Öğrencimize Orhan Veli Şiir Yazma Yarışması’nda Üçüncülük

0

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Yasemin Artunç (8I), Özel ALEV Ortaokulunun 22 Şubat – 12 Nisan tarihleri arasında il genelinde ortaokul 7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik düzenlediği Orhan Veli Şiir Yazma Yarışması’nda Üçüncü oldu. Öğrencimiz bu başarıyı “Garip Dünya” şiiriyle elde etti.

 

Garip Dünya

Bir dünya ki garip…

Garip bir hayatın içinde insanoğlu,

Farklı rollerle sahnede döner durur.

Kimi yıldızlaşırken kimi küçülür ışıkların altında.

Saklanır bütün duygular maskeler ardında

Ağlarken gülümser, gülerken içi ağlar.

Dipsiz bir kuyu gibi duygularla

Savrulup gider rüzgâr misali

 

Bir dünya ki garip…

Hiç ölmeyecekmiş gibi koşan, hırslanan,

Yıpranan, yıpranırken yıpratan,

Duygularının tutsağı olup,

Kavgaya, savaşa, kine, öfkeye koşan

İnsanlarla dolar dört bir yanımız,

Oysa biraz ötesine baksa, bir baksa neler görecek.

İyi yürekli, sevgi dolu nice canlar uzatmakta elini,

Barışın şarkısı, esen yelin huzuru saracak onu.

Cenneti cehenneme çevirenlerin körelen duyguları,

Görmez ne çare sevginin sıcaklığını.

 

Dünya bir garip

Bir veli misali sokağın sesine karışır kimisi,

Alın terini bırakarak güneşin altında

Sabahtan geceye didinir durur.

Bilmez ki yaptığı köleliktir,

Farkına vardığında çok geçtir.

Elindekiyle yetinmesini öğretmiştir dünya ona,

Aramaz fazlasını kendinden başka.

 

 

Bir dünya ki burası

Hırs sarmıştır dört bir yanını.

Doymaz, doyamaz

Güce, paraya, mevkiye.

Yetmez ona ne kadar verirsen ver,

Doymayacaktır dünyaları da versen

Gönlü açtır, ruhu açtır.

Bilmez ki onun şifası değildir hiçbiri,

Doyurmayacaktır aç olan kalbini.

 

Bu garip dünyada

İnsanlar yaşar bilmeden geçmişini,

Hiç bilmeden adını.

Kaybolmuştur her şeyi.

Bir anda bir savaşta bir seste

Arar durur geçmişini, kendini

Ama bilmez gitmiştir herkes çoktan.

Hatırlamadığı ailesi, evi, ülkesi

Savrulup durur yerden yere.

 

Bir garip dünya ki bu,

Ne güzel insanlar yaşar.

Yemeğini bölüşen,

Elindekini paylaşan,

İyi kötü demeden herkesin yardımına koşan,

Bir güneş misali parıldayan insanlar.

Bu dünya için bir garip olsalar da

İçleri huzur dolu, mutluluk dolu,

Güzellik katarlar çevrelerine.

Yasemin Artunç (8I)

Terakkili “Yetişkinler Nerede?” Yazısıyla İkinci Oldu

0

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Leyla Özgüder (8J), Özel Darüşşafaka Ortaokulunun 27 Şubat – 11 Nisan tarihleri arasında il genelinde 6, 7 ve 8. sınıf ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlediği 12. “Ahmet Rasim Yaşıyor” Köşe Yazısı Yazma Yarışması’nda İkinci oldu. Öğrencimiz bu başarıyı “Yetişkinler Nerede?” yazısıyla elde etti.

Yetişkinler Nerede?

Bir hafta önce internette bir haber okudum. Brüksel’de öğrenciler, siyasetçilerden iklim değişikliği hakkında bekledikleri çabayı görmedikleri için protesto gösterileri düzenliyordu. Açık olmak gerekirse bu haber ilgimi çekmekle beraber beni çok düşündürdü. Bu öğrenciler mi sadece doğayı kurtarmak istiyor? Yetişkinler nerede? Doğayı koruma görevi kimin olmalı?

