Terakki Vakfı Okulları İkinci Yerleşkesini Açıyor

Terakki Vakfı Okulları 2014 – 2015 eğitim ve öğretim yılında Anadolu yakasında ikinci yerleşkesini açıyor.

Terakki Vakfı Okulları 2014-2015 eğitim ve öğretim yılında Anadolu yakasında ikinci yerleşkesini açıyor. 137 yıllık deneyimini yeni açılacak olan okullarına da taşıyacaklarını ifade eden Terakki Vakfı Okulları Genel Müdürü Mehmet Güneş, Tuzla/Tepeören bölgesinde yapımına başlanan okullarının inşaatının tamamlanmak üzere olduğunu ve anaokulundan liseye öğrenci alımlarına bu yıl başlayacaklarını söyledi.

Türkiye’nin köklü okullarından biri olan Terakki Vakfı Okulları’nın, yılların birikimi ile olanakları ve kaynakları kullanma, artırma ve yönetme konusunda ustalaşmış, geçmişi ile bugünü, bugünü ile geleceği bir potada eritmiş Türk eğitim dünyasında da önemli bir yer edindiğini ifade eden Genel Müdür Mehmet Güneş, “Öğrenmenin her bir öğrencide ayrı ayrı gerçekleştiği gerçeğiyle Terakki’de eğitim sistemimizi öğrenci merkezli bir yaklaşımla sürekli olarak düzenliyor ve çeşitlendiriyoruz. Örneğin hedeflerimize ulaşmak için yalnızca sınav odaklı bir eğitim anlayışı yerine Anaokulundan Lise sona kadar öğrencilerimizin tüm gelişim alanlarını kapsayacak kurumumuza özgü programlar ve etkinlikler uyguluyoruz” dedi.

EĞİTİME BAKIŞI VE FARKI

Öğrencilerimizin özgüvenlerinin, hoşgörülerinin, estetik duyarlılığa sahip mizah anlayışlarının, sanata bakışlarının ve yeteneklerinin, bilime, topluma ve çevreye katkılarının gelişmesini sağlamak adına birçok faaliyetler yaptıklarını dile getiren Mehmet Güneş konuşmasına devam ediyor: “Bunu da yaparken Sosyal Bilim derslerinin kazanımlarına, Fen ve Matematik derslerinin kazanımları kadar önem veriyoruz. Terakki’de öğrencilerimizi doku laboratuvarından bilimsel proje odalarına, felsefe sınıfından yarışma gruplarına kadar pek çok bilimsel ortam ve etkinlikle buluşturuyoruz. Yüzmeden masa tenisine kadar pek çok spor dalıyla tanıştırıyoruz. Ayrıca farklı müzik aletleriyle ilgilenebilecekleri çeşitlilikte müzik atölyeleriyle, web tasarımdan yazılım üretmeye kadar bilgisayar ve teknoloji çalışmalarıyla, çizgi film, stop motion film çekiminden heykel ve seramik atölyelerine kadar çok çeşitli alanlarda faaliyetlerle öğrencilerimizi destekliyor ve böylece çok yönlü gelişmelerine katkı sağlıyoruz.”

ULUSAL VE ULUSLARARASI PROJELERİ, İŞBİRLİKLERİ

Mehmet Güneş, 2004 yılından beri 33 uluslararası projede yer aldıklarını vurgulayarak projeler hakkında şu bilgileri verdi: “Ulusal ve uluslararası platformlarda pek çok okul, üniversite, akademik ve resmi kurumla işbirliği yapıyoruz. Bu çerçevede, 2004’ten beri 33 uluslararası projede 1500’e yakın öğrencimiz ve 500 civarında öğretmenimiz görev aldı. Bu projeler içerisinde 600 yabancı öğrenci ve 321 yabancı öğretmeni ülkemizde ağırladık. Gerçekleştirilen bu projelerle de öğrencilerimiz, iletişim becerileri, kendileri ve kültürleri hakkında farkındalık, başka kültürlerle birlikte çalışma, paylaşma ve elbette ki yabancı dil becerileri gibi pek çok değerli kazanımı yüksek motivasyonla günlük yaşamlarına katıyorlar.”

YABANCI DİL EĞİTİMİ

Avrupa Konseyi Avrupa Ortak Dil Çerçevesi (CEFR ) kapsamında Avrupa dil standartlarına uyumlu bir programla öğrencilere yabancı dil eğitimi verdiklerini belirten Mehmet Güneş, “Her seviyede CEFR tabanlı öğretimimizi en iyi şekilde uyguluyor ve öğrencilerimizin, öğrendikleri yabancı dillerdeki becerilerini İngilizce için University of Cambridge ESOL, Fransızca DELF ve Almanca FIT ve İspanyolca DELE gibi uluslararası tanınırlığı olan sertifika sınavlarıyla ölçüyoruz. Müfredat çalışmalarımıza paralel olarak, EAQUALS gibi uluslararası bir kuruluştan programımız için akreditasyon alma çalışmalarımız da sürmektedir. Ayrıca müfredat çalışmalarımıza paralel olarak, EAQUALS  (Evaluation and Accreditation of Quality in Language Services – Avrupa Dil Kalite Kuruluşu) gibi uluslararası bir kuruluştan programımız için akreditasyon alma çalışmalarımız sürmektedir” diyerek yabancı dil eğitime verdikleri öneme değindi.

NEDEN İKİNCİ BİR OKUL ?

