Fen Lisesi Öğrencilerimiz Torino'daydı

0

2012 – 2013 öğretim yılında uluslararası öğrenci değişim programlarımıza İtalya’yı da ekleyerek toplamda 4 farklı ülkede öğrencilerimiz yabancı dillerini geliştirme ve farklı kültürleri yakından tanıma fırsatı buldu. İtalya’daki Liceo Darwin Scientifico öğrencileri ile Fen Lisesi öğrencilerimiz, 18 – 25 Ocak tarihlerinde programın ilk ayağını gerçekleştirmek üzere Torino’da buluştular.

Bir hafta boyunca öğrencilerimiz, hem İtalyan öğrencilerin evlerine misafir oldular hem de Fizik, İngilizce ve Biyoloji derslerine katılıp gözlem yaparak paylaşımlarda bulundular. Ayrıca, Rivoli şehir turu, Rivoli Çağdaş Sanat Müzesi, FIAT fabrikası (Abarth ve Mirafiori Motor Village), Palazzo Barolo, Mole Antonelliana, Torino Ulusal Sinema Müzesi ve günübirlik Milano şehir turu gezilerine de katıldılar.

Programa her iki okuldan toplamda 1 koordinatör ve 3 öğretmen ile Liceo Darwin Scientifico’dan 15 ve Fen Lisemizden 15 olmak üzere toplam 30 öğrenci katıldı.

İtalya öğrenci değişim programında, Uluslararası Projeler Koordinatörümüz Yeşim Irmak Bozkurt ve Biyoloji öğretmenimiz Ahu Binici ile öğrencilerimizden Cansu Çeliktaş, Defne Narşap, Bengü Demirtaş, Sude Karadağ, Defne Canpolat, Elif Naz Deniz, Duygu Sevinç, Mehmet Arda Dörtoğul, Sinan Keyder, Ceren Çolak, Aslı Dere, Zeynep Durmaz, Pınar Çelik, Batuhan Yunusoğlu ve Deniz Rüya Aydın yer aldı.

İtalya öğrenci değişim programımızın bu öğretim yılı kapsamında yapılacak olan ikinci ve son toplantısı ise 17 – 24 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek.

Sömestri Tatilini Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Okula devam eden tüm öğrencilerimize “En çok neyi seviyorsunuz?” diye soracak olursak, şüphesiz “tatil” derler.

Tatil dönemine giren hazırlık öğrencilerimize “Sömestri tatilini nasıl değerlendirmeliyiz?”, “Sömestri, sadece tatil ile geçirilecek bir zaman mı olmalı?”, “İkinci döneme hazırlık yapmalı mıyız?” ve “Karneleri nasıl yorumlamalıyız?” sorularıyla küçük hatırlatmalarda bulundum.

Uzun bir çalışma dönemini geride bıraktık. Şimdi sıra dinlenmede; kendimizi sarj edip, yeni döneme hazırlamada. Sömestri tatilinde iyice dinlenin, uykunuzu alıp beslenmenize dikkat edin, bol bol kitap, gazete, dergi  okuyun ve İngilizcenizi geliştirmek için mümkünse alt yazısı İngilizce olan filmler izleyin.

Bugün hazırlık öğrencilerimiz, lisedeki ilk karnelerini aldı. Bu karneleri nasıl yorumladığınız oldukça önemli. Her dersi tek tek ele alarak, eksiklerinizi belirlemenizi ve sömestri boyunca ihtiyacınız doğrultusunda her gün belli bir zaman ayırarak ikinci döneme hazırlanmanızı tavsiye ediyorum.

“Öğrenme”nin önemini, öğrenme merakınızı, başarılı olabileceğinize dair inancınızı sağlamlaştırıp, eyleme geçerek ikinci döneme gelen gençler olmanızın önemini tekrar hatırlatmak isterim.

İyi tatiller

Gonca Baştuğ
Psikolojik Danışman

Öğrencilerimizin Uluslararası “Masal Kahramanlarım” Projesi Tamamlandı

0

2. sınıf öğrencilerimiz ile Amerika’nın New York eyaletinde bulunan ‘Sheridan Preparatory Academy’ okulunun 2. sınıf öğrencilerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği “Masal Kahramanlarım” projesi tamamlandı.

Bu projede öğrencilerimiz, PYP “Masallar” ünitesi ile ilgili yaptıkları ortak çalışma kağıtlarını, etkinlik sunumlarını ve yazı çalışmalarını internette yayınladı ve ortak paylaşımlarda bulundu. Dünyadaki ortak miraslarımızdan biri olan masalların evrensel bakış açısıyla işlendiği bu projeyle, kültürler arası iş birliğinin iyi bir örneği sergilendi.

Çalışmaların paylaşıldığı aşağıdaki web adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

http://wallwisher.com/wall/6mlndgfspg
http://prezi.com/jwr0s1vtibrm/masallar-unit-theme-2nd-grade/
http://prezi.com/qbazqjvuprn4/fairytales-unit-theme-2nd-grade/

Öğrenci Eğitimde Aktif Bir Rol Üstleniyor

21. yüzyılda yenilenmeye başlayan toplum yapısı ve eğitim sistemindeki öğrenci, değişimlerin neden ve sonucu üzerinde düşünme ve dünya sorunlarını analiz etme arzusu içinde. Aktif öğrenci, doğrudan aktarılan bilgiyi kabul etmeyerek, öğretmenlerinin onlarla paylaştığı bilgiyi merakla sorgulamaya başlıyor. Bu nedenle artık bilgiyi üretebilmek ve ona ulaşabilmek, sadece eleştirel, yaratıcı ve çözüm odaklı düşünebilme ile sağlanıyor.

