Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerimizin Eğitim Günü

0

Her iki yerleşkemizden lise Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerimiz, 13 Ekim Cumartesi günü bir araya gelerek, üst düzey beceriler ilgili sorular ve metin analizi hakkında bir eğitim aldılar.

Levent Yerleşkemizde gerçekleşen eğitimin ilk oturumunda öğretmenlerimiz, üst düzey öğrenme becerileri üzerine soru-cevap yoluyla bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Üst düzey düşünme, analitik düşünme, eleştirel düşünme gibi düşünme türlerinden hareketle nasıl çoklu çözümler üretilebileceği üzerine konuştular.

Eğitimin ikinci oturumunda İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç Dr. Şükran Dilidüzgün, metin analizi kapsamında yaptığı çalışmalar doğrultusunda bilgi ve birikimlerini aktardığı bir sunum yaptı. Metindilbilim ve Görev Odaklı Öğrenme alt başlığından yola çıkarak metin çözümlemelerine dair bilgi verdi. Yapılandırmacı yaklaşımın ne olduğunu, kazanım-metin-etkinlik ilişkisi doğrultusunda anlattı.

Ardından, örnek metinler üzerine yapılan çalışmalar ve Dilidüzgün’ün öğretmenlerimizin sorularını cevaplamasıyla eğitim sona erdi.

Terakkili Delegeler Tepeören Yerleşkemizde MUN Konferansında Buluştu

0

Lise TTMUN (Terakki Tepeören Model United Nations) Kulübü öğrencilerimiz, 5 – 6 Ekim tarihlerinde Tepeören Yerleşkemizde “Güvercinler Tanklara Karşı (Doves vs. Tanks)” temalı bir MUN konferansı düzenledi. Birleşmiş Milletler çalışmalarının simülasyon yoluyla öğretildiği, dünya sorunlarının ele alındığı MUN konferanslarından olan TTMUN’18, her iki yerleşkemizden yaklaşık 400 öğrencinin katılımıyla gerçekleşti.

TTMUN Kulübü olarak İngilizceyi sadece sınıf ortamında ders kitaplarından değil, gerçek hayatla bütünleştirerek öğrenebilmek, pratik yapabilmek ve dünya gündemini oluşturan sorunları tartışabilmek için farklı platformlar oluşturmayı hedefleyerek daha önce iki yıl hazırlık sınıfları ve geçen yıl da hem hazırlık hem de 9. sınıflar için PrepMUN konferansları düzenlemişti.

Bu öğretim yılında ise TTMUN Kulübü, biraz daha büyüyerek her iki yerleşkemizden tüm lise 9. sınıf öğrencilerimizin katıldığı TTMUN’18 konferansına ev sahipliği yaptı. TTMUN Kulübümüzden yaklaşık 80 öğrencimizin görev aldığı konferansta Tepeören Yerleşkesi 9. sınıf öğrencilerimizle birlikte dokuz ayrı komitede görev almak üzere Levent Yerleşkesi 9. sınıf öğrencilerimiz ve TLMUN (Terakki Levent Model United Nations) Kulübü öğrencilerimiz iki gün süren TTMUN’18 konferansında bir araya geldi.  Ayrıca Tepeören JMUN (Junior Model United Nations) Kulübünden öğrencilerimiz de çeşitli görevler alarak TTMUN’18 konferansında yer aldı.

Güvercinler Tanklara Karşı

TTMUN’18 konferansı çalışmalarına kulüp yürütücülüğünü yapan İngilizce öğretmenleri Vesile Acar’ın yönetiminde mayıs ayında başlayan TTMUN Kulübümüz, dokuz komite ve 22 gündem maddesi belirledi.

Bu çalışmanın ardından TTMUN Kulübümüz, çalışma grupları oluşturmaya ve belirlenen gündem maddelerinin raporlarını hazırladılar. Yaz tatili süresince devam eden çalışmalar sonucunda tamamlanan ön hazırlıkları eylül ayında Levent Yerleşkemizden öğrencilerimizle paylaştılar ve herkesin görev dağılımları gerçekleştirdiler. Bunun üzerine belirlenen tüm katılımcılar, komite gündem maddeleri ve raporları üzerinden onlara verilen roller için hazırlandılar. Bu çalışma süresince dokuz komite için her iki yerleşkemiz MUN Kulübü öğrencileri tarafından oluşturulan oturum başkanları ekibi kendi gruplarındaki öğrencilere yardımcı oldular.

Konferansın ilk gününde Tepeören Yerleşkemizden Tarih Öğretmenimiz Hasan Tahsin Özkaya açılış konuşması yaptı. Ardından öğrencilerimiz daha önceden hazırlamış oldukları çalışmaları paylaşarak gündem maddeleri üzerinde çözüm önerileri yazmaya başladı ve kararname taslaklarını hazırladılar. Bu taslakları komitelerine sunabilmek için lobi çalışması yaparak gerekli oy sayısını toplamaya çalıştılar. Daha sonra bu kararname taslakları, Tepeören Yerleşkemizden 12. sınıf öğrencilerimiz Sıla Deniz Gömleksiz, Ahmet Eren Ersöz, Ege Altan ve Albert Levi’nin oluşturduğu onay kurulundan geçerek komitelerinde tartışmaya hazır hale geldi.

Konferansın ikinci gününde onay kurulundan geçen kararname taslakları tartışmaya açıldı ve öğrencilerimiz uzun ve hararetli tartışmalar, kürsü konuşmaları yaparak görüşlerini paylaştılar ve tasarılar üzerinde oylamalar yaptılar.

TTMUN’18 Konferansı’nın ikinci gününde mezun öğrencilerimizden Uras Efe Kahya da Uluslararası Adalet Divanı’nda tanık olarak görev aldı ve arkadaşlarının MUN kariyerlerine renk katarak destek oldu.

İkinci günün sonunda gerçekleştirilen kapanış töreninde sırayla sahneye gelen oturum başkanları komitelerinde yapmış oldukları çalışmalar hakkında bilgi vererek kaç yasa tasarısı hazırladıklarını ve yapılan tartışmalar sonucunda kaç tanesinin oy çokluğu ile geçtiğini söylediler. Ayrıca komite içi yapılan oylamalar sonucunda seçilen en başarılı delegeleri açıkladılar.

TTMUN’18 Konferansı “En İyi” Sertifikasına Hak Kazanan Delegeler

Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komitesi (Disarmament and International Security Committee -DISEC)

Tepeören Yerleşkemizden Hindistan’ı temsilen Yiğit Alp Ekşi (9E) ve İsrail’i temsilen Arca Karafakıoğlu (9D)

Özel Politik ve Bağımsızlaşma Komitesi (Special, Political and Decolonization Committee- SPECPOL)

Levent Yerleşkemizden Almanya’yı temsilen Duru Çağla Yeşilyurt (9C) ve Tepeören Yerleşkemizden Romanya’yı temsilen Ata Ahmet Oral (9C)

Sosyal, İnsani ve Kültürel Komite (Social, Humanitarian and Cultural Committee – SOCHUM)

Tepeören Yerleşkemizden İtalya’yı temsilen Zülal Tannur (10B)

Çevre Komitesi (Environmental Committee)

Tepeören Yerleşkemizden Arjantin’i temsilen Seza Hasibe Bayat (9B) ve Tepeören Yerleşkemizden Belçika’yı temsilen Selin Karol (11A)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (United Nations Children’s Fund – UNICEF)

Levent Yerleşkemizden Finlandiya’yı temsilen Pelin Baran (9G) ve Tepeören Yerleşkemizden Rusya’yı temsilen Utku Egemen Umut (9A)

Özel Komite “Güvercinler Tanklara Karşı” (Special Committee “Doves vs Tanks”)

Levent Yerleşkemizden Machiavelli’yi temsilen Ozan Ölmez (9C) ve Tepeören Yerleşkemizden Konfüçyüs’ü temsilen Kartal Kurtkaya (9A)

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization – NATO)

Tepeören Yerleşkemizden Amerika’yı temsilen Eren Kilerci (11B)

Güvenlik Konseyi (Security Council)

Tepeören Yerleşkemizden Kuveyt’i temsilen Ata Özdoğu (9E), Çin’i temsilen Caner Atabaş (10D), Kazakistan’ı temsilen JMUN Kulübü üyesi Arda Saraçoğlu (7B) ve Levent Yerleşkemizden İngiltere’yi temsilen Yusuf Eren Eroğlu (9B)

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice -ICJ)

Levent Yerleşkemizden Rusya’yı temsilen Altay Özkut (10G) ve Tepeören Yerleşkemizden Ukrayna’yı temsilen Cansu Köseoğlu (10A)

Konferans sonrasında Tepeören Yerleşkemizden Ceren Köseoğlu (12A) duygularını şu sözler ile ifade etti: “Birçok arkadaşım ve tabii ki bize her zaman destek olan Vesile öğretmenimizin sayesinde kendi okulumda MUN konferansı düzenleyebilme ayrıcalığına sahip oldum. Bu etkinliğe katıldığım ilk günden beri kendime yeni şeyler katıp bakış açımın genişlediğini ve fikirlerimin daha özgünleştiğini görebiliyorum. Eskiye bakıp ‘iyi ki’ diyebileceğim böylesine güzel anı ve emeklerimin olması beni çok mutlu ediyor. TTMUN ailesinin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Umarım bu gelenek bizden sonraki yıllarda da aynı şekilde devam eder.”

