Bir Balkan Esintisi: Struga Şiir Akşamları

1962 yılından itibaren her yıl düzenlenen ve dünyanın en eski şiir festivali olan Struga Şiir Akşamları, 22 – 27 Ağustos 2013 tarihlerinde Makedonya’da yapıldı. Bu yıl, 52.si gerçekleştirilen festivale, yaklaşık 50 ülkeden 100’ün üzerinde şair katıldı. Türkiye’den katılan şair ise Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerimizden Gonca Özmen oldu. 

Struga Şiir Akşamları, ilk yılında Yugoslavya’nın Makedonya bölgesi ile sınırlı kalmış; ikinci yılında ise tüm Yugoslavya dahil olmuş festivale. 1966’da UNESCO tarafından sahiplenilmesiyle de uluslararası bir festivale dönüşmüş. Yıllardır sürdürülen festival, Makedonların gurur kaynağı.

Festival, Makedonya Kültür Bakanı Elizabeta Kanceska Milevska’nın verdiği kokteylin ardından, Struga’yı ikiye bölen Drim nehrinin kıyısındaki Şiir Evi’nin önünde meşaleli bir gösteri ile başladı. 6 gün süren festival boyunca düzenlenen tüm etkinliklere alışılandan daha fazla sayıda dinleyici katıldı.

“Diller Arasındaki Savaş ve Barış” konulu, iki güne yayılan sempozyumda, birbirinden ilginç görüşler dile getirildi. Şiir okumaları Struga ve Ohri kentlerindeki birbirinden ilginç tarihi mekanlarda yapıldı.

Festivalin 1966’dan beri süren önemli bir geleneği de Altın Çelenk ödülü. Bu önemli ödülü alan şairlerden bazıları W. H. Auden, Pablo Neruda, Eugenio Montale, Eugène Guillevic, Rafael Alberti, Andrey Voznesenski, Yiannis Ritsos, Allen Ginsberg, Joseph Brodsky, Ted Hughes, Yves Bonnefoy, Seamus Heaney, Tomas Tranströmer, Mahmud Derviş, Lyubomir Levçev. Dağlarca da 1974 yılında almış Altın Çelenk’i.

Bu yılki Altın Çelenk’in sahibi ise Meksikalı şair José Emilio Pacheco. 1939 doğumlu Pacheco, şair oluşunun yanı sıra romancı, öykücü, denemeci, gazeteci, çevirmen ve akademisyen. Dünya çapında çok sayıda saygın ödüle sahip. Çağdaş Latin Amerika şiirinin en önemli şairlerinden sayılıyor. “Şiirin tek bir gerçeği var: acı” diyen Pacheco, ödülünü Ohri şehrindeki tarihi St. Sophia Kilisesi’nde aldı. Geçen yıl Altın Çelenk’i kazanan Makedon şair Mateya Matevski, Pacheco’nun şiiri hakkında oldukça uzun, irdeleyici ve doyurucu bir konuşma yaptı.

Festival, Struga’da yer alan Şiir Köprüsü’nde yapılan şiir okumalarıyla sona erdi.

 

Team TERAKKİ, BÜMED’de Başarı Plaketi Aldı

0

Shell’in gençleri geleceğin yakıt alternatifleriyle çalışan araçları geliştirmeye teşvik etmek için her yıl gerçekleştirdiği ve bu yıl Rotterdam’da düzenlenen Shell Eco-marathon’a Türkiye’nin 7 şehrindeki lise ve üniversitelerden 13 takım katıldı. Ekipler, en az enerjiyle en uzun mesafeyi katetmek için yarıştı.

24 ülkeden 183 öğrenci takımı arasında Türkiye’yi başarıyla temsil eden üniversite takımları ve Team TERAKKİ, 4 Temmuz’da Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği Tesisleri (BÜMED) Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde ekiplere destek veren kuruluşlar ve basın mensuplarıyla bir kutlamada bir araya geldi.

Türkiye’nin önde gelen 12 üniversite takımı ile birlikte yarışan tek lise takımı Team TERAKKİ, başarı plaketi aldı.

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem ve Türk ekiplerin lojistik sponsorluğunu üstlenen Alışan Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Alışan, takımımız adına plaketi pilotumuz Fen Lisesi öğrencilerimizden Yiğit Kalpaklı’ya verdi.

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, takımımıza plaketini verirken Team TERAKKİ’nin ülkemizi tek lise takımı olarak başarıyla temsil ettiğini, yarışmaya en çok katılan Türk takımı olduğunu ve gelecek yıl 10. kez katılacağından bahsetti.

Davette okulumuzun aracı ile birlikte Yıldız Teknik Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesinin araçları sergilendi. Yeni aracımızı yakından inceleyen Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem ve Alışan Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Alışan, üniversiteler arasında yarışan tek lise takımı olan Team TERAKKİ’yi çalışmalarından dolayı kutladı.

Velilerimize Kitap, Film ve Oyun Önerileri

Bir eğitim öğretim yılını daha geride bırakıyoruz. Öğrencilerimiz sizlerle birlikte uzun bir tatil sürecine başlıyor. Bu sürecin çocuğunuzla etkin zaman geçirmek adına önemli olduğunu düşünüyoruz.

Öğrencilerimizin kazanmış olduğu bilgileri koruyabilmeleri ve bir üst sınıfa hazırlamak için öğretmenlerimizin size önerdiği çalışmaları ve kaynak kitapları uygulayarak müfredat açısından onları desteklemeniz önemli. Bununla birlikte öğrencilerimizin düşünme becerileri alanında da gelişimlerine katkı sağlamak için Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi olarak ekte önerdiğimiz kitap, materyal ve oyunlardan yaz tatilinde yararlanabilirsiniz.

Ayrıca çocuklarımızın dinlenebileceği, sosyal becerilerini geliştirebileceği ve akranları ile bir arada olabileceği kamp, yaz okulu gibi ortamlarda bulunmalarının da yararlı olacağı düşüncesindeyiz.

Etkin ve paylaşım dolu bir tatil geçirdikten sonra yeni eğitim yılında görüşmek dileğiyle.

Terakki Vakfı Okulları
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi

ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN KİTAPLAR

Duy İşit Dinle Kavra

Yeşim Kesgül Sercan

Pencere- Sey

Tüm Gruplar

Yönlerle Düşünelim

Oya G. Özkardeş

Pensere Sey

6-11 yaş

7-12 yaş Çocukları İçin Zeka Oyunları Söz Yayınları

7-12 yaş

Düşünüp Çözelim Pencere-Sey

7-12 yaş

Düşünme Becerileri Seti Pencere-Sey

7-12 yaş

Düşün ve Dikkat Et!