Yazılarımızın temelini oluşturan “uluslararası zihniyet”in canlı kalabilmesi, yaşam boyu öğrenmenin, bitmeyen bir süreç olarak benimsenmesine bağlı çünkü öğrencinin düşünsel etkinliği, öğrenmenin okul yaşamının sona ermesiyle biteceği algısı ile kısıtlanıyor. Peki, küresel değişim dünyasında öğrenim, sadece bireyin aktif eğitim süreci ile mi kısıtlanmalı?

Bilgi bombardımanı, her geçen gün artıyor. Ancak ne yazık ki bütün bir bilginin eğitimle aktarılması pek mümkün değil ve okul sınırları dışında da duyu kanallarımızdan akan bir bilgi akışı var. Bu noktada edilgen öğrencinin aktif bir öğrenciye dönüşmesi, sürdürülebilir bir gelecek için bireyin kendi kendine bilgi edinebilmesi, değerlendirebilmesi ve düşüncelerini temellendirebilmesine neden oluyor.

Kavramları çağrıştırma yöntemiyle öğrenmeye çalışan öğrenci, ilkeleri kavrayabildiği zaman, düşünme alanını ve dünyaya bakış açısını genişletmeye başlıyor. Bir problemi çözerken öğrendiği diğer bilgileri kullanabilme becerisini kazanan öğrenci, böylece düşüncelerinin serbest bırakılabileceğinin farkına varıyor ve kendi dünyasının sınırlarını aşabilmeyi öğrenerek farklı yaşam, inanç ve düşüncelerle tanışarak onları anlamaya çalışıyor. Öğrencinin zihnindeki doğru ve yanlış kavramları ise öğrencinin bilgiyi analiz ederek öğrendikleri arasındaki bağlantıları kurabilmesiyle şekilleniyor.

Farklı bakış açılarını yakalayan öğrenci, sosyal yaşamında öğrendiklerini deneyimleyebilme ve bilgiyi pratiğe yansıtabilme şansı yaratıyor; akademik çalışmaların yanında, bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklerde de yer alarak yeni ilgi alanları ve beceriler keşfediyor. Öğrencilerinin sosyalleşerek karşılıklı bir yarar adına bilgiyi paylaşabilmesine ortam yaratan Terakki, International Baccalaureate (IB) eğitim programında da olduğu gibi “Öğrenci Kulüpleri” ve “Toplum Hizmeti” projelerinin yer aldığı yaratıcı, fiziksel ve hizmet aktiviteleriyle öğrencilerin, sosyal etkinliklere katılımını, böylece gerekli deneyimleri kazanmasını sağlıyor.

Öğrencilerimiz Yunuslar İçin Kampanya Başlattı

0

Eyüp’teki yunus parkının kapatılması için İBB’ye dilekçe yazan öğrencilerimiz, mektuplarını da yunus çizimleriyle renklendirdi. 4 Ekim Hayvanları Koruma Haftası’nda düzenlenen “Dostlarımız” projesinde Yaratıcı Drama Öğretmenlerimiz, “Flipper’ı Kurtarmak” belgeselini öğrencilerimize izletti.

Öğretmenlerimizden projenin yaratıcısı Hafize Güner, bu belgeseli izledikten hemen sonra öğrencilerimizin okulda büyük bir imza kampanyası başlatarak yunuslara destek olmak istediklerini söyledi. Öğretmenlerimiz de, Kaş Yunus Parkı’nın ruhsat almasına engel olmaya ve Yunuslara Özgürlük Platformu’nun web sitesindeki imza metnini kullanmaya karar verdi.

İmza kampanyasında öğrencilerimize rehberlik eden Burçak Güney ise, “Çocuklar hepimizden daha duyarlılar; empati kurabiliyor, kendilerini tutsak yunusların yerine koyabiliyorlar. Öğrencilerimiz, onlardan gizlenen gerçekleri öğrendikten sonra acı çeken, doğal yaşam ortamlarından ve ailelerinden koparılan hayvanları izlemek istemiyorlar. Biz öğretmenler olarak, özgürlüğe inanan ve insanlarla birlikte diğer canlıların da hakkını savunabilen bireyler yetiştirmenin öneminin farkındayız” dedi.

4. Sınıf öğrencilerimiz, 2011’in Koruma Haftası etkinliklerinde yaratıcı drama öğretmenlerimizin önderliğinde bir yürüyüş düzenleyerek aralarından “yunus elçileri”ni seçmiş ve alt sınıflardaki öğrencilerimizi bilgilendirmek için de kendi çizimleri ve el yazılarıyla renkli pankartlar hazırlamışlardı.

Öğrencilerimizin, Yunuslara Özgürlük Platformu’nun ‘Yunus Parkları Kapatılsın’ adlı Facebook sayfasında fotoğraflarını paylaştığı pankartlar ise “Yunuslar bizim oyuncağımız değil” ve “Biz yunusları severiz, özgürlüklerini isteriz” sloganları ile doluydu.

Kampanya basında da yer aldı.

www.hurriyet.com.tr

www.haberler.com

www.dunya.com

www.turizmhaberleri.com

www.yunuslaraozgurluk.com

Lisemizde 80'ler Günü Yaşandı

Herkese Merhabalar,

Bu sene gerçekleşen “Seksenler” konseptimiz hakkında sizlerle bir şeyler paylaşmak istedim.

