Lise Öğrencilerimiz Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığını Tartıştı

0

Levent Yerleşkemizden 11. sınıf öğrencilerimiz, Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında 23 Mart Çarşamba günü araştırmacı, gazeteci ve yazar Ayşe Düzkan’la “toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı” konulu söyleşide bir araya geldi. Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölümümüzün düzenlediği etkinlikte Düzkan, öğrencilerimizle gündelik hayatta karşılaştığımız kadınlık ve erkeklik rollerinin yarattığı sorunlar ve çözüm yolları hakkında konuştu.

Düzkan, sözlerine Feminizm konusunda pek çok erkeğin ve kadının ötekileştirmeci ön yargılara sahip olduğunu söyleyerek başladı. Feminizmin aslında sadece kadınların değil seçilmiş tüm toplumsal cinsiyetlerin mutluluğunu isteyen bir düşünsel ve eylemsel hareket olduğunu ama tarih içinde baskılanmış ve eşitlik talepleri görmezden gelinmiş toplumsal kesimler için pozitif ayrımcılık talep ettiğinden dolayı toplumumuzda yanlış algılandığını ifade etti.

Çoğunlukla örnek durumlar üzerinden ilerleyen söyleşinin sonunda öğrencilerimiz, sıkça karşılaşabildikleri durumlarda yaşadıkları deneyimlerle toplumsal cinsiyet ayrımcılığı arasındaki bağın farkına vardı.

Yazar İnan Çetin Konuğumuz Oldu

Levent Yerleşkemizden hazırlık sınıfı, 9. sınıf ve 9 Pre-IB sınıfı öğrencilerimiz, 24 Mart Perşembe günü Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de yazar İnan Çetin’den Yaşar Kemal’i dinlediler.

Günümüzün önemli yazarlarından İnan Çetin, Yaşar Kemal’le olan dostluğunu, Yaşar Kemal’in bir insan ve bir yazar olarak onda bıraktığı etkiyi ve Yaşar Kemal’in evrensel bir yazar olarak önemini anlattı.

Tanıklıklarıyla, anılarıyla zenginleştirdiği konuşmasında Yaşar Kemal’in insana olan sevgisi ve umudunu, Kemal’in söylencelerden, masallardan, yerel söyleyişlerden beslenerek büyük bir edebi dil yarattığını, evrenselliğinin nedenlerini ve Yaşar Kemal’in Şehrazat soyundan gelen bir yazar olduğunu vurguladı. Yaşar Kemal’in empati yeteneğinden örnekler vererek bahseden Çetin, Kemal’in çoğu metninde irdelediği doğa ve insan ilişkisinin önemi üzerinde durdu.

“Edebiyat, bir pusuladır. Sizlere gitmeniz gereken yönü buldurur, sizi size gösterir çünkü.” diyen Çetin, edebiyatın insana neler katabileceğinin de altını çizdi. Yaşar Kemal’i anıyor olmaktan hem büyük bir mutluluk hem de büyük bir üzüntü duyduğunu vurgulayan Çetin, Yaşar Kemal okumanın hayatlarımızı nasıl zenginleştireceğini yineleyerek konuşmasını bitirdi.

Terakkili Gençler 12. Uluslararası Parçacık Fiziği Atölyesi’ndeydi

0

Levent Yerleşkemizden Fen Lisesi 11. sınıf öğrencilerimiz, 22 Mart Salı günü 12. Uluslararası Parçacık Fiziği Atölyesi’nde (International Masterclass on Particle Physics) Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin (The European Organization for Nuclear Research – CERN) deneyinde kaydedilen verileri inceledi. 6 liseden 60 öğrencinin yer aldığı atölye, dünyanın çeşitli ülkelerinden gençlerle eş zamanlı olarak Özyeğin Üniversitesi’nde gerçekleşti.

Öğrencilerimiz atölyede, önce Parçacık Fiziği alanındaki yeni çalışmalar hakkında bilgi sahibi oldu. Daha sonra, iki kişilik ekipler halinde CERN’deki CMS (Compact Muon Solenoid) deneyinde kaydedilmiş gerçek bir veri kümesini belirtilen adımları takip ederek analiz ettiler. Ardından çalışmalarını internet üzerinden bir çizelgeye kaydeden öğrencilerimiz, video konferanslarla dünyanın farklı yerlerindeki diğer öğrencilerle deneyimlerini paylaştı ve CERN’de görevli bilim insanlarıyla iletişime geçerek sorularına cevap aldılar.

Öğrencilerimiz, yaptıkları çalışmalarla maddenin en küçük yapıtaşları olan kuarklar ve leptonlar arasındaki etkileşimlerin parçacık hızlandırıcılar ve dedektörlerle nasıl gözlemlendiğini, bu gözlemlerin nasıl anlamlı bilgiler haline dönüştürüldüğünü öğrendi.

Terakkili Öğrencilerin Bilim ve Teknoloji Haftası

0

Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında Levent Yerleşkemizde 6. sınıf öğrencilerimiz, 17 Mart Perşembe günü Fen Bilimleri Öğretmenlerimiz Cemil Gürel ve Ömer Kılıçsal’ın, Tepeören Yerleşkemizden 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz ise 25 Mart Cuma günü Fen Bilimleri Öğretmenimiz Aylin Sarı ve Saadet Tarakçı’nın sunumlarını izledi. Öğretmenlerimiz öğrencilerimize, bilim ve teknoloji ile ilgili son yıllarda gerçekleşen gelişmeleri anlattı.

sunum_1

Sunumda öğrencilerimiz, uzayda en uzun süre kalan Scott Kelly’nin ikizler deneyine dair detaylar hakkında bilgi sahibi oldu. Yakın gelecekte trafikte sürücüsüz arabaları görebileceğimizi, Google’ın 2 yolcu taşıyabilen, aynaları, gaz veya freni olmayan, tümüyle kendi kendine giden ilk sürücüsüz arabanın tasarlandığını ve denemelerin hayata geçtiğini öğrendiler.

Öğretmenlerimiz; robotlarla yapılan tarım, dört yeni element, kök hücre, yerçekimi dalgalarının görüntülenmesi gibi bilim dünyasında son günlerde gündemde olan konulardan da söz ettikten sonra Levent Yerleşkemizden öğrencimiz Tibet Atakan (6A), Prof.Dr. Aziz Sancar’ın Nobel ödülü aldığı çalışmasını arkadaşlarına sundu.

IMG_3057

Tepeören Yerleşkemizden 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz, yıl boyunca yaptıkları deney ve etkinliklerinden oluşan, Bilişim Teknolojileri Öğretmenimiz Ekban Sarı’nın hazırladığı videoları izledi. Ardından, teknolojinin insanlara kazandırdıkları ve kaybettirdiklerini tartıştılar. Bu tartışma sırasında teknolojiye yenik düşen, sokak lambası yakıcılığı, bowling labutu diziciliği, uyandırıcılık, gökyüzü dinleyiciliği gibi mesleklerden bahsettiler. Ardından, filin diş macunu, kaybolan köpük, patlamayan balon ve mavi şişe gibi etkili ve heyecan verici gösteri deneylerini konferans salonunda tüm arkadaşlarıyla paylaştılar.