Uzm.Psk. Hasan Demirci, Arzu.Elemek

Pedam Yayınları

10-12 yaş

Filozof Çocuk Serisi/Ben neyim?,Duygular nedir?,Hayat nedir?, İyi ve kötü nedir?

 Oscar Brenıfıer

Tudem

10-14 yaş

Dikkati Güçlendirme Seti- SBS Destekli

 Doç. Dr. Osman Abalı

Adeda

11-14 yaş

VELİLERİMİZ İÇİN KİTAPLAR

Başarıya Götüren Aile Doğan Cüceloğlu Remzi
İnsanı Ararken Damdan Düşen Psikolog Doğan Cüceloğlu Alfa Yayınları
Küçük Şeyler 2 Üstün Dökmen Sistem Yayıncılık
Ergenlik Çağındaki Çocuğunuzu Anlamanın Yolu George    H. Orvin Hyb Yayıncılık
İnsan İnsana Sohbetler Doğan Cüceloğlu Final Yayınları
Etkili Anababalık Kitapları Lee Carter Hyb Yayıncılık
Beni Duyuyor musun? Leyla Navaro
Küçük Şeyler Üstün Dökmen Sistem Yayıncılık
Yüksek EQ’lu Bir Çocuk Yetiştirmek Lawrence E. Shapıro Varlık Özel
Etkili Ana-Baba Eğitiminde Uygulamalar Thomas Gordon Sistem Yayıncılık
Ödül yok, ceza yok bu nasıl disiplin? Dr. Marvın Marshal Sistem
Türkiye’de “Gençlik Miti” Demet Lüküslü İletişim
Baba, Beni Sevmeye Niye Korkuyorsun? Ercan Nar Babıali kültür
Ben Nesli Jean m. Twenge Kaknüs
Evinizdeki Terapist Dennis Greenberger
Christine A. Padesky
Altın Kitaplar Yayınevi
Benimle Oynar mısın Anne Ali Çankırılı Timaş Yayınları
Film Kulübü David Gilmour Domingo
Küçük Şeyler 3 Üstün Dökmen Remzi Kitabevi
Küçük Şeyler 4-Eşitler Evi Üstün Dökmen Remzi Kitabevi
Deniz Kabukları Üstün Dökmen Remzi Kitabevi
Evrenle Uyumlaşma Sürecinde Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak Üstün Dökmen Remzi Kitabevi
Kelebekler ve İnsanlar Üstün Dökmen Remzi Kitabevi
Korku Kültürü Doğan Cüceloğlu Remzi Kitabevi
‘Keşke’siz Bir Yaşam İçin İletişim Doğan Cüceloğlu Remzi Kitabevi
Yetişkin Çocuklar Doğan Cüceloğlu Remzi Kitabevi
Bugünü Yaşama Arzusu Irvin Yalom Kabalcı

ÖĞRENCİLERİMİZ VE VELİLERİMİZ İÇİN FİLMLER

Dönüş (The Return) Andrei Zvyagintsev RUSYA – 2003
Fil (Elephant) Gus Van Sant ABD – 2003
Cyrano De Bergerac Jean-Paul Rappeneau FRANSA – 1990
Mor Yıllar (The Color Purple) Steven Spielberg ABD – 1987
Küçük Gün Işığım  (Little Miss Sunshine ) Jonathan Dayton ABD – 2006
Kramer Kramere Karşı ( Kramer vs. Kramer) Robert Benton ABD – 1979
Benim Adım Sam (I am Sam) Jessie Nelson ABD – 2001
Koro (Les ChorIistes) Christophe Barratier Fransa / İsviçre /
Almanya – 2005
İçimdeki Deniz (Mar Adentro) Alejandro Amenábar Ispanya / Fransa  /
Italya – 2004
V For Vendetta James McTeigue İngiltere / Almanya – 2005
Sil Baştan
(Eternal Sunshine of the Spotless Mind)
Michel Gondry ABD – 2003
Sol Ayağım Jim Sheridan İrlanda/İngiltere – 1989
Hayalperest John Gatins ABD – 2005
Kız Kardeşim Mommo Atalay Taşdiken Türkiye – 2009
Hachiko Lasse Hallström ABD-İngiltere-2009

ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN OYUNLAR

Satranç 3 yaş ve üzeri
Hafıza Kart Oyunu 4 yaş ve üzeri
Domino 5 yaş ve üzeri
Jenga 6 yaş ve üzeri
Bil Bakalım Kim 6 yaş ve üzeri
Bil Bakalım Nerede 6 yaş ve üzeri
Macera Ormanı 6-12 yaş www.hiperaktivite.org.tr
Tam Zamanında 6-16 yaş www.hiperaktivite.org.tr
Tabu 7 yaş ve üzeri
Pictionary 7 yaş ve üzeri
Scrabble 7 yaş ve üzeri
Mastermind 8 yaş ve üstü
Eğitici Oyun Kartları Serisi 9 yaş üstü BTR Reklamcılık/ Eğitim Serisi
Antivirus 7 yaş üstü Smart Games

“Önyargılar”, “Kalıpyargılar” ve “Ayrımcılık” konusunda bir ilk: Terakki ve Bilgi Üniversitesi ortak projesi

0

Terakki, 2012 – 2013 öğretim yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Merkezi ile birlikte “Önyargılar, Kalıpyargılar, Ayrımcılık: Toplumsal Sorunları Eğitim Ortamında Tartışmak” adı altında etkin bir proje yürüttü. Terakkili öğretmenler ile Bilgi Üniversiteli akademisyenlerin birlikte geliştirdiği etkinlikler ise bu alanda yapılan çalışmalar arasında bir ilk.

Proje kapsamında farklı branşlardan ve düzeylerden Terakkili öğretmenler, yıl boyunca İstanbul Bilgi Üniversitesi akademisyenleri ile birlikte çalıştı. Önyargılar, kalıpyargılar, engelli ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konularında paylaşımlarda bulunan öğretmenler, paylaşımlar sonucunda toplumsal sorunların eğitim ortamında nasıl tartışılabileceğine dair sınıf içi öğrenme etkinlikleri geliştirdi.