TTMUN’18 Komiteleri ve Gündem Maddeleri

Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komitesi (Disarmament and International Security Committee -DISEC)

  • Orta Afrika savaşının sonuçlarının değerlendirilmesi
  • Kitle imha silahlarının kullanımı ve depolanmasının değerlendirilmesi
  • Teröristlere yönelik yasadışı silah ticaretinin ortadan kaldırılması sorunu

Sosyal, İnsani ve Kültürel Komite (Social, Humanitarian and Cultural Committee – SOCHUM)

  • Avrasya ülkelerinde tutuklu siyasi eylemcilerin, gazetecilerin ve barışçıl protestoların durumunun değerlendirilmesi
  • Kadınların yasalarda ve güncel hayatta uğradığı sistematik ayrımcılığının değerlendirilmesi
  • Kırım’daki insan hakları ihlalleri sorunu

Özel Politik ve Bağımsızlaşma Komitesi (Special, Political and Decolonization Committee- SPECPOL)

  • Rüşvet ve kara para aklanmasının önlenmesi ve uluslararası geçerli tedbirlerin alınabilmesi
  • Uzaydaki kaynakların çıkarılması ve özel işletmelerin düzenlenmesi sorunu
  • Yerli azınlıkların korunması sorunu

Çevre Komitesi (Environmental Committee)

  • Kimyasal silahların kullanımı ve olası sonuçların önlenmesi
  • Savaş alanlarındaki hijyen ve sağlık sorunu
  • Tarihi mirasın savaş ve çatışma zamanlarında korunması sorunu

Güvenlik Konseyi (Security Council)

  • Ay antlaşması ve uzayın farklı aktiviteler için kullanılması sorunu,
  • Libya ve Somali’de devam eden silahlı çatışmalar için çözümler önerilmesi,
  • Anti-terörist aktivitelerin durdurulması, bu konu üzerinde gerilimin azaltılması ve iş birliğinin arttırılması sorunu

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (United Nations Children’s Fund – UNICEF)

  • Mülteci alan ülkelerdeki mülteci çocukların eğitimin kalitesinin iyileştirilmesi sorunu
  • Kasai bölgesindeki şiddetli çatışmaların o bölgedeki çocuklar üzerindeki etkileri sorunu
  • Mülteci ve göçmen çocuk sayısının giderek artması sorunu 

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization – NATO)

  • Afgan yöneticilerinin bölgede güvenliği sağlayabilmesi sorunu
  • Doğu politikası, müttefik artırımı ve Rusya ile iş birliği sorunu

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice -ICJ)

  • Rusya ve Ukrayna arasında terörü finanse etme ve her türlü ırk ayrımcılığı tasfiyesine ilişkin uluslararası sözleşme ihlali

Özel Komite “Güvercinler Tanklara Karşı” (Special Committee “Doves vs Tanks”)

  • Tarihin çeşitli kesimlerinden seçilmiş iyi, kötü ve dini figürlerden oluşan bir komisyon tarafından “Temel İnsanlık Yasası” maddelerinin yeniden yazılması

TTMUN’18 Konferansı Komite Başkanları

Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komitesi (Disarmament and International Security Committee -DISEC)

Tepeören Yerleşkemizden Sıla Akgül (10A), Batuhan Yıldız (11C), Levent Yerleşkemizden Çağla Deren Yamen (11A)

Sosyal, İnsani ve Kültürel Komite (Social, Humanitarian and Cultural Committee – SOCHUM)

Tepeören Yerleşkemizden Efe Tan (11A), Argun Çiper (11B), Levent Yerleşkemizden Yağmur Özkardeş (10C)

Özel Politik ve Bağımsızlaşma Komitesi (Special, Political and Decolonization Committee- SPECPOL)

Tepeören Yerleşkemizden S. Duygu Türkoğlu (11A), F. Emel Tuzcuoğlu (11A), Levent Yerleşkemizden Begüm Özcan (10A)

Çevre Komitesi (Environmental Committee)

Tepeören Yerleşkemizden Ayçe İdil Okatan (11A), Selin Karol (11A), Levent Yerleşkemizden Yaren Önal (10G)

Güvenlik Konseyi (Security Council)

Levent Yerleşkemizden Gülce Zeynep Şenel (11H), Tepeören Yerleşkemizden Kemal H. Turşuoluk (12A), Ergun Açıköz (11A), Burak Yılmaz (10D)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (United Nations Children’s Fund – UNICEF)

Tepeören Yerleşkemizden Ada Salur (10IB), Ezgi Tosun (12A), Levent Yerleşkemizden Söz Uçar (10C)

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization – NATO)

Tepeören Yerleşkemizden Kardelen Hiçdönmez (12A), Ceren Köseoglu (12A), Levent Yerleşkemizden Mehmet Ali Yüksel (11I)

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice -ICJ)

Tepeören Yerleşkemizden Umay Sezen Acar (12D), Gülzade Berin Kum (12D),  Ömer Faruk Yazıcı (12D)

Özel Komite “Güvercinler Tanklara Karşı” (Special Committee “Doves vs Tanks”)

Tepeören Yerleşkemizden Kayra Kapran (12A), Ayberk T. Salkım (12A), M. Berke Öğecan (12A), Levent Yerleşkemizden Melis Elda Koldemir (10B)

Hayvanları Koruma Günü’nde “Dostlarımız” Projesi Etkinlikleri

0

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü kapsamında “Dostlarımız” projesi, 1 – 8 Ekim tarihleri arasında her iki yerleşkemizde yaratıcı drama öğretmenlerimizin düzenlediği çeşitli etkinliklerle gerçekleşti. Bu yıl on ikincisi yapılan projede anaokulu çocuklarımız ve ilkokul öğrencilerimiz; hayvan sevgisi, hayvanları koruma, hayvan haklarına saygı duyma ve sosyal sorumluluk bilinci konusunda farkındalıklarını artırdılar.

Anaokulu 6 yaş çocuklarımız, “Hayvanlar Yarışıyor!” adlı bir drama çalışması yaptı. Çocuklarımız onlar için belirlenmiş günde bir hayvan kostümü giyerek okulumuza geldi. Çeşitli masal, oyun ve danslarla gerçekleşen bu çalışmada tüm hayvanların farklı özelikleri ile doğaya renk kattıkları ve doğanın bir parçası olduklarını fark ettiler.

İlkokul 1. sınıf öğrencilerimiz, Çizgi Film Kulübü öğrencilerimizin yaptığı “Dostlarımız” projesinde de daha önce tiyatro olarak yer alan “Tarçın” adlı çift dilli müzikal çizgi film ile dünyaca ünlü yazar Sven Nordqvist imzalı Pettson ve Findus adlı çocuk kitapları serisinden

uyarlanan “Fırıldak Kedi Findus” adlı filmi izlediler. “Fırıldak Kedi Findus” filmiyle nitelikli iki sanat yapıtıyla (sinema ve edebiyat) buluşan öğrencilerimiz, estetik algılarını da geliştirmiş oldular. Bu film sırasında Tepeören Yerleşkemizdeki öğrencilerimize 2. sınıf seviyesinden arkadaşları da eşlik etti.