Öğrenci Birliği olarak, “Bu sene okula nasıl farklı bir hava katabiliriz?” düşüncesi içindeydik ve yapacağımız şeyin orjinal olmasını istiyorduk. Bu yüzden çeşitli konseptler öngördük ve bu konseptleri tüm yıla yayarak çıtayı daha da yukarıya yükseltebiliriz diye düşündük.

İlk başta yaratacağımız konsept, “Seksenler Günü” adı altındaydı. Bu ad, Twitter’da çeşitli hashtag’ler ile de yazıldı. “Terakki Seksenlere Geri Dönüyor!” “Yarın Günlerden 801er” gibi.. Sosyal medyadan birazcık da olsa bir güç aldık, ama ne yalan söyleyelim, yine de öğrencilerin böyle bir etkinliğe tam olarak hazır olmadığını hissetmiştim. Çünkü genel olarak öğrencilerimizin psikolojisi çok değişken ve neyi sevip,  neyi sevmedikleri hakkında da kesin kararlar veremiyorlardı, en azından benim gözlemlediğim kısım böyleydi.

Afişlerimizi astıktan ve Twitter’dan takipçilerimize seslendikten sonra, okuldaki birkaç dedikoduya kulak kabarttım ve duyduğum şeyler: “Başkandır kesin güzel bir şeyler giyer, sonuçta o planlamış..”, “Aman allahım şu çocuklara bak, ne güzel şeyler yapıyorlar, elleri öpülesiceler!”, “Çok sıkıcı, çok banel, bunlar okulu ne sanıyorlar?” gibi cümlelerdi. Doğal olarak benim de üzerime bir yük bindi ve doğal olarak bir endişeye kapıldım.

7 Aralık Cuma günü geldi çattı. Üzerimdeki sorumluluktan dolayı en fenomen kişinin ben olması gerektiğini ve böylece insanlara cesaret verebileceğimi düşündüm; olayı abartarak, kendimi çizgili takım elbiseli, köseli ayakkabılı, beyaz çoraplı, siyah fötr şapkalı ve bol pantolonlu bir halde buldum. Ceketimin üst kısımlarına o zamanki devlet büyüklerinin fotoğraflarını astım. Sanırım tam seksenler olmamıştım; biraz 40’lara kaçmıştım veya daha çok Ciguli’ye benzemiştim.

Etkinliklikler yüzünden stresten uyuyamamıştım. Sabah okula geç kaldım ve koşa koşa gittim. Büyük bir merak ve endişeyle okul kapısından adımımı attım. Sınıfıma girdim. Herkesle göz göze geldikten sonra, birden kahkahalara boğulduk. Çünkü herkes birbirinden çılgınca kıyafetler giymişti. Fakat işin asıl komik kısmı, bir eğitim kurumunda bu kıyafetlerle dolaşıyorduk ve normalmiş gibi hissediyorduk. Tenefüs zili çalar çalmaz kamerayı kaptım, röportaj yapacak birisini yanıma aldım ve seksenler avına çıktık. Kapıdan dışarı adımımı attığımda arkadaşlarımın üstünde vaktalı kazaklar, fosforlu tişörtler vardı. Gezindikleri patenler, sürülen abartılı makyajlar ve kabarık kıvırcık saçlar ise, cabası.

İşte gözümüzün önündeydi; insanlar, o güne özel çalan seksenler müzikleri, etrafta seksenleri andıran resimler ve giydikleri kıyafetlerle kendilerini o yıla götürdüler. Yaşayamadıkları seksenleri, o cuma günü yaşadılar. Hatta kimi öğretmenimiz nostalji yapmak istedi ve onlar da aramıza katıldı. Terakki bambaşka bir okula dönüşmüştü. O enerjiyi hissetmiştik. Yaptığımız röportajlarda aldığımız geri bildirimlere göre, en harika giyinen grup üyemiz, Taylan Erden’di. Günün EN’lerini seçtik ve bunları çeşitli sosyal medya alanlarında yayınladık. Öğrenciler bu etkinliği çok sevdi ve fotoğrafların altında gördüğümüz yorumlar, “Vay arkadaş, sizin okulda böyle etkinlikler oluyor mu cidden? Hangi okul bu? Çok şanslısınız, çok tatlısınız” lardan ibaretti. Terakki’ye imreniliyordu ve bu bizim başarımızdı.

Bu etkinliğe yaklaşık 150 – 200 kişi katıldı fakat sadece gözümüze batanlar 50 kişi kadardı. Geri kalanlar ucundan katılmıştı çünkü, kendilerini yeteri kadar özgüvenli hissetmediler veya belki de ayıp olmasın diye düşünüyorlardı. Geriye dönüp bakıyorum da, peki ben hangi akla hitaben o kıyafetlerle okula gelmiştim?

Katılmayan arkadaşlarımızın canı sağolsun. Umarım günün birinde onları da kazanabiliriz. Tıpkı bizim okula kazandırdıklarımız gibi…

Aybars Gülümser
Öğrenci Birliği Başkanı

[nggallery id=23]

“Yaratıcı Drama Köprüsü” Sempozyumunun İkincisi Gerçekleştiriliyor

Terakki’nin “130+ Projesi” kapsamında ilkini 2011 yılında düzenlediği “Yaratıcı Drama Köprüsü” adlı sempozyumun ikincisi mart ayında gerçekleşiyor. Sempozyumun amacı, yaratıcı drama ve eğitim adına yapılan tiyatro uygulamalarını, diğer okullardaki öğretmen ve öğretmen adaylarıyla paylaşarak yaratıcı drama alanına katkıda bulunmayı ve eğitim adına yeni köprüler kurmak.

