İnsanoğlunun uzay merakı ve uzayla ilgili yaptığı çalışmalara Terakkili gençlerin ziyareti

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın, insanoğlunun uzayla ilgili önemli çalışmalarının bir araya getiren “NASA A Human Adventure” sergisini 26 Kasım’da 74 öğrencimiz ziyaret etti.

Marmara Forum’da yer alan sergi ABD dışında yapılan en kapsamlı sergi olma niteliğini taşıyor. Bugüne kadar 1,5 milyon kişi tarafından ziyaret edilen sergide, NASA koleksiyonuna ait uzaya gitmiş gelmiş 100’den fazla parça ve uzay araçlarının çok büyük bölümlerinin özel maketlerinin yanı sıra uzayla ilgili teknolojik gelişmeler de yer alıyor.

Sergide orijinal araçları, motor parçalarını, astronot kıyafetlerini ve aksesuarlarını gören Terakkili gençler aynı zamanda NASA’nın onayladığı bir çalışma olan füze simülasyonunu da deneme fırsatını buldular.

Sergide coğrafya ve fizik öğretmenlerinin eşliğinde merak ettikleri sorulara cevap arayan gençlerin dönüş yolunda astronot olma ve uzayla ilgili çalışmalar yapma hayalleri vardı.

20 Kasım 2012 Dünya Çocuk Hakları Gününü Kutladık

0

23 yıl önce bugün, çocukların barış, dayanışma, hoşgörü ve özgürlük ortamında eğitilmesi için Çocuk Hakları Sözleşmesi  imzalandı ve 20 Kasım, “her çocuk farklı, her çocuk eşit” diyerek dünyanın her yerinde tüm çocuklarımız için kutlanmaya başladı.

Okulumuz da çocuk haklarıyla ilgili farkındalığı geliştirmek ve yaşama kültürü oluşturmak adına yürüttüğü üç yıllık “Çocuk Hakları Projesi” ile çeşitli etkinlikler düzenleyerek Dünya Çocuklar Günü’nü kutladı. İlkokul ve ortaokul öğrencilerimizin yer aldığı bu etkinlikler sayesinde ise çocuk haklarının hayatımızdaki yeri vurgulanarak öğrencilere bir kez daha bunun önemi hatırlatılmış oldu.

1-8. sınıfları kapsayan bu etkinliklerle öğrencilerimiz çocuk hakları hakkındaki bilgilerini artırdılar ve çocuklukları boyunca bu hakların kendilerinin ve tüm çocukların yaşamlarındaki önemini kavradılar.

Okulun iç ve dış mekânları birçok afişle süslendi. Her bir sınıfımız ilk ders saatlerinde, düzeylerine uygun video ve görseller izlediler.

1. sınıf öğrencilerimiz “Ama Haksızlık Bu” isimli etkinlikle sınıf öğretmenleri rehberliğinde hak, haksızlık, eşitlik, adalet gibi kavramlarla tanıştılar.

2. sınıf öğrencilerimiz “Tavşanın Hakları” isimli etkinlikle sınıf öğretmenleri rehberliğinde “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ile tanışıp  nelerin ihtiyaç nelerin hak olduğu konusu üzerine çalıştılar.

 3, 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerimiz dünya çocuklarının hakları için bir dilekte bulundular ve bu dileği küçük renkli bir kâğıda yazarak dilek ağacına astılar.[nggallery id=14]3, 4 ve 5. sınıf öğrencilerimiz görsel sanatlar dersinde çocuk hakları konulu resim ve slogan eskiz çalışmaları yaptılar. Öğrencilerimiz yaptıkları çalışmalarla bahçe duvarını boyayıp tarafından haziran ayında tamamlayacaklar.

6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerimizden oluşan Münazara Kulübü “Çocuklar kendi kararlarını kendileri vermelidir. / Çocuklarla ilgili kararları yetişkinler vermelidir.” konulu münazarayı gerçekleştirdiler. Tüm 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz münazarayı izlediler.