İlkokul 3. sınıf öğrencilerimiz, Yönetmen Tolga Öztorun’un çektiği, Yedikule Hayvan Barınağı’nın bir gününü anlatan  “Sıradan Bir Gün” adlı belgesel filmi izlediler. Levent Yerleşkemizdeki öğrencilerimiz, ayrıca Öztorun’la söyleşerek, barınaklar hakkında bilgi aldılar.

Tepeören Yerleşkemizdeki ilkokul 3 ve 4. sınıf öğrencilerimiz ise  “Çıtı Pıtı Kedi Olmak İstemiyorum” kitabının yazarı Renan Özdemir’le bir araya geldi. Özdemir, ilk kitabı olan Çıtı Pıtı Kedi Olmak İstemiyorum’un öyküsünü eğlenceli bir şekilde anlattı. Masal tadındaki söyleşinin ardından da kitaplarını imzaladı.

İlkokul 4. sınıf öğrencilerimiz, ilkokul ve anaokulu öğrencilerimizin Köpek Maması Kampanyamız kapsamında getirdikleri yaklaşık elli köpek mamasını, Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı’na teslim etti. Kampanyaya katılan herkese barınaklardaki sahipsiz köpekler adına teşekkür kartı verildi.

Batuhan Atılgan (Terakki 2014) ile Söyleşi: Ne İstediğini Bilmek ve Kararlı Olmak

Dağcılık ve fotoğrafçılıkla uğraşan, bu sene Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü bitiren 2014 yılı lise mezunumuz Batuhan Atılgan, Terakki eğitiminin ona farklı düşünebilmeyi ve değişime adapte olabilmeyi öğrettiğini ifade ederken, lisenin son senesinde ve üniversitenin ilk senesinde üstesinden gelmeyi başardığı zorluklardan bahsetti. Kendi yolunu bulabilmek için; kendini tanımanın, becerilerine güvenmenin, ileride onu yapmaktan mutlu olacağın şeyi yapmaya karar vermenin ve bu kararlılıkla hedefe doğru çok çalışarak ilerlemek gerektiğini anlattı.

Küçük yaşta Terakki’yle tanışan mezunumuz Atılgan’la 27 Eylül’de buluştuk ve anaokulundan lise sona kadar Terakki’de geçen yıllarından hatırında kalan anılar üzerine sohbet ettik. Terakki’deki yaşantısının onun kişiliğini, yetenek ve becerilerini nasıl etkilediğini konuştuk.

 “Terakki, hayalim doğrultusunda kendi yolumu doğru çizebilmemi sağlayacak bir eğitim verdi bana.”

Kendine güvenen, özgür ruhlu, sorgulayıcı, inatçı, hayalperest ve gerçekçi biri olduğunu düşünen Atılgan, özellikle gerçekçi tarafında Terakki’deki öğretmenlerinin katkısının oldukça fazla olduğunu dile getirdi.

Ortaokuldan itibaren kendine her zaman “Eğitim sisteminin gerekliliklerini yerine getirmenin dışında kendimi nasıl daha dolu bir insan haline getirebilirim?” sorusunu sorduğunu, bu şekilde daha da sorgulayıcı birine dönüştüğünü söyledi.

“Terakki’nin ‘Biz zaten iyiyiz, olduğumuz yerde duralım.’ gibi bir misyonu yok. Sürekli kendini de geliştirmeye çalışan bir okul ve bu bana da aktarılmış oldu.”

Küçüklüğünden beri her zaman doğayla iç içe olduğunu ifade eden Atılgan, bu yaz dört günlük tırmanışının sonunda Avrupa’nın en yüksek dağı Elbruz’un zirvesine çıktı ve zirvede Terakki flamasını dalgalandırdı. Dağcılık serüveni, her ne kadar üniversitede tanıştığı Dağcılık Kulübüyle başlasa da aslında Terakki’de ortaokulda yaptığı yapay kaya tırmanışının dağcılıkla ilk teması olduğunu fark ediyor. Ardından iki sene katıldığı İzcilik Kulübünü hatırlıyor. İlk çadırını o zamanlar kurduğunu belirtiyor. Yaşamı boyunca da dağcılık ve diğer tutkusu fotoğrafçılığı profesyonel olarak yapmak istediğini anlatıyor.

Hayatında hep spor yapmış biri olarak üniversiteye girerken yaşadığı ciddi bir sakatlıktan dolayı kulübe katılamaması ve rehabilitasyon sürecinin de zor geçmesinden dolayı uzun süren hareketsiz yaşamın onu psikolojik olarak en düşük noktaya çektiğini paylaştı. Ancak aslında bu dönemin, onun tekrar kendini keşfetmesine ve gerçekten ne yapmak istediğini bulmasına yardımcı olduğunu belirterek, o en düşük noktadan yukarı çıkmak için çabaladığı bir süreçten geçtiğini açıkladı.

Fotoğrafçılığı da hayatının bir parçası haline getiren Atılgan şu sözleri dile getirdi: “Gittiğim yeri seviyorum, sonra çok güzel bir şey görüyorum ve bu gördüğüm şeyi de insanlara aktarmak istiyorum. Bunu yapmanın en güzel yolu da bana fotoğraf olarak gözüktü. O anı ben nasıl gördüysem yakalayıp bunu döndüğümde arkadaşlarımla ve ailemle paylaştığımda onların gözündeki parıltıyı görebiliyorsam benim için bu yeterli. Onları da aynı yere geri çekebiliyorsam; gidip sevdiğim yerleri deneyimleyebilme isteğini onlarda da uyandırabiliyorsam eğer, o fotoğraf benim için başarılı olmuş demektir.”

Lisedeyken sorgulayıcı yapısı zaman zaman öğretmenleri için zorlayıcı olsa da hiçbir zaman “Yeter artık, çok sorgulama.” diyen bir öğretmeni olmadığını, aksine merak ettiği şeyin nedenini bulmasını sağlayacak çok fazla öğretmenle karşılaştığını ve ona göre okulu özel yapanın da bu olduğunu ifade etti.

Terakki’ye konuk olan konuşmacıların da onu çok etkilediğini belirten Atılgan, “Örneğin Nasuh Mahruki, Serdar Kılıç’ın konferansları beni oldukça etkilemişti. Gelen konuşmacıların sadece saf tarih anlatmadığı ya da ‘Dağlara gidin, dağlar güzel.’ demediği, nedenini nasılını açıkladığı, insanları motive edici konuşmalardı. Hem öğretmenlerimin hem de konuşmacıların bana kattığı: hayattan mutlu olmayı nasıl başarabileceğini hiç kimse söyleyemez ama en azından senin neyden nasıl mutlu olduğunu sana hissettirebildiklerini düşünüyorum.”

Lisede derslerinin pek iyi olmadığını ancak alt yapısını kazanmak istediği için Makine Mühendisliği okumaya karar vererek çok çalıştığını, notlarını oldukça yükselttiğini, bu çalışma temposunu spor aktiviteleriyle destekleyip hayatında bir denge kurduğunu; o dönemin ancak bu şekilde sürdürülebilir olabileceğinin farkında olduğunu, sonunda da Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü kazanmayı başardığını anlattı. Bu süreçte öğretmenlerinin ona çok destek olduğunu da şu sözlerle ifade etti: “Okul çıkışlarında her gün başka bir öğretmenle çalışıyordum. Öğretmenlerimiz öğrenmek isteyen herkese bilgi vermeye ve öğretmeye çok açıklar, bunu fark ettim.”

Ayrıca, şu an çevresini gözlemlediğinde Terakki mezunu arkadaşlarının İngilizcelerinin ortalamanın çok üzerinde olduğunu ama en önemlisi de hepsinin Türkçeyi düzgün kullanmasının dikkatini çektiğini, bunun belki basit ama çok önemli bir detay olduğunu paylaştı.

Batuhan Atılgan’ın çektiği fotoğrafları Instagram profilinden izleyebilir, Elbruz Dağı’na tırmanışını anlattığı raporunu ise buradan okuyabilirsiniz. 

Elbruz Dağı Tırmanışı

Seneler içinde Aconcagua’dan Everest Ana Kamp’a, Ağrı’dan Kilimanjaro’ya oldukça fazla macera ile kemikleşmiş TABASBOH ekibine ben de Elbruz dağı ile birlikte katılmış oldum.

