Ortaokul Öğrencimize "Cumhuriyet Sevdadır" Şiiriyle İkincilik

Levent Yerleşkemizden öğrencimiz Bıra Serdar Eren (8B), İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün düzenlediği “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Şiir Yarışması”nda “Cumhuriyet Sevdadır” şiiriyle ilçe ikincisi oldu.

 

Cumhuriyet Sevdadır

Kapkara bulutlar sarmıştı yurdumuzu,

Kara kapkaraydı her yer, yerler gökler kan ağlıyordu.

Yaradana sığınıp ağlarken

Yorgundu toprağım ; umutsuzdu askerim ve halkım,

Dalgalanmıyordu bayrağım,

Her yerde ölümden beter bir sessizlik…

Kurt kuş susmuştu.

Altı yüz yıllık geçmiş yok olurken.

Bu acı başka türlü bir acıydı,

Esaretti, zulümdü.

Bir gün birden gökler gürledi, nehirler çağladı.

Bir fırtına kuşu gibi geldi o, adına “Mustafa Kemal “dediler.

Korkuyu cesarete; yokluğu varlığa çevirdi adım adım.

Ardı sıra koştu genci yaşlısı

Onunla silkindi toprağım, taşım, yerler ve gökler.

Ona göre çaresizlik ve yokluk, kader olamazdı ulusuma.

Olmadı da…

Uzandı Samsun’a, açarak kollarını  ana yurdu sarıp sarmaladı .

Karanlıkları yırtarak haykırdı halkına : “Ya istiklal ya ölüm!”

Bazen fırtına bazen sakin bir liman oldu,

Batıdan doğuya, kuzeyden güneye sel olup aktı,

Ardı sıra yediden yetmişe her yürek.

Kurşunun bittiği yerde göğüsler siper oldu .

Ölümü içtik yudum yudum zafere ererken.

Atatürk’ün çizdiği özgürlük yolunda.

Dost düşman anladı ki…

Yanmış, yıkılmış bir ulustan yepyeni bir ulus yarattı o büyük insan.

Önderimiz oldu bilimde, sanatta, her alanda…

Çağdaş bir yol gösterdi bilime uzanan.

İşte cumhuriyet!

İşte, insanca bir yönetim, dedi.

Karanlıktan, cehaletten, tutsaklıktan

Özgürlüğe, bilime açılan bir evrendeyiz şimdi.

İnsan olmak erdemini,

Cumhuriyetin değerini,

Medeniyet yolunda ezilmeden dik durmanın üstünlüğünü,

Bir çift mavi gözle öğrendik cumhuriyet sevdasını.

Bugün özgürsek,

Medeniyete, aydınlığa, bilimin ışığında korkusuzca yürüyorsak,

Atatürk’üm bunu sana ve eserin cumhuriyete borçluyuz.

Sen ve büyük eserin yeminim olsun ki   biz var oldukça

Sonsuza dek yaşayacaktır.

Bıra Serdar Eren (8B)

Lise Öğrencilerimiz Bilgi Üniversitesi Kurumsal İlişkiler Genel Müdürü Murat Saydam'la Buluştu

0

11 ve 12. sınıf öğrencilerimiz, Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisimizin öğrencilerimizin üniversite ve meslek seçimlerinde doğru karar verebilmelerine yardımcı olmak için tüm seneye yayarak gerçekleştirdiği 20. Kariyer Günleri kapsamında 21 Ekim Çarşamba günü Bilgi Üniversitesi Kurumsal İlişkiler Genel Müdürü Murat Saydam ile bir araya geldi. Üniversitede “Uluslararası İlişkiler” okumak isteyen öğrencilerimiz, bu bölüm hakkında bilgi edindiler.

Saydam; uluslararası ilişkilerin doğuşunu, uluslararası ilişkileri belirleyen faktörlerin neler olduğunu, dünya üzerinde yaşanan uluslararası olaylarda kültürün, sporun, ekonominin ve medyanın nasıl etkide bulunduğunu örnekler üzerinden öğrencilerimizle paylaştı. Lisans öğrencisiyken öğrencilerin yapması gereken etkinlik, staj ve çalışmaların neler olabileceğini, mezun olduktan sonra da, iş ve yüksek lisans tercihlerinin neler olabileceğini anlattı. Sabırlı, kanaatkar ve çalışkan olmaları durumunda önlerinin her zaman açık olduğunu vurguladı.

“Başarı Öyküleri”, “Rektörler, Üniversite Adayları ile Buluşuyor”, “Dekanlarla Buluşma: Mesleğe Göz Kırpmak”, “Üniversite Terakki’de: Tadımlık Dersler”, “Üniversite Gezileri”, “Sunny ve BAU Apply Tanıtımı”, “Ders Seçim Konferansı”, “Meslek Gözlem Çalışmaları”, “Tercih Konferansı” ise bu sene gerçekleşecek diğer Kariyer Günleri etkinlikleri.

Lise Öğrencilerimizle "Arkadaşlık İlişkileri ve Ekip Olma" Üzerine

0

12179193_10153107253112097_250320162_n

Lise ve Fen Lisesi 9. sınıf öğrencilerimiz, 12 Ekim – 20 Ekim tarihleri arasında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisimizin hazırladığı “Arkadaşlık İlişkileri ve Ekip Olma” temalı grup oyunlarını oynadı.

IMG_3591terabook

Öğrencilerin sınıf içi dinamikleri daha iyi gözlemleyebildiği, nasıl bir sınıf iklimi yaratmak istediğine dair düşüncelerini paylaştığı; bir ekibin kurulma süreci ve ekip içinde aldığı rolleri inceleyebildiği ve beraber yaşama kültürünün ilkelerini konuşabildiği ortamlar yaratmak, öğrenciyi besleyen ve kapsayan sınıf ortamlarının oluşması adına önemli.