Tuzla/Tepeören bölgesinde yeni yapılacak yerleşkede de Terakki’nin köklü geçmişine dayanan ilkeli eğitim anlayışını yansıtacak ve eğitimde elde ettikleri başarıları ve bu başarıyı getiren tüm değerleri aynen koruyacaklarını vurgulayan Mehmet Güneş, “Kaliteli eğitim; çağdaş fiziki koşullar, çeşitli ve etkili donanımlar, nitelikli öğretmenler ve yönetici kadrosu ile verimli işleyen bir sistem anlamına geliyor. Bu nedenle eğitim hizmeti çok özenle tasarlanıp hedef ve ilkeleriniz doğrultusunda hazır olduğunuzda sunmanız gereken bir hizmettir. Velilerin Anadolu Yakasındaki eğitim beklentileri, ihtiyaçları ve yukarıda sözünü ettiğimiz tüm başarılı uygulamalarımız bizi İstanbul Anadolu yakasında Tuzla Tepeören bölgesinde yeni bir okul açmaya götürdü” diye konuştu.

Yerleşkemiz aynı zamanda çok amaçlı bir kültür ve spor merkezi olmasını hedeflediklerini söyleyen Mehmet Güneş yerleşkenin özellikleri hakkında şu bilgileri aktardı: “Toplamda 68.166 m² arsa alanında, 43.658 m² kapalı, 54.379 m² açık alana (oyun alanları, yeşil alanlar vb) sahip yeni yerleşkemizde ayrıca çok amaçlı 650 kişilik büyük bir kültür merkezi de yer alacak. Yerleşkemizde binalarımız yeşil bina (LEED, Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikalı olacak. LEED Sertifikası tüm dünyada en çok bilinen, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından geliştirilmiş bir çevre dostu bina sertifikasıdır. LEED sertifikalı binalar aynı zamanda verimli enerji kullanımıyla, suyu daha tasarruflu kullanan, çevreye duyarlı ve daha sağlıklı yaşanabilir mekânlardır. Tuzla/Tepeören Yerleşkemizde, biriken yağmur sularını 2000 ton’luk su sarnıcında toplayarak yeniden kullanım için depolarken, foto voltaik paneller ve aydınlatmada kullanacağımız led armatürlerle elektrik ihtiyacımızın % 35’ini güneş enerjisinden sağlayarak ciddi bir elektrik tasarrufu gerçekleştireceğiz.”

KADROMUZ ŞİMDİDEN HAZIR

Eğitim kadrosunun şimdiden hazır olduğunu belirten Mehmet Güneş, şunları söyledi: “Terakkinin eğitimdeki başarısının arkasında olan 137 yıllık deneyim ve bilgi birikimini taşımak ve yaşatmak için eğitime önümüzdeki yıl başlayacak okulumuzun yönetici ve farklı branşlardan öğretmen kadrosunun önemli bir bölümünü bugünden oluşturduk. Bu kadrolar 2013-2014 eğitim ve öğretim yılı başından beri Levent Yerleşkemizde Terakki kültürünü tanıyıp yaşamak ve en önemlisi de başarılı uygulamalarımızı Tuzla/Tepeören’e transfer edebilmek için çalışıyorlar. Böylece tek ve biricik olan Terakki eğitim yaklaşımını ve birikimini iki yerleşkemizde de yaşatıyor olacağız. 2014-2015 eğitim ve öğretim yılında yine Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve Lise olarak hizmet vermeye başlayacak olan yeni okulumuzda, Terakki birikimini ve tecrübesini yaşatacak, bugünün eğitim gerçeklerinden kopmayan ve geleceğin bilinmeyen dünyasına insan yetiştiren tam donanımlı ve teknolojik bir eğitim kampüsü olacak.”

Bu yazı www.eğitimtercihi.com ve Artı Eğitim Dergisi’nde yayımlanmıştır. 

Benim için Adalet

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Ceren Kuran (8B), “Çocukların Gözünde Adalet”  konulu kompozisyon ve şiir yarışmasında “Benim için Adalet” yazısıyla  İstanbul ikincisi oldu.

Benim için Adalet

Adalet, içinde pek çok hakları ve sorumlulukları barındıran vazgeçilmez bir kavramdır. Dünyanın her yerinde, her yaştan insanın temel hak olarak gördüğü adalet, benim gözümde “kutsal bir terazi” olur.

Küçükken annemle Pazar yerinde giderdim. Satıcılar meyveyi bir kefesine koyarken ben dikkatle karşı kefeye konacak ağırlıklara bakardım. İki kefe eşit olunca sevinirdim. Dengede duran bu kollar adalet duygusunun beni sardığı ilk anlardı.

Babam “Adalet olmalı, kardeşinle çikolatanı paylaşmalısın.” derken paylaşımın adaletle ilgili olduğunu anlamaya başlamıştım. Haksızlıkların varlığımı rahatsız etmeye başlaması okul yıllarıma rastlar.

Ben okula başlarken herkesin eşit olduğunu ve aynı haklara sahip olduğunu düşünürdüm. O zamanlar çevreyle etkileşimim fazla değildi, kendimden ve etrafımdaki küçük dünyadan ibaretti. Dünyada olup biten birçok şeyden haberdar değildim. Benim gözümde herkesin durumu aynıydı. Ayni maddi duruma, aynı ihtiyaçlara sahipti herkes.

Büyüdükçe dünyaya açıldım. Babam haberler için arabanın radyosunu açtığında haberlerin bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkmasına izin vermedim, haberleri dikkatlice dinledim. İlgimi çeken haberleri sorguladım. Bir yerden bir yere giderken dünyaya boş gözlerle değil, dikkatli ve araştırmacı gözlerle baktım. Gitgide küçüklüğümde fark edemediğim gerçekleri büyüdükçe görmeye başladım.