 

 

 

Tüm  8. sınıf  şubelerinden öğrencilerimiz sosyal bölümü öğretmenlerinin katkısıyla çocuk hakları konulu birer şarkı sözü yazarak müzik öğretmenlerinin desteğiyle bir rap şarkı oluşturdular. Her şube performanslarını sergiledi.[nggallery id=15]Haklar Sahnesi Kulübü öğrencilerimiz çeşitli yiyecekler hazırladı ve her bir yiyeceğe çocuk haklarından biri isim olarak verildi. Hazırlanan yiyecekler koridorlarda kurulmuş stantlarda her teneffüs satılmak üzere sergilediler. Kulüp öğrencilerimiz arkadaşlarına satış yaparken yiyeceklerinin adlarının neden farklı olduğu konusunda bilgi verdiler. Stantları çocuk haklarını içeren sloganlarla süslediler.

Yiyeceklerden elde edilen gelirle Çocuk Esirgeme Kurumundaki çocuklara yeni yıl hediyesi almaya karar verdiler.

Ayrıca ortaokul binamızda Çocuk Hakları konusundaki sunum ve videolar gün boyunca barkovizyonda yansıtıldı.

Çocuk Hakları Günü Kutlu Olsun

0

Sevgili Arkadaşlarımız,

23 yıl önce 20 Kasım 1989 tarihinde biz çocukların haklarını koruyan “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” 193 devlet tarafından onaylanmış ve imzalanmıştır. Türkiye bu sözleşmeye 1990 yılında imza atmıştır. Bu sözleşme dünya tarihine, en yaygın biçimde onaylanan sözleşme olarak geçmiştir. 20 Kasım biz çocuklar için çok önemli bir gündür.

Ülkeler bu sözleşmeyle; biz çocukların kişiliklerinin tam gelişebilmesi için mutluluk,  sevgi ve anlayış havasının egemen olduğu bir aile ortamında yaşaması ve barış, dayanışma, hoşgörü ve özgürlük ortamında eğitilmesi gereğini kabul etmişlerdir.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme 54 maddeden oluşmaktadır. Sözleşmenin en önemli 4 ilkesi:

  • Her Çocuk Farklı  Her Çocuk Eşit
  • Söz Küçüğün, Görüşlerim Değerli
  • Sağlıklı Bir Yaşam İhtiyacım Var
  • Her Zaman Her Koşulda Çocuklar

Biz çocukların ve yetişkinlerin unutmaması gereken bir şey var. Hak sahibi olarak haklarımızı bilmeli, korumalı, aramalı ve yaymalıyız. Ayrıca bizler diğer çocukların ve yetişkinlerin haklarına saygı göstermeli ve onlara karşı sorumluluklarımızı  yerine getirmeliyiz.

Okulumuzda da 3 yıldan beri  çocuk haklarıyla ilgili farkındalığı geliştirmek üzere ÇOCUK HAKLARI PROJESİ yürütülmektedir.

Bütün dünya çocuklarının Çocuk Hakları Günü kutlu olsun

HAKLAR SAHNESİ KULÜBÜ ÖĞRENCİLERİ

Stop Motion Öğretmenimiz 2. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali'ndeydi

İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin ikincisi bu sene İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Vakfımız ortaklığında 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Direktörlüğünü Gazi Selçuk, Küratörlüğünü Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Esra Çelikkanat ve Özcan Yurdalan’dan oluşan sanatçı ve eğitmen grubunun üstlendiği bienalin bu yılki teması “Düş Çocuk, Gerçek Çocuk – Düş mü? Gerçek mi?” olacak.

Çocuklara ve gençlere yönelik güncel sanat etkinliklerini kapsayan 2. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin açılışı, 9 Kasım’da Akatlar Mustafa Kemal Merkezi’nde düzenlenen törenle gerçekleşti. İkinci kez düzenlenen bienal, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve TEGV Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı işbirliğiyle gerçekleştiriliyor.

İstanbul’dan 39 ilçenin özel ve kamu okullarından öğrencilerle Anadolu’nun 25 ilinden çocukların katıldığı etkinlikler 23 Kasım’a kadar Kadıköy Meydanı, şehir hatları vapurlarında, Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi, Kadıköy Merkez Sanat Galerisi ve Beşiktaş Mustafa Kemal Merkezi’nde hayata geçirilecek. Bienal, plastik sanatlar disiplinlerinin çağdaş sanat uygulama ve düzenlemeleriyle, panel, sanatçı sunumu, performans, video gösterimi, enstalasyon, atölye çalışmaları ve birçok farklı müzik grubunun yer alacağı sahne performanslarından oluşuyor.