“130 + Projesi”, Terakki Vakfı’nın 130. yılından sonra geleceğe doğru olan yolculuğunda bilim, kültür ve sanat alanlarını eğitim çerçevesi içinde değerlendirerek, etkinlikleri kendi çevresiyle paylaşmasını ve bu yolla çevresine katkı sağlamasını hedefliyor.  Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilecek olan Yaratıcı Drama Köprüsü Sempozyumu’na katılım ücretsiz.

Sempozyuma yaratıcı dramanın Türkiye’deki en önemli öncülerinden Tamer Levent, konuşmacı olarak davet edildi. Sempozyum programında sözlü bildiriler, atölyeler ve yaratıcı drama alanındaki yayınların tanıtılacağı ve satılacağı kitap standı da yer alıyor. Atölye çalışmalarının konu ve liderleri ise şöyle:

“Yaşamak-Öğrenmek, Rol Yapmak-Yaşamak” Lider: Tamer Levent

  • “ Forum Tiyatro” Lider: Yard. Doç Dr. Nihal Kuyumcu
  • “Farkındalık ve Yaratıcılık” Lider: Hasan Nami Güner
  • “Duygusal Zekâ ve Drama” Lider: Eray Beceren
  • “İlkokulda Yaratıcı Drama” Lider: Hafize Güner
  • “Okul Öncesinde Yaratıcı Drama” Lider: Burçak Karaboğa Güney
  • “Ses ve Beden” Lider: Gökçe Gürçay

02 Mart Cumartesi günü, 09.00 – 17.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek sempozyuma; İstanbul, Kocaeli, İzmir, Ankara, Bursa, Yalova, Sakarya ve Eskişehir illerindeki anaokulu,ilkokul ve ortaokullarda görev yapan sınıf ve her alandaki branş öğretmenleri “www.yaraticidramakoprusu.com” adresinden başvuru yapabilirler.

 

Sorumlu Çocuktan, Duyarlı Yetişkine

0

Anaokulumuzda, çocuklarımızın kişisel ve çevreye karşı olan sorumluluklarının farkına varmaları, sorumluluk üstlenmeleri ve yaşam içinde sorumluluklarını yerine getirebilme becerilerini arttırmak amacıyla sorumluluk çalışmalarını yürütüyoruz. Anaokulu sınıf öğretmenleri ve psikolojik danışmanları ile ortak yürüttüğümüz çalışmalar, 4,5 ve 6 yaş gruplarında gelişim düzeylerine uygun etkinlik ve uygulamalarla bütün yıla yayılmış olarak sürdürüyoruz.

Okulda, değişik birimlerde çalışan kişilerin ve okul hayatı içindeki bir çocuğun sorumluluklarını izledikleri film ve çizgi film ile çocuklarımızın farklılıkları arttı. Çocuklarımızın kendi günlük rutinlerinde yerine getirmeleri gereken sorumluluklar, motive edici çeşitli uygulamalar günlük yaşamlarına yansıyor.

Son olarak, aileleri sınıfa davet ederek evde ve okulda yerine getirdikleri sorumlulukların konuşulduğu etkinliğimizde veli katılımını gerçekleştirdik. “Sorumlu Çocuktan, Duyarlı Yetişkine” adlı sunum ile ebeveynler, bu konudaki düşüncelerini ve neler yapabileceklerini tekrar gözden geçirebilme ve düşünebilme fırsatı buldu.

Çalışmalarımız 2.dönemde de devam edecek.

[nggallery id=22]

Terakki, Öğrencilerimizin Meslek Yaşamına Nasıl Yön Veriyor?

0

Kariyer yolculuğunda öğrencilerimiz, 46 farklı meslekten 80 uzmanı tanıma; devlet, vakıf ve özel toplam 44 üniversiteyle buluşma, iş dünyasının tanınmış isimleriyle ve başarılı üniversitelerin rektör ve akademisyenleriyle sohbet etme fırsatı buluyor.

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisimiz, 40 yılı aşkın bir süredir anaokulundan liseye kadar bir bütünlük ve süreklilik ilkesiyle çalışmalarını yürütüyor. Programları içinde mesleki rehberlik çalışmalarına da önemli ölçüde yer veriyor.

Okul öncesi eğitim ve ilköğretimde, iş ve meslek kavramlarını tanıtmaya ve öğretmeye yönelik Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisimiz, çeşitli etkinlikler düzenliyor. Her sınıf düzeyinde farklı ve o yaşa uygun planlanan bu etkinlikler, öğrencilerimizin mesleki vizyonlarının altyapısını oluşturuyor.

Lisede ise, bu çalışmalar kariyer planlaması üzerine yoğunlaşıyor. Kariyer planlamasında, lise yıllarında atılan adımlar, yaşanan deneyimler ve yapılan seçimler önemli rol oynuyor. Öğrencilerimizi bilinçlendirmek, motive etmek ve onların yaşayarak öğrenmelerini sağlamak için “Kariyer Günleri”, “Meslek Stajı gibi etkin ve yararlı uygulamalar yapılıyor.

Gençlerimizin, üniversite, meslek seçimleri ve geleceği daha doğru değerlendirmelerine yön veren Kariyer Günleri etkinliği, bu yıl 27 Kasım – 18 Ocak  tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

1996 yılından beri süregelen ve bu yıl 17.si gerçekleştirilen kariyer etkinlikleri, 27 Kasım’da başladı. 27 Kasım’da “Başarı Öyküsü” kapsamında ağırladığımız Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümran İnan, öğrencilerimizin yaşamlarında istedikleri şeyleri yaparlarsa başarılı olacaklarını, başarının da onlara mutluluk getireceğini ve mutlu bir kişinin de çevresini mutlu edeceğini söyleyerek, onlara önemli bir yaşam deneyimi sundu.