Terakkili öğretmenlerin de içinde bulunduğu proje grubunun yıl boyunca gerçekleştirdiği çalışmalar ile engellilik ve toplumsal cinsiyet konuları temelinde toplumsal sorunların eğitim ortamında nasıl ele alınabileceğinin tüm öğretmenlerle paylaşılması için 20 Haziran Perşembe günü bir panel düzenlendi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Kenan Çayır ve Melisa Soran, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği’nden Süleyman Akbulut ve Fatih Üniversitesi’nden Nil Mutluer ise panelde konuşmacı olarak yer aldı.

Panelin ardından proje grubunun geliştirdiği “Engelli Ayrımcılığı”, “Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı” ve “Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı Yabancı Diller” örnek dersleri her seviye için paralel oturumlarda Terakkili öğretmenlerden Ahu Binici, Arzu Kırmızıoğlu, Ayşegül Yeğin, Ayzin Çelik, Berra Elbeyli, Burçak Güney, Ceni Palti, Çağla Güdenoğlu, Damla Kukul, Duygu Vural Çağlar, Elif Karademir Ergen, Esin Amasya, Fatih Debbağ, Jülide Barkçın, Merve Alemdar, Mine Koçak Yalaz, Nihal Uysal, Nuray Göker, Özlem Çelik ve Yeşim Er ile paylaşıldı.

Öğrencilerimiz Hem Yazdı Hem Oynadı

0

5. sınıflar “Haklar Sahnesi Kulübü Yıl Sonu Gösterisi” 12 Haziran Çarşamba günü hem eğitici hem de eğlenceli skeçlerle gerçekleşti.

Kulüp öğrencilerimizin yazdığı ve oynadığı skeçler; çocukların günlük hayatta karşılaştığı zorlukları, uğradıkları haksızlıkları, akran baskısını ve hak arama yollarını anlatıyordu.

Skeçlerden en beğenileni ise Pedro Manas’ın akran zorbalığını anlattığı “Ö.T.E.K.İ Gizli Topluluk” kitabından uyarlanan skeç oldu. Öğrencilerimiz, gösterinin sonunda izlenen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi’nin “Çocuklar İçin İnsan Hakları Filmleri Projesi” kapsamında hazırladığı “Çizgilerle Haklarım” animasyonunu da oldukça eğitici bulduklarını dile getirdi.

[nggallery id=50]

Öğrencilerimiz İstanbul Kamp’taydı

0

2008 yılından beri yürüttüğümüz Uluslararası Gençlik Ödülü – UGO (The Duke of Edinburgh’s International Award) programı kapsamında bu yıl Bronz kategorisinden 20 öğrencimiz, programın Macera ve Keşif bölümünü tamamlamak üzere 10 – 11 Haziran tarihlerinde UGO ödül liderleri Ayşegül Erdöven ve Yeşim Irmak Bozkurt ile Şile – Kabakoz Köyünde bulunan İstanbul Kamp’a gitti.

Katılımcıların hiç bilmedikleri bir ortamda bir amaç için maceraya atılarak değişik deneyimler kazanmalarını sağlayan bu kampta öğrencilerimiz, günde yaklaşık 6 saat olmak üzere, toplam en az 12 saatlerini orman yürüyüşü, hazine avı, halatla kaya tırmanışı ve inişi, plaj voleybolu, futbol, yüzme gibi çeşitli aktiviteler yaparak geçirdi.

Akşam kendi getirdikleri yemekleri pişirip yiyen ve kamp ateşi yakan öğrencilerimiz, gitar eşliğinde şarkı söyleyip eğlendikten sonra gece de kurmuş oldukları çadırlarda uyku tulumu ile doğal ortamda kaldı.

Kişisel özellikleri geliştirmeyi sağlayan, genç insanların doğayı tanımalarını ve onu korumanın önemini anlamalarını sağlayan bu kamplar, Gümüş kategorisi öğrencilerimiz için 3 gün 2 gece olarak 12 – 14 Haziran tarihlerinde, Altın kategorisi öğrencilerimiz için de 4 gün 3 gece olarak Haziran’ın son haftası gerçekleşecek.

[nggallery id=49]

"Bach Sihirli Müzik Kutusu” Müzikalinde Çocuklar Klasik Müzik ile Buluştu

Terakki’nin Sahne İstanbul işbirliği ile gerçekleştirdiği Çocuk Müzikalleri projesinin üçüncüsü “Bach Sihirli Müzik Kutusu” müzikali, Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de seyircisiyle buluştu.

Projenin ilk prodüksiyonlarından “Mozart ve Perileri”’ ile “Beethoven ve Düşler Ülkesi”  müzikallerinin küçük oyuncuları ve “Bach Sihirli Müzik Kutusu” oyuncuları galada bir araya geldi.

Kokteyl ile başlayan gala gecesinde, projenin süreçlerinin anlatıldığı “Müzikal Yolculuğu” adlı kısa film gösteriminin ardından çocuk müzikali “Bach Sihirli Müzik Kutusu” sergilendi.

Eski bir oyuncak dükkanına gizlice giren çocuklardan birinin, oyuncakların canlandığına inanmasını ve diğer arkadaşlarını da buna inandırmaya çalışmasını konu eden müzikal, çocukların yardımına koşan ve sihirli müzik kutusundan yayılan Bach ezgilerinden oluşuyor.

Müzikalin finalinden sonra Müzik Bölümü Başkanımız Aykut Yılmaz’ın sahneye davet ettiği TERAKKİ Müzikal Oyuncuları’na “katılım belgesi” ve “anı kristali” verildi.

Terakki Vakfı Okullarının çocukları klasik müzikle buluşturduğu ve bu alanda okul – prodüksiyon işbirliğinde gerçekleştirdiği ilk ve tek olan bu projede çocuklar, profesyonellerle aynı sahneyi paylaştı.

Facebook Resim Galerisi

Öğrencilerimizin Görsel Şiirleri “ŞİİRCİ”de

Şiir kulübü öğrencilerimiz, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılı içerisinde oluşturdukları görsel şiirleri “ŞİİRCİ” adıyla bir buklette buluşturdu.

Öğrencilerimizden Zeynep Yalçın, İlknur Öztürk, Selin Babila ve Öykü Yüksel, şair- akademisyen Gonca Özmen, sosyal etkinlik öğretmenleri Gülçin Erkmen, Ulviye Taylan ve Burcu Özkazanç ile yıl boyunca görsel şiir çalıştılar. Berkay Delibaş ise ŞİİRCİ’nin kapağını yaptı.