1500 öğrenci – öğretmen etkinliğine ve yaklaşık 5000 öğrencinin bireysel çalışmalarına ev sahipliği yapan proje çocuk ve gençlere kendilerini ifade etme fırsatı sunarken, aynı zamanda onlara sanat ve eğitim kariyerlerinde anlamlı bir basamak imkanı sunuyor.

Bienal kapsamında atölye çalışmaları içinde İlkokul Stop Motion Animasyon atölyemiz de yer aldı. 10 Kasım ve 13 Kasım tarihlerinde Mustafa Kemal Merkezi’nde Stop Motion Animasyon Öğretmenimiz Damla Kukul atölye çalışması yaptı.

“Masaldan Eğitime Yolculuk” Konferansı, Terakki’de

0

Klinik Psikolog Laura Wolmer ve Marmara Üniversitesi emekli profesör Dr. Yankı Yazgan, 12 Kasım Pazartesi günü Terakki’de “Masaldan Eğitime Yolculuk” adlı konferansta veliler ile buluştu.

DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) eğitimini konu alan “Hiperaktivite ve Hayat” kitabının yazarı Wolmer, kitabın nasıl kullanılması gerektiğini ailelere aktardı. Buna ek olarak, velilelerin eğitim seminerlerinden sonra öğrendiklerini çocuklarına ulaştıramamasının ise çok büyük bir sorun olduğunu dile getirdi. Wolmer, çocuğun kendi durumu hakkında bilgi ve farkındalığı netleştirmek için DEHB’nin ne olduğu, ne zaman başladığı ve ne zaman biteceği şeklinde sorularla iletişimin sağlanması gerektiğini açıkladı. Ancak bu konuda ebeveynlere yönelerek çocuklarıyla neden DEHB hakkında konuşmamalarına dikkat çekti. Hiçbir ilacın farkındalığın yerine geçemeyeceğini düşünen Wolmer, ailelerin sorumluluğu ilaca yükleyerek çocuklarıyla konuşmamayı tercih etmesinin yanlış olduğunu vurguladı. Kendisiyle ilgili neler olduğunu bilmeyen çocuğun kendini daha kötü hissedeceğini ve bu yüzden durumunu öğrenmesi gerektiğini savundu. Yaş büyüdükçe DEHB’nin geçeceğini düşünen ebeveynler için Wolmer, beynin çalışma şeklinin hayat boyu devam edeceğini ve eğer  çocuğun farkındalığı gelişmemişse sorunların da buna paralel olarak artacağını anlattı.

Wolmer, konuşmasına ofisinden çekilmiş bir ilkbahar fotoğrafıyla devam etti;  baharda açan çiçekleri çocuklar üzerinden tasvir ederek, tedavi gördükten sonra gelişen her bir çocuğu açan çiçeklere benzetti. Kendini de bahçıvan olarak gören psikolog, DEHB’si olan çocukların budanmaya ve sulanmaya ihtiyacını olduğunu söyledi. Onları olduğu gibi kabul etmek  ve onlara kızmamak gerektiğini dile getiren Wolmer, sahneye davet ettiği iki psikolog arkadaşının aracılığıyla kitabındaki doktor ile çocuk arasında geçen diyaloğu konuklara aktardı; DEHB’li çocukların kendi durumları hakkında olumsuz teoriler yürüttüğünü ve bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak için de “Hiperaktivite ve Hayat”ı yazdığını söyledi.

Kitap hakkında:

Yazarın masal ile başlayan kitabında karmaşık ve çok düzenli olan iki tane hayali ülke var: Karmaşıkistan ve Düzgünistan. Metafor kullanılan ülkelerden Karmaşıkistan, DEHB’li insanları temsil ederken, Düzgünistan da düzenli insanların ülkesini oluşturuyor. Düzenli taraf ise diğer ülkeyi sürekli dışlayan bir rol üstleniyor. Beş yaş için yazılmış olan bu kitapta esprili ve basit bir anlatım kullanılması, çocuklarla iletişime geçişi daha kolay bir hale getiriyor. Yazar, DEHB’li bir insanın beyninin nasıl çalıştığını “içsel polis” imajı ile anlatarak beyindeki bu polisin uyuyakaldığını ve istenirse uyandırılabileceğinden bahsediyor. Her bölüm arasında aracı için konulmuş bir açıklama var ve ardından da çocuklarla okunması gereken kısım geliyor.