Fark ettiğim gerçeklerden biri, sokakta gördüğüm fakir, savunmasız ve aç çocuklar oldu. Yolda yürürken arabanın camından bakarken fark ediyordum onları. Ellerinde peçete ve su taşıyan çocuklar onları satmaya çalışıyordu. Yerde otururken gördüğüm çocukların kıyafetleri yırtılmış ve ayakkabılarının uçları delinmiş veya yalın ayak duruyordu. Saçları darmadağınık, yüzleri kir pas içindeydi. Öyle çocukları gördüğümde içim parçalanıyor, üstüme bir ağırlık çöküyordu. Onların yanından geçerken babama hep “Niye yerde oturuyorlar? Kıyafetlerinin ne kadar paramparça olduğunu gördün mü?” diye soruyordum. Babamsa karşılık veremezdi. Ne diyebilirdi ki zaten? O çocukların bunları hak etmediğini mi söyleyecekti? Bunu zaten biliyordum. Asıl cevaplanması gereken şey, bunu hak etmiyorlarsa, neden bu durumda olduklarıydı. Başka bir çocuğu aç ve fakir bir halde görüp kendi durumumu düşündüğümde “eşitlik ve adalet” kavramının var olmadığına inanmaya başladım. Madem eşittik, neden aramızdaki fark bu kadar büyüktü?

Fark ettiğim gerçeklerden bir diğeri ise gazetelerde ve yollarda gördüğüm dövülmüş çocuklar oluyordu. Peki, bu adil miydi? İnsanların başkalarına, sanki hiçbir değerleri ve hakları yokmuş gibi davranmaları eşitlik miydi?

Benim gözümde “adalet” cinsiyet ayırmadan kişiden kişiye değişmeyen bir güçtür. Haklarımız ve sorumluluklarımız “adalet” içinde olmalıdır. Okumak isteyen herkese eşit fırsat verilmelidir. Çalışmak, üretmek isteyene gücüne uygun iş fırsatları verilmelidir. Kimse, yardım dilenmek zorunda kalmamalıdır. Hatalarımız ne olursa olsun, aynı hatalara aynı yaptırımlar “beden, akıl ve ruh sağlığımız” zarara uğratılmadan savunma hakkı korunarak uygulanmalıdır. Düşüncelerimizi evde, okulda, toplum içinde söyleyebilme cesaretimiz kırılmamalıdır. “Adalet” duygusunun içselleştirilmesi çocukluktan yaşanır bir eylem olarak hayatımızda yer almasına bağlıdır. Bana “Sus” denildiğinde hep “Neden?” diye sorarım. Başkasına zarar vermeden, kimseyi küçümsemeden sorgulama hakkım varsa “adalet” vardır. Okulumda öğretmenlerime, dışarıda yaşıtlarıma ve büyüklerime basında, TV’de gördüklerim hakkında soru sorabiliyorsam, düşündüğümü açıklayabiliyorsam, özgürlük vardır. Kefenin birine kendi hayalimdeki adaleti, diğerine de büyüklerimizin gözündeki adaleti koydum. İki adalet anlayışı arasındaki çelişkiler yumağı gördüm. Bence “adalet anlayışı” evrensel olmalıdır.

Biz çocuklar siz büyüklerin dünyaya sunduğu aksaklıkları aşacağız. Çünkü sizler hala savaşları, açlığı, yoksulluğu bitiremediniz. Bırakın, bizler okuyalım okudukça sorgulayalım, düşünceler çatışmasını kavgaya değil barışa, sevgiye dönüştürelim.

Ceren Kuran (8B)

Öğrencilerimiz “Hintelligent Çözüm Yarışması”nda Birinci Oldu

0

İstek Özel Semiha Şakir Anadolu Lisesi’nin 11 Ocak  Cumartesi günü “1. HINTELLIGENT ÇÖZÜM YARIŞMASI” adı altında bu yıl ilk kez düzenlediği yarışmaya Ortaokulu Matematik Bölümümüz, 7B sınıfı öğrencilerimizden Alp Korkmaz, Arcan Kavuzlu, Berk Çaka, Defne Tunçaral, Elif Gürakan ve Emre Karabay ile katıldı.

Daha önce sadece lise gruplarına uygulanan bu yarışma, hint “ipucu” ve intelligent “zeki, akıllı, yetenekli” kelimelerinden türemiş olup, öğrencilerin potansiyel düşünme yapılarını, yaratıcılıklarını ve pratik zekalarını aktif olarak kullanmalarını sağlayarak; karşılaştıkları problemleri “en verimli hâle” çevirmeleri fikri üzerine kurulu.

Öğrencilerimiz, bu amaç doğrultusunda hazırlanan yaratıcılık ve analitik düşünme becerileri gerektiren beş farklı görevi yedi okul arasında birinci olarak tamamladılar.

Yazar Ayfer Tunç Konuğumuz Oldu

Hazırlık sınıflarında okutulan “Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek: 70li Yıllarda Hayatımız” adlı yaşantı kitabından yola çıkarak öğrencilerde geçmiş yılların gündelik yaşamına dair bir farkındalık yaratmak amacıyla yazar Ayfer Tunç, 14 Ocak 2014 Salı günü K1 Kültür Merkezi’nde Hazırlık ve 9. sınıflara yönelik “1970li Yıllarda Hayatımız” konulu bir konuşma yaptı.

2001 yılında yayımlanan “Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek: 70li Yıllarda Hayatımız” başlıklı kitabının nasıl ve neden yazıldığı ile ilgili detaylı bilgiler veren Tunç, toplumsal ve bireysel hafızanın önemi üzerinde durdu. Geleceğin geçmişin birikimiyle var edilebileceğini söyleyen Tunç, günlük tutmanın hafızamızı taze tutmak için önemli bir yol olduğunu ve yaşadıklarımızın kayıt altına alınmasının gerekliliğini vurguladı.

Edebiyattaki 25. yılını yeni romanı Dünya Ağrısı ile kutlayan yazar Ayfer Tunç, kişisel yaşamından verdiği örneklerle de zenginleştirdiği ilgi çekici konuşmasını bitirdikten sonra öğrencilerimizin sorularını yanıtladı.

“Yazar, her an girecek bir beden arayan huzursuz ruhtur, tıpkı Baudelaire’in söylediği gibi, gönlünce kendisi veya başkaları olabilen kişidir. Yazıyorum, çünkü bana bahşedilen tek bir hayatla yetinemiyorum, aynı anda ben ve başkaları olmak için yazıyorum.” diyen Ayfer Tunç, etkinliğin son on beş dakikasında ise ilgili öğrencilerimizin kitaplarını imzaladı.