13 Aralık’ta, İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Serap Yazıcı, “Anayasal Bir Yönetimde Yaşamaya Neden İhtiyacımız Var?” konulu çalışmasını ve kendi “Başarı Öyküsünü” öğrencilerimizle paylaştı.

17 Aralık’ta, 13 farklı okulun öğrencilerinin katıldığı Öğrenci Çalıştayı, “İnsan Kaynakları Uzmanları Öğrencilerle Buluşuyor” temasıyla İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Aran, Tekfen Holding Kurumsal İletişim Koordinatörü Dori Kiss Kalafat, KRM Yönetim Danışmanlık A.Ş. ortağı Kerim Paker ve Genpa Organizasyonel Gelişim Yöneticisi Gülay Savaşan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Alman Lisesi, Bilfen Anadolu Lisesi, Bilfen Üsküdar Fen Lisesi, Darüşşafaka Eğitim Kurumları Darüşşafaka Lisesi, Eyüboğlu Koleji, Özel Galileo Galilei İtalyan Lisesi, İstek Atanur Oğuz  Lisesi, Özel Enka Okulları Enka Lisesi,  Özel Hisar Okulları Hisar Lisesi, Özel Sankt Georg Avusturya Lisesi, Özel Sezin Okulları Sezin Lisesi, Özel Ted İstanbul Koleji, VKV Koç Özel Lisesi, TVO Terakki Lisesi ve Terakki Fen Lisesi’nden 113 öğrenci önce küçük gruplarda, ardından da panelde bir araya geldiler.

“İş dünyası işe alımlarda gençlerden neler bekliyor?, Ne tür özellikler gençlerin işe alımlarında öne çıkmasına olanak tanıyor?, Gençler, lise yaşamlarını ve üniversite yaşamlarını nasıl değerlendirmeliler?, Özgeçmiş hazırlama ve iş görüşmeleri nasıl olmalı?, Gençler iş yaşamına ilk ne zaman adım atmalılar?, Sosyal ağlar ve sosyal medya kullanımının geleceğin iş yaşamına etkileri ne şekilde olacak?” temalarında birbirinden değerli dört moderatörle tanışma ve çalışma şansı yakaladılar.

Öğrencilerimiz, 19 Aralık’ta “Rektörler Üniversite Adaylarıyla Buluşuyor” programında Show TV Üniversite Medya Programı Yapımcısı Görkem İldaş’ın Moderatörlüğünde, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nafiye Güneç Kıyak, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver ve  Acıbadem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şahin’i ağırladılar. Önümüzdeki sene üniversite sıralarında yerlerini alacak 12.sınıf öğrencilerimiz, değerli rektörlerimizden üniversite yaşantılarını ve üniversiteye girdikten sonra karşılaşacakları eğitim olanaklarını dinlediler.

Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nafiye Güneç Kıyak, günümüzde öğrencilerin herşeye rahatlıkla ulaşabildiklerini, sınırların kalktığını, gelecekte yer almanın önemli koşullarından birisinin iyi bir yabancı dil bilmek olduğunu ve iş ile ilgili kalifikasyon gerektiğini belirtti. Türkiye’nin en genç nüfusa sahip ülkelerden biri olduğunu vurgulayan sayın Kıyak, hayatta herkesin doktor, avukat, mühendis olma ihtimali olmadığını belirterek bilinmeyeni merak eden ve sanat duygusu olan bilim insanına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Sanayi ve teknolojinin birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Kıyak, öğrencilerimize “Harvard’da buz hokeyinde topun bulunduğu yere değil, gittiği yere doğru hareket etmeyi öğretirler.” diyerek “İçinizdeki sesi doğru analiz edin, ona uyun ve hayatın dilini öğreten üniversiteleri seçin.” mesajı verdi.

Acıbadem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şahin de, gençlerin üzerinde sınav baskısı olduğunu belirterek öğrencilerin zor bir süreçten geçtiğini dile getirdi. 1979 yılında Fransa’da mühendis olma şansı varken kendi isteği ile İstanbul’da kalıp Tıp okuduğunu anlatan Sayın Şahin, gençlerimizin mutlaka daha iyisini aramaları gerektiğini savundu. İstanbul’un dünya kenti olduğunu ama yine de fırsat yaratıp başka ülkeleri görmenin, oralarda eğitim fırsatları yaratmanın önemini anlattı ve son olarak gençlerimize, arkadaşlarına ve çevrelerine mutlaka zaman ayırmalarını tavsiye etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver ise, üniversite yaşamı öncesi gençlerimize seslenirken hem üniversite seçiminde hem de bölüm seçiminde dikkat etmeleri gerektiğini ve meslek seçiminde üniversite sınavlarının tek ve en önemli koşul olmadığını dile getirdi. Gençlerimizin kafa karışıklığı yaşayabildiklerini ama üniversiteden mezun olduklarında çoklu kariyer fırsatlarının onları beklediğini söyledi. Ayrıca Sanver öğrencilerimize, hayatın kendisinin kimliklerinin bir parçası olduğunu ve yaşamlarındaki deneyim ve tecrübeden de mutlaka yararlanmaları gerektiğini vurguladıktan sonra “Tecrübeyi dinleyin ve kararlarınızın sorumluluğunu alın.” mesajı verdi.