Ayrıca DEHB’li çocukların nasıl düşündüklerine ve ne hissetiklerine dair bölümler de kitapta yer alıyor. Yazar için “Uyuyakalmış Polis Mazeret Olamaz” adlı bölüm DEHB’nin en önemli tarafını vurguluyor; içsel polisi uyandırmak, sadece çocuğa ait bir görev. Konferansta suç ve sorumluluk kavramlarını birbirinden ayırmak konusunda aileleri uyaran Wolmer, çocuğun başına gelen çoğu şeyin isteği dışında gerçekleştiğini söyleyerek ona ceza vermek yerine sorumluluk duygusu aşılamak gerektiğini savundu. Bunu da örnekle açıklayarak devam etti; tenefüs zili çalınca koşuşturarak sınıftan çıkan çocuk, arkadaşının eşyalarını yere düşürmesi sonucu ceza değil, onları yerden toplaması gibi bir sorumluluk almalı.

Bununla beraber, “hiperaktif çocuklar” genellemesinin yanlış olduğunu dile getiren Wolmer, üç çeşit çocuk tipi olduğunu vurguladı: Turbo motor, Astronot, Turbo Astronot. Bu tarz sıfatların hem çocukların hoşuna gittiğini hem de kendilerini daha sevimli bir şekilde tanıtma fırsatı yakaladıklarını söyledi.

Kitap, tüm aile için hazırlanmış olan bir test ile son bulurken, çocuk kitabı okuyup polisi uyandırmayı öğrendiği için “dikkat eksikliği bozukluğu uzmanı derecesi”yle sertifikasını alıyor ve ödüllendirilmiş oluyor.

Laura Wolmer’in konuşmasının ardından Yankı Yazgan, problemi yok saymak yerine  gerçekçi olmak ve soruna gerçekçi bir  şekilde yaklaşmak gerektiğinin önemi üzerinde durdu.

Prof. Dr. Ziya Selçuk Terakki’deydi

0

Okul Deneyimi ve UygulamaDikkat Eksikliği ve Hiperaktif Çocuklar,  Sınıf İçi Rehberlik Uygulamaları adlı kitaplarıyla tanınan, Talim Terbiye Kurulu eski başkanı, TED Üniversitesi mütevelli heyeti üyesi, eğitim bilimci Prof. Dr. Ziya Selçuk 3 Kasım Cumartesi günü kütüphanemizde yönetici ve öğretmenlerimizle buluştu.

Geçen yıl ilköğretim okulu öğretmenlerimizle gerçekleştirilmiş olan  “40 Dakikayı Yönetmek” başlıklı atölye çalışmasına bu kez Lise ve Fen Lisesi yönetici ve öğretmenlerimiz katıldı. Değişen Dünya ve Türkiye şartlarında, bugünkü eğitim-öğretim ortamımızı geleceğe yönelik olarak nasıl değiştirebileceğimize dair şekillenen atölyede öğrenme modelleri, ders tasarımları ve bu doğrultuda hazırlanmış olan strateji ve tekniklerle ilgili uygulamalara yönelik örnekler paylaşıldı. Selçuk, 40 dakikalık bir ders saatinin verimliliğini en üst düzeye çıkarmak için sınıf yönetimi, zaman yönetimi ve iletişim becerilerinin öğrenme üzerinde önemli etkileri olduğunu belirterek bu konuda çeşitli örnekler verdi. Bir öğretmenin derslerini planlarken “Ne yapıyorum? Neyi amaçlıyorum?” diye düşünmesi ve gereklerini buna göre yönlendirmesi gerektiğini vurgulayan Selçuk, beynin farklı bölümlerini çalıştıracak etkinlikler planlanmasının yararlarını hem ulusal hem uluslararası örneklerle açıkladı. Selçuk, ders hazırlığının öğrenme süreçleri üzerindeki olumlu etkilerini ve sınıf iletişiminde karşılaşılan ilk 20 saniyenin çok önemli olduğunu belirtti ayrıca, öğretmenlerin formaliteler, rutinler ve yoğunluk gerekçeleriyle öğrenciyi ve sınıf içindeki genel durumu fark etmemeleri tehlikesinin üzerinde durdu.