TABASBOH: Ekibin Elbruz’a gelemeyen üyelerini de kapsayarak isimlerinden oluşturulmuş bir grup ismi esasında. Az biraz da Tabasco sosundan esinlenilmiş olabilir.

 Tafa Batu Aylin Sinan Burak Ömer Hamit

Elbruz dağı, 5642 metre yüksekliği ile Avrupa’nın en yüksek dağı ve her kıtanın en yüksek zirvesine tırmanma amaçlı yedi zirveler projesindeki dağlardan biri. Teknik zorluk içeren bir dağ olmamasına rağmen irtifası ve zorlu hava şartları ile zorlu bir dağ olabilmektedir. Benim için de bu tırmanış, yedi zirvelere tırmanma hayalimin ilk zirvesi ve güzel bir başlangıcı oldu.

27 Temmuz gecesi ufak rötarlı 23:20 Pegasus uçağı ile İstanbul Sabiha Gökçen havalimanından uçuyoruz ve 28 Temmuz 1:35’te Rusya Mineralnye Vody havalimanına inişimiz ile Elbruz maceramız başlıyor. Apartmanımsı, epey ilginç bir gelen yolcu terminaline girdik. Ömer abi ve Sinan abi sıraya girdiler ve pasaport polisleriyle uzun muhabbetlerine başladılar. Bu sırada etrafa sorarak migration kart doldurmamız gerektiğini öğrendik, bir görevliden bulup doldurduk ve kontrolden geçtik. Biz çıkana kadar gelen duffel çantalarımızı da sırtlanıp tünelimsi karanlık bir yerden yerel rehberimiz Vladimir ile buluştuğumuz açıklığa çıktık. Rehberimiz sadece bu sezon 10 kere Elbruz dağına çıkmış, bu dağ hakkında epey bilgili ancak biraz ketum birisine benziyor. Dört saatlik yolculuğumuza başlıyoruz.

Henüz uyumayı başarmıştık ki jandarma tarafından çevrildik ve bölge karakolunda 15 dakika tekrar pasaport ve belge kontrolünden geçtik. Ardından bir uyku bir uyanma derken gün aydınlanırken canlı doğasına bakarak uyandığımız Baksan vadisi içinden ve gürül gürül akan nehrinin yanından Elbruz’a doğru yaklaştık.

28 Temmuz sabahı 5:30’ta Elbruz eteğindeki, 2200 metrede ve huzur dolu bir orman içindeki Kafkasların Chamonix’si” adlı Terskol kasabasındaki otelimize vardık. Kahvaltıya kadar biraz uykumuzu aldık, kalktık porridge, peynir salam ve yumurtadan oluşan kahvaltımızı ettik.

Kahvaltının ardından “first of all” şu gün şunu bu gün bunu yapacağız, şöyle giyineceğiz ve en önemlisi aklimatizasyon* diyerek Vladimir ile toplantımızı yaptık ve odalarımıza çekildik.

Kahvaltı ardından yolculuk gecesinin uykusunu çıkaran Firavun 4. Gümses

Öğlen kasabadaki hoş bir kafede çorba, salata ve tavuk şiş ile karınları iyice doyurduktan ve etrafa bir göz attıktan sonra 2 gibi bizi Cheget zirvesinin yarısına çıkaran teleferiğe bindik. Yarısından sonra irtifaya alışmak amacıyla tepeye doğru yürüyüşümüze başladık. Cheget patikasına yürürken solumuzda Donguz-Orun dağ sırası ve sağımızda Elbruz’u görüyoruz. Cheget zirvesi Gürcistan sınırında bulunduğundan askerler bulunuyor ve tam zirveye çıkışa izin verilmiyor, bu nedenle biz de 3000 küsür metreye kadar çıkıyor ve duruyoruz. Manzarayı bir müddet izlememiz ve dürbünle dağın çıkacağımız yüzünü
incelememizin ardından bu sefer 3000 metredeki teleferik ile inişimize başladık.

İnişimizin ardından otelde Vladimir malzemelerimizin tam olduğunu görüyor ve malzeme check’i oldukça hızlı tutuyoruz. Tur yöneticisi Elena ile tanışıyoruz ve biraz muhabbet üzerine üç kez kar leoparı unvanını aldığını olduğunu öğreniyoruz (Eski Sovyetler sınırları içerisindeki beş 7000’lik dağa üçer kez çıkmış). E tabii bunun üzerine biz de henüz dağa tırmanacak olmanın ve birkaç hafif içeceğin gazı ile sırada ne yaparız nasıl yaparız diye
konuşmaya başlıyoruz.

Gece geç saate kadar partilerine devam eden Hells Angels tarzı motorsikletçilerin tüm kasabayı inleten gürültüsüne aldırmamaya çalışıp uykuya yatıyoruz.

29 Temmuz günü sabah kahvaltımızın ardından 10 dakikalık mesafedeki, teleferiğe bineceğimiz Azau istasyonuna doğru yola çıktık. Duffel’larımız ve taşıyacağımızı son dakikada öğrendiğimiz 100 küsür litre su ve yiyecek ile birlikte 10:30’ta 2350 metre irtifadaki Azau istasyonundan teleferiğe bindik. İki teleferik aktarması yaparak 3800 metrede bulunan ve çevresinde dağın ana kampı bulunan Garabashi istasyonuna
vardık.

Yerel rehberimiz Vladimir ve kargomuz teleferikte

Eşyalarımızı snowcat denen kar küreme aracına benzer araçlardan birisine yükledik ve ana kampın yaklaşık 100 metre irtifa aşağısında, içinde kalacağımız barrel denen, içi gayet temiz ve yenilenmiş gözüken varil şekilde konteynerlere ulaştık. Kampımız hem önümüzdeki Elbruz hem de çevreleyen sıradağlar ile oldukça güzel bir manzaraya sahip.

Varile yerleşmemizin ardından öğlen yarımda varilin yanındaki yemek binasına girdik. Burada tanışıp çok sevdiğimiz aşçımız ve kamp annesi Fatima bizi güzelce doyurdu. Yemek sonrası çayımızı içip keyif yaptıktan sonra saat 2:40’ta aklimatizasyon yürüyüşümüze başladık. Saat 4:30’ta 4150 metrede bulunan ve 1999’da yanan Priut 11 sığınağının yerine inşa edilmiş Diesel adlı sığınağa vardık. Biraz oturup çaylandıktan sonra kampımıza indik. Bir saat dinlenmenin ardından 7’de akşam yemeğimizi yedik ve odamıza çekildik.

30 Temmuz, içtiğimiz sonsuz çayın yan etkisi sık tuvalet ziyaretlerinden ve irtifanın

4700 metredeki Pastukhov kayalarında, yorulmuş ve bir an önce kampa dönmek isteyen müşterilerini örümcek gibi bekleyen bir kar aracı

hediyesi baş ağrılarından bol uyanmalı bir gecenin ardından sabah 7’de kahvaltımızı ettik ve ardından snowcat ile 4500 civarlarına çıktık. 9’da yürümeye başladığımız aklimatizasyon tırmanışının sonunda öğlen 1’de 5000 metreye vardık. Burada bir müddet vakit geçirdikten sonra inmeye başladık. Dizleri inişin gazabından korumak ve zirve gününe saklamak amacıyla inişte 4700 metredeki Pastukhov kayalarından snowcat’e bindik ve kampımıza indik. Akşam yemeğimizi yedik, çantalarımızı topladık ve 9 gibi uyuyor numarası yapmaya başladık.

Sinan
Burak

 

 

 

 

 

31 Temmuz gecesi, zirve günü. 1:30’da çalan alarmlar ile gece kahvaltımıza geçtik. Son hazırlıkları yaptıktan sonra kalın kaz tüylerimizi, kafa fenerlerimizi ve kramponlarımızı kuşandık. 3:15 gibi gelen snowcat ile zirveye hareketimiz başladı.

3:40’ta 5000 metrede snowcat’ten iniyoruz ve doğu zirve kütlesinin güney yüzünü keserek traversimize başlıyoruz. Traversin sonuna doğru güneş, doğu kütlenin ardından doğmaya ve dağı aydınlatmaya başlıyor ancak aynı zamanda da rüzgar etkisini artırmaya başlıyor.

