık için, çocukların bir şekilde okumaya ve kendini ifade etmeye teşvik edilmesi gerektiğini anlattı.

Son olarak Ali Koç, yeni çağın hızıyla birlikte okuma, okuduğunu anlama ve yazmanın değiştiğini ifade ederek konuşmasına başladı. Okullarda yazma ile ilgili en temel eksiğin ise haz olduğunu belirtti. Çocuğun haz aldığı kitaplar üzerinden ilerlemek gerektiğini savunan Koç, “Kendi deneyimimizi oluşturduğumuz yolla öğreniriz.” ifadesini kullandı.

Koç, eğitimdeki ana sorunun, herkese her şeyin aynı miktarda öğretilmesi olduğunu vurgulayarak, yazmaktan keyif alan bir grup çocuğa, onlara onlar için çok geride olan bilgilerin verilmeye, o yaş grubundaki kazanım neyi gerektiriyorsa onun sağlanmaya çalışıldığı örneğini paylaştı. Her çocuğun her şeyi sevmek zorunda olmadığını, bir grubun da kendisini daha farklı bir şekilde ifade etmek istediğini belirtti.

Çocuğun dilin sembolleriyle kurduğu güçlü ilişkide, öğretmenin bir kenarda durmayı becerebilmesi, işin özündeki heyecan ve haz duygusuna mutlaka saygı duyması gerektiğini belirten Koç, tekniğe çok boğulunca çocuğun o temelle olan ilişkisinin zedelendiğini dile getirdi.

yazmabecerileri3

Ayrıca sempozyumda, atölye/uzman paylaşımı çalışmalarıyla bu alandaki ihtiyaçlar doğrultusunda yeni öğrenme etkinlikleri, ölçme değerlendirme araçları üretmek ve türetmek üzere farklı disiplinlerden bilim insanları ve yazarlar buluştu. Toplam 17 atölye/uzman paylaşımı gerçekleşti; bunların dördü Terakki’nindi.

Nuran Direk (Eleştirel Düşünme ve Yazma); Merih Akoğul (Görsel Okuma ve Yazma); Şebnem Oral ve Gülsemin Ergün Kucba (Masalistan-Masal Yazma/Anlatma); Nurçay Türkoğlu (Medya Okuryazarlığını Eğitimde Uygulamak); PMIEF/Murat Taner, Egemen Kurtoğlu, Dilek Doğan, Lerzan Şahin, Pelin Çelik Pembe ve Mustafa Tülü (Öğrencilere Proje Yapma Fikrinin Aktarımı); Şafak Türkel (Reklam/Film Okuma ve Yazma); Damla Kukul (Senaryo Yazma); Cenk Gündoğdu (Şiir Ne Değildir ve Nasıl Okunur?); Burçak Karaboğa Güney ve Burcu Kolancı Özügeldi (Yaratıcı Drama ve Yazma, Edebi Metinden Yola Çıkarak Kısa Oyun Yazma); Tamer Ergin (Yazarken Tekniklere Dayalı Yazma), Mine Söğüt (Yazma Cesareti); Luset Kohen Fins (Yazmaya Başlarken Özümsememiz Gereken Yedi Altın Kural), Süleyman Sönmez (Yazsınlar diyoruz da…Yazmanın Antrenmanı Nasıl Olur?) atölye/uzman paylaşımı çalışmalarıyla sempozyuma destek verdi.

Bununla birlikte, ilköğretim ve lise seviyesinde yazma becerilerinin geliştirilmesi için yürütülen sınıf içi ve dışı öğrenme etkinlikleri ile ölçme değerlendirme uygulamaları da paylaşıldı. Çeşitli kurumlardan 23 adet iyi örnek sunumu yer aldı. Bunların yedisi TERAKKİ’den.

Bu yıl ilk defa gerçekleştirilen yuvarlak masa çalışmasında ise “Neden Yazma Becerileri?” başlığı tartışıldı.

TERAKKİ 130+ Projesi; Terakki’nin 130. yılından sonra geleceğe doğru olan yolculuğunda bilim, kültür ve sanat alanlarını eğitim çerçevesi içinde değerlendiren etkinlikleri, kendi çevresiyle paylaşmayı ve bu yolla çevresine katkı sağlamayı hedefler.