Tüm gün süren atölye çalışması, öğrencilerini geleceğe eksiksiz hazırlamak amacını üstlenen 80 Terakkili öğretmen ve yönetici kendi deneyim aktarımları ile teorinin ve uygulamanın içiçe geçtiği bir sohbet havasında son buldu.

“Çevreye Karşı Sorumluluklarım” Projesiyle Plastik Kapaklar Toplanıyor

0

Beden Eğitimi ve Spor Bölümü öğretmenlerimizin öğrencilerimizle 2010-2011 öğretim yılında başlattığı “Çevreye Karşı Sorumluluklarım” projesi kapsamında plastik kapak toplama kampanyası bu öğretim yılında  da Anaokulu, İlkokul, Ortaokul, Lise sınıflarımızla devam ediyor.

İlkokul 3. sınıf öğrencilerimiz 6 Kasım  Salı günü  BJK Profesyonel Futbol A Takımını  ziyaret ettiler. Sporcular antrenman sırasında tükettikleri su kapaklarının öğrencilerimizin yanlarında getirdikleri geri dönüşüm kutularına atarak kampanyamıza katkı sağladılar.

Topluma her zaman rol model olan profesyonel sporcuların çevreye olan duyarlılıklarıyla  öğrencilerimizin de motivasyonunu artırıyorlar.

Terakkililer Engelli Ayrımcılığını Tartıştı

0

Öğretmenlerin ve akademisyenlerin birlikte öğrenme ve üretme projesi” çerçevesinde, 1 Kasım’da “Engelli Ayrımcılığını Önleme ve Mücadele Platformu Koordinatörü” ve “Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği Başkanı” Süleyman Akbulut, proje öğretmenlerimiz ile bir çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmada, son yarım yüzyılda giderek artan bir biçimde dikkatleri çeken engelli ayrımcılığı ele alındı.

Engelli ayrımcılığına; önyargılar, bilgisizlik, iletişimsizlik, ötekileştirme, toplumdan tecrit gibi faktörlerin neden olduğu üzerinde duruldu. Engelli insana tarih boyunca acınarak merhamet etme duyguları eşliğinde yaklaşıldığını ve bu acıma duygusunun ayrımcılığın ve ayrımcı uygulamaların üstünün örtülmesine, çoğu durumda da fark edilmemesine sebep olduğu belirtildi. Engelli ayrımcılığının sosyal temas yoksunluğu, mali, idari kaygılar, engellilerle ilgili STK’ların kamuyla yasama ve yürütme organlarıyla ilişkilerindeki eksiklik ve yanlışlıklardan beslendiği konuşuldu. Engelli ayrımcılığını önlemek için kamusal ve bireysel bazda yapılabilecekler tartışıldı. Kamusal alanda yardım temelli çalışma modelinden hak temelli çalışma modeline geçilmesi, özellikle hak temelli çalışan STK’ların desteklenmesi, engellilerin yaşama katılımının önündeki tüm mimari ve fiziki engellerin kaldırılması, engellilerin eğitim hakkından faydalanması için gerekli düzenlemelerin hayata geçmesinin önemi üzerinde duruldu . Bireysel bazda ise engelli ile tanışmak, onunla empati kurmak için engelli gruplar hakkında bilgilenmek, konu hakkında faaliyet gösteren STK’lardan bilgi edinmenin ve  engellilerin ve ailelerin de kendi hakları konusunda bilinçlendirilmelerinin gerekliliği konuşuldu.

Bu proje çalışması çerçevesinde öğrencilerimize yönelik eğitim programında, engelli ayrımcılığıyla mücadelenin temel bir insanlık görevi olduğu ve engelli ayrımcılığı ele alınacak.

Proje İstanbul Fuarı 2012’deydik

Okulumuz, 17-19 Ekim  tarihleri arasında Feshane Uluslararası Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen İstanbul’daki 39 ilçe kaymakamlığı ve diğer kamu kurumlarının projelerinin sergilendiği “Proje İstanbul Fuarı” Beşiktaş Kaymakamlığını temsilen 2 projesiyle katıldı.