5:45’te doğu ve batı zirveleri arasındaki boyuna, Elbruz’da geçen ismi ile saddle’a varıyoruz. Dağa güneyden de kuzeyden de tırmanan kişilerin ana mola noktası olan bu
düzlükte yorgunluktan ve irtifadan dolayı oldukça fazla başını tutan, sendeleyen ve istifrağ eden kişi görmek mümkün.

Saddle’da ekip soluklandıktan ve iyice çaylandıktan sonra eğimin arttığı batı kütleye tırmanışa geçiyoruz.

Bu sırada rüzgar iyice kuvvetleniyor ve kişiyi oldukça sarsmaya başlıyor. Dişimizi sıkıyor ve hem çıkan güneşe hem sert rüzgarın spreylediği toz kara karşı korunmak için yüzümüzü iyice kapatıyor, devam ediyoruz.

8’de sabit hatların olduğu etabı bitirip zirve platosuna varıyoruz. Ufak bir dinleniş ve son çayların ardından zirve için son kez hareketleniyoruz.

Uzun süredir hayallerimizi süsleyen bu dağın zirvesinde ve Avrupa’nın en yüksek noktasında bulunmanın sevincini, duygu yoğunluğunu yaşıyoruz. Etraf oldukça canlı, zirveye varan kimi kişi yere kapaklanıp öpüyor, kimi birbirine sarılıyor ve ağlıyor.
Biz de birbirimize sarılıyoruz, tebrik ediyoruz ve zirve fotoğrafımızı çekiliyoruz.

Mutlu bir Sinan

 

 

 

 

 

 

Aşırı rüzgar ve artan kalabalıktan sıyrılmak için zaman kaybetmeden inişimize başlıyoruz. Saddle’a kadar uzun ara vermeden iniyoruz ve burada çıkarken bıraktığımız batonları alırken bir müddet mola veriyoruz. Ardından snowcat’in bizi alacağı 5000 metredeki doğu kütlesinin güney yüzüne doğru ters traversimizi gerçekleştiriyoruz. 11’de vardığımız bu noktadan, hafif üşümeli ve kramponları çantaya koymalı bir bekleyişin ardından snowcat bizi alıyor ve 12’de kampımıza varıyoruz.

Ne yaptığımızın kafası hafif hafif gelmişken pişmiş kelle gibi sırıtmaya başlıyor renklenmiş yüzlerimiz. Yemeğin ardından bir müddet dinleniyor, eşyalarımızı toparlıyoruz ve 4’te kapanan teleferiği yakalamak üzere eşyalarımız ile son kez snowcat’e biniyoruz.

Çevresindeki harika doğalı vadiler ve oldukça sarp, bıçkın dağ silsilelerine kontrast oluşturan; teknik olarak daha rahat fakat tersi pis olan ağır başlı bir abi edasıyla yukarıdan bakan Elbruz dağı, zirve günü sert rüzgarıyla bizi yormuş olsa da hafta boyu bize güzel ve açık bir hava sundu.

Dağın oldukça sanayileşmiş olması tırmanışı kolaylaştırsa da özellikle snowcat’leri ile mafyavari yönetilmesi ve kampların da hissiyattan uzak, sadece amaca yönelik yönetilmesi bizi üzdü. Ancak Elbruz dağının kendisi muazzam kütlesi, sunabileceğini hissettirdiği olası zorlu hava şartları ve müthiş doğası ile saygımızı ve sevgimizi kazandı.

Teleferikler kapanmadan eşyalarımızla birlikte biniyoruz ve Terskol kasabasındaki otelimize geri dönüyoruz. Duş, yemek ve kutlamanın ardından hasret olduğumuz uzun ve temiz uykuyu çekiyoruz. Ertesi sabah kahvaltımızın ardından kasabayı, mağazaları rahat rahat geziyoruz ve keyfimize bakıyoruz.

Öğleden sonra araçla üç buçuk saatlik bir yolculuk ile Pyatigorsk Şehrine gidiyoruz ve buradaki mecburiyet caddesindeki yürüyüşümüzün ardından bir restorana demir atıyoruz. Tırmanış boyunca pek muhabbet edemediğimiz Vladimir ile buradaki sohbetimizde rehberliğin yanında iki üniversitede fizik profesörü olduğunu ve bununla bağlantılı olarak Antarktika’da senelerce Ukrayna araştırma komitesi başı olarak görev yaptığını öğreniyoruz, diyoruz na zdarovye!

Gece yarısı yaklaşana kadar canlı müzik dinliyoruz, yiyoruz, içiyoruz, gülüyoruz. Hamit abi ile Aylin ablayı bir kez daha özlüyoruz ve bu sefer onların da olacakları sıradaki dağ planlarımızı yapıyoruz. Yarım saat mesafedeki Mineralnye Vody Havalimanı’na geldiğimizde giden yolcu terminalinin gelen yolcu terminaline kıyasla oldukça modern olmasıyla şaşırıyor ve boş bir yere geçiyor, 4:10 uçağımızı beklemeye koyuluyoruz.

Sabaha karşı uçağımıza biniyoruz ve başladığımız yere biraz daha yorgun, epey uykusuz ancak oldukça mutlu ve hayaller ile dolu bir şekilde dönüyoruz.

Sevgiler ile,
TABASBOH adına Batu

*Aklimatizasyon = Belirli bir irtifadan sonrasına yapılacak tırmanışlarda vücudu azalan basınç ve oksijene alıştırarak irtifa hastalığından korumak amacıyla yapılır. Basit bir örnek olarak 6000 metrelik bir zirve hedefi için 4000 metreye kurulan ana kamptan 5000 metreye tırmanıp sonra ana kampa geri dönüp dinlenmeye aklimatizasyon tırmanışı denebilir.

2014 Terakki Lisesi Mezunu
Batuhan Atılgan

Terakkili Genç Mühendislerin Tasarlayıp Ürettikleri Yeni Shell Eco Yarış Aracı: Terakki Urban Electric 2018

Hayalden Pistlere…

Hayal etmek, inovasyon, tasarlamak, üretmek… Günümüzün tılsımlı kelimelerinden… Bunlar aynı zamanda Lise Shell Eco Kulübümüzü tanıtmak için kullanabileceğimiz kelimelerin birkaçı. Bunlara takım çalışması, ileri teknolojiyi kullanmak ve geleceği tasarlamayı da eklemek gerek.

Levent Yerleşkemizden Shell Eco-marathon Takımımız Team TERAKKİ, Tepeören Yerleşkemizdeki kardeş takımı Turbo TERAKKİ üyelerinin de yer aldığı karma takımıyla, Temmuz’un ilk haftası Londra’da Queen Elizabeth Olimpic Park’ta Shell Eco-marathon Europe 2018’e katıldı. Türk takımlarının Shell Eco-marathon Europe’a katılmaya başladığı 2005 yılından beri her yıl yarışmaya katılabilmiş tek Türk takımı olarak geleceğin alternatif enerjili ulaşım araçlarını temsil eden Elektrikli Şehir Konsepti kategorisindeki yeni yarış aracı “Terakki Urban Electric 2018” ile yarışta 14. kez yer aldı.

Kendi tasarlayıp ürettikleri yeni elektrikli araçlarıyla yarışan Terakkili gençler; ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi, İstanbul, Uludağ ve YTÜ gibi ülkemizin önde gelen 12 üniversitesinin de bulunduğu Shell Eco-marathon Europe 2018’de tek Türk lise takımı oldu.

Diğer yarış araçlarından farklı köşeli, şık tasarımı ve kırmızı rengiyle küçük bir spor otomobili andıran yeni yarış aracımız, Londra’daki yarışmada en çok dikkat çeken araçlardan biriydi.

Shell Eco-marathon Europe 2018’de ilk kez aday olduğumuz Off-Track ödüllerinden Communications Award’ın ilk fazı olan Challenge 1’de jürinin seçtiği en iyi 6 takım arasında Team TERAKKİ, 3. sırada yer aldı. Listeye giren üniversite takımları arasında tek lise ve tek Türk takımı Team TERAKKİ’ydi.