07 Haziran Cuma günü Felsefe Sınıfı’nda çalışmalarını arkadaşlarına sunan öğrencilerimiz, yıl boyu neler yaptıklarını, noktalama işaretleri üzerinden görsel şiirleri nasıl oluşturduklarını ve bu işten nasıl keyif aldıklarını anlattı.

Büyük Risk Alıyoruz, Büyük Yarışıyoruz

0

5. sınıflarımızın her şubesinden bir temsilcinin katılımıyla 16 Mayıs Perşembe günü elemesi yapılan, Türkçe ve Matematik Bölümümüzün organize ettiği “Büyük Risk Yarışması”nın finali 4 Haziran Salı günü gerçekleşti.

Öğrencilerimizden Kayra Coşkun (5A), Can Yıldız ( 5B), Zeynep Akarman (5C), Can Karakaş (5D), Ahmet Türker Kılıç (5E), Doğa Emir Amasyalı (5F), Kağan Ağalar (5G), Samet Kurban (5H)  ve Bora Akal (5I)’ın katılımıyla gerçekleşen elemeden finale çıkan sınıflarımız: 5A, 5E, 5F ve 5H oldu.

Türkçe, matematik, genel kültür ve olimpiyatlarla ilgili soruların yer aldığı bilgi yarışmasında birinciliği 1300 puanla Ahmet Türker Kılıç elde ederek sınıf arkadaşlarını da sevindirdi. Birincilik hediyesi olan kutu oyununu sınıfça oynayacaklarını belirten Ahmet, bu yarışmada yer almanın çok heyecanlı, zevkli ve öğretici bir deneyim olduğunu söyledi.

[nggallery id=46]

Avrupa Müziği Terakki’deydi

Terakki, 27 – 31 Mayıs tarihleri arasında Comenius çok taraflı okul ortaklığı projesi olan “Feel the Music of Europe” projesinin finaline ev sahipliği yaptı.

Öğrencilerimiz, Avrupa Birliği Projeleri kapsamında İspanya’dan bir konservatuar (Conservatorio Profesional de Música Jerónimo Meseguer), Hollanda’dan bir devlet okulu (Dockinga College Vmbo-GT) ve  Çek Cumhuriyeti’nden projenin koordinatörü olan işitme engelliler okulu (Skola Vymola) ile bir araya geldi.

Bu projede farklılıkların ve iletişim engellerinin müziğin evrensel gücüyle aşılabileceğini, aynı zamanda farkındalık yaratarak ortak bir bilinç oluşturulabileceğini göstere, kültürleri ve olanakları tamamen farklı dört ülkeden gelen okullar, kendi performansını sergiledi.

Son olarak öğrencilerimiz, bu projeye katılan diğer okulların öğrencilerinin katkılarıyla oluşan “Feel the Music of Europe” isimli şarkılarını müzik eşliğinde artistik işaret dilini kullanarak sahnelediler.

[nggallery id=48]

“Kansere Karşı Çocuklarımıza Elimizi Uzatalım” Kampanyamız

1

Öğrenci Birliğimiz, sosyal yardım çalışmaları kapsamında 11 – 15 Mart tarihleri arasında “Kansere Karşı Çocuklarımıza Elimizi Uzatalım” adlı bir kampanya düzenledi.

Kampanya kapsamında öğrencilerimiz, yaptıkları yiyecek satışından elde edilen gelirle kanser hastası çocuklara hediye edilmek üzere çeşitli oyuncaklar aldı.

Kampanyayı düzenleyen öğrencilerimiz, 30 Mayıs Perşembe günü Şişli Etfal Hastanesi “Onkoloji Bölümü”nü ziyaret ederek kanser hastası çocuklara hediyelerini verdikten sonra onların mutlu olmasını sağladı.

“Okulumuzda görev aldığım yemek satışı kampanyasında Şişli Etfal Hastanesinde yatan, kanser hastası olan arkadaşlarımıza oyuncak almak için yüklü bir miktar para topladık.  Şişli Etfal Hastanesine gidince başta kendimi biraz rahatsız hissediyordum. Ya bizden hoşlan mazlarsa? Ya saçı olmayan arkadaşlarımız uzun saçlı arkadaşlarımızı görünce rencide olursa? Tarzında duygular kaplamıştı içimizi. Hastaneye gidince hiç de böyle şeyler olmadığını gördük. Hastaneye gidince daha çok küçükler olmak üzere yaşıt ve büyüklerimize (kanser hastası olanlar) çeşitli hediyeler dağıttık. Hepsi çok mutlu oldular. Üstelik bu hediyeler tek seferlik değil. Arkadaşlarımızı yine ziyaret etmeyi planlıyoruz. Onların yüzü güldükçe bizim de yüzümüz gülecek. Bir çocukla tanıştık hastanede. Henüz 3 yaşındaydı. 3 yaşında olmasına rağmen çok akıllıydı. Benim bilmediğim türküler söylüyordu. Bizim hastaneye gittiğimiz günün ertesi günü onun doğum günüymüş. Hediyeyi ona doğum günü hediyesi gibi vermek istedik ama kabul etmedi. Biz de yatağının üzerine bırakıp gittik. Henüz yaşına bile basmamış aylık çocuklar bile vardı. Ayrıca çoğu çocuğun saçı vardı. Çocuklar çok dost canlısı ve şekerlerdi. Arada uzun zamandır hastanede yatmanın verdiği duygudan morali bozuk birkaç arkadaşımız da vardı. Ben eminim ki onlar da güçlü birer savaşçı gibi hastalıklarını yenecekler.”

Zeynep Özharat (5C)

[nggallery id=45]

Sahaflar Çarşısı

Öğrencimiz Gurur Kocapınar (8C) , Türkiye çapında katılımı olan öykü yarışması “2. Sarıyer Edebiyat Günleri ve Öykü Günleri”nde “Ortaokul” kategorisinde “Sahaflar Çarşısı” öyküsüyle 1.lik  ödülünü aldı.