Yeni Yıl Hediyesi Kampanyamız

İlkokul Öğrenci Birliği olarak bu yıl yeni yıl heyecanını sadece yakın çevremizle değil, farklı okullardaki arkadaşlarımızla paylaşmak, aynı zamanda da bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirmek istedik. Bu amaçla Sarıyer Hacı Mehmet Şalgamcıoğlu İlkokulunda öğrenim gören yetmiş sekiz arkadaşımız için bir “yeni yıl hediyesi kampanyası” düzenledik.

Etkinliğin ilk adımında ilkokul danışmasında “dilek ağacı” adı verdiğimiz bir ağaç oluşturduk. Dilek ağacının dallarına adı geçen ilkokulun her öğrencisi için beden ölçüleri ve ayakkabı numaraları yazılı iki kart astık. Etkinliğimiz öğrencilere duyurulduktan sonra kampanyamıza destek vermek isteyen anne-babalarımız okula geldiler. Dilek ağacına asılı kartlardan alarak kendi seçtikleri öğrencilere hediyeler aldılar. Alınan hediyeler velilerimiz tarafından bize teslim edildikten sonra paketlerin kolilenmesi için çalışmalara başladık. Öğrencilerimiz bütün kolilerin hazırlanması ve düzenlenmesinde aktif görev aldılar.

4. sınıf temsilcilerimizle birlikte Hacı Mehmet Şalgamcıoğlu İlkokuluna gittik. Bizi orada karşılayan okul yetkilileri, kampanyamızdan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Daha sonra hediyelerimizi vereceğimiz öğrencilerle bir araya geldik. Onlar da bizi orada görmekten çok mutlu oldular. Onlarla tanışıp sohbet ettikten sonra aldığımız hediyeleri arkadaşlarımıza teslim ettik.

Yeni bir yıla girmenin getirdiği mutluluğu başkalarıyla paylaşmak, oradaki arkadaşlarımızla bir arada olmak bizi çok mutlu etti ve benzer etkinlikleri yapma konusunda cesaretlendirdi.

Bu kampanyamıza katkıda bulunan ve bize destek veren herkese teşekkür ederiz.

[nggallery id=56]

18. Türkiye Felsefe Olimpiyatı’ndan Öğrencimize İkincilik

Bu yıl 18.si düzenlenen Türkiye Felsefe Olimpiyatı’nda Terakki’yi temsil eden Felsefe Kulübü öğrencimiz Berna Burcu Çağraz (11E), İstanbul çapında 70 kişi arasında ikinci, Türkiye genelinde ise 355 kişi arasında on dördüncü oldu.

Türkiye Felsefe Kurumu’nun organize ettiği Türkiye Felsefe Olimpiyatı, 1996’dan beri her yıl, Türkiye çapında lise öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşiyor.

Felsefe Olimpiyatı, yaratıcı düşünme ve araştırma ruhunu geliştirmeyi, düşünme uğraşısının kendi başına değerini göstermeyi sağlayarak bilginin antropolojik temelleri üstünde düşünmeye teşvik ediyor, bilimsel çalışmaların etik gereklerle bütünleşmesine yardımcı oluyor.

Çağdaş dünyanın düşünsel ve etik problemleri üzerinde düşünme yeteneğini geliştirmeye ortam hazırlayan Felsefe Olimpiyatı etkinliği, okullarda insancıl düşüncenin ve eğitimin geliştirilmesine katkıda bulunuyor.

Öğrencilerimizden Üç Boyutlu Görsellik ile Coğrafya Dersi

0

9. sınıflarımız, üç boyutlu görselliği kullanarak hazırladıkları “Topoğrafya Haritaları” projesiyle konunun daha güçlü bir şekilde kavranmasını sağlayarak ders anlatımını zenginleştiriyor.

Öğrencilerimizin üç boyutlu maketleri 16 Aralık – 6 Ocak tarihleri arasında 9. sınıflar katında sergileniyor.

Öğrencilerimiz 18. Kariyer Haftası'ndaydı

0

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisimiz, 40 yılı aşkın bir süredir öğrencilerimizin gelişmelerine katkıda bulunmak için diğer alanlarda olduğu gibi mesleki gelişim alanına da yoğunlaşıyor. Kariyer planlamasında, lise yıllarında atılan adımlar, yaşanan deneyimler ve yapılan seçimler önemli rol oynuyor. Öğrencilerimizi bilinçlendirmek, motive etmek ve onların yaşayarak öğrenmelerini sağlamak için “Kariyer Günleri”, “Meslek Stajı gibi etkin ve yararlı uygulamalar yapılıyor.

Gençlerimizin meslek seçimleri ve geleceği doğru planlamalarına yön veren Kariyer Günleri etkinlikleri her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle yıl boyu sürmek üzere planlandı. 16 – 20 Aralık tarihlerinde “Gelecek Benim” temalı 18. Kariyer Haftası, öğrencilerimizi donanımlı bir şekilde hayata hazırlanmalarına katkıda bulunacak çeşitli etkinliklerle öz geleceklerini nasıl planlayacakları konusunda yolculuğa çıkardı.

17 Aralık Salı günü MEF Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut, “Gelecek Benim” diyen liseli öğrencilerimiz için haftanın ilk konuşmacısı oldu.

11 ve 12. sınıflarımız ile buluşan Erkut, “Girişimcilik ve Geleceğin Meslekleri” konulu konferansında, 15 sene sonra şimdi var olan mesleklerin yarısının yok olacağını ve gündemde hangi mesleklerin yer alacağının bilinmediğini dile getirdi. Erkut, öğrencilerimizin seçecekleri işin kendilerini geliştirme fırsatı verip vermeyeceği üzerinde düşünmeleri gerektiğini ifade ederek, fırsatlara açık olmalarının, fırsatların onları bulması için de işlerini çok iyi yapmalarının önemli olduğunu vurguladı. Geçtiğimiz yüzyıl içinde çalışan profilinde  aranan özellikler ile günümüzde aranan özellikler arasındaki fark üzerinde duran Erkut, şimdi ve yakın gelecekte insiyatif alabilme, girişimcilik, yaratıcılık ve tutkunun işe girmede kişilere avantaj sağladığını açıkladı.