Bu düşünceyle hazırlanan grup oyunları, öğrencilerimiz için öğretici bir deneyime dönüşürken onların sınıf arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirmelerini ve okula uyum süreçlerinin hızlanmasını sağladı.

12179193_10153107253112097_250320162_n

20. Kariyer Günlerimiz Başladı

0

Levent Yerleşkemizden 10 ve 12. sınıf öğrencilerimiz,  Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimizin  öğrencilerimizin üniversite ve meslek seçimlerinde doğru karar verebilmelerine yardımcı olmak için tüm seneye yayarak gerçekleştirdiği 20. Kariyer Günleri etkinliklerinden 14 Ekim çarşamba günü “Başarı Öyküsü” konferansında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç’la buluştu.

Kılıç öğrencilerimize, beynin yapısını ve bunun olaylara bakış açısını nasıl etkilediğini anlattı. Bilimsel düşüncenin öneminden bahseden Kılıç, beyin yapısının düşünce ve bakış açısını nasıl genişlettiğini anlattı.

Bu sene gerçekleşecek diğer Kariyer Günleri etkinliklerimiz: “Başarı Öyküsü2 ve Başarı Öyküsü3”, “Rektörler, Üniversite Adayları ile Buluşuyor”, “Dekanlarla Buluşma: Mesleğe Göz Kırpmak”, “Üniversite Terakki’de: Tadımlık Dersler”, “Üniversite Gezileri”, “Sunny ve BAU Apply Tanıtımı”, “Ders Seçim Konferansı”, “Meslek Gözlem Çalışmaları”, “Meslek Tanıtımları” ve “Tercih Konferansı”.

DoEIA Ödül Liderlerimiz, Birleşik Krallık Wessex Kontu Prens Edward ile Buluştu

0

Birleşik Krallık Wessex Kontu Prens Edward, Uluslararası Gençlik Ödülü – UGO (The Duke of Edinburgh’s International Award – DoEIA) programı ödül liderleriyle 15 Ekim Perşembe günü Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda bir araya geldi. DoEIA Koordinatörümüz Ayşegül Erdöven, ödül liderlerimiz Yeşim Irmak Bozkurt ve Şafak Ucur tarafından Prens Edward’a programın Terakki’deki işleyişi hakkında bilgi verildi.

12140872_10153466434339823_618210386189054764_terabook

Terakki’nin 2008 yılından beri yürüttüğü; 140 ülkede 14 ile 24 yaşları arasındaki tüm gençlerin becerilerini geliştiren, fiziksel hareketlilik ve sosyal sorumluluk aktivitelerini destekleyen, gönüllülük esasına dayalı bu programda şimdiye kadar yaklaşık 400 öğrencimiz, programı başarıyla tamamlayarak ödüllerini aldı.

Bronz, Gümüş ve Altın kategorilerinde gençleri bir araya getiren bu program; Beceri Geliştirme, Fiziksel Gelişim, Toplum Hizmeti, Toplumsal Uyum Projesi ve Macera ve Keşif Yolculuğu gibi bölümleri gençlere sunar.

Özgüvenli Çocuk Yetiştirmede Aileye Düşen Görevler

0

Eğitimde velilerinin de desteğinin önemine inanan Terakki, 18 Ekim Pazar günü Tepeören Yerleşkesinden anaokulu ve ilkokul velilerini Prof. Dr. Norma Razon ile Konferans Salonu’nda bir araya getirdi.

Razon, “Özgüvenli çocuk” kavramının ne anlama geldiğini veli grubundan duyarak sunuma başladı. Özgüveni tanımlarken, güvensiz çocukların özelliklerinin neler olduğuna da değindi. Bu noktadan hareketle bir çocuğa güvenli diyebilmek için, kendini doğru ifade edebilen, farklı fikirlerini söyleyebilen, gerektiğinde hayır diyebilen, eleştiriye açık, girişimci, kendi kararlarını alabilen, çözüm üretebilen, mücadele eden, çözüm bulamadığı durumlarda yardım talep edebilen, kendini savunabilen, risk alabilen, bağlı ama bağımlı olmayan vb. özelliklerin hepsini değilse de bir kısmını taşıyan çocuklardan bahsettiğimizi vurguladı.

Bir çocuğun güvenli olmasında anne babasının yanı sıra, o çocuğa bakım veren diğer kişilerin ve öğretmenlerinin yaklaşım tarzının da önemli olduğunun altını çizdi. Yetişkinlere düşen görevleri dört ana başlık altında topladı:

  1. Sevgi ve şefkat:
    Yaşı ne olursa olsun her bireyin sevildiğini hissetme ihtiyacı vardır. Değerli hocamız, bebeklik döneminde, kucaklayarak, öpüp koklayarak ifade ettiğimiz sevgimizin, süreç içerisinde gerek dile getirerek gerekse farklı tutum ve davranışlarımızla göstermemizin öneminden bahsetti.
  2. İlgi ihtiyacı:
    Sevgiyi göstermenin yanında, çocuklarımızı daha iyi tanıyabilmek, ihtiyaçlarını farkına varabilmek için onlarla zaman geçirilmesinin gerekliliğini ifade etti. Bu geçirilen zaman içerisinde, onlarla çeşitli aktiviteler yapılasının ilgi ve yeteneklerini bizzat görmemiz için çok önemli olduğunu anlattı.
  3. Güven ihtiyacı:
    Yaşına uygun sorumlulukları üstlenmeleri, seçim yapma, karar verme ve sorun durumlarında kendi çözümlerini üretebilecekleri konusunda onlara güvendiğimizi hissettirmenin öneminden bahsetti.
  4. Özgürlük ihtiyacı:
    Gelişim basamaklarında çocuklarımızın üstesinden gelebileceği konularda onları desteklemenin ve atacakları adımlar konusunda arkalarında durmamızın önemini vurguladı. Çocuklarımızın yapabileceklerini biz yetişkinlerin kaygıları nedeniyle engellemememizi ve becerilerini geliştirmelerine olanak sağlamamızı salık verdi. Bunun yanında özgürlük derken sınırsız bir özgürlükten bahsetmediğini çünkü her çocuğun güvende hissedebilmek için sınırlara ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Tüm bu ana başlıklar yanında, doğumdan itibaren çocuklarla etkili iletişim kurulmasının, onları yargılamadan, can kulağı ile dinlemenin, istendik davranışlarının fark edilip olumlu geri bildirim verilmesinin ve istenmeyen davranışları karşısında da tutarlı olunmasının önemini vurguladı. Ardından soru cevap bölümüyle konferans sona erdi.

Terakkililerden Hayvanları Koruma Haftası

Anaokulu çocuklarımız ve ilkokul öğrencilerimiz, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nü bu sene de 05 – 16 Ekim tarihleri arasında “Dostlarımız” projesi kapsamında çeşitli sanatsal ve sosyal etkinliklerle kutladı.

Yaratıcı drama öğretmenlerimizin rehberliğinde farklı sanat disiplinleriyle buluşan Terakkililer; hayvan sevgisi, hayvanları koruma, hayvan haklarına saygı duyma ve sosyal sorumluluk bilinci konusunda farkındalık kazandılar.

Köpek Maması Kampanyamız

1 – 4. sınıf öğrencilerimiz ve anaokulu çocuklarımızın getirdiği yaklaşık 40 büyük karton kolide toplanan köpek mamalarını, Beylikdüzü Belediyesi Hayvan Barınağı’na teslim etti. Kampanyaya katılan öğrencilerimize barınaktaki köpekler adına teşekkür kartı verildi.

Yaratıcı Drama Oyunlarımız “Hayvanlar Yarışıyor!” ve “Düş Hayvanım”

1. sınıf öğrencilerimiz ve 6 yaş grubu çocuklarımız, tüm hayvanların farklı özelikleri ile doğaya renk kattıklarını ve doğanın bir parçası olduklarını ifade etmek için belirlenen bir günde hayvan kostümü giyerek okula geldiler. Hayali bir hayvan tasarlayıp resmini çizdiler.

Ayşe Doğancı ve Köpeği Güllü ile Söyleşi

2. sınıf öğrencilerimiz, hayvan dostu Ayşe Doğancı ve köpeği Güllü ile Terakki Vakfı Kültür Merkezi K2’de söyleşti. Öğrencilerimiz bu söyleşide sokak köpekleriyle yaşamak, hayvan barınakları, kısırlaştırma, kuduz gibi konularda bilgi sahibi oldu.

Fotoğraf Yarışmamız ve Sergimiz “Sokaktaki Dostlarım”

3 ve 4. sınıflarımızdan 65 öğrencimizin 176 fotoğrafla katıldığı “Sokaktaki Dostlarımız” adlı bir fotoğraf yarışması düzenlendi. Jüri üyelerimiz; Terakki Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Bora Gönenç, belgesel yönetmeni ve haber muhabiri Savaş Karakaş, fotoğrafçı ve haber muhabiri Wilco van Herpen, vahşi doğa fotoğrafçısı Ümit Malkoçoğlu ve Yedikule Hayvan Barınağı Müdürü Meral Olcay’dı. Yarışmayı ilkokul öğrencilerimizden Selim Caferzade (3F) birincilik, Sude Lal Mertcan (3D) ikincilik, Mete Özder (3G) ve Gülce Gül (4G) üçüncülükle bitirdi. Jüri ödülü Eylül Önal’ın (4B), mansiyon ödülleri ise Zeynep Duru Aydın (3C), Can Derin Solgar (3A) ve Selim Caferzade’nin (3F) oldu.

Yarışmadaki tüm fotoğraflar, Terakki Vakfı Kültür Merkezi K2 Fuaye’de sergilenerek Yedikule Hayvan Barınağı yararına 2 ve 3. sınıf öğrencilerimize satışa sunuldu. Elde edilen gelir, yaşlı ve hasta hayvanların tedavileri için bağışlanacak.

Belgesel Filmleri “Sıradan Bir Gün” ve “Flipper’ı Kurtarmak”

3. sınıf öğrencilerimiz; radyo programcısı, kısa film yönetmeni, hayvan hakları aktivisti ve köşe yazarı Tolga Öztorun’un çektiği Yedikule Hayvan Barınağı’nın bir gününü anlattığı “Sıradan Bir Gün” adlı belgesel filmi Terakki Vakfı Kültür Merkezi K2’de izledi.

 4. sınıf öğrencilerimiz; belgesel yönetmeni ve haber muhabiri Savaş Karakaş’ın “Flipper’ı Kurtarmak” adlı son belgeselini Terakki Vakfı Kültür Merkezi 2’de izleyip Karakaş ile söyleşi gerçekleştirdi.