Sahaflar Çarşısı

Veteriner olan dedem Aziz Bey, Karacabey Harası genel müdürlüğünden emekli olunca Salacak’ta Kız Kulesi’nin tam karşısında plajın hemen üst tarafındaki büyükçe bahçesi olan, beyaz boyalı, iki katlı bir konağı satın almıştı. Konağın cadde tarafında sadece ev sakinlerini değil sokak sakinlerini de güzel kokularıyla büyüleyen hanımelileri, ıhlamurlar, akasyalar ve leylaklar bulunuyordu. Bahçe kapısının girişindeki kiraz ve erik ağaçları çocuğu gibiydi adeta. Özenle bakardı onlara. Bahçenin bir köşesinde içinde on iki tane tavuk olan ufak tel kümesi vardı. Arka tarafa domates, biber, salatalık, soğan, maydanoz ekmiş hatta kuşlar ürküp yaklaşamasın diye de iki tane bostan korkuluğu yapmıştı kendi ellerinle.

Konağın üst kattaki 60 metrekarelik kitap odasına her girişimde büyülenir kalırdım doğrusu. Çoğunu Beyazıt’ta Kapalıçarşı’nın yanı başındaki kitap cenneti Sahaflar Çarşısı’ndan aldığı hemen hemen kırk beş yıllık ve tümü okunmuş binlerce kitabını özenle saklardı. Tutkuyla bağlıydı kitaplarına dedem. Kitap okurken, sanki farklı bir iklime göç ederdi. Bazı kitaplarının içinde Arapça, bazılarının içinde ise Türkçe notlar yazardı. Hatta bazıları arkadaşları tarafından hediye edildiği için içine bir kaç cümlelik hatıra yazısı yazılmıştı.

Canım dedem balkonda yaşamayı çok severdi. Balkon sanki bir kaptan köşkü gibiydi. Karşısında Kız Kulesi, ta uzakta Topkapı sarayı, Sultanahmet Cami… Önde ise meşhur Salacak Plajı, İstanbul Boğazı, Marmara Denizi… Orada kitap okur, kahvesini yudumlar hatta arkadaşlarını bile ağırlardı. Anneanneme sinirlenince homurdanırım da kendi kendine bu güzel balkonda. Yorgunken uyurdu bile kendi elleriyle yaptığı sedirin üzerinde. Balkondan yaz akşamları güneşin batışını, kışın ise lapa lapa yağan karın ortaya çıkardığı manzarayı seyretmekten nasıl keyif alırdı anlatamam. Yağmur sonrası güneşin doğmasıyla yeşillere bürünen bahçedeki ağaçların altında sallanan koltuğunda saatlerce kitap okumaktan çok büyük keyif alırdı. Bir de komşularıyla kahvelerini yudumlarken fikir alışverişi yapmaktan.

Mahallemiz, sakinlerinin birçoğu aydın, iyi eğitim almış ve sevgi dolu kişilerden oluşan renkli bir mahalle idi. Kültürlü ve sıcak kişilerle komşuluk yapmak dedemin çok hoşuna giderdi. O devirlerde komşuluk,  daha TV’ler hayatımızda yer almamışken,  sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde ayrı bir öneme sahip olduğundan çok değerliydi. Ailece komşulara gidip gelinirdi. Çaylar içilir, yanında bisküvi yenirdi. Bu ziyaretler benim için tatlı birer anı olarak kaldı hafızamda. Bunlar aslında toplumu kaynaştıran, birlik beraberliği sağlayan, fikir alışverişini arttıran, sosyalleşmeyi sağlayan faydalı muhabbetlerdi de.

Konağın yan bahçe komşusu Ecevit Ailesiydi. Nazlı Hanım ressam, Fahri Bey’de doktordu. Robert Kolej’i bitiren yirmi beş yaşlarında olan oğulları Bülent ise Amerika’da gazetecilik yapıyordu Benim kitap sevdalısı olarak yetişmemin ana mimarlarından biri de onlardır. Karı-koca hayatlarına biraz renk, biraz ışık vermek, geleceğe başarı yollarından yürüyebilmek ve geniş bir görüş açısı için kitaplara sımsıkı sarılmışlardı. Beni kızları gibi seven Ecevit ailesi akıllı insanların bahçesinde güzel kokular saçan kitaplarla, yaşam penceresinden daha aydınlık ufuklara bakabilmem için kitaplarla yoğrulmamı sağladılar. Dedemle tombik kedileri Patapata’nın hastalığı nedeniyle uzun yıllar önce tanışarak, yine uzun yıllar süren kitap ve fikir alışverişleriyle de pekiştirmişlerdi komşuluklarını.

Milli şair, veteriner hekim, öğretmen, hafız, Kur’an çevirmeni, yüzücü, milletvekili kimlikleri ile mahallemizin gurur kaynağı olan Mehmet Akif Bey, çıkmaz sokağımızın en görkemli konağında otururdu. Beni en çok edebi kişiliği etkilemişti doğrusu. Ne kadar da şefkatli davranırdı biz gençlere. Kızı Feride, yatılı okuduğum İstanbul Kız Lisesi’nden sınıf arkadaşımdı. Cuma günleri evci çıktığımızdan son dersin zili çalar çalmaz soluğu Sahaflar Çarşısı’nda alırdık Feride’yle. Haftalık olarak aldığımız harçlıklarımızdan artırdıklarımızla kitaplar alırdık. Okuduklarımızı değiş tokuş yapardık. Anneme ve babama öğle tatillerini fırsat bilerek yazdığım özlem dolu mektupları Sirkeci’deki postaneden postaya verip, vapurun yolunu tutardık.

Eşi İsmet Hanımla sık sık dedemi ve anneannemi ziyarete geldiklerinde koşarak boynuna sarılır, ellerinden öper, başımı okşamasına izin verirdim büyük bir mutlulukla. Bir başka severdim Mehmet Akif Beyi ve eşi İsmet Hanımı. Şefkatli ve güler yüzlü olmaları onlara olan hayranlığımı gün geçtikçe artırıyordu. Özenerek ellerimle pişirdiğim kahveleri içerlerken bol bol da fikir alışverişinde bulunurlardı. Ben de fikir alışverişlerini bir köşede sessizce oturarak dinlerdim. Hemen her gelişinde bana Sahaflar Çarşısı’ndan özenle seçtiği kitapları getirdi hediye olarak. Başarılarla dolu yaşamı boyunca herkesle sıcak ilişkiler kuran Mehmet Akif Bey’den o kadar çok şey öğrendim ki. Sevgiyi, nezaketi, başarıyı, umudu ve alçakgönüllülüğü kişiliğime ilmek ilmek onun sayesinde işledim.