Beşiktaş Kaymakamlığı ise ilçede 4 yılda yapılan 400 projeden 40 tanesini sergiledi ve 4 tanesiyle de bu fuara katıldı. Shell Eco-marathon ve TÜBİTAK 2012 Avrupa Bölgesi Kimya Dalı 2.liğini aldığı “Atık Kağıt Peçetelerden Etanol Üretimi ve Dezenfektan Olarak Kullanımı” adlı projeleriyle Fen Lisesi öğrencilerimizden İlknur Öztürk ve Yiğit Kalpaklı Fen Projeleri Koordinatörü Ziya Bahtiyar ve Kimya Bölüm Başkanı Çiğdem Nilüfer Umar ile bu fuarda okulumuz adına Beşiktaş Kaymakamlığını temsil ettiler.

Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi’nde İstanbullularla buluşan Proje İstanbul Fuarı’nın açılış törenine İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Vali Yardımcısı Kazım Tekin, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, 39 ilçe kaymakamı, ilçe belediye başkanı, il ve ilçe milli eğitim müdürlüğü yöneticileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Öğrencilerimiz Avrupa Birliği Bakanlığı Bakan Yardımcısı Alaattin Büyükkaya’ya projeleri hakkında bilgi verdiler ve sohbet ettiler.

[nggallery id=12]

İlkokul ve Ortaokul Öğrenci Birliği Başkanı Seçilen Levent Uyguçgil

Sevgili Terakki öğrencileri,

2012-2013 öğrenim yılında sizlerin en büyük temsilcisi olmak beni onurlandırıyor, grubumla birlikte çok çalıştık ve sonucunu da aldık. Sizlere bu yıl yapacaklarımızın bir bölümünü sunmak istiyorum. Her yıl olduğu gibi spor müsabakaları olacak ancak biz bu müsabakalara tenisi eklemek istiyoruz, ihtiyacı olan doğudaki arkadaşlarımıza eğitim alanında destekte bulunacağız aynı zamanda hayvan barınaklarına da maddi ve manevi desteğimizi vereceğiz, 19 Mayıs’ta çeşitli mutfaklardan yemekleri getireceğiz ve bunun yanında konser için beğeneceğiniz bir isim veya grup getireceğiz, Moodle tarzı bir site açacağız ancak bu sitede yalnızca oyunlar bulunacak ve terakki öğrencileri bu siteye girebilecek ve bu oyunlarda rekor kıran kişilere de yıl sonunda iPad veya iPod Touch hediye edilecek ve birkaç seçenek var ancak biz Bulgaristan yakın olduğu için orayı ön planda tutuyoruz bu yüzden Bulgaristan’a kayak için bir tur düzenlemek istiyoruz, yapacaklarımız bunlarla sınırlı değil verdiğiniz oylardan pişman olmayacaksınız ve inanıyorum ki sene sonunda yaza çok mutlu gireceğiz.

Sevgilerim ve saygılarımla;

Levent Uygucgil

httpv://www.youtube.com/watch?v=P8yNhW8AOCg

“Düşünme Becerilerinden Akademik Becerilere Yolculuk” Konulu Veli Semineri

0

İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Tamer Ergin, okulumuzda 15 Ekim Pazartesi günü 2007 doğumlu 1. sınıf öğrencilerimizin velileri için “Düşünme Becerilerinden Akademik Becerilere Yolculuk” konulu 1. sınıf programlarımıza ait genel bakışı yansıtan bir seminer verdi.

Ergin, yetişkinler işlerini nasıl ciddiye alıyorlarsa çocukların da en ciddiye aldıkları şeyin oyun olduğu vurgusunu yaparak konuşmasına başladı. 2007 doğumlu 1. sınıf öğrenciler için sınıf öğretmenlerinin yanı sıra özellikle oyun desteği veren bir öğretmenin de bu nedenle bulunduğunu ifade etti.