Müzikal Çizgi Filmimiz “Tarçın”

Ayrıca Levent Yerleşkemizden 1, 2 ve 3. sınıf öğrencilerimiz, Yaratıcı Drama Öğretmenimiz Hafize Güner’in yazdığı ve 2008 – 2012 yılları arasında da ilkokul öğrencilerimizin sergilediği “Tarçın” adlı drama oyununu Çizgi Film Kulübü Öğretmenimiz Işıl Mısırlıoğlu rehberliğinde müzikal çizgi filme uyarladı.

Öğrencilerimiz, “Hayvan Edinme Sorumluluğu” konulu “Tarçın”ın karakter tasarımları, boyama ve animasyon çalışmalarını gerçekleştirdi. Karakterleri seslendirip şarkıları söyledi. İngilizce Öğretmenimiz Şebnem Oral ise müziklerini yaptı.

Tarçın’ı izlemek için tıklayınız.

CNN Türk Ekonomi Müdürü ve Gazeteci Emin Çapa Konuğumuz Oldu

0

Levent Yerleşkemizden 7. sınıf öğrencilerimiz, 15 Ekim Perşembe günü CNN Türk Ekonomi Müdürü ve gazeteci Emin Çapa ile “Türkiye’de Nüfus ve Göç Sorunları” konulu konferansta bir araya geldi.

Öğrencilerimizin Sosyal Bilgiler derslerinde “Ülkemizde Nüfus” ünitesinde öğrendiği konuların, güncel yaşamla bağlantısını kurmalarını sağlamak için Ortaokul Sosyal Bilgiler Bölümümüzün gerçekleştirdiği konferansta Çapa, disiplinlerarası bir yaklaşımla öğrencilerimizin içinde yaşadıkları zamanı, mekanı ve güncel sorunları sorgulamasına yardımcı oldu.

DSC_2995 terabook

Çapa konuşmasına, insanın evrendeki yerini sorgulayarak başladı. “Büyük Patlama”dan “Evrim Ağacı”na evrenin tarihinde insanın yerine değindi. Ardından dünyada meydana gelen ve çığır açan değişimlere, öğrencilerimizin içinde bulunduğu dünya ile önceki nesiller arasındaki farkları ele aldı. Ateş, tarım ve buharlı motorun icadının dünyayı nasıl değiştirdiğini ve bu değişimin günümüze ve genç yaştaki öğrencilerimizin yaşamına yansımalarını örneklendirdi.

Konferansın ikinci bölümünde Çapa, dünyadaki değişimler bağlamında Türkiye nüfusunun özelliklerini istatistiki verilerle yorumladı. 2012 – 2075 yılları arasındaki nüfus projeksiyonlarından yola çıkarak, günümüzdeki çocuk ve genç nüfusun 2075’e gelindiğinde yaşayacağı dünya ve ülkenin sorunlarına odaklandı. Ülkemizde çalışma çağındaki nüfusun %50’sinin iş yaşamına katılmadığını, özellikle kadınların iş yaşamına katılım oranının gelişmiş ülkelere göre oldukça az olduğunu belirtti. Ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyinin artması için genç nesillerin eğitiminin, kadınların iş yaşamına katılımının artması gerektiğini vurguladı. Fransız şair Verlaine’in gençliğin değeriyle ilgili bir şiirinden bölümler paylaştı. Ülkemizin ve dünyanın en önemli sorunlarından biri olan göç olgusu ile ilgili bilgi verdi.

Çapa, konferansın sonunda öğrencilerimize evrendeki yerimizi hatırlatarak onların “büyük fotoğrafı” görmelerini sağladı. Gelişmiş ülkelerde bilimsel alanda evrenle ya da insanla ilgili yapılan çalışmaların yeni çığırlar açtığını ve geleceğin bu yönde şekilleneceğini ifade etti. İçinde bulunduğumuz dünyanın ve ülkenin eşsizliği karşısında, daha yaşanabilir bir gelecek için eğitimli, nitelikli ve üretken bireyler olmak için hepimize görevler düştüğünü hatırlattı.

Öğrencilerimiz, Çapa’nın astronomiden ekonomiye, nüfus biliminden tarihe, edebiyattan güncel yaşama değindiği konuların zenginliğinden çok etkilendi. Çapa da öğrencilerimizden gelen sorular ve aldığı cevaplar karşısında onların donanımını takdir etti ve “geleceği inşa edecek sizler gibi iyi eğitim almış bireyler olacak” sözüyle konferans sona erdi.

 

 

Okula Uyum, Okul Başarısından Hayat Başarısına Veli-Okul İş Birliği

Okula Başlama Heyecanı ve Korkusu

Aslında okula başlama kronolojik bir süreci ifade etse de içerisinde sosyal, duygusal ve ruhsal olan pek çok değişkeni barındırıyor. Her anne baba okula başlama yaşı gelmiş çocuğu için doğru karar verme aşamasında tereddüt yaşar. Çünkü biyolojik yaşın uygun olması çocuğun okula başlaması için yeter koşul olmayabilir. Önemli olan çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal ve ruhsal yönden yaş düzeyinin beklentilerini yerine getirebilecek olgunluğa sahip olması.

Okula yeni başlayan ve sosyal ve duygusal olgunluğa henüz ulaşamamış çocuklarda okulların açılmasıyla sıklıkla gördüğümüz duygu durumu korku ve kaygıdır. Uyum ve alışma süresince çocuklar bu iki duygunun etrafında çeşitli tepkilerle duygularını dışa vururlar. Okula gitmeme isteği, okulda yalnız kalamama, ağlama, yemek yememe ve benzeri tepkiler bu aşamada sıklıkla görülür. Okula yeni başlayan çocuklarda gördüğümüz bu uyum sorunlarının temelinde ise bilinmezlik, yaşantısal deneyim eksikliği ve çocuğun alışık olduğu korunaklı oramdan uzaklaşmaları duygusu yatar.