Oturdukları konağın elektrik kontağından yanmasına çok üzülmüştük. Tek tesellimiz Mehmet Akif Bey’e, eşi İsmet Hanım’a  ve  altı çocuğuna bir şey olmamasıydı. Senelerdir büyük emeklerle oluşturduğu kitaplarının büyük bir kısmın yanması hem Mehmet Akif Beyi hem de İsmet Hanımı derinden yaralamıştı. Yangın sonrası Fatih’e taşındıkları için aile görüşmelerimiz ne yazık ki eskisi kadar sık olamadı.

Çağdaş Türk tiyatrosunun temelini atan ve geliştiren Muhsin Ertuğrul’da bitmez, tükenmez enerjisiyle mahallemizin hareketli simalarından biriydi. Anneannemin tiyatroya tutkunluğu, yazar kimliği ve eşi Neyyire Hanımla Edebiyat Fakültesi’nden arkadaş olmaları samimi bir dostluk kurmalarını sağlamıştı. Kızları Gönül annem ve babamın müfettiş olarak çalıştığı Ankara’da Maliye Bakanlığı’nda müsteşardı. Benden iki yaş büyük olan torunları Edibe ’de benim gibi İstanbul Kız Lisesi’ni yatılı olarak okuyordu Cuma günleri okul çıkışı çoğu zaman Feride ve Edibe ile birlikte simit ve çay eşliğinde yaptığımız keyifli bir vapur yolculuğu ile eğlene eğlene gelirdik Üsküdar’a.

Birlikte aynı mahalleyi paylaşmaktan mutluluk duyduğumuz doktor Hilmi Bey ve eşi Servinaz Hanım mahallemizde hasta olan herkesle ilgilenen birer melektiler adeta. Özellikle çocuk ve yaşlılar için seferber olurlardı. Ağır hastalığı olan mahalle sakinlerimizi çalıştıkları Numune Hastanesi’nde tedavi edilmeleri için büyük çaba sarf ederlerdi. Boş zamanlarında ise, mahallemizin öğrenci gençlerinin derslerine yardımcı olurlardı.

Mahallemizin böyle renkli, hareketli, kültürlü, sevgi dolu, yardımsever kişiliklerle dolu olması benimde donanımlı bir genç kız olarak yetişmemi sağladı. Cumhuriyetin yeni kurulduğu tarihlerde eğitim almış genç kızlarımızın sayısı çok az olduğu için beni el üstünde tutarlardı mahallemizin aydınlık düşünceli aydınları. Ellerinden geldiğince, güçlerinin yettiğince yardımcı olurlardı eğitim ve sosyal hayatım için. Üstelik eğitimim nedeniyle Ankara’da bulunan anne ve babamdan ayrı kaldığım için benimle gurur duyduklarını söylerlerdi her fırsatta.

Buram buram kültür kokan sokağımızın  sakinleri sayesinde kitaplarla haşır neşir olmaktan bende çok büyük keyif alıyordum. Elime aldığım her kitapta beni farklı bir zamana doğru yolculuğa çıkartan Sahaflar Çarşısı, hem uygun fiyatları hem de çeşitliliği bakımından kitap cennetiydi benim için.  Evci çıktığım günlerin dışında, bazen dedemle bazen de anneannemle genellikle de resmi tatillerde Sahaflar Çarşısı’nın yolunu tutardık. Tozlu raflardan, onlarca, hatta yüzlerce yıl öncesine uzanıp, geçmişi aramaktan, eskilerin arasında, eskimeyen kitaplarla vakit geçirmekten ne kadar keyif alırdım bilemezsiniz.

Baskısı olmadığı için zor bulunan birkaç kitap ve baskısı mevcut kitapların olduğu listemi de yanıma alırdım ama çarşıdaki dükkânların önündeki sepetlerin içinde bulunan beni yıllar öncesine götüren kitaplara bakmadan da edemezdim. Bazen Osmanlıca basılmış Cumhuriyet öncesi dönemin kitaplarına rastlardım bu sepetlerde. Osmanlıca bilmememe rağmen meraktan alırdım bu kitapları. Dedem Osmanlıca bildiği için önce o okur, sonra da bana tercüme ederdi kitabı. Çarşının düzenli müşterilerinden olduğumuz için sahaflar çok sevecen davranırlar, kitap bile ayırırlardı bize.

Şakır şakır yağmurun yağdığı bir cumartesi günü dedemin o günkü yaş günü için hediye kitap almak üzere anneannemle birlikte Üsküdar’dan vapurla Eminönü’ne geçtikten sonra oradan da tramvaya binerek  Beyazıt’ta gittik. Günlerden cumartesi olduğu için Çınaraltın’dan Sahaflara girilen o boşlukta bitpazarı kurulmuştu. Anneannem antikayı sevdiği için alıcı gözüyle gezdi birkaç tezgâhı. Kalabalığın içinden sıyrılıp, Sahaflar Çarşısı’na girdik. Çarşının en büyük sahafından başladık kitaplarla haşır haşır neşir olmaya. Gördüğüm ilk sepetin içindeki eski, küf kokulu kitapları karıştırırken, Mehmet Akif Bey’in dönemin sosyal sorunları ile tarihi ve dini konuları içeren  “Safahat” adlı kitabı elime geçivermişti.

Yıpranmış, hatta bazı sayfaları yırtılmıştı da. Kitabın sayfaları arasında göz gezdirirken, ilk sayfadaki el yazısı ile yazılmış “ Değerli Dostum Aziz Bey’e; yaş gününüzü kutlar, uzun ömürler dileriz.  28.08. 1933 Ersoy Ailesi” yazısı çok dikkatimi çekmişti. Kitap dedemin can dostu Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı kitabıydı. Dedemin adı Aziz’di ve doğum günü de 28 Ağustos’tu. Hemen anneanneme gösterdim. Çok şaşırdı ve heyecanlandı o da. Birlikte fikir yürüterek Mehmet Akif Bey bu kitabını yıllar önce büyük dedeme yaş gününde hediye amacıyla hazırladığını ancak o yıllarda Kahire’de Üniversite’de hocalık yaptığı için yoğunluktan dolayı dedeme ulaştıramadığını düşündük. Üzerinden yıllar geçse de, bu paha biçilemez manevi değerde olan kitabı yüklüce bir para vererek satın aldık. Heyecan, şaşkınlık ve mutluluğumuz birbirine karışmıştı. Bir an önce eve varıp, bu heyecanı ve mutluluğu büyük dedemle paylaşabilmek için aceleyle yola koyulduk. Telaştan dedeme yaş günü hediyesi olarak kitap almayı unuttuğumuzu Cağaloğlu Yokuşu’ndan aşağı inerken fark ettik. Neyse ki, çabucak Bahçekapı’daki Atalar mağazasından giyimine özen gösteren dedem için gömlek, kravat ve süveter almayı akıl ettik.