Sempozyum ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdaki web sayfasından ulaşabilirsiniz. www.yazmabecerilerisempozyumu.com

 

YazmaBecerileriSempozyumu_Afis

Aziz Nesin 100 Yaşında

0

Tepeören yerleşkemizden öğrencilerimiz, 21 Aralık Pazartesi günü usta yazar Aziz Nesin’in doğumunun 100. yıldönümünü saygıyla andı. Nesin’in Grup Yorum tarafından bestelenmiş “Öyle Ağlasam ki Çocuklar” şiiri ve Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşayan çocukların fotoğraflarından oluşan karma fotoğraf sergisi eşliğindeki sunuyu izledi.

Ortaokul öğrencimiz Arda İşcan (8A) ise yaptığı konuşmasında “Aziz Nesin sadece mizahıyla değil şiirleriyle de düşündüren bir yazardır.” Diyerek, Nesin’in çocuklar için yazdığı “Çocuklarıma” adlı şiirinden bir bölümü arkadaşlarıyla paylaştı. Ardından, Nesin’in “İnsan yalnızca söylediklerinden değil, sustuklarından da sorumludur.” sözüyle konuşmasını tamamladı.

Ortaokul Öğrencilerimiz Bilginin Peşinde Koştu

0

6. sınıf öğrencilerimiz, Sosyal Bilgiler dersinde öğrendikleri “Uygarlıkların Beşiği” konusunu 21 – 24 Aralık tarihlerinde “Bilginin Peşinde Koşmak” etkinliğinde QR Kod kullanarak pekiştirdiler.

Öğrencilerimiz üç kişilik ekiplere ayrılarak, bahçede ve okul kantinlerinde oluşturulan istasyonlarda bulunan QR kodlarını mobil cihazlarına okutup ekip arkadaşlarıyla birlikte bilgiye ulaşmaya çalıştılar. Ardından, buldukları cevabı öğretmenleriyle paylaştılar. Tüm soruları ilk ve doğru cevaplayan gruplar ise yarışmayı birinci olarak tamamladılar.

 

Prof. Dr. Turgut Tarhanlı Konuğumuz Oldu

0

Dünya İnsan Hakları Günü etkinlikleri kapsamında 16 Aralık Çarşamba günü İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Hukuku öğretim üyesi ve Hukuk Fakültesi Dekanı ve İnsan Hakları Hukuku Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Levent Yerleşkemizde konuğumuz oldu.

11. sınıf ve IB sınıfı öğrencilerimizle “İnsan Hakları ve Ayrımcılık” başlıklı konferansta bir araya gelen Tarhanlı, konuşmasına her türlü ayrımcılığın bir insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayarak, Türkiye’de bu hak ihlalinin kimi zaman farkında bile olunmadan gerçekleştirildiğini söyleyerek başladı.

Tarhanlı, ayrımcılığın hukuki bir konu olduğunu ve yazılı yasalar ile engellenmesi gerektiğini anlattı. Bu konuda ulusal ve uluslararası yasalar bağlamında ne gibi önlemler alınmaya çalışıldığını aktardı.

Yazılı yasaların uygulamada ortaya çıkan problemlerin çözümü için yeterli olmadığını, bu sorunların aşılması için kamu görevlilerinin eğitiminin önemli olduğunu belirten Tarhanlı, Bilgi Üniversitesi olarak bu konuda çeşitli projelerde sorumluluk aldıklarını vurguladı. Bununla birlikte ayrımcılık şeklinde işlenen insan hakları suçlarıyla mücadelede, sadece devlet kurumlarının önleyici olamayacağına, sivil girişimlerin ve vatandaş duyarlılığının çok daha etkin kontrol araçları olduğuna değindi.

Konuşmasının son bölümünde öğrencilerimizin sorularını yanıtlayan Tarhanlı, özellikle bu günlerde ülke gündemine giren “hak ve özgürlükler mi, güvenlik mi” ikileminin çok da sahici olmadığını, çağdaş demokrasilerde bu kavramların zıtlık ilişkisi içinde kullanılmadığını vurguladı. Ardından, uluslararası hukuk ve insan hakları konularına duyarlı gençleri Bilgi Üniversitesi’nde faaliyetlerini sürdüren İnsan Hakları Hukuku Uygulama Merkezi’nin faaliyetlerini takip etmeye ve katılmaya davet etti.