Özellikle son yıllarda okul öncesi deneyimi yaşayan çocuk sayısındaki artış ve okul öncesindeki okullaşma oranlarının artıyor olmasının çocukların okul ortamlarına ilişkin deneyimlerini artırmış olduğunu ve uyum sorunlarını en aza indirdiğini düşünüyorum. Bununla beraber çocuklardaki kaygı ve güven eksikliğinin üzerine anne babayı temel alarak giderilmesi, okula gitmek istememe durumlarında ailenin ısrarcı olması önemlidir.

Ne ile karşılaşacağını bilememe/belirsizlik durumlarının yaratacağı gerginliklerin de açık ve net ifadelerle giderebilir olması önemlidir. Burada da olası olumsuz duyguların en aza indirgenebilmesi başta anne babalar olmak üzere ilgili herkesin sorumluluğundadır.

Okulların İşlevi

Değişen ve gelişen dünyada birey davranışlarındaki değişiklikleri kalıcı hale getirebilmek, gelişmelere ayak uydurabilen, çağın beklentilerine cevap verebilen, araştıran, sorgulayan ve kendini gerçekleştirmiş, özgüven duygusu gelişmiş bireyler yetiştirmek, ancak eğitimle mümkün olabilmektedir. Yaşam boyu süren öğrenmelerin ve eğitimlerin resmi boyutu da eğitim kurumlarında yani okullarda gerçekleşir.

Okullar, çocukların ve gençlerin edindiği deneyimlerin geliştirilmesine fırsat tanıyan yaşam alanlarıdır. Her ne kadar  akademik öğrenmelerin asıl hedef olarak konduğu bir yaşamsal alan olsa da okul kendisini var eden öğretmen, öğrenci ve veliler olmadan da düşünülemez.  Okulu okul yapan, bir yandan kapsayan ve çevreleyen kendi fiziksel alanı iken (okul binası, bahçesi, sınıfları, laboratuvarları vs), bu fiziksel alanı canlı, işler ve işlevsel kılan da öğrencilerin ve öğretmenlerin varlığı ve soludukları havadır. Bu nedenle bu ilişkisel sürecin bir parçası da aile olmalıdır.

Başarı Beklentisi

Okula başlama sadece ilkokula yeni başlayanların değil ara sınıflarda okuyan 17 milyon öğrenci için de ayrı bir heyecandır. İlkokul, Ortaokul ve Liselerde okuyan öğrenci ve onların aileleri için bu heyecan başka başka anlamlar ifade eder.  Anne-babaların, genel olarak Ortaokul ve Liseler düzeyinde okuldan ve eğitim sisteminden beklentilerini, çocuklarından beklentilere dönüştürdüklerini ve “başarı” kavramını öne çıkardıklarını görüyoruz.

Ancak “Başarı” kavramını ele alan pek çok araştırma bir çocuğun başarısını etkileyen pek çok değişkenin olduğunu ortaya koyuyor. Çocukların kişisel yeterlilikleri, yetkinlikleri, alışkanlıkları, öğrenme biçimleri, ilişkileri yönetme süreçleri, okul iklimi gibi pek çok şey çocuğun başarı ya da başarısızlığında rol oynuyor. Ancak bunlar içerisinde en etkili ve belirleyici olanı anne-baba tutumunun olduğu da biliniyor.

Eğitim sistemimizde de ölçme ve değerlendirme uygulamalarımız maalesef başarısızlığa odaklı, çocuklara olumlu geri bildirim vermeyen, onların başardıklarına değil başaramadıklarına odaklanılan bir yapı var. Bu yaklaşım nedeniyle de çocuklar, önce anne-babalarına, sonra öğretmenlerine, arkadaşlarına ve yakın çevresine neden başaramadıklarının hesabını vermek durumunda kalıyorlar.

Okullarda öğrenci başarısını ölçmek ve değerlendirmek amacıyla kullanılan yöntemlerin belki de en etkili olanı ve en çok kullanılanı sınavlardır. Sınavların öğrencilerin dersten geçer not alıp alamayacağı, bir üst sınıfa gidip gidemeyeceği, diploma alıp alamayacağı, sınavla öğrenci alan üst eğitim kurumlarına girmeye hak kazanıp kazanamayacağı gibi durumları belirler. Ancak sınavlar bir performans göstergesi olarak görülürken sınavların da başarı kavramının da tek bileşeni olmadığını unutmamak gerekir.

Okul Başarısından Hayat Başarısına

Okul başarısından hayat başarısına giden uzun yolculuğun sırrını uluslararası ölçekte yapılan ölçme ve değerlendirme uygulamalarında görebiliyoruz.  Temel felsefe, başarı kavramının belirleyicisi ve ölçülmeye çalışılan nitelikler, öğrencilerin gerçek hayatta karşılaşabilecekleri durumlarda sahip oldukları bilgi ve becerileri kullanabilme becerisi ve yeteneği, akıl yürütme, fen ve matematik kavramlarını kullanarak etkin bir iletişim kurma becerisine ne derece sahip olup olmadıklarıyla ilgilidir.

Veli Okul İş Birliği

İşte burada bu felsefeye uygun davranan okul ve bu okul ile ilişkisel bir sistem oluşturabilen aile kavramı devreye girmektedir. Veli ile doğru şekilde ve doğru zamanda kurulan iletişim ve iş birliği kurulması bir okulun önemli artılarındandır. Sınırlarını ve sorumluluklarını bilerek gerçekleştirilecek bilgi alışverişleri öğrenci başarısını artıracak, güven ortamını pekiştirecek özelliklerdir. Gerektiği kadar açık ve şeffaf olabilen bir eğitim kurumu paydaşlarının sorumluluklarına da, eşit paylaşımına da önem verir.