Eminönü’nden bindiğimiz vapur bizi Üsküdar’a götürdüğünde saat 16.00 olmuştu. Acele acele vapurdan indik. Şemsi Paşa sahili boyunca hızlı adımlarla on beş dakika sonra konağın bahçe kapısına vardığımızda heyecandan yüreğimiz yerinden fırlayacak gibiydi. Bizim geldiğimizi balkondan gören dedem telaşla bahçeye indi:

–       Hoş geldiniz güzel hanımlar diyerek karşıladı bizi.

Anneannem önce elindeki kocaman paketteki yaş günü hediyesini dedeme uzatırken:

–       Dünyada eşsiz bir güzellik varsa o da kalbindedir. Hayatının bundan sonrası kalbinin güzelliği gibi geçsin. Hep sevgi dolu kalman ve mutlu olman dileğiyle… Yaş günün kutlu olsun diyerek sarılı verdi boynuna.

Bu duygu dolu tablo karşısında bende:

–       Yeni yaşının tıbbı şaşırtacak kadar sağlık, melekleri kıskandıracak kadar mutluluk getirmesi dileğiyle nice yıllara dedeciğim diyerek yanağına tatlı bir öpücük konduruverdim pamuk dedemin.

Hep birlikte içeri girdik. Ben ve dedem balkona geçtik. Anneannem kendisine ve dedeme kahve yapmak üzere mutfağa girerken, kitap konusunda dedeme bir şey söylememem için beni uyardı. Beş-on dakika sonra gümüş tepsi içinde iki fincan Türk Kahvesi ve bir bardak limonata ile geliverdi anneannem. Tepsiyi masaya bırakır bırakmaz:

–       Hadi aç bakalım hediyelerini dedi dedeme.

Dedemde sedirin üzerine bıraktığı paketi aceleyle alıp açtı. İçinden çıkan giysileri çok beğenmiş olacak ki,

–       Bayramlıklarım hazır diye şaka yaptı. Sonra da:

–       Hani benim kitaplarım? Siz bana her sene yaş günümde kitap alırdınız. Bu sene beni bu giysilerle kandıramazsınız dedi.

Anneannem:

–       Biz bu yıl sana kitap alamadık. Çünkü sana çok ama çok sevdiğin bir arkadaşından bir kitap geldi yaş günün için dedi.

Dedem:

–       Kimden? diye sordu.

Anneannem :

–       Bil bakalım kim olabilir?diye sordu.

Dedem :

–       Fahri, Zeki, Muhsin, Adnan, Ferit, Osman… diye başlayarak bir sürü arkadaşının ismini sıraladı durdu. Büyükannem hiç birine bildin demediği için dedem:

–       Beni meraktan çıldırtma hanım. Kim olabilir ki bana yaş günü hediyesi olarak kitap gönderen arkadaşım? diye sorduğunda, anneannem bana işaret ederek çantasını istedi.

Kapının girişindeki portmantodan kapıp geldim çantayı. İçinden çıkardığı kitabı dedeme uzatırken elleri titriyordu. Benim de heyecandan kalbim yerinden fırlamıştı sanki. Dedem kitabı görür görmez bir tuhaf oldu. Önce gözlerini yumdu sonra da yutkundu ve :

–       Mehmet Akif’in bu kitabından kütüphanemizde iki tane var dedi.

Anneannem:

–       Biliyorum diye cevaplarken dedem kafasını bir sağa bir sola çevirdi ve cııık cııık cııık diye ses çıkardı.

Anneannem oturduğu koltuktan kalkıp dedemin yanına oturdu. Kitabı dedemin elinden alıp birinci sayfasını açtı ve Mehmet Akif Bey’in yazısını gösterdi. Dedem yeleğinin cebinden gözlüklerini çıkardı, gözüne taktı ve başladı yüksek sesle okumaya:

–        Değerli Dostum Aziz Bey’e; yaş gününüzü kutlar, uzun ömürler dileriz.  28.08. 1933 Ersoy Ailesi.

Uzunca bir sessizlikten sonra dedem yutkundu, yutkundu, yutkundu…

–       Bu ne demek oluyor şimdi? diye sordu.

Anneannem o gün Sahaflar Çarşı’sında yaşadığımız mucizeyi ve yorumlarımızı  anlatırken, boğazı sık sık düğümlendi. Gözleri yaşardı.

Dört yıl önce vefat eden Mehmet Akif Beyle dedemin paylaştıkları o kadar çok şey vardı ki. Yılları, meslekleri, kitapları, şiirleri, fikirleri, milli mücadeleye katılışları, daha da önemlisi sevgi ve saygıları…

Kim bilir nerelerden gelmişti Sahaflar Çarşı’sına insanın kalbini yumuşatan, güzel bir insanın, eşsiz eseri Safahat. Dünya’nın en iyi üçüncü kitabı olan Safahat’ı defalarca okumasına rağmen altmış yedi yıllık yaşamında aldığı en anlamlı ve en değerli hediye olması nedeniyle bir kez daha şiirlerle yolculuğa çıktı. Okudu… Okudu… Okudu…

Yıllar geçmiş olsa da hediyesine kavuşmanın mutluluğu ile bir çocuk gibi sevinirken, bütün gece yatağının içinde bir o yana bir bu yana dönerek, Safahat Sahaflar Çarşı’sına nasıl gelmiş olabilir? diye düşündü durdu dedem. Bu sorusuna bir türlü cevap bulamadı ama can dostu Mehmet Akif Bey’in ona verdiği önemi yıllar sonra bir kez daha görmenin gururuyla uyuyup kaldı sıcacık yatağında.

Gurur Kocapınar (8C)

Köstebek’ten Bir Sosyal Sorumluluk Projesi Daha

0

Terakki Toplum Gönüllüleri Kulübümüzün (Köstebek) öncülüğünde ve gönüllü ortaokul ve lise öğrencilerimizin işbirliğinde “Sosyal Sorumluluk Projesi” kapsamında düzenlediğimiz yardım kampanyamızda öğrencilerimizin elde edilen ürünleri yerinde teslim etmesi, duyarlılık kazanması, inceleme ve araştırma yapması için Beykoz ilçesindeki Hayvan Barınağına bir gezi düzenlendik.