Son konuşmacımız Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın ise, öğrencilerimize herşeye şüpheyle bakmalarını, bu seçimler öncesi Üniversitelerin herşeyi vaat ettiklerini ama vaat ettiklerinin arkasında duramayan pek çok üniversitenin olduğunu belirterek uyanık olmaları gerektiğini açıkladı. Aydın, üniversitelerin görevinin iş bulmak değil, iş bulacak kalitede eğitim vermek olduğunu dile getirerek üniversitelerin, bireyleri hayata hazırlayan kurumlar olduğunu söyledi.

Aydın, son olarak öğrencilerimize, “Okurken bilgiye kendiniz ulaşmalı ve mezun olduğunuzda da ne olacağınıza siz karar vermelisiniz.” diyerek “Hayatınızın hiçbir döneminde 4 yıl olduğu gibi bu kadar boş olmayacaksınız.” sözüyle öğrencilik yıllarının önemine vurgu yaptı.

Moderatörümüz  Show TV Üniversite Medya Programı Yapımcısı Görkem İldaş ise, kendi iş yaşamından ve kariyer planlamalarından kısaca bahsederek herkesin kendi öyküsünü anlattığı bir kitabından örneklerle öğrencilerimize, “Kendi kariyer öykünüzü siz yaratabilirsiniz.” mesajını verdi.

18 Aralık’ta “Başarı Öyküleri” bölümü konuklarından Inveon ve Inventures Kurucusu Yomi Kastro da, gelişen teknoloji ile öğrencilerimizi nasıl bir geleceğin beklediğini, bu bağlamda yapılacak meslek seçimi ve kariyer planlamasında gençlerimizin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine değindi.

18 Ocak’ta gerçekleşecek olan “Meslek Tanıtımları” ve “Üniversite Tanıtımları” etkinliğinde de “Üniversite Tanıtımları” kapsamında, 44 üniversite ağırlanacak.  İstanbul ve İstanbul dışından davet edilen devlet, özel ve vakıf üniversiteleri Lise binası, vakıf binası girişi ve fuayede  stand kurarak, broşür, afiş ve CD’lerle kendilerini tanıtıp öğrencilerimizin sorularını yanıtlayacaklar.

“Meslek Tanıtımları”nda ise, fen ve mühendislik bilimlerinden sosyal bilimlere 46 farklı meslekten;  akademisyen, alanında çalışan uzman ve Terakki mezunu üniversite öğrencileri, sınıf ortamlarında paylaşımlarda bulunarak öğrencilerimizle bir araya gelecekler. Tüm lise öğrencilerimiz, tanımak istedikleri meslekleri üç farklı rolden deneyimleme ve dinleme şansına erişecekler.

12 Ay 12 Konser Sosyal Sorumluluk Projesi

Temel amaç,  topluma, toplum hayatına yön verenlere, sanatçılara, kuruluşlara ve sivil topluma sosyal sorumluluk farkındalığı yaratmak. Projede vakıflar, dernekler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve kamu kuruluşları ile engelliler, toplumsal konularda işbirliği yapıyor.

Proje, tematik konserler olarak planlandı; her ayın teması farklı ve hedef kitlelere sunulmak amacı ile projelendirildi.  Aylık temalar, toplumsal yaşantı ile paralel; eserler ile konserler temalara uygun şekilde planlandı. Konserlerin hedef kitlesi  ise özellikle “engelliler” olarak belirlendi.

Projenin süresi 12 ay ve geliştirilerek 12 yıllık bir sürece yayılması planlanıyor.

Aralık ayı “Yeni Yıl” konserini, Tomurcuk Vakfına yaptım; Down sendromlu çocuklarla ilgili farkındalık yaratmaya çalıştım. Konserin bir bölümünde çocuklarımızdan oluşan grubu sahneye alıp, hazırladıkları performansı sergilemelerini sağladıktan sonra final şarkılarını da beraber seslendirdik.

Ocak ayındaki konserimi, görme engelliler için planladım. Şubat ayı “Sevgililer Günü” konserim ise, fiziksel engelliler yararına olacak ve onlardan oluşacak koro ile birlikte söyleyeceğim.

Mayıs ayı “Erguvan Zamanı Boğaziçi” konserinde, Türk Müziği sanatçılarından önemli bir isim konuğum olacak ve düet yapacağız. Konser geliri de sokak çocuklarına bağışlanacak.

httpv://youtu.be/1blV9rdWdGs

Aykut Yılmaz
Müzik Bölüm Başkanı
Terakki Vakfı Okulları

21. Yüzyılda Niçin Öğreniyoruz?

[tag-cloud-fx settings=”settings2.xml”][/tag-cloud-fx]

Dinamik bir oluşum olan küreselleşme ve bilgi toplumunda eğitim ve öğretim dünyası, değişimin sürekliliği ve geleceğin bilinmezliği üzerine kurulu. Yeni eğitim teknolojileriyle “öğrenmeyi” herkes için olanaklı hale getiren dijital ve bilgi devriminin öğrencileri, artık bağımsız öğrenim sürecinde büyük bir rol üstleniyor ve bugün “nasıl öğrenileceğini öğrenmek”, okul sınırlarının ötesinde var olan yaşama hazırlık anlamına geliyor.

Yaşam boyu öğrenmeyi aşılayan bilgi toplumu, sanayi toplumunu geride bırakarak öğrencinin çevresiyle etkileşim ve işbirliği içinde aktif olabileceği bir ortam yaratıyor. Bilgi üretiminin yaygınlaştığı ve buna bağlı olarak da sürekli değişimin gerçekleştiği bir çağda Terakki, öğrencilerinin “öğrenme” kavramının farklı boyutlarını keşfetmesine ve öğrenmeyi öğrenmesine yardımcı oluyor.