İlkokulda sınıf düzeylerine göre kazandırılması hedeflenen becerileri açıklarken;

1. sınıfın sezgisel okuma yazma,
2. sınıfın mekanik okuma yazma,
3. sınıfın anlayarak okuma,

4. sınıfın okuduğunu soyutlayarak yorumlama becerilerini kazandırmayı hedeflediğinden bahsetti. Gelişimsel değişimlerin standardının olmadığını vurgulayarak konuyu bir örnekle açıkladı. “Kimi bebek 9 aylıkken yürür kimi de 13 aylıkken ve bizler bu farklılıkları doğal kabul ederiz. 15 aya geldiğinde 9 aylıkken yürüyen ile 13 aylıkken yürüyenin yürüyüşü arasında nasıl fark kalmıyorsa okuma yazma becerilerinin kazanımı da buna benzer. Haziran ayına gelindiğinde 2006 doğumlu 1. sınıf öğrencileri ile 2007 doğumlu 1. sınıf öğrencileri arasında bir fark olmayacak hepsi okuyor ve yazıyor olacak.” dedi. 2007 doğumlu 1. sınıf programının tamamının, 2. sınıf programının da çoğunluğunun oyunlaştırılmış aktivitelerle düşünme becerilerini geliştirmeyi hedefleyen çok özel program olarak tasarlandığını, 4. sınıfa gelindiğinde 2006 doğumlu öğrenciler ile 2007 doğumlu öğrenciler arasındaki farkın eşitleneceği bir programın takip edileceği belirtti.

Terakki Vakfı Okullarının akademik beceriler kadar bilişsel becerileri ve yaşamsal becerileri de önemsediğini belirten Ergin, bu açıdan bakınca 2006 doğumlu 1. sınıf öğrencileri ile 2007 doğumlu 1. sınıf öğrencileri arasında farkların olacağını bunun da normal olduğunu söyledi. Okul olarak özellikle düşünme becerilerindeki gelişimlerini destekleyecek bir program hazırlandığını açıkladı.

Okul ortamlarında doğal yaşam süreçleri oluşturma konusunda bir mücadele verilse de yaş küçüldükçe çalışmaların sınıfın dışına taşıp anne-babalarla birlikte günlük doğal yaşamın bir parçası haline getirilerek yapılmasının önemine değindi. 60 aylık ile 72 aylık çocuklar arasında yaşamsal deneyimler açısından oluşan farkın kapatılması için uzun dikkat süresi, güçlü bir hafıza, hızlı öğrenme ve bundan hoşlanma, kapsamlı dil gelişimi, çoklu yönerge alma, organizasyon becerisi gibi alanlarda anne-babaların çocuklarını nasıl destekleyebileceğini örneklerle açıklayıp velilerimizin keyifle katıldıkları uygulamalara da verdi. Yaratıcı düşünmenin dört boyutu olan akıcılık, esneklik, özgünlük ve zenginleştirmeyi uygulamalı örnekle açıkladı.

Seminere katılan velilerimiz akıllarına takılan soruları da sorma ve birbirleriyle deneyimlerini paylaşma fırsatı da yakaladılar.

Hollandalı Öğrencilerin Terakki Ziyareti

Hollanda-Türkiye Diplomatik İlişkilerinin 400. yılı dolayısıyla “Living with Two Identities (İki Kimlikle Yaşamak)” temalı şiir yarışmasını kazanan öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde Hollanda’dan gelip 15 Ekim’de okulumuzu ziyaret ettiler.

Uluslararası Projeler Koordinatörümüz Yeşim Irmak Bozkurt ve  11. sınıf öğrencimiz Canberk Yılmaz eşliğinde okul turu yaptılar ve sonrasında bölüm başkanlarımız Ceyhun Korkmaz ve Dilek Özçelengir’in ve ders öğretmenlerimizin de yer aldığı 2 ders saati boyunca Hollandalı misafirlerimiz yaptıkları çalışmalar ve ülkelerindeki yaşantılar hakkında paylaşımda bulundular, okul müdürümüz Necdet  Beken ile tanışıp, yazdıkları şiirleri okudular ve son olarak beraber yenen öğle yemeğinin ardından okulumuzdan ayrıldılar.

Oktay Aydın’dan SBS – 2013 Sınavda Başarı, Taktik, Tercihler Konferansı

0

Yurtiçi Üniversite Danışmanımız Oktay Aydın 11 Ekim Perşembe günü, öğrencilerimize ve velilerimize SBS-2013 konferansı verdi.