Daha sonra, her iki yerleşkemizde gerçekleşen Popüler Bilim Testi’nin sonuçları açıklandı. 6. sınıflara uygulanan bu testte Levent Yerleşkemizde en yüksek puan alan öğrencilerimiz Deniz Meydan (6A), Efe Sinanoğlu (6H) ve Okan Özant (6J); Tepeören Yerleşkemizde 6 ve 7. sınıflar arasından Kaan Şapoğlu (6B), Ata Özdoğru (6B) ve Deniz Mert Margılıç (7A), Dila Değirmenci (7A) oldu.

Etkinliklerin Facebook fotoğraf albümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Terakkili Gençler TÜBİTAK’ta Birinci

0

TÜBİTAK’ın düzenlediği 47. Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’nda Levent Yerleşkemizden fen lisesi 11. sınıf öğrencilerimiz Nihat Yiğit Oral ve Ata Akgül fizik dalında “Gizemli Elektrik Üreteci ‘Piezoelektrik Enerji Santrali‘” projesiyle; lise 12 IB H sınıfı öğrencimiz Simay Aslanoğlu kimya dalında “Mısır (Zea Mays) Kabuğunun Sönmüş Kireçle (Ca (OH)2) Mikrodalga Destekli Alkali Önişleminin Asit Hidrolizine ve Etanol Üretimine Etkisi” projesiyle birinci oldu.

12 H sınıfı öğrencimiz Mert Yerlikaya ise matematik dalında “45’lik Müzik Plaklarında Kat Ettiği Yolun Uzunluğunun Üç Farklı Yöntemle Modellenmesi” projesiyle ikinci oldu.

Öğrencilerimiz, “Mısır (Zea Mays) Kabuğunun Sönmüş Kireçle (Ca (OH)2) Mikrodalga Destekli Alkali Önişleminin Asit Hidrolizine ve Etanol Üretimine Etkisi” isimli kimya projelerinde, hem ekonomik hem çevresel hem de etik açıdan daha cazip bir şekilde biyoyakıt üretmeyi amaçladılar.

Öğrencilerimiz, “Gizemli Elektrik Üreteci ‘Piezoelektrik Enerji Santrali’” adlı fizik projesinde enerji kaynaklarına bir alternatif olarak gelişmeye açık bir malzeme olan piezolektrik elemanları kullandı. Akarsular üzerinde oluşan şelalelerden enerji elde edilebileceğini göstermek için basit piezoelektrik enerji santrali konsepti kurarak enerji üretmeyi projelendirdiler.

Öğrencilerimiz, “45’lik Müzik Plaklarında İğnenin Kat Ettiği Yolun Uzunluğunun Üç Farklı Yöntemle Modellenmesi” adlı matematik projesinde 45’lik bir müzik plağında iğnenin izlediği yolun uzunluğunun matematiksel olarak modelledi. Bu anlamda problem alan hesabı, aritmetik seri kullanımı ve kalkülüs yardımı üç değişik yöntemle ele alıp sonrasında bu yöntemlerden elde edilen sonuçları karşılaştırılarak en iyi çözümü tartıştı.

Kütüphaneler Haftası Şerefine Kütüphanecimiz Nurcan Zenginer’le Röportaj

Sevgili Kadıköy Anneleri merhaba,

Yazılarımda çoğu kez oğlum İda’ya okuduğum kitapları çalıştığım okulun kütüphanesinden seçtiğimi anlatıyorum. Elbette oğlumun kendi kitaplığı var. Ancak kütüphaneden ödünç kitap almanın çocuğumun paylaşmak, mülkiyetsizlik gibi değerleri fark etmesi adına önemli olduğunu düşünüyorum.  Maalesef artık mahallelerde halk kütüphaneleri kalmadı ama okul kütüphaneleri onun hayatına girecek ve umarım yaşamının bir parçası olacak. Bu sıralar özel okulların okul tanıtım günleri başladı, pek çok aile okul telaşı içinde. Çocuklarına okul bakarken pek çok kriterin adı geçiyor ama okul kütüphaneniz var mı, okul kütüphaneniz nasıl işliyor? Gibi sorular nedense anne babaların pek aklına gelmiyor. Oysaki okuldaki en önemli öğrenme alanlarından biri kütüphanedir. Okul kütüphanelerinin fiziki ortamı, donanımı, atmosferi, kaynakları ve insan gücüyle yani okul kütüphanecileriyle çocuklarımızın hayatı anlamlandırma çabasında çok önemli bir yeri var. Bu nedenle bu ay sizler için Kütüphaneler Haftası şerefine Terakki Vakfı Okulları okul kütüphanecisi Nurcan Zenginer ile söyleştim. Kendisi de bir Kadıköy Annesi olan sevgili arkadaşım beni kırmadı yoğun okul zamanında sorularımı yanıtlandı. Keyifli okumalar dilerim.

H.G.: Sevgili Nurcan, kendini ve işini bize biraz anlatır mısın?

N.Z.: Merhaba Hafize. Öncelikle bu görüşme için onur duydum. Okul kütüphanelerini bir parça da olsa anlatabilme fırsatını yakaladığım için kendi adıma çok mutluyum. Sorularını keyifle cevaplandıracağım. Ben, İstanbul Üniversitesi “Kütüphanecilik” bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede yüksek lisansımı yaptım. Okuldan mezun olduğumdan bu yana okul kütüphanecisi olarak severek ve isteyerek çalışıyorum. Son 15 yıldır Terakki Vakfı Okulları’nda görev yapıyorum. Okul kütüphanecisi olarak çok önemli bir misyonu üstlendiğimi düşünüyorum. Çünkü çocuklar aileleriyle birlikte evde edindikleri kitapla karşılaşma deneyiminden sonra ilk kütüphane deneyimlerini okul kütüphanesinde yaşıyorlar. Bu yüzden onların üzerinde bırakacağımız etki çok önemli bir yere sahip.

H.G.: Okul kütüphaneciliğinin diğer kütüphanecilikten farkı nedir?

N.Z.: Okul kütüphaneciliği, diğer alanlardaki kütüphanecilik mesleğinden biraz daha farklı. Kütüphanecilik mesleğine dair her şeyi yapabiliyorsunuz. Kataloglama, sınıflama, ödünç verme, bilgi hizmeti, bilgi okuryazarlığı, istatistiki veriler, sayım ve benzeri gibi her türlü mesleki işleri okul kütüphanecisi olarak yapıyoruz. Ancak bunların yanında öğrencilerde kitap okuma ve kütüphane kültürünün oluşmasına katkıda bulunuyoruz. Bizler öğrencilere kitap okumayı sevmeleri, devam ettirmeleri ve aktif kütüphane kullanıcıları olmaları konusunda çeşitli etkinlikler planlıyoruz ve yürütüyoruz. Kitapla çocuklar arasında bağ kuruyoruz.

H.G.: Okul kütüphaneleri, çocukların okuma kültürü kazanmasında nasıl bir rol üstleniyor?