Geleneksel eğitim modelinde olduğu gibi, artık öğretmenin bilgiyi doğrudan öğrenciye aktarması beklenmiyor; “herşeyi bilen öğretmen” olgusu değişiyor. Bu yüzden Terakkili öğretmen ve öğrenciler, işbirliğine dayalı takım çalışmasını benimseyerek beraber öğrenmeye devam ediyor.

Edilgen öğrencinin izi artık kayboluyor ve öğrenci, günlük yaşam pratikleri içinde bilginin nasıl uygulanacağını kendi keşfetmeye başlıyor. International Baccalaureate (IB) eğitim programında da olduğu gibi Terakki, öğrenci değişim programları, uluslararası projeleri ve kulüp çalışmaları ile öğrencilerinin sosyalleşerek deneyim kazanmasını ve öğrendikleri bilgiyi kendi tecrübeleriyle yorumlamasını sağlıyor.

Farklılıklara duyulan saygı sayesinde güçlenen dayanışma ruhu, kültürlerarası anlayışı beraberinde getiriyor ve bu da sosyal sorumluluk duygusunu geliştiriyor. Beraber yaşayabilmek, ortak fayda sağlayabilmek ve sürdürülebilir bir gelecek için öğrenen birey, bilgiyi sürekli paylaşıyor.

Öğrenci, yaşam boyu öğrenerek kendi kendini yönetebilme ve karar verebilme yeteneğini beslemeye başlıyor. Böylece yaşam boyu öğrenilen her bilgi, birey, vatandaş ve özellikle de insan olarak öğrencinin gelişimini tamamlamak için sağlam adımlar atıyor.

Teknoloji ve Tasarım Dersinde Özgün, Yenilikçi ve İlginç Çalışmalar

6, Tasarım7 ve 8.sınıf öğrencilerimizden Melike Cevizci, Zeynep Günal ve Lara Tireli Teknoloji ve Tasarım dersi etkinliklerinde özgün, yenilikçi ve ilginç çalışmalarıyla Türk Patent Enstitüsü’nden teşekkür belgesi aldı.

Türk Patent Enstitüsü ve MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı iş birliğinde oluşturulan “Teknoloji ve Tasarım Dersi ile Patentler” adlı web sayfasında yayınlanmaya değer görülen çalışmalarıyla öğrencilerimiz, Teknoloji ve Tasarım dersinin kazandırdığı becerileri de sergilemiş oluyorlar.   İhtiyaçlar ortaya çıkmadan tahmin edebilme ve farklı sorunları yakalayabilme, bunlara yaratıcı çözümler geliştirebilme, tasarım haline getirebilme ve tasarımın üretim aşamalarını belirleyebilme ve üretebilme becerilerini geliştiriyorlar.

[nggallery id=21]

Bütün Evreni Anlamak için En Küçüğe Bakmak

0

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi – CERN’de öğretim görevlisi olarak çalışan Dr. Bora Akgün 22 Aralık’ta lise öğrencilerimizin konuğu oldu.

Fizik Bölümü’nün düzenlediği konferansa büyük ilgi gösteren öğrencilerimiz “Atom Altı Parçacıklar ve CERN” ile ilgili merak ettikleri sorulara cevap buldular. CERN’de araştırmalar nedeniyle günlük yaşamımıza giren parçacık fiziği hakkında detaylı bilgi edindiler. Anti madde, karanlık madde ve enerjiyle ilgili yapılan deneyleri anlatan konuğumuz, “Higgs Parçacığının” varlığı konusunda yapılan araştırmalarda son noktaya  gelindiğini açıkladı. Evrenin nasıl oluştuğuna dair sorularımıza da daha net cevaplar bulmaya başlayacağımızı ifade etti. Tüm bu deneylerin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan yeni teknolojilerden de örnekler verdi. Bundan sonraki araştırmaların günlük hayatımıza etkilerini de görmeye başlayacağımızı belirtti.  Akgün aynı zamanda, CERN’de bilim insanı olmanın heyecanını da öğrencilerimizle paylaşarak sunum sonunda gelecekteki olası meslaktaşlarıyla da sohbet etti.

Öğrencilerimiz geçtiğimiz eğitim öğretim yılında da, evrenin oluşumu sırasındaki koşullara yakın koşulların oluşmasına olanak sağlayan ve en küçük parçacıkların gizemli dünyasının araştırıldığı CERN’i iki kez ziyaret etmişlerdi. Bu yıl da öğrencilerimizin ziyaretleri devam edecek.

Öğrenciler Küresel Sorunların Farklı Boyutlarını Düşünüyor

0

[tag-cloud-fx][/tag-cloud-fx]
Küresel dünya insanı, sürekli değişen ve gelişen bir anlayışla hayatın büyük resmini merakla keşfetmeye devam ediyor; zaman tünelinde geçmiş, bugün ve gelecek bilinciyle kendisini ve çevresini anlamaya çalışan birey, zihnindeki resmi boyutlandırarak renklendiriyor. Böylece bütünleştirici bakış açısı olan uluslararası zihniyet, kişinin algısını iç ve dış dünyasına açarak düşüncelerini evrimleştirmeye başlıyor.

Teknolojik ilerlemelerin yarattığı ekonomik, sosyal ve çevresel sonuçlar nedeniyle kökten değişime uğrayan günümüzdeki insan yaşamında, bireyin ileri görüş yetisine ihtiyacı var. Dünyanın dinamik yapısı karşısında oluşan ileri geleceği kestirebilme, geçmiş zamanı arka plana atmadan farkındalıkla yürümeyi gerektiriyor; değişimin içindeki karmaşayı, çeşitliliği görebilmek ve anlayabilmek de, her bir adımın bilinçli olarak atılmasını sağlıyor.