Aracımız İngiltere’den döndükten bir hafta geçmeden 21 – 23 Eylül tarihleri arasında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Kompleksi’nde ülkemizde 4. kez yapılan uluslararası Shell Eco-marathon Turkey 2018’de de tek Türk lise takımıydık.

Yeni Şehir Konsepti Aracımızın Tasarım ve Üretim Süreci

Team TERAKKİ, 3 Prototip (Prototype) ve 1 de Şehir Konsepti (UrbanConcept) kategorisi yarış aracının ardından ikinci UrbanConcept olacak 5. aracın tasarımına 2016 yılında başladı.

Aracın önce kabuk konsept tasarımı yapıldı. Teknoloji ve Tasarım Öğretmenimiz İsmet Kaptıkaçtı liderliğinde Levent Yerleşkemizden Team TERAKKİ ve Tepeören Yerleşkemizden Turbo TERAKKİ’deki öğrencilerimiz birlikte çalıştı. Tasarlanırken, bilgisayar üzerinde 3 boyutlu tasarım uygulamaları ve 3 boyutlu yazıcılar kullanıldı.

Yeni aracın dış tasarımı için ortaya çıkarılan konseptler arasından köşeli hatlara sahip olan konsept seçildi. Shell Eco-marathon yarışmalarında daha önce bir benzeri olmayan yeni konseptin çalışmaları yarışma kurallarına uygun hale getirilmesi, aerodinamik ve ergonomik tasarım çalışmalarıyla devam etti. Son aşamada aracın kabuk kalıbı ve üretimine uygun hale getirilmesi işlemleri gerçekleşti.

Aracın üretimi ise 2017 yılında başladı. Kabuk üretimi için 1:1 ölçekli kalıp, 5 eksenli dev boyutlu CNC’lerde yapıldıktan sonra Fiberglas (FRP) kullanıldı. Üretilen kabuk üzerinde fazlalıklar kesildikten sonra kapı, bagaj kapağı, pencere, far ve stoplar kesildi. Kabuk üzerindeki son işlem ise boyanmasıydı. Kabuk üretim işlemleri, otomotiv alanında prototip geliştirmede ülkemizdeki en önde gelen firmalardan biri olan Hexagon Studio’nun sponsorluğuyla yapıldı.

Kabuk üretimi sırasında aracın şasi ve yürür aksamının tasarımı tamamlandı. Kabuk tasarımına göre daha teknik olan bu işlemde ana malzeme olarak alüminyum tercih edildi. Tasarım son haline getirilip son kontrolleri de yapıldıktan sonra sponsorumuz Teknik-İş tarafından lazer kesici ve özel kaynak makinaları kullanılarak üretildi.

Kabuk ve şasi üretimi yapıldıktan sonra artık aracın bir bütün haline getirilmesine sıra geldi. Michelin tarafından bu yarışmaya özel üretilen lastiklere uygun alaşım jantlar ve fren sistemi temin edildi. Araca özel direksiyon sistemi tasarlanıp üretimi yapıldı. Eski aracımızdaki elektrik motoruna uygun iki vitesli diferansiyelli aktarma sistemi temin edilerek aracın arkasına monte edildi. Böylece şasi ve yürür aksam tamamlanmış oldu.

Aracın üretimindeki sonraki aşama; far, stop, korna ve cam sileceği ile elektrik tesisatının yapılmasıydı. Bunların ardından kapı, arka bagaj ve pencereler takıldı.

Artık araç minik bir otomobil haline gelmişti. Son olarak aracın elektronik kısımlarına sıra geldi. Öğrencilerimizle tasarlanıp üretilmiş elektronik kısımların yanı sıra aracın hem hareketini hem de diğer özellikleri için ihtiyacı olan enerjiyi sağlayacak yüksek güçlü ve ileri güvenlik özelliklerine sahip özel tasarım ve üretim Li-Ion (Li-FePO4) batarya da monte edildi.

Bundan sonraki aşamada ise aracın çeşitli kontrolleri ile çalışmalar devam etti.

Shell Eco Takımlarımızın Kısa Hikayesi

Geleceğin ekonomik alternatif ulaşım araçlarını hedefleyen Shell Eco-marathon Europe yarışmasına katılmak amacıyla lise ve fen lisesi öğrencilerimizden oluşan Shell Eco Kulübümüz Team TERAKKİ, 2004 yılında kuruldu. Türk takımlarının Shell Eco-marathon Europe’a katılmaya başladığı 2005 yılından beri her yıl yarışmaya katılabilmiş tek Türk takımı oldu. Shell Eco-marathon Europe’da bazı yıllar tek Türk lise takımı olarak Türk üniversite takımlarıyla ülkemizi 14 yıl aralıksız temsil etti.

Avrupa yarışmasında ilk 8 yıl kendi tasarlayıp ürettiği 3 araç ile Prototip (Prototype) kategorisinde benzin, etanol ve elektrik enerji dallarında yarıştı.

Daha sonra 2013 yılında Şehir Konsepti (UrbanConcept) kategorisine geçti ve Batarya Elektrikli  (Battery Electric) dalında yarışmaya başladı. Bu kategoride bugüne kadar 2 araç tasarlayıp üretti.

1 litre yakıt ile 492 km, 1 kW/h elektrik ile 103 km’lik skorları ve çeşitli derecelere sahip.

Tepeören Yerleşkemizde 2015 yılında kurulan Turbo TERAKKİ ise Prototip kategorisinde çalışmalarını sürdürüyor. Kurallar gereği iki takımımız farklı kategorilerde ve farklı enerji türlerinde yer alsalar da tasarım, üretim ve yarışmalara katılım çalışmalarını birlikte gerçekleştiriyor. Shell Eco-marathon Europe’a 2016 yılından beri karma takımla, Shell Eco-marathon Turkey’e ayrı ve karma takımlarla katılıyoruz.

Team TERAKKİ, 2015 yılından beri yapılmaya başlanan Shell Eco-marathon Turkey yarışmasında Şehir Konseptinde 3.lük derecesi elde etti ve Turbo TERAKKİ ile birlikte “Takım Ruhu Ödülü” ile “OİB Özel Ödülü” kupalarını aldı.

Ziya Bahtiyar
Fen Projeleri Koordinatörü
Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Lisesi/Fen Lisesi

Türk Dil Bayramı’nda Yazar Aslı Der’le Söyleşi

Ortaokul 5. sınıf öğrencilerimiz, Türkçe Bölümümüzün düzenlediği Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında “Büyük Tuzak” kitabını ilgiyle okudukları Yazar Aslı Der’le söyleşti. Bu söyleşi, 25 Eylül Salı günü Tepeören Yerleşkemizde, 26 Eylül Çarşamba günü ise Levent Yerleşkemizde gerçekleşti.

Der söyleşide; bir dilin varlığının önemi, Türkçemizi korumanın gerekliliği üzerine bilgi ve tecrübelerini öğrencilerimizle paylaştı ve öğrencilerimizin sorularını yanıtladı.

Böylelikle yazarın genel olarak dile, Türkçeye, okumaya ve yazmaya bakışını öğrenme fırsatı yakalayan öğrencilerimiz, bu sohbet eşliğinde pek çok bilgi edindi. Ardından öğrencilerimizin kitaplarını imzaladıktan sonra söyleşi sona erdi.

Söyleşinin yanı sıra öğrencilerimiz; bu günün anlamına dair sloganlar buldular. Yazdıkları bu sloganlarla her öğrenci kendi tişörtünü tasarladı ve pankartlar oluşturdu. Öğrencilerimiz pankartlarıyla ve tasarladıkları tişörtlerle öğle arasında okulun bahçesinde ve ilkokul binasında “Bugün ‘Türk Dil Bayramı’! Dilimizi koruyalım!” sloganlarıyla dolaşarak “Türk Dil Bayramı”na dikkat çektiler.

Öğrencilerimiz son olarak, Türkçe zümresinin hazırladığı videoyu izledi. Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin yer aldığı bu videoda, Türk Dil Bayramı’nın ne zaman kutlanmaya başladığı, Atatürk’ün dile verdiği önem ve bu amaçla yapılan çalışmalar paylaşıldı. Türkçenin bozulmasına sebep olan yanlış kullanımlara da vurgu yapılan bu video ile öğrencilerimizin dille ilgili bir farkındalıkları artmış oldu.