21. Yüzyıl becerilerine sahip olan kişilerin bulundukları meslekte daha başarılı olabileceğini söyleyerek öğrencilerimize yetkinliklerini, iletişim becerilerini, sunum tekniklerini geliştirmeleri ve grup çalışması, zaman, stres, proje yönetimi yapmayı öğrenmeleri gerektiğini belirtti.

Ekonomik ilişkilerin sürdürüldüğü ülkelerin dillerini öğrenmenin çok büyük avantaj olacağını belirten Erkut, programlama dili öğrenmenin, sektörü tanımak için staj yapmanın veya yarı zamanlı da olsa çalışmanın, hobilere sahip olmanın bireyi diğer insanlardan farklılaştırdığını anlattı. Erkut, kariyer planlamasını varlıklar, hedefler ve piyasa gerçekleri üzerinden anlatırken öğrencilerimizin kendi becerilerine uygun alanı seçip dünya gerçekleri ile birleştirebilmelerinin önemli olduğunu unutmamalarını belirtti.

18 Aralık Çarşamba günü İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesinde Medya İşletmeciliği ve TV Kariyerleri dersleri veren Prof. Dr. Sedat Örsel, “Geleceğini Yönetmek” konulu konferansta 9. ve 10. sınıf öğrencilerimizle buluştu.

 “Kendinizi bilin ve yaşarken her anınıza dikkat edin. Aynaya bakın ve kendinizi beğenin. Sarılın hayata, hayatın provası yoktur. 2 saat önceye geri dönebilme şansımız yok.” diyen Örsel, konferansta kullandığı etkileyici benzetmeleri ile anlattıklarını unutulmaz kıldı.

“Kendinizi hayata yılbaşı için süslenen bir çam ağacı gibi hazırlayın, donatın. Işıltınız çok uzaklardan görünsün ve sizi fark etsinler. Yanınıza gelen herkes için o çam ağacının altında bir hediyeniz olsun.” dedi. “Müzikten konuşmayı seven biri için müzikle ilgili bir hediyeniz olsun… Eğer edebiyattan konuşan biri gelirse o da eli boş dönmesin… Bir çocuk uğramışsa yanınıza o da orada bir şeyler bulabilsin. Bilgili olan bir insanın elinden bilgiyi kimse alamaz. Her alanda kendinizi yetiştirin. 25 yaşına kadar küfelerinizi doldurun. Zira sanat, edebiyat, müzik köşede ki dükkânda satılmaz. Hobileriniz olsun ve kendinizi o alanlarda yetiştirin, uzmanlaşın.” diyerek gelecek planlarını nasıl yapabilecekleri konusunda mesajlar verdi.

19 Aralık Perşembe günü 11 ve 12. sınıf öğrencilerimiz, “Üniversiteli Olmak” panelinde Terakki mezunu üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.

İTÜ  Çevre Mühendisliği’nden Didem Duru, Koç Üniversitesi’nden İdil Seren Dilek, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doğancan Altınyürek ve Sabancı Üniversitesi’nden Ömer Kaya, öğrencilerimize kendi üniversitelerini ve üniversiteli olmayı anlattılar. Mezunlar derneğimizden Hüseyin Saraçoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen panelde mezunlarımızın geri bildirimleri oldu.

Üniversiteli olmak, üniversitelerinin sosyal ve klüp olanaklarından faydalanmanın, üniversitenin sağladığı program ve olanaklardan yararlanmanın öneminden, üniversitenin getirdiği sorumluluklardan bahsettiler. Terakkili mezunlar, öğrencilerimize üniversite tercihlerini yapmadan önce gerçekten ne istediklerine karar vermeleri ve lise dahil olmak üzere alan/bölüm/meslek/üniversite seçimlerini kendi özgür iradeleriyle yapmaları gerektiğini vurguladılar.

“Meslek Tanıtımları” ve “Üniversite Tanıtımları” 20 Aralık Cuma günü gerçekleşti. Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, YTÜ, Marmara, Anadolu, Hacettepe, Bilgi, Sabancı, Koç Üniversitesi ile birlikte 42 Üniversite stant açtı. 9 ve 12. sınıf öğrencilerimiz, kendilerine ayrılan saatlerde merak ettikleri üniversitelerin yetkilileri ile buluşma fırsatı yakalayarak sorularına cevap aradılar.

Meslek tanıtımları iki farklı uygulama ile gerçekleşti: “Gelecek Benim” diyen öğrencilerimiz, 29 farklı meslekten 59 uzmanı tanıma dekan ve akademisyenlerle sohbet etme fırsatı buldu.

9. ve 10. sınıf öğrencilerimiz,  İstanbul Bilgi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölüm Başkanı Prof.Dr.Selime Sezgin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Murat İnceoğlu, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Güldal  Süyen ve Bahçeşehir Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Can Ergün, Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Kurucu Dekanı Prof. Dr. Kemal İnan tarafından ilgili fakülteler hakkında temel bilgilerin aktarıldığı 4 salonda değerli öğretim üyeleri ile birlikteydi.

11 ve 12. sınıf öğrencilerimiz, 25 mesleği tanımak için 2 oturumda gerçekleşen meslek tanıtımlarına katıldılar. Öğrencilerimiz 25 mesleğin tanıtıldığı etkinlikte, her salonda akademisyen, sahada çalışan ve o bölümde öğrenci olarak okuyan değerli konuşmacılar ile buluştular.