Geçmişe yönelik eğitim modellerinden farklı olarak Terakki, öğrencilerini belirsiz bir serüvene karşı cesaretlendirmeyi sürdürüyor ve International Baccalaureate (IB www.ibo.org ) eğitim programında da olduğu gibi, öğrencilerinin ben-merkezciliğin giderek azaldığı küresel dünyada tüm insanlığı ilgilendiren sorunları araştırıp ortaya çıkarmalarını, çözüm odaklı düşünmelerini destekliyor.

Dünyada sürekli devam eden bir hareketlilik var ve insan ile doğa arasındaki ilişki bu hareketlilikle beraber değişiyor; yüzyıllardır insanoğlunun doğa üzerindeki hakimiyetini göstererek kendi amaçları doğrultusunda onu şekillendirmeye çalıştığını ve endüstri çağında toplumların doğadaki zenginlikten faydalandığını biliyoruz. Ancak doğa ile insan arasındaki bu ilişki etkileşime dönüşmeye başlıyor ve birey, eylemlerinin küresel sonuçlar doğurduğunun farkına zamanla varıyor.

21. yüzyıldaki insan nüfusu ve teknolojik gelişmelerdeki artışın ekosistem üzerinde yarattığı baskı, toplum ile çevre arasındaki bağın sürdürülebilir bir yaşam üzerinde güçlenmesi için önemli bir sebep. 1990 yıllarında uluslararası alanda kabul edilmiş bir yaklaşım olan “sürdürülebilir kalkınma”, bugünün insanlarının ihtiyaçlarını karşılaması ve bunun da gelecekteki insanların ihtiyaçlarına engel olmaması anlamına geliyor.

Ülkelerin tek başına altından kalkamayacağı küresel problemler, milletlerin uluslararası bir dayanışmaya gereksinim duyduğunu ortaya çıkarıyor. Yeryüzünde her canlıyı etkileyen çevre kirliliği, küresel ısınma ve iklim değişikliği, hayvan ve bitki türlerinin azalması, ozon tabakasının incelmesi, küresel yoksulluk, hastalıklar, göçler, savaşlar ve ayrıca insan haklarının tehdit altında olması gibi küresel birçok olumsuzluk dünyayı kuşatmış bir halde. Dışarıdan çevremizi saran bu negatif gelişmelerin en aza indirgenmesi ve yok edilmesi için de küresel işbirliğinin sağlanması gerekiyor. Ancak unutmamak gerekir ki, küresel işbirliğinde çözüm yollarını birleştiren en önemli ayrıntı, toplum bireylerinin tutum ve davranışlarını etkileyen insan haklarında yer alıyor. İnsan hakları ise evrenselliği yaratarak bireyleri farklılıklarıyla beraber aynı noktada buluşturuyor ve etik, adalet ve onur ilkeleriyle doğasını korumaya çalışan insanoğlu, dijital dünyanın sunduklarıyla küresel dünyada bir arada olma isteğini paylaşıyor. Her zaman ve her koşulda insanın değerli olması, dünya vatandaşlarına küresel bir vicdan sunuyor. İnsan haklarının duygusal ve etik bir parçası olan empati ile bireyler, dünyadaki gerçek hikayelerle tanışıyor  ve hakların nasıl ortaya çıktığına tanıklık ediyor.

Terakki, çevreci yaklaşımla sürdürdüğü çeşitli projeleri ve International Baccalaureate eğitim modelinin de sahip olduğu aynı bakış açısı ile çevrenin öğretilmesi ve öğrenilmesi çerçevesinde öğrencinin küresel sorunları farklı boyutlarıyla ele alarak çözüm üretmesine yardımcı olurken, yürütmüş olduğu Çocuk Hakları projesi ve İnsan Hakları kulüp çalışmasıyla da öğrencilerine, küresel toplumların problemlerle nasıl baş ettiğini anlayabilme ve çeşitli kirliliklere maruz kalan toplumların yaşam koşullarını düşünmelerini sağlayarak empati kurabilme yeteneği kazandırıyor ve bu da dayanışmayı beraberinde getiriyor.

Yarının Dünyasına Hazırlanacaklar yazısını okumak için tıklayınız.

Eğitim Değişiyor Düşünceler Evrenselleşiyor yazısını okumak için tıklayınız.

7. Sınıflar Arası 8.Geleneksel Öykü Yarışmamız Sonuçlandı

7. sınıf öğrencilerimizin serbest konulu yazdıkları öykülerin ön elemesini Türkçe öğretmenlerimiz yaptı. Bu ön elemenin sonrasında finale kalan öyküleri 24 Aralık’ta Feyza Hepçilingirler ve  Tolga Gümüşay değerlendirdi ve öğrencilerimizden Delfin Tuna birincilik, Zerşin İdil Cizrelioğlu ikincilik, Aral Dörtoğul üçüncülük ve  Kaan Apak’ta mansiyon ödüllerini aldılar. Öğrencilerimiz, Genel Müdürümüz Mehmet Güneş, Akademik ve Yönetsel Koordinatörümüz Gökhan Atılgan ve  Müdür Yardımcımız Nedim Onay’la bir “Hazırlıksız” olmak üzerine bir röportaj yaptılar ve bu röportajı ödül töreninde izlettiler. Ödül törenin ardından Hazırlıksız kitabının yazarı Sayın Tolga Gümüşay öğrencilerimizle bir söyleşi gerçekleştirdi.

[nggallery id=20]