N.Z.: IFLA/UNESCO Okul Kütüphanesi Rehberi’nde belirtilen misyon da tam bu sorunuzun cevabı belirtiliyor ve okul kütüphanesinin rolü çok iyi ifade ediliyor. Bu yüzden bu ifadeyi kullanmadan geçemeyeceğim. “Okul kütüphaneleri, giderek artan bilgi ve bilgiye dayalı günümüz toplumunda, işlevsel başarı için temel bilgi ve düşünceleri sağlar. Okul kütüphanesi, öğrencileri yaşam boyu öğrenme becerileriyle donatır ve onların hayallerini geliştirir. Böylelikle, onların sorumlu vatandaşlar olarak yaşamlarına devam etmelerini sağlar.” Bu misyon doğrultusunda okul kütüphanelerinin iyi kitapları (dil ve içerik bakımından) bünyelerinde bulundurmaları ve bu kitapları öğrencilerle buluşturmaları, okunmalarını ve kullanımlarını sağlamaları gerekmektedir.

H.G.: Sadece okuma kültürü kazanma konusunda değil çocukların hayatı anlamlandırması çabasında da okul kütüphanelerinin önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Öğrenme sorumluluğunun çocuğa verildiği, öğrenci merkezli bir yaklaşımda araştıran, sorgulayan, soru soran çocuklar yetiştirmek adına olmazsa olmazlardan. Sizler bu konuda neler yapıyorsunuz. Kütüphaneniz nasıl bir donanım, ortam ve imkânlara sahip?

N.Z.: Okul kütüphanelerinin amaçlarından biri de her bir bireyin birer bilgi okuryazarı olmasını sağlamaktır. Bu da yaşam boyu öğrenmeyi zorunlu kılar. Aslında araştıran-sorgulayan bir öğrenci profiliyle bunu gerçekleştirmek çok zor değil. Öğrenci zaten bunu öğrenmeye ve öğrendiklerini pekiştirmeye hazır. Okul kütüphanelerinin ve kütüphanecilerin yapması gereken tek şey öğrenciye bu ortamı sağlamak. Biz okul kütüphaneleri ve kütüphanecileri olarak öğrencinin küçük yaştan itibaren bilgi gereksinimlerini seçme, analiz etme, değerlendirme ve yazılı hale getirmelerinde yardımcı olmalı ve bunun yaşam boyu öğrenme alışkanlığına dönüşmesini sağlamalıyız. Böylece çocuk hayatı boyunca neyi, nerede, nasıl bulabileceğini bilecek ve bunu akademik dürüstlük çerçevesinde yazılı ya da sözlü olarak ifade edebilecek hale gelecektir. Okulumuzda bu konuda öğrencilerimize uzman kütüphaneciler tarafından eğitimini verdiğimiz derslerimiz mevcut. Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar kademeli olarak hazırlanmış bir program. Öğrencilerimiz ortaokula temel düzeyde araştırma yöntem ve tekniklerini öğrenerek, benimseyerek gitmektedirler.

H.G.: Peki, okul kütüphanesi olarak neler yapıyorsunuz? Ne tür etkinlikler gerçekleştiriyorsunuz?

N.Z.: Günümüzde öğrenciler teknolojiyi çok iyi takip ediyorlar. Dolayısıyla kütüphanelerin de teknolojiyle yarışmak yerine, teknolojiyi kütüphanenin içine alarak öğrencileri yakalaması gerektiğini düşünüyoruz. Bizler okul kütüphanecileri olarak, öğrenciyi kitaba ve kütüphaneye çekmek için kütüphane ortamında çeşitli dersler, atölye çalışmaları ve etkinlikler yapıyoruz. Öğrencilerin de işin içine katıldığı interaktif yazar/çizer söyleşileri ve atölye çalışmaları organize ediyoruz. Böylelikle öğrencilerin kitabını okudukları yazarlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Öğrencilerin okudukları kitapların tiyatrolarını izlemelerini sağlıyoruz. “Masal ve Öykü Saatleri” düzenliyoruz. Öğrencilerin kütüphane ortamında keyifli zaman geçirmelerini sağlamak amacıyla onlara uygun seçtiğimiz masal ve öyküleri Türkçe ve İngilizce okuyoruz bazen de farklı kişiler tarafından okunmasını sağlıyoruz. Her sene Mayıs ayından “Kütüphane Şenliği” yapıyoruz. Bu şenliğin adına yakışır şekilde kitap stantları, sergiler, tiyatrolar, müzik dinletileri, masal anlatıcılığı atölyeleri gibi pek çok farklı etkinlik gerçekleştiriyoruz. En önemli etkinliklerimizden biri de, kütüphanemizin aktif kullanıcıları olan birinci sınıf öğrencilerimizin kütüphane kullanımlarını, ödünç kitap almalarını önemli ve özel hale getirmek için yaratıcı drama öğretmenimizle, yani seninle yaptığımız “Masal Kahramanları Toplantısı”. Bu toplantının ardından birinci sınıf öğrencilerimiz ilk ödünç kitaplarını almaya başlıyorlar. Tabii ki, kitaba yönelik gibi görünen bu etkinliklerde teknolojiyi de ihmal etmiyoruz. Yaptığımız bu etkinliklerde teknolojiden yararlanıyoruz. Kütüphanemize sağladığımız elektronik veri tabanları ve e-booklarla birlikte günceli yakalıyoruz. Öğrencilerimize 24 saat erişim sağlayabilecekleri elektronik bir kütüphane sunuyoruz. https://www.terakki.org.tr adresinden kütüphane butonuna tıklayarak veya http://library.terakki.org.tr adresinden kütüphanemizin web sayfasına erişebilirler.

H.G: Sen de bir annesin, bir zamanlar öğrencim olan oğlun Toprak tam bir kitap kurdu. Oğlunun okuma kültürü kazanması için neler yaptın? Hem bir anne hem de bir kütüphaneci olarak bizlere neler önerirsin?

N.Z.: Oğlum Toprak 10 yaşında. Toprak’ a ilk kitap okumaya başladığımda 3 aylık idi. Çevresindeki bazı nesnelere tepkiler vermeye başladığı anda, ben de yanına yatıp kitabımı okumaya başladım. Tabii ilk zamanlarda sadece kitabın resimlerini tanıtıyor, anlatıyordum. Kitaba dokunmasına, incelemesine izin veriyordum. Kısa zamanda Toprak bu duruma alıştı ve biz kitap okumadan uyuyamaz olduk. Kitap okumak, Toprak ve benim için birlikte geçirdiğimiz en özel ve değerli zamanlardan biri olmuştu. Toprak okumayı öğrendikten sonra kendi kitaplarını okumaya başladı. Ama ben ona zaman zaman kitap okumaya devam ediyorum. Bu onun da benim de hoşuma gidiyor. İkimiz de hala kitap okuma zamanını değerli buluyoruz. Kütüphaneci olarak Toprak’a zaman zaman kitap önerilerinde de bulundum. Bazen benim önerdiklerimi okudu, bazen hoşlanmadı, kendi seçtiğini ve istediğini okudu. Artık kendi kitaplarını kendi seçebiliyor, her zaman yanında bir kitabı vardır. Otobüste, vapurda her yerde, her fırsatta kitabını okuyabiliyor. Tabii bu durumu görmek beni çok mutlu ediyor. Çocuklarda okuma kültürünün oluşması için okul ve kütüphanelerden önce aileye büyük sorumluluk düşüyor. Biz anne babalar onlara kitap okumaktan vazgeçmemeliyiz, onları okumaları için her zaman teşvik etmeliyiz. Ama en önemlisi biz ebeveyn ve öğretmen olarak kitap, dergi, gazete okumalıyız ve okumaktan vazgeçmemeliyiz.