Çocuklarımız Farklı Kültürlerle Tanışıyor

0

Anaokulu çocuklarımız, Bilişim Teknolojileri Öğretmenimiz Büşra Zorba ve Anaokulu Sınıf Öğretmenimiz Sibel Kışla’nın ortaklaşa yürüttüğü “National Holidays and National Heroes” konulu eTwinning projesi ile hem farklı ülkelerdeki çocuklarla tanışıyor hem de 21. yüzyıl becerilerini kazanarak geleceğe hazırlanıyor.

Avrupa Komisyonunun e-Öğrenme Programının ana hareketi olarak 2005’te başlatılan ve  2007’den itibaren Yaşam Boyu Öğrenme Programı’na entegre edilen eTwinning okullar topluluğu, Avrupa’daki okullar arasında iletişim kurulmasını, işbirliği yapılmasını, projeler geliştirilmesini, fikirlerin ve uygulamaların paylaşılmasını sağlamak için katılımcı okullara yönelik bir platform sunuyor. Çalışma alanı olan eTwinning Portalı, öğretmenlerin proje, fikir ve uygulamalarını birbiriyle paylaşabilmeleri ve platformdaki çeşitli özelleştirilmiş araçları kullanarak beraber çalışabilmeleri için onlara çevrimiçi araçlar sağlıyor.

2013 – 2014 eğitim yılında 6 yaş grubu çocuklarımız ile başlayan eTwinning projesi; çocuklarımızın farklı ülkelerden çocuklarla iletişim kurmasını, işbirliği yapmasını, proje geliştirmesini ve paylaşımlarda bulunmasını sağlayarak onların farklı kültürleri tanımasına yardımcı oluyor.

Çocuklarımız; “Yaşadığım Yer ve Okulum”, “Ulusal Kahramanlarım”, “Geleneklerim”, “Bayramlarım” ve “Şarkılarım” temalı bu proje ile Bulgaristan, Macaristan, Letonya ve Polonya’da bulunan anaokulu çocuklarını da yakından tanıma fırsatı bulacak.

Her gruptan bir temsilci çocuğun seçilmesiyle uygulamaya geçen bu projede temsilci çocuklarımız, yapılan tüm çalışmaları grup arkadaşlarıyla paylaşarak onları çalışmaları hakkında bilgilendirecek.

Projenin ilk etkinliği “Yaşadığım Yer ve Okulum” ile çocuklarımız öğretmenleriyle birlikte tanıtıcı bir video hazırladıktan sonra partner ülkelere iPad kullanarak yeni yıl kartları hazırladılar. Temsilcilerimizin gelenekler, bayramlar ve ulusal şarkılar hakkında çalışmalar yaptığı “Ulusal Kahramanlarım” etkinliğinde ise çocuklarımız Atatürk’ü tanıtan dijital hikayeler üzerinde çalıştılar.

Terakki, eTwinning projesiyle öğrencilerimizin teknolojiyi doğru kullanması konusunda çalışmalar gerçekleştirmeye devam edecek.

Proje hakkında detaylı bilgiyi her çalışma sonrası güncellenen terakkietwinning.weebly.com adlı web sitemizden takip edebilirsiniz.

Rehberlik Uzmanımız Alparslan Dartan ve Ekibi Türk PDR Derneği İstanbul Şube Başkanlığı’na İkinci Kez Seçildi

0

Rehberlik Uzmanımız Alpaslan Dartan ve ekibi, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen 300′e yakın PDR Uzmanının katıldığı Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İstanbul Şubesi 6. olağan genel kurulu’nda Şube Başkanlığı’na ikinci kez seçildi.

Türk PDR Derneği Genel Merkezi’nin üst düzey katılım gösterdiği genel kurulumuza, Özel Okullar Derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı Yusuf Tavukçuoğlu ve Akademik Danışmanı Jale Onur’un da aralarında olduğu pek çok misafir eğitimci katıldı. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İstanbul Şubesi 6. olağan genel kurulunda Şube Başkanlığına Alpaslan Dartan ve ekibi yeniden seçildi.

Alpaslan Dartan’ın başkanlığında oluşan Yönetim Kurulu Asil Listesine, Kariyer Danışmanı Uzman Psikolojik Danışman Oktay Aydın,  TAŞ Koleji Müdürü Dr. Ali Akdoğan, MEF Okulları Rehberlik Koordinatörü Uzman Psikolojik Danışman Nilgün Aktaş, HİSAR Okulları Rehberlik Koordinatörü Uzman Psikolojik Danışman Sibel Özbilgiç Özer, Terakki Vakfı Okulları Müdür Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Cem Çağın ve Terakki Vakfı Okulları Uzman Psikolojik Danışman Mehmet Artıran yer aldı.

Konferans programında ise Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Okul ortamında Rehberlik Servislerinin ve Psikolojik Danışmanların sorumlulukları”, Doç. Dr. Selçuk Şirin, “Pozitif Okul İklimi” ve Uzman Psikolojik Danışman Deniz Altınay ise  “Okul ortamında Psikodrama ve Çatışma Çözme Becerileri” üzerine konuştu.

Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Okul ortamında Rehberlik Servislerinin ve Psikolojik Danışmanların sorumlulukları” başlığı altında mesleğin etik ilke ve değerlerine bağlılık göstermenin önemi üzerine konuştu. Rehber öğretmenlerin hiçbir meslekte olmadığı kadar kendilerini geliştirme ve eğitim alma zorunlulukları olduğunu bu nedenle mezun olduktan sonra bile öğrenmeye ve gelişmeye devam etmeleri gerektiğini belirtti.

Dökmen, örgütlülük çerçevesinde alan mezunlarının kendilerini korumaları gerektiğini ve bunun yolunun da Türk PDR Derneği çatısı altında bir araya gelmekten geçtiğini açıkladı.