Terakki’de Avrupa Diller Günü Kutlamaları

0

Her iki yerleşkemizde ortaokul öğrencilerimiz, 26 Eylül’de Avrupa Diller Günü’nü İngilizce Bölümümüzün düzenlediği etkinliklerle kutlarken, Avrupa dillerinin çeşitliliği ve kültür zenginliği hakkında konuşup düşüncelerini paylaştılar.

5. sınıf öğrencilerimiz kıtalar ve dünya ülkelerini inceleyerek, “arkadaşlık, saygı ve sevgi” kelimelerini farklı dillerde araştırdı ve bu kelimeleri haritalar üzerinde sergilediler. Ayrıca bu kelimeleri kullanarak hazırladıkları posterlerle dolaplarını süslediler.

6. sınıf öğrencilerimiz, Avrupa Diller Günü’nü ortaokul binamızda yapılan bir hazine avıyla kutladılar. Binanın çeşitli yerlerine saklanan ipuçlarını heyecanla arayan öğrencilerimizden, bütün ipuçlarını bularak gizli kelime olan “Learning”i tamamlamaya çalıştılar.

7. sınıf öğrencilerimiz kendi seçtikleri bir temayla ilgili bir özlü sözü, farklı dillere çevirdikleri bir poster çalışması yaptılar ve bunları sınıflarında sergilediler. Ayrıca öğrencilerimiz, sınıf içinde farklı dillerden cümleler dinleyip bunların hangi dilde olduğunu anlamaya çalıştılar. Ayrıca Levent Yerleşkemizde ortaokul 7. sınıf öğrencilerimiz ise günü yurt dışından Equals onaylı bir okulun öğrencileriyle online görüşmeler yaptı. Bu kapsamda öğrencilerimiz edindikleri ikinci yabancı dil becerilerini, uluslararası alanda günlük hayat, kendini tanıtma, hobiler, okul hayatı gibi konu başlıklarında kullandılar. Bu görüşmeyle öğrencilerimiz ikinci yabancı dilin kullanım alanlarını genişleten ve öğrencilerimizin hedef dilde soru sorabilme, cevap verebilme ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunma fırsatı yakaladılar.

8. sınıf öğrencilerimiz “Neden ikinci bir dil öğrenmeliyiz?” ve “İkinci bir dil nasıl öğrenilir?” sorularına cevap arayan ve bunu bir poster üzerinde görsellerle yanıtlayan grup proje çalışmalarını gerçekleştirdiler.

Ayrıca Tepeören Yerleşkemizde ilkokul 4. sınıf öğrencilerimiz Almanca, İspanyolca ve Fransızca öğretmenlerinin küçük sürpriziyle karşılaştı. Öğretmenlerimiz öğrencilerimizin sınıflarını değiştirerek, onların hedef dilde selamlaşma kalıpları, birkaç önemli kelime gibi temel bilgileri öğrenmesini sağladı. İlkokul 4. sınıf ve ortaokul seviyesindeki tüm öğrencilerimize Avrupa Diller Günü için Almanca, İspanyolca ve Fransızca olarak hazırlanmış çıkartmalar verildi ve öğrencilerimiz bu çıkartmaları farklı dil sınıfından arkadaşlarına hediye etmiş ve çıkartmayı yapıştırırken de arkadaşlarına yeni birer kelime öğrettiler.

 

Terakkililer Uluslararası Kulüplerini Arkadaşlarına Tanıttı

0

Levent Yerleşkemizden lise öğrencilerimiz, İngilizce Bölümümüzün yürüttüğü uluslararası kulüplerimizin – GIN (Global Issues Network), ESU (English Speaking Union) Terakki Debate Society ve MUN (Model United Nations) – simülasyon yoluyla tanıtımlarını 20 Eylül Perşembe günü Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de gerçekleştirdi. İlgili kulüplerin gönüllü ve tecrübeli öğrencileri ilk kez yapılan bu simülasyon tanıtımının organizasyonunu ve içeriğini, İngilizce Bölüm Başkanlığı önderliğinde düzenledi.

Simülasyon yoluyla tanıtımın amacı Hazırlık ve 9. sınıf öğrencilerimize bu kulüplerimizin işleyişleri arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları somut olarak göstermek ve seçimlerini ileriye dönük hedefleri doğrultusunda daha bilinçli yapmalarını sağlamaktı.

Lise İngilizce Bölümümüz bu organizasyonu geleneksel hale getirerek her sene daha fazla öğrencimize ulaşmak ve öğrencilerimizi 21. Yüzyıl öğrenen profili için gerekli bilgi birikimi ve becerilerle donatmayı hedefliyor.

Tanıtım gününde gönüllülük esasına göre görev alan GIN Kulübü öğrencimiz Pınar Sahillioğlu (Fen 11) bu sene ilki gerçekleştirilen etkinliğin yaptığı diğer sunumlardan farklı bir tecrübe olmasının altına çizerek, “GIN adına yaptığım sunumdan farklı olarak bu sunumda karşı tarafı bizden birisi olmaya ikna ediyorduk. Kulübümüze gelip ailemizin bir parçası olmaya… Çoktan bir ailem olmasına rağmen bu sunum sayesinde diğer aileleri de tanımaya şansım oldu. Ben sahneye çıktığımda her zaman içimi kaplayan o heyecan duygusunu diğer kulüplerden arkadaşlarımın da yaşadığını gördüm. En önemlisi ise bizi dinleyenlerin gözündeki merak, ilgi ve bizden biri olmak isteyişlerini görmekti. Uluslararası kulüpler olarak hepimiz bir aileyiz ve ailemizi sizlerle genişletmek istiyoruz.” sözleri ile bu deneyimin ona kazandırdıklarını paylaştı.

Kulüplerimiz, bu sene “Gender Inequality” konusunu belirledi ve öğrencilerimize bu konunun farklı platformlarda nasıl ele alındığı konusunda somut bir bakış açısı sağladı. ESU Terakki Debate Society Kulübü öğrencisi Bahar Ece Sarsın (10A), “Bu konuyu, üç kulübün uluslararası platformda nasıl işlediğini göstererek, kulüp seçimi yapacak olan arkadaşlarımızın kafalarındaki sorulara cevap verdiğimizi ve daha bilinçli bir seçim yapmalarına yardımcı olduğumuzu umuyorum.” diyerek böyle paylaşımların öğrencilerin bilinçli seçim yapmalarına yardımcı olduğunu belirtti.

 

Terakkili Mezun Efe Baysal Öğrencilerimizle Buluştu

0

Levent Yerleşkemizden lise 10 ve 11 IB TM sınıfı öğrencilerimiz, Çevre Sistemleri dersi kapsamında günümüz iklim değişikliklerinin etkilerine vurgu yapan “This Changes Everything” adlı dokümantasyon filmi izlediler.

Ardından öğrencilerimiz, 2001 yılı mezunumuz olan akademisyen ve çevre aktivisti Efe Baysal’la bir araya geldi. Baysal öğrencilerimize dünyanın dört bir yanında doğal, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel sorunlara neden olan iklim krizi hakkında konuştu ve öğrencilerimizin sorularını yanıtladı.

Efe Baysal Kimdir? İlkokul ve lise öğrenimini Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Lisesi’nde tamamlayan Baysal daha sonra Koç Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Macaristan’daki Central European University’de Milliyetçilik Çalışmaları üzerine gerçekleştirdiği yüksek lisansı ardından, 2008-2015 arasında Koç Üniversitesi’nde Türkiye Yakın Tarihi dersleri okutmanlığı yaptı. Ekoloji ve kent hakkı aktivisti olarak başta Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması olmak üzere çeşitli demokratik kitle örgütlerinde yer alan Efe Baysal, ayrıca iklim değişikliği üzerine çalışmalar yapmaktadır. Bu konu özelinde Eylül 2015-Temmuz 2016 arasında Yuva Derneği’nde “Termiksiz Gelecek” proje koordinatörlüğü yapan Baysal, 2017 yılında Kadıköy Akademi’de kent ve iklim krizi üzerine seminer yürütücülüğü yaptı. Baysal, iklim adaleti üzerine küresel ölçekte çalışmalar yürüten 350.org’nin Türkiye Kampanyalar Sorumlusu olarak iklim değişikliği üzerine çalışmalarına sahada devam etmektedir.