H.G: Şimdi senden küçük kitap kurtları için öneriler bekliyoruz. Bu sıralar “çocuklarınızın mutlaka okuması gereken kitaplar” listeleri etrafta dolaşıyor J Senin favori çocuk kitapların nelerdir?

N.Z.: “Çocuklarınızın mutlaka okuması gereken kitaplar” listelerini çok doğru bulmuyorum. Çünkü her kitap, her çocuğa aynı duyguları hissettirmez. Biz büyüklerin hissettiklerini hiç hissettirmez. Her kitabın bir mesaj içermesi de gerekmez. Dolayısıyla kendimizi bu tür listelerle sınırlandırmamalıyız diye düşünüyorum. Bence çocuk; kitapta onu çeken, eğlendiren bir yazı ya da resim bulabiliyorsa, kitabın okunması için yeterlidir. Çünkü çok fazla kitap okuyarak, tanıyarak, inceleyerek zamanla kitaplarda seçici davranmayı öğrenecekler ve okumak istedikleri kitapların hangileri olduğuna doğru karar verebileceklerdir. Benim favori çocuk kitaplarım diye sınırlandırmak ne kadar doğru olur bilmiyorum. Ama severek okuduğum birkaç kitaba örnek verebilirim; “Farklı Ama Aynı”, “Annemin Çantası”, “Köstebek Kuki”, “Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor”, “Değnek Adam”, “Gergedanlar Krep Yemez”. Aynı zamanda Behiç Ak, Aytül Akal, Sevim Ak, Feridun Oral, Filiz Özdem, Tülin Kozikoğlu da kitaplarını beğendiğim yazarlardan.

H.G.: Saydığın kitaplardan “Köstebek Kuki” ve “Gergedanlar Krep Yemez” de oğlum İda’nın favori kitaplarından, bu yüzden İlk Kitaplığım köşemizin raflarında varlar. Dileyen anneler oradan okuyabilirler. Son olarak harika bir kütüphanede çalışıyorsun ama sana hayallerini sormak istiyorum. Nasıl bir okul kütüphanesi hayal ediyorsun? Sence bir öğrenme ortamı olarak okul kütüphaneleri yaşayan, devingen ve kitapların gizemli dünyasını öğrenciyle buluşturan mekânlar olarak nasıl çağa ayak uyduracaklar ve çocukların dünyasına dokunabilecekler?

N.Z.: Evet, gerçekten de harika bir kütüphanede çalışıyorum. Ben ve arkadaşlarım bir okul kütüphanesinde yapılabilecek her şeyi yapabiliyoruz. Okul kütüphanelerinin çağa ayak uydurabilmesi için, yeterli bütçeyle desteklenmesi ve kütüphanede alanında uzman kütüphanecilerin çalışması olmazsa olmazlardandır. Değişen eğitim yaklaşımlarına ve öğrenen profiline uygun olarak okul kütüphanelerinin de değişmesi gerekiyor. Çocukların kütüphaneye gelmesini sağlamak için ilgi çekici, farklı etkinlikler yapılmalı. Okul kütüphanelerinin eğitimin bir parçası olduğu asla unutulmamalı. Kütüphaneler öğrenme programlarının içinde her daim kullanılan, başvurulan bir yer olmalı. Teknolojik gelişmeler kütüphanenin içinde olmalı. Çocuklar okul kütüphanesine geldiği zaman bilgiyi farklı kaynaklardan bulmanın yanında, kütüphanede keyifli zaman geçirmeliler. Böylece çocuklar kütüphaneye isteyerek ve bilinçli olarak geleceklerdir. Bir okul kütüphanesi düşünün ki; raflarında kitapları var, ama tozlanmamış, (kullanılmış, okunmuş) kapısı kilitli değil, öğrencilerini araştırmalarında yönlendiren, onlara masallar, hikâyeler okuyan bir kütüphanecisi var. Bir okul kütüphanesi düşünün ki; kendisini sürekli güncelliyor.(Yeni çıkmış bir kitabı dahi kütüphanenin rafında görebiliyorsun) Bir okul kütüphanesi düşünün ki; ölmemiş, kullanılıyor, yaşıyor. J

H.G.: Sevgili Nurcan, Kadıköy Anneleri’ndeki İlk Kitaplığım köşemize konuk olduğun için çok teşekkür ederiz. Ayrıca okulumdaki tüm çocuklar ve oğlum için en çok da kendim için teşekkür ederim. Sen ve diğer arkadaşlarımız iyi ki varsınız! Sevgiler,

N.Z.: Ben de teşekkür ederim. Okul kütüphanelerine farklı bir bakış açısı getirebildiysem ne mutlu bana. Tabii yapılanların hepsi bir ekip çalışmasıdır. Tüm çalışma arkadaşlarımla birlikte organize ettiğimiz çalışmalardır. Buradan hepsine teşekkür ediyorum.

Hafize Güner
Yaratıcı Drama Öğretmeni
Özel Şişli Terakki İlköğretim Okulu

Bu röportaj kadıkoyanneleri.com web sitesinde yayımlanmıştır.

 

Şiir Saldım Gökyüzüne

Tepeören Yerleşkemizden ortaokul öğrencilerimiz, “21 Mart Dünya Şiir Günü”nü gökyüzüne şiirler salarak kutladı.

İlk kez 1999 yılında UNESCO’ tarafından ilan edilen ve dünya çapında kutlanan “Dünya Şiir Günü”nün amacı farkındalık yaratmak, ulusal, evrensel ve bölgesel şiir hareketlerine taze bir enerji sağlamak; insanları şiir okumaya ve yazmaya teşvik etmek.

Öğrencilerimiz, Dünya Şiir Günü’nde duyguları en iyi ifade etme aracı olan şiiri tüm öğretmenleri ve arkadaşlarıyla buluşturdu. Pazartesi sabahı bayrak töreni öncesi konferans salonunda bulunan öğretmenlerimiz, hazırlanan şiir sepetlerinden kendileri için bir şiir seçti. Öğrencilerimiz, teneffüslerde de tüm Terakkilileri ziyaret edip şiir verdiler. Böylece bir anda okuldaki pek çok kişi şiir okumaya başladı. Seçtikleri şiirlerde kendilerine benzer yönler bulan Terakkililer, kendilerini özel hissettiklerini dile getirdi.

IMG_1383

Beşinci dersin sonlarına doğru koridorlarında öğrencimiz Arda İşcan’ın (8A) davul eşliğindeki duyurusuyla kendileri için hazırlanan etkinlikten haberdar olan öğrencilerimiz, büyük bir coşkuyla “Şairler Meydanı”nda kendileri için hazırlanmış bölümlerde yerlerini aldılar. Arda İşcan’ın: “Önce ses vardı, sonra söz… Sonra şair… Sonra şiir… Herkesten birkaç duyu fazlası vardır şairlerin… Aşkı da, ayrılığı da hüznü de sevinci de kendi aynalarından yansıtırlar. Buna bir de müziğin tılsımını ekleyin ve öyle düşünün şiir ve şairin serüvenini… Şiir, çağının seslerinin yankısını taşır: Kahkahalar, çığlıklar, ıslıklar… Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri. Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra. Eskimeyen, yaşamaya övgüdür, adalete, aşka. Kendisi de dâhil hayata itirazdır. Kendisine de karşıdır, itirazına da… Bir de kendisi dışında her şeydir. Şiir, şiirden başka bir şey değildir!” sözleriyle başlayan gösteri, 6. sınıf öğrencilerimizden Asya Tunç (6A), Kaan Şapoğlu (6B), Pelin Pak (6A) Ege Dolmacı (7B), Tuna Gürer (7B) ve Dila Değirmenci’nin (7A) bölüm bölüm seslendirdikleri Can Yücel’in “Her Şey Sende Gizli” şiiriyle devam etti.