Anne babalar için birinci öncelik çocuklarının hayatında nelerin olup bittiğini ve çocuklarının bunlar hakkında ne hissettiğini bilmeleri gerekliliğidir. Başarı ya da başarısızlık diye bilinen her veri aslında her anne babanın bir şekilde bildiği çok da sürpriz olmayan sonuçlardır. Bu nedenle çocukların eğitim hayatları devam ettikçe okul ile kuracakları iş birliği araştırma sonuçlarını da destekler niteliktedir.

Yılların deneyimi, bilimsel çalışmalar ve araştırmalar gösteriyor ki çocuğun entelektüel zekası ile sosyal zekası arasında yakın bir ilişki var. Başarı kavramı da bu iki ilişkisel durumun birlikte bir zeminde olmasıyla gerçekleşebiliyor. Eğitim açısından destekleyici bir tutum içinde bulunan ailelerden gelen çocukların okul başarılarının daha yüksek olduğu ve aile ilgisinin okul başarısının yükselmesinde önemli bir faktör olduğu artık bilinen bir gerçek.

Okul ile eğitim süreçlerinin hayata geçirilmesinde görüş birliği sağlayarak düzenli iletişim içinde bulunan, bu ortak anlayış içinde çocuğuna eğitim desteği sağlayan velilerin çocuklarının da okul başarılarının ve hayat başarılarının yüksek olduğu bilinmektedir.

Her şey çocuklarımız ve onların geleceği için. Çocuklar için “Çocuk-Okul-Veli” üçgeninde iş birliği şart.

 

Alpaslan Dartan
Özel Şişli Terakki Lise ve Fen Lisesi Müdür Yardımcısı
Türk PDR Derneği İstanbul Şube Başkanı

Öğrencilerimiz Türk Dili Öğretim Görevlisi Yusuf Çotuksöken'le Söyleşti

0

Levent Yerleşkemizden 7 ve 8. sınıf öğrencilerimiz, 26 Eylül Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında Türkçe bilinci oluşturmak, dilimizdeki yozlaşmaya ve kirlenmeye dikkat çekmek için 29 Eylül Salı günü Türk Dili Öğretim Görevlisi Yusuf Çotuksöken ile Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de buluştu.

Meydan Larousse, Türk Dili ve Edebiyatı, AnaBritannica gibi ansiklopedilerde yazıları olan Çotuksöken, dilin işlevleri ve kullanımına ilişkin öğrencilerimize bilgi vererek günlük hayatta Türkçe’nin yanlış kullanımına ilişkin gösterilen çeşitli görsellerin yer aldığı “Dil İçinde Renkli Gezintiler” adlı bir sunum yaptı. Ardından Rıfat Ilgaz’ın “Türkçemiz” şiiriyle söyleşi sona erdi.

 

Öğretmenlerimizden Türkçenin Eğitim-Öğretim Kurultayında Atölye

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretmenlerimizden Dilek Özçelengir ve Zahide Göktürk, 1 Ekim Perşembe günü İstanbul Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği 8. Uluslararası Türkçenin Eğitimi – Öğretimi Kurultayı’nda “Divan Edebiyatına Zamane Yaklaşımlar” başlıklı bir atölye çalışması yaptı.

Öğretmenlerimizin Divan edebiyatı öğretiminde çağdaş metotları örneklediği atölye çalışmasında, Aktif Öğrenme ve Eleştirel Düşünme ilkelerinin üç basamağı olan  Beklenti Oluşturma,  Bilgi İnşa Etme ve  Birleştirme yöntemleriyle oluşturulan uygulamaları katılımcılarla paylaştı. Atölye, MEB 10. sınıf  Türk Edebiyatı dersinin kazanımlarında yer alan “İslam Uygarlığı Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı”nın altında Divan edebiyatı kazanımlarına uygun  olarak geliştirildi.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı ve öğretmenlerinden Dilek Özçelengir, atölye çalışmasının yanında “Birey Yetiştirme Sürecinde Dil ve Edebiyat Öğretimi” adlı panele de konuşmacı olarak katıldı. Özçelengir, konuşmasında Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı eğitiminin hedefleri, günümüzün ihtiyaçları, eğitimde karşılaşılan aksaklıklar, metin inceleme, kitap okuma, entelektüel okuma, yaratıcı yazma, nitelikli okur yaratma, Türk Dilinin temel problemleri ve edebiyat öğretiminde karşılaşılan sorunlar ile ders programları ve ders kitapları konularında düşüncelerini dinleyicilerle paylaştı.

Terakki’de Avrupa Diller Günü

0

Terakkililer, 28 – 30 Eylül tarihleri arasında Avrupa Diller Günü’nü çeşitli etkinliklerle kutladı. Avrupa dillerinin çeşitliliği ve kültür zenginliğini yaptıkları çalışmalarla anlattılar.

Anaokulu 6 yaş grubu çocuklarımız, İngilizce öğretmenleriyle birlikte farklı dillerde şarkılar söyleyip hikayeler dinlediler.