Topluma karşı olan sorumluluğumuz, toplumsal gelişmenin temel taşlarından biri. Öğrencilerimizin sorumluluk, paylaşma, duyarlılık, yardımlaşma duygusunun gelişmesi ve gönüllülük çalışmalarına duyulan ihtiyaç bizleri böyle bir çalışmaya yöneltti. Proje, bizim dışımızdakilere umut olmak adına sosyal sorumluluk projesi özelliği taşımakta.

“Shell Eco-marathon”da Yarışan Tek Türk Lisesi Yine Terakki Oldu

Hollanda’nın Rotterdam şehrindeki Ahoy Arena’da 17 – 19 Mayıs tarihleri arasında 29.’su düzenlenen Shell Eco – marathon Europe 2013 yarışmasına 12 Türk üniversite takımıyla birlikte katılan tek lise yine Terakki’ydi.

Shell’in, sürdürülebilir enerji konusunda bilinç yaratmak ve yakıt verimliliğini teşvik etmek amacıyla 29.’sunu düzenlediği Shell Eco – marathon’un amacı en az yakıtla en çok yolu gidebilmek.

Avrupa genelinde 24 ülkeden yarışmaya katılmaya hak kazanan 200’e yakın takımı oluşturan 3 binden fazla üniversite ve lise öğrencisinin katıldığı Shell Eco – marathon Europe 2013’e bu yıl Türkiye’den 13 takım katıldı. Rotterdam’ın simgelerinden Ahoy’da zorlu sokak pistinde gerçekleştirilen yarışta takımımız “Team TERAKKİ”, 8 yıldır yarıştığı “Prototip” araçlar klasmanının ardından ilk kez daha büyük araçların yarıştığı “Şehir Konsepti / Urban Concept” klasmanında yarıştı.

Shell Eco’ya 9. kez katılan Team TERAKKİ, Türk takımları arasında yarışmaya en çok ve her yıl ara vermeden katılan en istikrarlı takım. Aynı zamanda prototip araçlarda Türkiye’nin önde gelen birçok üniversitesini geride bırakan, en başarılı takımlardan biri.

Team TERAKKİ, kendi imkânlarıyla tasarlayıp ürettiği minik bir elektrikli otomobil olan “Terakki Urban Electric” ile ilk kez yarışmaya katıldı. Güvenlik ve teknik kontrolleri başarıyla geçip, piste çıkmaya hak kazandı. “Battery Electric / Plug-in” sınıfında yarışan araç, 10 turdan oluşan pistin 10 turunu da tamamlamayı başardı. Yarışmanın 3. turunda meydana gelen teknik bir problemden dolayı motor sürücü kendisini otomatik olarak “korumalı” moda alınca aracın performansı düştü ve planlanan zamanın gerisinde kalınarak zaman limitinin aşılmasına neden oldu.

“Terakki Urban Electric”, tamamen elektrikli (%100) ve çevreye hiçbir zararlı gaz salmıyor. Herhangi bir elektrik şebeke prizinden aldığı elektrik ile şarj oluyor. Diğer otomobiller gibi farlara, stop lambalarına, sinyal ışıklarına ve yağmur sileceklerine sahip. Yüksek güvenlik standardına sahip bu otomobilde 6 noktalı profesyonel motor sporları emniyet kemeri, devrilmeye karşı “roll bar” ve 4 tekerleğinde hidrolik disk frenleri mevcut. Aracın, küçük bir bavul taşıyacak büyüklükte bir bagajı da var. Yarış aracı olduğu için tek kişilik. Fakat istenirse iki kişilik alana sahip.

Team TERAKKİ’de yer alan öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz ise Takım Kaptanı ve II. Pilot Mert Karpat (11C), I. Pilot Yiğit Kalpaklı (Fen 11), Teknik / Mekanik Efe Gümüş (11C), Teknik / Elektrik-Elektronik, Güvenlik Atahan Arslantaş (9B), Teknik / Mekanik ve İletişim Kaan Saral (Hz.- B), Takım Lideri Ziya Bahtiyar (Fen Projeleri Koordinatörü) ve Danışman Öğretmen Bülent Büyükaydın (Fizik Öğretmeni).

[nggallery id=44]

Öğrenciler 18. Gençlik Tiyatroları Festivalimizde Buluştu

Bu yıl 18.sini düzenlediğimiz Gençlik Tiyatroları Festivali’nde Mustafa Avkıran “Terakki Vakfı Tiyatro Ödülü”nü; Engin Cezzar ve Gülriz Sururi “Festival Onur Ödülü”nü aldı.

Bertolt Brecht’in “Schweyk II. Dünya Savaşında” oyununu sergileyen Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri “En iyi Toplululuk Ödülü”ne; Ken Kesey’in “Kamyon” oyununu sergileyen Kartal Atalar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri “Jüri Özel Ödülü”ne; Bertolt Brecht’in “Schweyk II. Dünya Savaşında” oyununu sergileyen Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri “En İyi Dekor Ödülü”ne; Haldun Dormen’in “Hisseli Harikalar Kumpanyası” oyununu sergileyen FMV Özel Erenköy Işık Lisesi ve Fen Lisesi öğrencileri “En İyi Kostüm Ödülü”ne; Güngör Dilmen’in “Deli Dumrul” oyununu sergileyen Şişli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri “En İyi Işık Ödülü”ne; Kartal Atalar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinden Ertürk Yenigün, Bedirhan Namlı, Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’nden Berkay Bozturk ve TEV  İnanç Türkeş Özel Lisesi’nden Kübra Arı “En İyi Oyuncu Ödülü”ne layık görüldü.

Festivalimizin övgüye değer oyuncuları ise Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’nden Ege Hoşgüngör, FMV Özel Erenköy Işık Lisesi ve Fen Lisesi’nden Nagehan Güler, TEV İnanç Türkeş Özel Lisesi’nden Ezgi Aydın ve Ramazan Fidan oldu.

Her zaman olduğu gibi ödül değerlendirmesine katılmayan Terakki oyuncuları performanslarını ödül gecesinde sergilediler.

[nggallery id=47]