Şiir sonrasında gösteride görev alan öğrencilerimiz, ellerindeki balonların uçlarına bağlı olan şiirleri gökyüzüne bırakarak dünyayı şiirin güzelleştireceğini herkese yeniden hatırlattı.

Uluslararası “New Perspectives in Science Education” Konferansında Tek Türk Lisesi Terakki Oldu

0

Levent Yerleşkemizden lise fizik öğretmenlerimiz, 17 – 18 Mart tarihlerinde İtalya’nın Floransa kentinde Pixel’in düzenlediği uluslararası “New Perspectives in Science Education” konferansında sunum yaptı. Dünya genelinde fen eğitim ve öğretimindeki yeni uygulamaların ve teşvik edici araştırmaların paylaşılması için düzenlenen konferansta Türkiye’den kabul alan tek lise Terakki oldu. 14 tema ve 3 paralel oturumdan oluşan konferansta 41 ülkeden 204 katılımcı ile 150 bildiri yer aldı.

Konferansta Fizik öğretmenimiz Demet Karakaş,Physics Toys Used for Efficient Learning in Physics” başlıklı sunumu ile katıldı. Karakaş, 10 ve 11. sınıf seviyesindeki öğrencilerin anlamakta zorlandıkları Açısal Momentum, Akışkan Basıncı, Denge, Elektrik Enerjisi Üretimi, Basit Makinalar ve İndüksiyon Akımı gibi konuların daha iyi anlaşılması ve öğrencilerin ders içindeki etkinliğini artırmaya yönelik laboratuvar ortamında gerçekleştirilen Fizik Oyuncaklarının öğrenmedeki etkisini anlattı.

Fizik öğretmenimiz Hande Gökdoğan ise farklı öğrenme stillerine sahip öğrencilerin derse aktif katılımını hedeflediğiThe Friction Force and Effects in Daily Life” başlıklı çalışmasıyla 9. sınıf seviyesindeki öğrencileriyle yaptığı etkinlikte sürtünme kuvvetinin nelere bağlı olduğunu ve günlük yaşantıdaki etkilerini paylaştı.

Öğrencilerimiz Astronomi Kulübü’nden Hülya Erçay’ı Ağırladı

0

Tepeören Yerleşkemizden 3. sınıf öğrencilerimiz, Güneş Sistemi ünitemiz kapsamında İstanbul Üniversitesi Astronomi öğrencisi Hülya Erçay’la “Uzay Hakkında Bilinenler” sunumunda buluştu.

Erçay, öğrencilerimizle üniversitede öğrendiği bilgileri paylaşırken, üniversitesinde Astronomi Kulübü’nde yaptıkları çalışmaları da anlattı. Meteorlar, gökadaları ve Mars Gezegeni’nde yaşam belirtileri hakkında bildiklerinden bahsettikten sonra öğrencilerimiz, Erçay’a merak ettiği konular hakkında sorular sordu.

Öğrencilerimiz sunumdan önce Güneş Sistemi’ndeki gezegenleri, gerçek boyutlarına göre küçültülmüş oranları kullanarak sıralamış ve gezegenlerle ilgili öğrendiklerini kısa notlarla yeniden hatırlamıştı. Sunumun ardından, öğrencilerimiz edindikleri yeni bilgileri bu notlara ekledi.

 

Sorun Çözebilen Bireyler Yetiştirmek

Yazan:
Psikolojik Danışman Yelda Arslan Baştımar
Psikolojik Danışman Filiz Koçak

“Bir varmış, bir yokmuş… Güzel, güneşli bir günde, masallar diyarında tatlı mı tatlı bir prens ve prenses dünyaya gelmiş. Varlıkları tüm ülkede bir bayram havası yaratmış. Çok istenerek dünyaya getirilen bu çocuklar, sevgiyle büyütülmüşler. İhtiyaçları her zaman ailelerinin öncelikleri arasında yer almış. Konuştuklarında dinlenmişler, sevdikleri yiyeceklerle beslenmişler, odaları onları geliştirecek oyun ve oyuncaklarla bezenmiş, iyi eğitim almaları yönünde tüm imkânlar seferber edilmiş, mutlu olmaları çok önemsenmiş. Onları mutsuz edebilecek her sorun bir şekilde ya önlenmiş ya da onlar adına çözülmüş. Prens ve prenses hayatları boyunca çok ama çok mutlu yaşamışlar… Mı acaba?”

Değerli okurlar, yukarıda anlatılan masal sizde neler çağrıştırdı? Gerçek hayatla ilişkilendirdiğinizde size tanıdık gelen noktalar oldu mu? Çocuklarımız, hayatımızdaki en değerli varlıklarımızdır. Ebeveynlik içgüdüsü ile ister istemez onları korumaya, kollamaya, yaşayabilecekleri sorunları önceden öngörüp çözmeye çalışırız; ancak bu tutumumuzla ne kadar doğru yapıyoruz? Karşılaşabilecekleri tüm sorunları önlemeye ya da onlar adına çözmeye çalıştıkça onların sorun çözebilme fırsatlarını ellerinden alıyor ve maalesef onları güçsüzleştiriyoruz.

Yaşımız ne olursa olsun, her gün anlamamız ve karşılık vermemiz gereken sayısız sosyal etkileşimde bulunuyoruz.  Bunlardan bazıları da sorun çözme becerilerini kullanmamızı gerektiriyor. Çocuklarımızdan da zaman zaman, “Bugün benimle alay ettiler. “Beni oyuna almadılar.”, “Ödevimi evde unuttum.” gibi yakınma ifadelerini duyabiliyoruz. Peki, bu durumlara nasıl müdahale etmeliyiz?

Sorun Çözebilen Çocukların Ortak Özellikleri

Bizi başkalarından ayıran, biricik kılan mizacımız, becerilerimiz, sergilediğimiz tutum ve davranışlarımızdır. Tez canlı olmak, çabuk öfkelenmek gibi kimi özelliklerimiz zaman zaman sorun yaşamamıza zemin hazırlarken, kimi özelliklerimiz ise sosyal ilişkilerimizin gelişmesi ve daha anlamlı hale gelmesini sağlar. Aşağıda sıralanan özellikler de, sorunlarını etkin çözebilen çocukların ortak özellikleri olarak araştırmalarda yer almaktadır.

Karşı tarafın ne yaşadığına önem vermek: Benmerkezci tutumdan sıyrılıp karşı tarafın ne yaşadığına önem veren çocuklar, onların gözünden de yaşanan sıkıntıyı görmeye çabalarlar. Empati becerisi ile destekledikleri bu tutumları, onların sorunları anlamalarını ve uygun tepki vermelerini sağlar.