Finlandiyalı Öğretmenler Terakkililerle Buluştu

0

İstanbul’u çeşitli kültürel faaliyetler kapsamında ziyaret eden Vaskivuori Lisesi (Vantaa – Finlandiya) öğretmenleri Marko Kalmari ve Pekka Rautio Tepeören Yerleşkemizde lise öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle 21 Eylül Cuma günü bir araya geldi.

Vaskivuori Lisesi’nde Medya ve Görsel Sanatlar öğretmeni ve bölüm başkanı olan Marko Kalmari, öğretmenlerimiz ve Uluslarası Bakalorya Diploma Programı (International Baccalaureate – IBDP) öğrencilerimizle Finlandiya Eğitim Sistemi hakkında söyleşti. Bu söyleşide Finlandiya’da uygulanan eğitim sisteminin felsefesi yanında, Kalmari tarafından teknik konulara değinildiği gibi öğretmen ve öğrencilerimizden gelen sorular da cevaplandı.

Aynı lisede Müzik ve Müzik Teknolojileri öğretmeni olarak görev yapan Pekka Rautio, Müzik Kulübümüz ve orkestramızdan öğrencilerimizle müziğin teknik nitelikleri üzerine bir atölye yaptı.

Rautio, müzik aletlerinde aynı eserlerin farklı yollarla çalınması, eserlerin ortaklaşa yorumlanması gibi çalışmaların yanı sıra öğrencilerimizle ortak bir performans da gerçekleştirdi.

Yavuz Samur ile Oyun Eğitiminden Bize Kalanlar…

0

Çocuklar için en “ciddi” işin oyun oynamak olduğunu öğrendiğimiz “Yavuz Samur ile Oyun Eğitimi” biz öğretmenler için oldukça keyifliydi. 29 Ağustos’ta, öğrencilerin derslerimizi iple çekmesini sağlamak ya da dikkatin dağıldığı bir anda dersi bambaşka bir boyuta taşımak için yaratıcı fikirlerin ortaya çıktığı bir gün geçirdik.

Aldığımız eğitimde; çocukların oyun oynayabilme yeteneklerini kullanarak strateji geliştirme, zaman yönetimi, işbirliği yapma, analitik düşünme, yaratıcılık, empati kurma ve liderlik gibi birçok beceriyi de destekleyebileceğimizi fark ettik. Ayrıca çocukların dijital oyun eğilimini de göz önünde bulundurmamız gerektiğini, onların bu alandaki yeteneklerini derslerimize olumlu şekilde uyarlayabilecekleri uygun ortamlar yaratabileceğimizi gördük.

Çocukken oynadığımız beştaş, körebe, seksek, dokuztaş, mendil kapmaca, kulaktan kulağa, yerden yüksek, istop gibi geleneksel oyunları derslerimize uyarlayarak öğrencilerimizle hem oyun oynayıp hem de hedeflediğimiz öğrenmeleri gerçekleştirebileceğimiz konusunda fikirlerimizi paylaştık. Eğitimin sonunda da kendi kazanımlarımıza hizmet edecek oyunlar tasarlayabileceğimizi gördük.

Sosyal Bilgiler ve Türkçe Bölümleri
Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Ortaokulu

Nazlı Uğur Köylüoğlu (Terakki 2013) ile “Çok Yönlülük” Üzerine…

0

Ortaokulumuzdan 2013 senesinde birincilikle mezun olan Nazlı Uğur Köylüoğlu’yla, Stanford Üniversitesi’ndeki öğrenim yolculuğuna başlamadan önce 5 Eylül’de söyleşmek üzere bir araya geldik. Terakki eğitimi ve kültürünün, ona ve yaşamına neler kattığını konuştuk.

Terakki’de geçen ilkokul ve ortaokul yıllarını düşündüğünde Köylüoğlu; okulunda onu en çok etkileyen şeyin, öğrencilerin çok yönlü yetişmesine verilen önem olduğunu dile getirdi. Hala önceliklerini belirlerken, “Kendimi nasıl geliştiririm?” sorusunu sorarak hareket ettiğini ve bunu Terakki’de öğrendiğini ifade etti: “Sistemin belirlediği öncelikler var; kendi belirlememize çok izin vermezken Terakki bizim önceliklerimizi belirlememize izin veriyordu.”

Ardından, şu sözleri paylaştı; “Genelde öğrencilerden, tüm zamanını test çözmeye ayırmaları için hobilerini bırakmaları bekleniyor. Ben ortaokul son sınıftayken, arkadaşlarımla boş olabildiğimiz zamanlarda resim bölümüne giderdik. Orada bilişim teknolojileri bölümünün sağladığı elektronik atıklarla Munch’un, Van Gogh’un resimlerini canlandırır, posterler yapardık. Burada, sınavlarda iyi puan almak ön planda değildi. Öncelikler; çok yönlü olmamız ve kendimizi geliştirmekti. Şu an farklı okullardan arkadaşlarıma bile hala söylüyorum; ‘Herkes çok test çözerdim.’ derken, ‘Biz bütün dönem resim projesi yapıyorduk.’ diyorum. Yaptığımız bir resim projesi hala okulun duvarında duruyor. Hala orda olması da çok hoşuma gidiyor. Daha sonra lise hayatımda da hep buna odaklandım; belki bir önceki derste öğretmenin anlattığı konu sınavda çıkmayacak ama ilgimi çekiyor. O yüzden sınava çalışmak yerine onu düşündüğüm, anlamaya çalıştığım oluyordu.”

"çok yönlülük" üzerine söyleşi

Bu sene Stanford Üniversitesi’nde fizik okumayı düşünen Köylüoğlu, Terakki’de edindiği bu kazanımın üniversite yaşamında nasıl işe yaracağını sorduğumuzda, Amerika’da çok fazla üzerinde durulan “Liberal Arts” eğitiminden söz etti:
“‘Okuduğun disiplinde derin bir bilgin olsun ama farklı konularda da bir genel kültürün olsun.’ algısı var. Orada bunu öne çıkarmaya çalışıyorlar.”

Derslere baktığında sadece fizik ve matematiğin ilgisini çekmediğini, almayı düşündüğü birçok ders olduğunu; felsefe, edebiyat gibi alanlarda yan dal yapmak istediğini anlattı. Bunun sebebini ise kariyer odaklı olduğu veya işine yarayacağı için değil sadece merak duyduğu için istediğini açıkladı. Ayrıca üniversitede değerlendirebileceği, yararlanabileceği çok fazla fırsat olduğunu da ekleyerek şunları söyledi: “Hayatta da mesela, artık çok interdisipliner bir dünyaya gidiyoruz. Bir sohbette bile insanların bir sürü şey bilmesi bekleniyor. İş açısından da bu böyle; sadece fizik bilmek yetmiyor, onu bir şeye uygulayabilmek gerekiyor. Her şeyin bir şekilde kesişimi var. O yüzden yapacağım işlerde sadece bir fizik laboratuvarında deneysel ya da teorik fizik yapıyor olmayacağım. İşimin bilgisayarla, sanatla, tasarım ya da başka bir alanla ilgisi olacak. O açıdan bence bu çok yönlülük önem kazanıyor.”

Bunun dışında Köylüoğlu, Terakki’nin ona sorumluluk da aşıladığını belirterek “Zamanımı planlamayı, bir şeyi zamanında bitirmeyi, hep en iyisini en hızlı şekilde yapmayı; kendime ve çevreye karşı sorumlu olmayı Terakki’de öğrendim.” dedi.

Kendine ve topluma karşı olan sorumluluk hissinin onu şu an okumak istediği alana yönlendirdiğini paylaşan Köylüoğlu, fizik seçmesinin nedenini şu şekilde dile getirdi: “Fiziğin hem sayısal boyutu hem de evreni algılayış biçimi çok hoşuma gitti. Zihnimde bununla oynamayı seviyorum diye istiyorum. Bir yandan da, çok geleceği olduğunu düşündüğüm bir alan. Bir de, dünyada izini bırakmış olmak, bir şeye katkı sağlamış olmak. Çünkü fizik daha çok araştırma yönü güçlü bir alan. Yani belli bir araştırmayla, teknolojik bir gelişmeyle yeni bir şey yaratmak zorundayız. Bu oldukça çekici geliyor.”