1. sınıf öğrencilerimiz İngilizce derslerinde farklı dillerde selamlaşıp şarkılar söyledi; 1’den 10’a kadar sayıları saydı. Avrupa ülkelerinin bayraklarını boyadılar. 2. sınıf öğrencilerimiz, “Twinkle Twinkle Little Star” şarkısının Fransızca ve İspanyolca versiyonlarını dinleyip söylemeye çalıştı. Ayrıca onlara verilen 8 Avrupa ülkesi hakkında sunum izleyip proje çalışması yaptılar. Öğrendikleri şarkıları birbirlerine söyleyip projelerini sundular, seçtikleri 3 geleneksel oyunu oynadılar. “Europe in Our Hall – Koridorumuzdaki Avrupa” etkinliği kapsamında kurayla birer ülke seçerek İngilizce derslerinde bu ülkeye ait şarkı, oyun, mutfak, yer ve ünlü kişileri tanıtma ve tanıma fırsatı buldular. Kendi oluşturdukları pasaportlarıyla “Buddy Project – Arkadaşlık Projesi” kapsamındaki misafir sınıfları ziyaret ettiler, farklı ülkeler hakkında hazırladıkları çalışmaları sundular.

3. sınıf öğrencilerimiz, “Happy Birthday” adlı şarkıyı farklı dillerde söyleyip ülke ile bayraklarını eşleştirme oyunları oynadı. İspanya, İngiltere ve İtalya ile ilgili İngilizce öğretmenlerinin hazırladıkları sunumları izleyip Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca şarkıları hep beraber seslendirdiler. 4. sınıf öğrencilerimiz ise seçtikleri ülkeyle ilgili araştırmalar yaparak istedikleri yöntemle arkadaşlarına sundu. Farklı dillerde günlük diyaloglar canlandırıp farklı kültür ve dillerde yaptıkları araştırma sonuçlarını arkadaşlarıyla paylaştılar.

5. sınıf öğrencilerimiz “sevgi”, “arkadaşlık” ve “saygı” kavramlarının farklı dillerde nasıl ifade edildiğini araştırıp kartonlara yazdılar ya da öğrendikleri kelimeleri koridorlarda yer alan haritalar üzerinde sergilediler. 6. sınıf öğrencilerimiz, bir “Hazine Avı” oyunu oynadı. Binanın çeşitli yerlerine saklanan ipuçlarını heyecanla arayan öğrencilerimiz bütün ipuçlarını bularak gizli kelime “Learning”i tamamladı. 7. sınıf öğrencilerimiz kendi seçtikleri cümlelerin farklı dillerde nasıl ifade edildiğini araştırdıktan sonra yaptıkları posterlerle dolaplarını süsledi. 8. sınıf öğrencilerimiz de Avrupa Diller Günü ile ilgili bir sunum izledi, çeşitli ülkelerle ilgili araştırmalar yaptı ve onlara verilen ifadelerin farklı dillerdeki karşılıklarını bulup posterler hazırladı.

“Terakki’de Avrupa Diller Günü” adlı Facebook fotoğraf albümümüze buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Terakkili Gençler Amerikalı Bilim İnsanı ve Astronot Prof. Albert Sacco, Jr. ile Buluştu

0

Levent Yerleşkemizden lise öğrencilerimiz, 14 Eylül Pazartesi günü Texas Tech Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı ve NASA’nın Columbia Uzay Mekiği Astronotlarından Prof. Albert Sacco, Jr. ile Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleşen “Living and Doing Science in Space” (Uzayda Yaşamak ve Bilim Yapmak) konulu konferansta bir araya geldi.

Akademisyenler ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra İstanbul’dan çeşitli liselerden öğrencilerin de yer aldığı konferansta Sacco, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç ile birlikte geliştirdikleri Zeolit kristalleri yer çekimsiz ortamda büyütme deneyi ve 1995’te gerçekleştirilen STS-73 no’lu Columbia mekiği uçuşu hakkında bilgi verdi.

Sacco, STS-73 Programı süresince, NASA’da birlikte çalıştığı Baç, o dönemde NASA – Uzayda İleri Malzeme Üretim Merkezinde Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Programın amacı biyoteknoloji, yakıt bilimi, malzeme bilimi ve basınçlı uzay laboratuvarında sıvı mekaniğiydi. Ortak yürütülen bu çalışma anısına mekikle birlikte uzaya Türk Bayrağı gönderildi ve Türk Bayrağı 16 gün süreyle uzayda kaldı.

Konferans Zeolit kristalleri büyütme deneyini konu alan “Uzay Kristalleri” belgeselinden bir bölümün gösterimiyle başladı. Columbia mekiğinde yapılan deneylerin amacı zeolit kristallerini yerçekimsiz ortamda daha kusursuz üretilmesiydi. Uzayda elde edilen bilgi birikimi zeoliti yeryüzünde daha iyi üretilebilmesine olanak sağladı. Zeolitler, günümüzde kimyasal işlemlerde kataliz, çevre kirliliğini önleyici günlük hayatımızda filtre ve antimikrobiyal malzeme olarak kullanılmakta. Burada ayrıca HIV’e (AIDS virüsü) karşı proteinler üretildi ve patates yetiştirilerek uzay gemisinde gıda üretimi çalışmalarının ilk örneklerinden birine imza atıldı.

Konferansta astronot eğitimleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler veren Sacco, bu eğitim sürecinde yaşanan fiziksel ve duygusal zorluklara vurgu yaptı. Uzayda gündelik yaşamın ve çalışma hayatının nasıl olduğuna dair çeşitli anekdotlar anlatan Sacco, yer çekiminden kurtulurken göğsüne üç tane filin oturmuş gibi hissettiğini, atmosferden çıkarken müthiş bir gökkuşağı göründüğünü, yörüngeye girdikten sonra adaptasyon sürecini tamamlamak için 24 saat hiçbir şey yiyip içmediklerini belirtirken, tüm temizlik ihtiyaçlarını susuz gördüklerini, mekikte bulunan kadın araştırmacılarının saçlarının statik elektrikten dolayı devamlı kocaman bir top yumağına dönüştüğünü, saçlarını susuz şampuanladıklarını anlattı. Ayrıca uyku ihtiyaçlarını da özel yatakların içinde giderdiklerini ifade etti.