İyi niyetini korumak: İyi niyetini koruyan çocuklarda, karşı tarafa yüklenmeden önce onu anlamaya çalışma, ortak bir nokta bulabilme, iki tarafın da kazanabileceği çözümler üretebilme ve sorundan çok çözüme odaklanma yaygındır.

Duygularını ifade edebilmek: Yaşadığı duygu ne olursa olsun, bunu içtenlikle ve rahatça ifade edebilen çocukların sorun çözme konusunda akranlarına oranla daha başarılı oldukları bir gerçektir. Duygularını beden dili veya kelimelerle ifade edebilen çocukların, yanlış anlama ve anlaşılma ihtimalleri azalır. Sorunların çözümünde aktif rol oynarlar.

Daha önceden başarılı sorun çözme deneyimine sahip olmak: Sorun çözmede kullanılan yöntemlerin işe yarıyor oluşu, çocuğun bir sonraki sefer karşılaştığı sorun durumuna daha iyimser yaklaşmasını sağlar. Kendi yöntemlerinin işe yaradığını gören çocuk, saldırgan veya dürtüsel tepkiler yerine, çözüme yönelik yöntemler seçer.

Kendine ve becerilerine güvenmek: Çocuklar sorun çözdükçe özgüvenleri tazelenir ve kendilerini olaylar üzerinde daha yetkin hissederler. Yetkin hissettikçe de sosyal ilişkilerinde ve yaşadıkları sorun durumlarında kendilerini daha rahat ortaya koyarlar.

Olumlu davranışı olumsuza tercih etmek: Olumlu davranışlarla ilgi almayı tercih eden çocukların, sorun çözmeye daha hazır oldukları bilinir. Eğer çocuk, uygun olmayan davranışları ile dikkat çekmeyi tercih ediyorsa yaşanan her sorun onun için kendini ortaya koyduğu bir sahneye dönüşür. Oysaki olumlu davranış sergileyerek benliğini geliştiren çocuklar, sorunlarını çözerek olumluluklarını sürdürürler.

Sorun çözme becerisi zayıf olan çocukların özelliklerine baktığımızda ise aile ve akranları ile yeterli iletişim kuramama, kendini yeterince ifade edememe, bir gruba ait hissetmeme, sabredememe, hazzı erteleyememe, zaman planlamasında güçlük yaşama, karar alıp eyleme geçmede zorlanma gibi durumlara rastlayabiliriz.

Günümüzde daha çok karşımıza çıkan bağımlılık sorunları da (alkol, madde, internet, yeme, alışveriş vb) genellikle yukarıda saydığımız nedenlere bağlı olarak bireyin sorunlarını çözemediğinde, kaçıp başvurduğu bir alışkanlığa dönüşebilmektedir. Şunu da unutmamak gerekir ki, hepimiz zaman zaman yukarıda ifade edilen davranışları gösterebiliriz. Burada önemli olan, bu durumu tolere edebilmek ve olumsuz duyguda takılı kalmayarak devam edebilmektir. Bağlı ama bağımsız bir birey olabilme yolunda Doğan Cüceloğlu’nun da dile getirdiği gibi kişinin beş varoluş boyutunu tamamlamış olması ve şu mesajları alması gerekmektedir:

1-) İyi ki varsın.

2-) Seni olduğun gibi kabul ediyorum.

3-) Sevilmeye layıksın.

4-) Değerlisin, biricik ve teksin.

5-) Güçlüsün, üretebilir ve başarabilirsin.

Bu basamakları doğru zamanda ve doğru mesajlarla tamamlayan bireylerin sorun çözme becerileri için gerekli alt yapıyı da sağladıkları öngörülmektedir.

“Problemler, onlarla nasıl başa çıkacağınızı bilirseniz, iyiye kullanabileceğiniz fırsatlardır.” Henry J. Kaiser

Araştırma Sonuçları

Aşağıda yer alan araştırma sonuçları etkili sorun çözme becerileri ile; bilişsel yeterlilik, cinsiyet, yaş ve sağlıklı aile iletişimi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir.

  • Okul öncesi çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada, çocukların kişilerarası problem çözme test puanları ile okula hazır oluşlukları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yer, zaman, miktar ve sınıflandırma gibi kavramlar, çocukların düşünme becerilerinin temelini oluşturur. Çocuklar kavramlar aracılığı ile nesneler arasındaki ilişkileri, kişilerin yerlerini ve özelliklerini, olayların sırasını anlayabilirler. Bu da, onların yaşanan problemlerin çözümünde daha başarılı olmalarına katkı sağlar. Bunun yanında yüksek oranda problem çözen, sosyal davranışlarda uyumlu olan çocukların, kişilerarası problemlerde çok çeşitli çözüm ürettikleri saptanmıştır. (Yoleri, 2014)
  • 9-11 yaşındaki çocuklarla yapılan bir araştırmaya göre; kızların nesne edinme (istediğini elde etme) ve arkadaş edinme durumlarında erkeklere göre daha fazla çözüm ürettikleri bulunmuştur. 10 ve 11 yaşındaki çocukların, 9 yaşındaki çocuklara göre nesne edinme durumunda daha fazla çözüm ürettikleri problemin çözümü başarısız olduğunda problem durumunu çözecek yeni stratejiler oluşturmada daha başarılı oldukları saptanmıştır. (Arı ve Yaban 2012)
  • Lise öğrencileriyle yapılan bir araştırmaya göre ise, cinsiyet, okul türü, yaş, babanın işi, bireyin sorunlarını konuştukları ve anlaşıldıkları kişilerin kimler olduğu değişkenleri problem çözme becerilerini değerlendirmede fark yaratmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgulardan birisi de, arkadaşlarının yanı sıra ana babalarının kendilerini daha iyi anladığını düşünen gençlerin problem çözme becerilerinin daha iyi olduğu biçimindedir. (Korkut, 2002)

Çocukların Sorun Çözme Becerisini Geliştirmek İçin Anne Babaların Yapabilecekleri

Sorunları Kişisel Gelişim Adına Fırsat Olarak Görün: Anne babalar olarak sorun durumlarına karşı takındığımız tutum ve davranışlar, çocuklarımızın bakış açısının temelini oluşturur. Eğer biz yetişkinler sorunlar karşısında telaşlanır, kaygılanır ya da öfkelenirsek, çocuğumuz da böyle davranmayı öğrenir. Çocukların, sorun çözme deneyimleri arttıkça, psikolojik olarak da güçlendikleri ve yapabilirliklerine olan inançları artar.

Yeterince Müdahale Edin: Bebekliklerinde elbette çocuğumuzun her sorununu üstlenir ve çözmeye çalışırız; ancak çocuğun yaşının ilerlemesiyle birlikte bu sorumluluğun yavaş yavaş, yaşı ve yeterlilikleriyle orantılı olarak, ona devredilmesi gerekir. Küçük yaşta çocukların kendi sorunlarını çözmelerine fırsat verilmesi, ergenlik çağına geldiklerinde kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlar. Ergenlik çağına gelindiğinde ise anne baba, yardım ve destek gerektiğinde danışılan bir gözlemci konumuna gelmelidir.