Danışmanların öğrenciyle (danışan) ile görüşme odasında baş başa kaldıkları anda danışan adına sorunu çözen değil sorunun çözümüne rehberlik eden kişiler olduğunu söyleyen Dökmen her danışmanın terapistlik yönünün güçlü bir teorik yaklaşıma dayanması gerektiğini söyledi. Ancak tek bir yaklaşıma dayanan danışma sürecinin de eksikliğini vurgulayarak mutlaka ana teoriyi destekleyen birkaç yan yaklaşımla eklektik bir bakış açısı kazanmalarının önemli olduğunu belirtti.

Eğitim kurumlarında PDR uzmanlarının okul yöneticiliği yapmalarını da öneren Dökmen, onların okulların iklimini değiştirebilecek bir donanıma sahip olduğunu söylerek konuşmasına devam etti.

Dökmen, psikolojik danışmanın kişiliğe dair iki alt özelliğe vurgu yaptı. Öncelikle danışmanın renk, ırk, dil ve din gibi ayrımları olmadan tarafsız olması gerektiğini dile getirerek empatik beceriye değindi.

Eğitim kurumlarındaki öğrenme ortamlarına dikkat çeken New York Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selçuk Şirin, eğitim kurumlarının amacının öğrencilere verimli bir öğrenme ortamı sağlamak olduğuna dikkat çekerek,  bir okuldaki öğrenme ortamının niteliğine literatürde ‘okul iklimi’ adının verildiğini söyledi. Şirin, bir okulun ikliminin o okuldaki öğrenci, öğretmen ve ebeveynler arası iletişimin niteliğini, öğrencilerin aktif bir şekilde öğrenme sürecine katılımını, akademik beklenti düzeyini ve okuldaki herkes için güvenli ve saygın bir atmosferi işaret ettiğine dikkat çekti.

Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması TIMMS ve Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA’nın  sonuçlarının Türkiye’de iyi analiz edilmediğini okul ikliminin ve bu iklimi etkileyen koşulların yeterince düzeltilmeden bu sınavlarda başarı beklemenin doğru olmadığını söyledi.

Öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynler arasındaki destekleyici ilişkilerle ortaya çıkan okul ikliminin etkisi yalnızca akademik alanda değil aynı zamanda ruh sağlığı ve pozitif davranışlar alanlarında da kendisini ortaya koyduğunu belirten Şirin, verimli bir okul iklimine sahip bir okulda öğrenciler hem akademik hem de ruhsal ve davranışsal gelişimleri bakımından çok daha avantajlı bir öğrenme ortamına sahip olduğunu vurguladı.

Son olarak Şirin, okul yöneticilerinin aynı zamanda öğretmen – öğrenci – ebeveyn arası iletişimi organize ederek ortak bir okul kültürü oluşmasında da kritik bir rol oynadıklarına dikkat çekti.

Uzman Psikolojik Danışman Deniz Altınay ise öncelikle psikodrama kavramına vurgu yaparak bireylerin iç dünyasını keşfetmek için eylem metotlarını kullanan ve grup üyelerinin diğerlerinin hayatındaki önemli kişileri oynadığı bir grup psikoterapisi yöntemi olarak Psikodramayı tanımladı. Daha sonra ise okul ortamında psikodrama yolu ile çatışma çözme becerisini uygulamalı olarak katılımcılarla paylaştı.

Altınay, danışmanlık kimliğinde dinlemenin ve empati kurabilmenin en önemli iki beceri olduğunu, yaratıcılık ve spontanitenin ebeveynlerin ve toplumun çocuklarında körelttikleri iki önemli olgu olduğunu ifade eden Altınay, psikodramanın bu anlamda son derece geniş bir tedavi ve eğitim repertuvarı sunduğunu söyledi. Yaratıcılığı kısıtlanmış topluma körü körüne bağlı olan pasif bireyler yetiştirmemek için psikolojik danışmanlara büyük rol düştüğünü dile getirdi.

Altınay’a göre okullarda çatışma çözümü yaparken, bir çatışmada herkesin haklı olduğunu, rol değiştirip karşı rolde ki kişinin gözünden bakabilmenin ve empati kurabilmenin son derece önemli olduğunu vurguladı.

Okul danışmanlarına teori ile birlikte psikodramanın en önemli gerçeği olan eylemden yola çıkarak psikodramatik tanışma, karşılaşmalar ve heykelleştirme tekniği kullanılarak çarpıcı bir workshop düzenlendi.

Genç Mimarlarımız Kendi Sitelerini Tasarladı

0

6. sınıflarımız, 2013 – 2014 Öğretim Yılı 1. Dönem Matematik Performans Görevi olarak kendi sitelerini tasarladı.

Sınıflarımızda oluşturulan gruplardan bazıları matematik derslerinde işledikleri “EBOB” kazanımına yönelik, 30cm x 45cm boyutlarında dikdörtgen şeklindeki bahçelerini, kare şeklinde eş parsellere ayırarak, temsili küçük bahçeler oluşturdular. Diğer gruplar ise 30cm x 45cm boyutlarında dikdörtgen şeklindeki bahçelerin etrafına, köşelere de olmak şartı ile, eşit aralıklarla ağaçlar diktiler.

Genç mimarlarımız parsellere ayırıp kenarlarını yeşillendirdikleri bu bahçeleri, zevklerine göre dizayn ederek en son aşamada birleştirdiler. Matematik derslerinde işledikleri “EKOK” kazanımına hizmet eden bu son aşamada genç mimarlarımız, birbirine eş dikdörtgen şeklindeki bahçeleri bir araya getirerek, en küçük kare şeklindeki sitelerini inşa ettiler.

6. sınıf öğrencilerimizin soyut bir matematik problemini somut bir güncel hayat problemine getirdiği bu çalışma Aralık ayında on gün boyunca ortaokul bina girişinde sergilendi.

Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu Terakki'de Aileler ile Buluştu

0

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimiz, çocuklarımızı geleceğe hazırlarken anne babalar için etkinlikler düzenleyerek velilerimize de destek veriyor.

Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun 21 Aralık Cumartesi günü gerçekleşen “Başarıya Götüren Aile” konferansında velilerimiz, her anne babanın önceliği olan çocuklarının yaşamda başarıya ulaşması ve çocuklarıyla ilgili beklentilerinin gerçekleşebilmesi için anne babaların izleyeceği yol hakkında bilgi edindi.

Cüceloğlu; başarılı olmanın ne demek olduğu, çocukların yaşamda başarılı olabilmesi için anne ve babaların neler yapabileceği, sonuç odaklı bir yaklaşım içinde çocuklara hangi mesajların verildiği, kendisini sorgulamayı becerebilen çocukların başarıyı nasıl gördüğü, hedef belirleme konusunda ailelerin yaşadığı kaygılar ve bu konuda çocuklara nasıl yardımcı olunabileceği konusunda açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Sedat Örsel Öğrencilerimizle Buluştu

0

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesinde Medya İşletmeciliği ve TV Kariyerleri dersleri veren Prof. Dr. Sedat Örsel, 9. ve 10. sınıf öğrencilerimizle 18 Aralık Çarşamba günü 18. Kariyer Haftası: “Gelecek Ben’im” programı kapsamında “Geleceğini Yönetmek” konulu konferansta buluştu. “Kendinizi bilin ve yaşarken her anınıza dikkat edin”. Aynaya bakın ve kendinizi beğenin. Sarılın hayata, hayatın provası yoktur. 2 saat önceye geri dönebilme şansımız yok.” ifadesiyle Örsel, konferansta kullandığı etkileyici benzetmeleri ile anlattıklarını unutulmaz kıldı.

Öğrencilerimize iş yaşamının yanı sıra özel yaşamının da önemini vurgulayan Örsel,  “Kendinizi hayata yılbaşı için süslenen bir çam ağacı gibi hazırlayın, donatın. Işıltınız çok uzaklardan görünsün ve sizi fark etsinler. Yanınıza gelen herkes için o çam ağacının altında bir hediyeniz olsun.” dedi. “Müzikten konuşmayı seven biri için müzikle ilgili bir hediyeniz olsun… Eğer edebiyattan konuşan biri gelirse o da eli boş dönmesin… Bir çocuk uğramışsa yanınıza o da orada bir şeyler bulabilsin. Bilgili olan bir insanın elinden bilgiyi kimse alamaz. Her alanda kendinizi yetiştirin. 25 yaşına kadar küfelerinizi doldurun. Zira sanat, edebiyat, müzik köşede ki dükkânda satılmaz. Hobileriniz olsun ve kendinizi o alanlarda yetiştirin, uzmanlaşın.” diyerek gelecek planlarını nasıl yapabilecekleri konusunda gençlerin unutamayacağı mesajlar verdi.

“Bir yere kılığınızla girer, kişiliğinizle çıkarsınız. Her zaman özenli görünmelisiniz. Özellikle iş dünyasında bu önemlidir. Ama bilginizle, kişiliğinizle de bunu tamamlamalısınız. Çıtanız yüksek olsun, dünya ile yarışıyorsunuz, sadece yakın çevrenize, İstanbul’a bakarak hedef koyup, çalışmalarınızı yönlendirmeyin. Dünyada neler olduğunu takip etmek önemlidir. Bilginiz, girişimciliğiniz ile fırsatları yakalama şansınız olur. Karanlıktan şikâyet etmeyin, önce siz bir mum yakın. Eninde sonunda hepiniz öğretmen olacaksınız. İş ortamında mesleğe sizden sonra gelenleri eğitmekle sorumlu olacaksınız. Yetiştirdiğiniz kişilerin sizi geçmesi iyi öğretmen olduğunuzun göstergesi olacaktır.” diyen Örsel’in her cümlesinden öğrencilerimiz, geleceklerini yönetebilme konusunda çok değerli bilgiler edindi.

Robot Bilimcisi Dr. Emel Demircan Konuğumuz Oldu

0

Robotik ve yazılım alanında çalışmalar yapan, bu alanlara ilgi duyan ortaokul ile lise öğrencilerimiz bu alanda dünyanın önde gelen laboratuvarlarından Stanford Robotik ve Yapay Zeka Laboratuvarları’nın Başkan Yardımcısı Dr. Emel Demircan’ı 18 Aralık Çarşamba günü misafir ettiler.

Terakki’de yapılan robotik çalışmalar hakkında bilgi alan ve laboratuvarlarımızı gezen Dr. Emel Demircan, daha sonra ortaokul ve lise öğrencilerimiz ile öğretmenlerimize robotlar ve yapay zeka konusunda sunum yaptı. Sunumda robotik alanında geçtiğimiz 50 yıl içinde yapılan çalışmalar ve elde edilen gelişmeler, Stanford Üniversitesi Robotik ve Yapay Zeka Laboratuvarları’nda yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren konuğumuz, kendi yaptığı araştırmalardan da bahsetti.

Bunlar arasında öğrencilerimizin en çok ilgisini çeken konu, insansı robot ASIMO ile yapılan çalışmalar oldu. Bu alanda kariyer yapmak isteyen öğrencilerimize yol gösteren Dr. Demircan, öğrencilerimizin birbirinden ilginç sorularını yanıtladı. Ayrıca, Stanford Üniversitesi işbirliği ile Bahçeşehir Üniversitesi’nde kurulmakta olan Yapay Zeka Laboratuvarı hakkında bilgi verdi ve burasının açılış törenine öğrencilerimizi davet etti.

Google’ın kendi kendine giden sürücüsüz arabası ve Google Glass gibi dünyada devrim yapacak projelerin liderliğini yapan Prof. Dr. Sebastian Thrun’un da yıllarca çalıştığı Stanford Üniversitesi Robot ve Yapay Zeka Laboratuvarı’nın web adresi: http://cs.stanford.edu/groups/manips/