Aydın, sınavların yaşamımızdaki yerinden bahsederek sınav detaylarını anlattı; sınav soru sayıları, testleri ve puana katkı düzeyleri, ham puan hesaplama formülleri, okul puanı etkisi ve katkısından söz etti. Buna ek olarak uluslararası yarışmalardan gelecek ek puanlar hakkında da açıklama yaptı.

Aynı zamanda öğrencilerin ders çalışmasını engelleyebilecek televizyon dizileri, bilgisayar, internet ve konsul oyunlar gibi etkenler hakkındaki görüşlerini paylaştı.

Öğrencilerin SBS’de başarılı olması için öncelikle kişisel sonucu bir hedef belirlemeleri, konuları okulda öğrenip soru çözerek pratik yapmalarını ve böylece bir tarz oluşturmaları gerektiğini anlatan Aydın, yapılamayan soruların üzerine giderek pes etmemeleri konusunda da öğrencileri uyardı.

Sınav boyunca sürenin sonuna kadar kullanılmasının ve sorular aynı değerde olduğu için zor ya da kolay ayrımı yapmadan soruların sırayla çözülmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Aydın, öğrencilerin fark yaratan bireyler olmayı hedeflemelerini ve şansın ancak istikrarlı bir çalışma ile yaratılabileceğini söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Bir Demet Çiçek

Öğrencimiz Ceren Kuran, Günışığı Kitaplığının düzenlediği Zeynep Cemali öykü yarışmasında Türkiye üçüncüsü oldu. Ödülünü ise, 6 Ekim Cumartesi günü, Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen ödül töreninde aldı.

Öğrencimizi ödüllü öyküsünü okumak için tıklayınız.

Çocuklar için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’nin Sağlanması için Ailelerin Güçlendirilmesi" Projesine Ev Sahipliği Yapıyoruz

0

Terakki Vakfı Okulları, Şubat 2010’da İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA) ile çocuk haklarını gözeten bir yaşam kültürü oluşturmak ve çocuk haklarını yaygınlaştırmak amacıyla başlattıkları çocuk hakları çalışmalarına devam etmekte. Çocuk hakları alanında çalışmaların yaygınlaşmasını destekleyen Terakki, çocuklar arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için ÇOÇA tarafından yürütülen “Çocuklar için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’nin Sağlanması için Ailelerin Güçlendirilmesi” projesinin 10-11-12 Ekim’de devlet okullarının rehber öğretmenlerine yönelik gerçekleştireceği 3 günlük eğitime ev sahipliği yapıyor ve psikolojik danışmanlarıyla çalışmaya katılıyor.

Çocuklara  yönelik toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ile mücadele etmek için ÇOÇA tarafından gerçekleştirilen bu projede; İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında, İstanbul çapında 39 ilçedeki yaklaşık 40 okuldaki  psikolojik danışman toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda güçlendirilerek, proje faaliyetlerinde işbirliği yapılacaktır. Okullarda ilkokul ve ortaokul düzeyindeki çocuklar için hazırlanan toplumsal cinsiyet eşitliği temalı eğitsel oyunları yaygınlaştırılacak ve etkisi ölçülecek. Çocukların toplumsal cinsiyet algılarının gelişmesinde ailelerin etkisini ve ailelerin konuya ilişkin tutumlarını ortaya çıkarmak üzere bir durum analizi yapılacak ve okullarda ailelere yönelik bilgi ve farkındalık artırıcı eğitsel çalışmalar geliştirilecek ve uygulanacak. Projenin ilk adımını psikolojik danışmanlara yönelik yapılacak 3 günlük eğitim oluşturuyor. Bu eğitimde toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet eğitimi, çocuklar ve proje faaliyetleri konusunda çalışmalar yapılacak.

Bu çalışma, Terakki’nin 130 yılı aşkın birikim, kültürel zenginlik, ilke ve aydınlığını gelecek kuşaklara taşımayı hedefleyen, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle bilim, kültür ve sanat alanlarında gerçekleştirilen Terakki 130+ çerçeve programı kapsamında yapılmakta.