Sorunlar ve Alternatif Çözümlere Dair Farkındalık Yaratın: Yaşamın her anı içinde sürpriz sorunlar barındırabilmektedir. Gece yarısı eve geldiğinizde evin su bastığını görmek, bir mağazada kasaya vardığınızda cüzdanınızı evde unuttuğunuzu fark etmek,  tam işe gitmek üzereyken çocuğunuza bakacak kişinin hasta olup gelemeyeceğini öğrenmek gibi. Sadece çocuklar için değil, biz yetişkinler için de ani karşılaşılan durumlara kolay adapte olabilmek ve hızlıca uygun çözüm yolları üretebilmek önemlidir. Çocukların hangi sorun durumunda en uygun tepki ya da tepkiler ne olacağı konusunda düşünsel bir pratik yaşamaları gereklidir. Bu amaçla eğitici kitaplardan, uyarlayacağınız hikâyelerden, yaşına uygun filmlerden, oyunlardan yararlanabilir, sohbetler yapabilirsiniz.  Bir filmi birlikte seyretmek, bir kitabı ona okumak ya da büyük yaş grubunda aynı kitabı okumak ardından kitap üzerine konuşmak, çocuğunuzun bazı dersler çıkarmasına yardımcı olacaktır. Küçük yaş grubunda “Filmdeki / kitaptaki kahramanın yerinde sen olsan ne yapardın?”, “X kitabındaki Y karakteri bu hikayeye dâhil olsaydı nasıl davranırdı sence?” benzeri sorular alternatif fikirler üretmelerine katkı sağlayacaktır.

Sorun Çözme Yöntemini Öğretin: Anne baba olarak yapabileceğimiz ilk şey, çocuklarımızın yaşadıkları sorunlarla ilgili öncelikle onları dinlemek ve anlamaktır. Sonrasında ise, sorun çözme yöntemini kullanarak adım adım çözüm bulma yolunda çocuğumuza destek olmaktır. Problem nedir? Çözüm yolları neler olabilir? Her çözüm için kendine sor. (Güvenli mi? Başkaları bunun hakkında ne hissedebilir? Adil mi? İşe yarayacak mı?”) Çözüm yollarından birini seç ve uygula. İşe yaradı mı? İşe yaramadıysa ne yapabilirim? Bu süreçte önemli olan, her basamakta çocuğunuza doğru sorular sorarak ve onu düşündürerek çözüm üretmesini sağlamaktır. Doğruluğuna inandığınız çözüm yolunu çocuğunuza empoze etmek o an için sorunu çözebilir ama onun değerli bir yaşam deneyimi kazanmasını engeller. Her koşulda sabırla onun kendi çözümlerini bulup uygulamasına yardımcı olmanız geliştirici olur.

Çocukluğunuzdan Anılar Paylaşın: Kendi yaşam deneyimlerinizden ve anılarınızdan örnekler vermeniz, anekdotlar paylaşmanız çocuğunuz üzerinde “Annemin de / babamın da başına benzer şeyler gelmiş.” duygusu yaratarak onu rahatlatır, durumu normalize etmesini kolaylaştırır.

Yaşadıkları Üzerine Düşündürtün: Ne olsaydı böyle sonuçlanmazdı?”, “Başka nasıl davranabilirdiniz?”, “Tekrar benzer bir sorunla karşılaşsan neyi farklı yapardın?” gibi sorularla onu düşündürtmeniz, olaylar üzerindeki etkisine dair ayna tutmanız, çocuğunuza etkin sorun çözme yöntemleri ile ilgili bir farkındalık ve bilinç kazandırır.

Sorumluluklarını Arttırın: Sorumluluk sahibi çocuklar sorunlarını çözme konusunda daha rahat inisiyatif kullanırlar. Bu nedenle yaşa uygun sorumlulukların çocuğa veriliyor olması çok kıymetlidir.

Aile Toplantıları Düzenleyin: Duyguların paylaşıldığı, sorunların dile getirildiği periyodik “Aile Toplantıları” düzenleyebilirsiniz. Bu tür toplantılar çocuklarda, düşüncelerine değer verildiği duygusu yaşattığı gibi sorunlarını gönül rahatlığı ile sizinle paylaşmalarını da sağlar.

Karar Alma Fırsatları Yaratın: Hayatları ile ilgili yaşına uygun kararları alabilme şansı edinmiş çocuklar, kendi sorunlarını çözme konusunda da daha istekli, güvenli ve yetkin olurlar.

Sosyal Becerilerini Geliştirin: İlişki kurabilme, sürdürebilme, sabredebilme, sırasını bekleyebilme, dürtülerini kontrol edebilme ve kendini sakinleştirebilme becerileri (ortamdan uzaklaşma, tepki vermeden önce içten 10’a kadar sayma, nefes egzersizleri vb.) güçlü olan çocukların sorun çözme becerilerinin de gelişmiş olduğu gözlemlenmektedir.

Onu Cesaretlendirin: Olayları sorgulama, soru sorma konusunda onu ne kadar cesaretlendirirseniz, analiz, sentez yapabilme ve yaşamı anlamlı kılma konusunda ona yol göstermiş olursunuz.

ÖNERİ KİTAPLAR

“Ben Problem Çözerim” Prof Dr Belma TUĞRUL, Morpa Yayınları

“6 ile 18 Yaş Çocuklarıyla Sorunları Çözmede 5 Aşama” Phillip MOUNTROSE, Kariyer Yayınları

KAYNAKÇA

Arı, M. ve Yaban, E.H. (2012). 9-11 Yaşındaki Çocukların Sosyal Problem Çözme Becerilerinde Cinsiyet ve Yaş Farklılıkları. Hacettepe Üniversitesi, Eğitim ve Bilim, Cilt 37, Sayı 164.

Cüceloğlu, D. (2015). İçimizdeki Çocuk. Remzi Kitabevi, İstanbul

Gordon, T. (1996). Aile İletişim Dili. Sistem Yayıncılık, İstanbul.

İnternet Alıntısı, http://www.guncedanismanlik.net/images/stories/bultenler/2009_10.pdf

İkinci Adım Sosyal-Duygusal Becerileri Geliştirme ve Şiddeti Önleme Programı Posteri, (Second Step, Committee for Children, 2002)

Lindenfield, G. (1997). Kendine Güvenen Çocuk Yetiştirme. HYB Yayıncılık, Ankara.

Korkut, F. (2002). Lise Öğrencilerinin Problem Çözme Becerileri. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 22; 177-184

Yoleri, S. (2014). Okul Öncesi Çocukların Kişilerarası Problem Çözme Becerisi ve Kavram Gelişimi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Uşak Üniversitesi, Eğitim ve Bilim, Cilt 39, Sayı 173

Lise Öğrencimiz ESU Public Speaking Yarışması’nda Türkiye 1.si

Levent Yerleşkemizden lise öğrencimiz Ece Özer (11 IB FM), 18 Mart Cuma günü Hisar Okulları’nda gerçekleşen “İnsanların güçlerinden vazgeçmelerinin başlıca nedeni bir güçlerinin olmadığını düşünmeleridir” konulu ESU Public Speaking (Topluluk Önünde Konuşma) Yarışması’nın Türkiye finallerinde birinci oldu. Londra’da 9 – 13 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek “Dürüstlük Kural Gerektirmez” temalı dünya finallerine katılmaya hak kazandı.