Uzay mekiği Columbia’nın STS-73 nolu uçuşu sırasında Dünya’nın ve ülkemizin uzaydan çekilmiş fotoğraflarını paylaşan Sacco, uzaya gidip gelmenin insanda bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini anlattı ve her şeye rağmen bunun eşsiz bir deneyim olduğunu, fırsatı olsa yine yapmak istediğini dile getirdi.

Konferansın sonunda Sacco, gençlere Dünya’yı daha iyi bir yer haline getirmek için neler yapmaları gerektiğini sıraladı. Onlara; alternatif enerji kaynakları bularak bu kaynakları erişilebilir hale getirmeyi, gıda ve temiz su kaynaklarını koruyup bu kaynaklara da erişimi kolaylaştırmayı, salgın hastalıkların önlenmesine yönelik çalışıp bireysel tıbbi bakım olanaklarını artırmayı ve eğitimin sürdürülebilir hale getirilmesini hedeflemelerini önerdi.

Konferansa katılan öğrencilerimiz, dört yıllık lise fizik eğitim hayatı boyunca gördükleri konulardan bazıları olan “Kütle çekim kanunu, dairesel hareket, yer çekimi, yerin manyetik alanının etkileri, uzay, kozmik ışınlar ve katı hal fiziği” ile ilgili konuları ve yapılan çalışmaları ilk ağızdan dinleme ve görme şansına ulaştı.

Öğrencilerimiz, hem kendi aralarında hem de öğretmenleriyle konferansı değerlendirirken; uzay mekiği, uluslararası uzay istasyonundaki bilimsel araştırmalar, uzayda yapılan ileri deneyler ve nano teknoloji hakkında daha detaylı bilgi edindiklerini söyledi. Kariyer planlamalarında bilim ve mühendislik alanlarına daha fazla öncelik vereceklerini, NASA’nın yürüttüğü çok ülkeli ve çok kültürlü çalışmaların insanları dünya vatandaşlığına daha fazla yaklaştırdığını ifade ettiler.

 

 

 

Öğrencilerimiz Sandviç Yaparak Paragraf Yazdı

İlkokul öğrencilerimiz, 29 Eylül – 2 Ekim tarihlerinde düşünce paragrafı yazmayı öğrenmek için sandviç yaptı. İngilizce dersinde öğrendikleri “Sandviç Tekniği ile Paragraf Yazma” tekniğinin benzerini Türkçe dersinde de kullanarak düşünce paragrafları oluşturdular.

Öğrencilerimiz, sandviç yapma aşamaları ile paragraf yazma aşamalarını karşılaştırırken, günlük hayatta kullandıkları pek çok şeyin bir sıralamayla gerçekleştiğini fark etti. Bu çalışmayla öğrencilerimiz hem paragrafın bölümleriyle ilgili sıralamayı kavradı hem de yazma becerilerini geliştirecek yeni teknikler öğrendi.

Öğrencilerimiz Arkadaşlarıyla Toplumsal Sorunları Tartışıyor

0

Her iki yerleşkemizde 5. sınıf öğrencilerimiz, 14 – 18 Eylül tarihlerinde Sosyal Bilgiler dersinde “Haklarımı Öğreniyorum” ünitesinde “Engel Ne?” adlı bir etkinlik yaptı.

image2

Terakki’nin 2012 – 2013 öğretim yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Merkezi ile yürütmeye başladığı “Toplumsal Sorunları Eğitim Ortamında Tartışmak: Öğretmenlerin ve Akademisyenlerin Birlikte Öğrenme ve Üretme Projesi” çerçevesinde gerçekleşen bu etkinlikte öğrencilerimiz, toplumsal alanda fiziksel farklılıklar üzerinden yaşanan sorunları belirleyerek, toplumsal eşitliği sağlama biçimlerini tartıştı. Hak temelli çözüm yolları bulmaya çalıştı.

image7

Öğrencilerimiz etkinliğin ilk aşamasında “engellilik” konulu “Becky – Jus Include” adlı bir animasyon izleyerek “Hangi konu hakkında konuşacağız?” sorusunun yanıtını aradı. Gruplara ayrılan öğrencilerimiz, grup sözcülerini seçerek farklı sakatlıklara sahip bireylerin olduğu görseller üzerinden ön yargı ve kalıp yargıları belirlemek amacıyla bir tartışma başlattı. Grup sözcüleri tartışmaların sonucunu sınıfla paylaştıktan sonra öğrencilerimiz, mevcut ön yargı ve kalıp yargılarını ve bu yargıların oluşma sebeplerini ele aldı.

7

Etkinliğin sonraki aşamasında “Çemberde Olmak ” isimli sınıf içi çalışma ile öğrencilerimiz “engel” kavramını “çember”, “engellenmek” kavramını ise “çemberin içinde olmak” metaforlarıyla ele alarak, engellilik terimini tartışmaya açtılar. Bu tartışmanın sonunda öğrencilerimiz; eğitim, sağlık, ulaşım ve iletişim gibi toplumsal hayatın her alanında gerçekleştirilen planlamalarda farklı fiziksel özelliklere sahip tüm bireylerin ihtiyaçları ve haklarının gözetilmesinin tüm engelleri ortadan kaldıracağı sonucuna ulaştılar.

image5