The English Speaking Union’ın (ESU) düzenlediği yarışmada topluluk önünde İngilizce hitabet yeteneklerini sergileyen lise öğrencileri; konu başlığı, ifade gücü, sözlü aktarım, vücut dilinin etkili kullanılması, sorulan sorulara doğaçlama cevap verebilme kriterleri açısından değerlendiriliyor.

ESU; İngiltere, ABD ve 50’yi aşkın farklı ülkede faaliyeti bulunan, siyaset dışı, eğitim odaklı, bağımsız bir dernek. Temel amacı, İngilizcenin dünyada gittikçe daha fazla paylaşılan bir dil olarak konumlandığı bir dönemde, küresel diyalog ve karşılıklı anlayış ortamı yaratmak.

Öğrenci Birliği Yardım Kampanyaları

0

İlkokul ve Ortaokul Öğrenci Birliği olarak sosyal sorumluluk bilinci ile yardım kampanyalarımıza devam ediyoruz. Bu amaçla Muş İli Bulanık İlçesi 700. Yıl Rüstem Gedik Ortaokulu ve Silivri Sayalar Köyü Sayalar İlkokulunda öğrenim gören öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere “Eğitimleri için bir el de biz uzatalım” sloganıyla 22 – 26 Şubat tarihleri arasında yiyecek satışı kampanyası düzenledik.  

Kampanya kapsamında 4-5 ve 6. sınıf binalarımızın giriş katında yiyecek standı kurduk. Arkadaşlarımız tarafından getirilen yiyecek ve içecekler görevli sınıf temsilcilerimiz tarafından satışa sunuldu. 

Kampanya sonucunda elde edilen gelirle Sayalar İlkokuluna 300 adet okuma kitabı, voleybol-basketbol-futbol topları, 700. Yıl Rüstemgedik Ortaokuluna bilgisayar alındı ve gönderimi yapıldı.

Öğrenci Birliği olarak, okulumuza Batman ili Kozluk İlçesi Ünsaldı Köyü Ünsaldı Ortaokulu,  Gündüzlü Köyü İbni Sina Ortaokulu; Şanlıurfa İli Viranşehir İlçesi Sergen Köyü Sergen İlkokulu ve Ortaokulundan gelen yardım taleplerini de değerlendirmek istedik. Bu doğrultuda, düzenlediğimiz etkinliklerin geliriyle Ünsaldı ve İbni Sina Ortaokulu öğrencilerine test kitapları, kırtasiye malzemeleri; Sergen İlkokulu ve Ortaokuluna 450 adet okuma kitabı, voleybol-basketbol-futbol topları ve kırtasiye malzemeleri (A4 kâğıdı, kurşun kalem, kuru boya kalemleri, abaküs, kalemtıraş, silgi, dünya modeli vb.) aldık ve gönderdik.     

Öğrenci Birliğimiz tarafından düzenlenen kampanya ve etkinliklerimizin amacına ulaşmasında pek çok kişi aktif rol oynadı. Bize destek olan arkadaşlarımıza, okul yönetimimize, öğretmenlerimize, yiyeceklerin gönderimindeki destekleri için velilerimize çok teşekkür ederiz.

Yeni etkinliklerde buluşmak dileğiyle…

İlkokul ve Ortaokul Öğrenci Birliği 

Terakki’de Dünya Pi Günü

0

Her iki yerleşkemizden 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz, 14 Mart Pazartesi günü “Dünya Pi Günü” etkinlikleri kapsamında ünlü matematik sabiti Pi sayısının özelliklerini keşfettikleri ve kullanım alanları ile ilgili deneyler yaptıkları bir gün geçirdi.

Öğrencilerimiz matematik derslerinde, okul koridorlarında hazırlanmış olan stantlara giderek, 6 istasyondan oluşan deney düzeneklerini gruplar halinde inceledi. Yaptıkları deneyler sayesinde pi sayısının gizemini keşfettiler. Dünya Pi Günü hatıra fotoğrafı çektirdiler. Ayrıca, “Pi Pasta”, “Pi Kelime”, “Pi Ezber” ve “Pi Karikatür” yarışmaları da düzenlendi.

Pi Pasta” yarışmamızda Levent Yerleşkemizden Eylül Tan (6F) ve Baran Atameriç (7D), Tepeören Yerleşkemizden Nil Bayrak (6A); “Pi Kelime” yarışmamızda Levent Yerleşkemizden 6. sınıflarda Defne Kaplan (6I), 7. sınıflarda Ömer Yaşar Boyacı (7B); Tepeören Yerleşkemizden ise Seza Hasibe Bayat (6B) birincilik elde etti.

Levent Yerleşkemizdeki “Pi Ezber” yarışmamızda Eren Yılmaz (6G) ve Tepeören Yerleşkemizdeki “Pi Karikatür” yarışmamızda ise Nehir Kamaşak (6B) birinci oldu.

Öğrencilerimiz Sabancı Üniversitesi Kimya Bölümü’nü Gezdi

0

Tepeören Yerleşkemizden 7. sınıf öğrencilerimiz, 9 Mart Çarşamba günü fen bilimleri dersi “Maddenin Yapısı ve Özellikleri” ünitesi kapsamında Sabancı Üniversitesi Kimya Bölümü’nü gezdi.

Öğrencilerimizin yakın çevrelerindeki kimya endüstrisi alanındaki işletmelerin ülke ekonomisine katkısını fark etmeleri, Türkiye’de kimya endüstrisinin gelişimine katkı sağlayan kurum ve kuruluşların çalışmaları hakkında bilgi edinmesini sağlamak için düzenlenen gezide, kimya laboratuvarında kullanılan ayırma tekniklerini gördü. Bu alanda çalışan bilim insanlarıyla yaptıkları çalışmalar hakkında sohbet etme fırsatı buldular.

Ayrıca 11 Mart Cuma günü Su Arıtma Tesisimizi ziyaret eden öğrencilerimiz, suyun arıtım sırasında hangi aşamalardan geçtiğini öğrendi. Bu aşamaların ders içinde öğrenilen ayırma teknikleriyle benzerlik ve farklılıklarını tartıştı.

 

Öğrencilerimiz Yazar Buket Uzuner'le Buluştu

Levent Yerleşkemizden 7. sınıf ve hazırlık sınıfı öğrencilerimiz, 14 Mart Pazartesi günü Çanakkale Şehitlerini Anma etkinlikleri kapsamında romancı, hikâyeci ve gezi yazarı Buket Uzuner’le bir araya geldi.

IMG_7978

Yazarların yazma sürecindeki duygu ve deneyimlerinden bahseden Uzuner, öğrencilerimizin bu öğretim yılında okuduğu Uzun Beyaz Bulut Gelibolu kitabını ülke sorunları ve gerçeklerinden yola çıkarak yazdığını anlattı. Öğrencilerimize, yazma becerileriyle kendilerini ifade edebileceklerini söyleyerek onları yüreklendirdi. Gençlerin ülke sorunlarına ve kültürlerine duyarlı bireyler olarak yetişmelerinin günümüzdeki önemini vurguladı.

Öğrencilerimiz, Uzun Beyaz Bulut Gelibolu romanını Uzuner’e imzalattıktan sonra söyleşi sona erdi.