Bana soracak olursanız yaşadıklarımızdan, doğanın yok edilişinden hepimiz sorumluyuz. Her şey insanın kendisiyle başlar ve biter. Küçükken “Hayat Bilgisi” dersinde anlatırlardı. “Önce kendimize, ailemize, arkadaşlarımıza, daha sonra da etrafımızdaki insanlara, hayvanlara, doğaya kısaca var olan her şeye sevgi ve saygı göstermeliyiz.”

Bu da demektir ki kendimize bir nebze saygımız olsaydı dünyamız bu halde olmayacaktı. Her yerde acımasızca ölüme terk edilen veya öldürülen hayvanlar, eriyen buzullar, aç kalan çocuklar olmayacaktı. İnsanların kendilerine birazcık saygısı olsa bu olumsuzluklara göz yummazdı. Bana soracak olursanız problemlerimizin çoğunu bizler yaratıyoruz.

Önce doğayı, çevremizi, insan yaşamını mahvediyoruz sonra da bir başkasından çözüm bekliyoruz. Asıl suçlu bizken sorunu çözecek olan da yine biz olmalıyız. Aklını kullanmayan, bir başkasının varlığına saygı duymayan insanın yaşadığı topluma ne yararı olacaktır? Duyarlı insanların çabaları da olmasa bilmem ne yapardık?  Brüksel’deki öğrenciler kendi geleceklerini önemsedikleri için iklim değişikliği hakkında bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Ya biz? Biz de o çocukların duyarlılığına destek olmak zorunda değil miyiz? Bir gelecekten söz ediliyorsa bu hepimizin geleceğidir…

İnsan ve doğanın sürekliliği saygıya bağlı.

Brüksel’deki çocuklarla ilgili gelişmeleri izlemeye devam edeceğim. Çünkü bu çocuklar öncelikle kendilerine öz saygıları olan, bir başkası için de bir şeyler yapmak zorunda olduğunu bilen farklı çocuklardır. Toplumlar,  bireylerden oluşur. Toplumu oluşturan bireyler ne kadar duyarlıysa, toplum da o kadar duyarlı olur.

Kaçınız yere çöpünü atan, çiçekleri koparan, hiçbir zararı yokken hayvanların yuvasını bozan veya onlara zarar veren birisini gördüğünde tepki veriyor? Tepkisiz bir çevrede yetişen çocuk kötü örnekleri kanıksar. Çünkü bu davranışın yanlış olduğunu vurgulayan iyi bir örnek görmemiştir. O da diğerleri gibi yakmayı, yıkmayı, doğadan kopuk yaşamayı içselleştirir.

Hayır, ben bu konuda susmak istemiyorum.

Çünkü düşünen, sorgulayan her bireyin yapması gerekeni yapmak istiyorum. Eğer bir çiçek koparılıyorsa, bir ağaç kesiliyorsa, bir hayvan acı çekiyorsa “Dur” demeliyim. Aksi halde kendime ve değerlerime ihanet etmiş olurum.

Bütün bu nedenlerden dolayı Brüksel’deki duyarlı çocuklar!

Yüreğim sizinle ve sizin gibi düşünenlerle olacaktır.

 

Leyla Özgüder (8J)

 

 

 

 

Terakkili Öğretmenler 10. Uluslararası Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Kongresi’ne Davet Edildi

0

Levent Yerleşkemizden Beden Eğitimi ve Spor öğretmenlerimiz Serkan Toprakkazan ve Osman Atılan “Juggling Eğitimi” ve “Beyine Enerji Veren Hareketler” adlı sunumlarıyla, Antalya’da 31 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek 10. Uluslararası Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Kongresi’ne davet edildiler.

Öğretmenlerimiz, Nisan’ın ilk haftası Türkiye Beden Eğitimi Öğretmenleri Derneği’nin Yeşilyurt Açı Koleji’nde düzenlediği, Türkiye’den 18 sunumun yer aldığı 1. Beden Eğitimi ve Spor Derslerinde İyi Örnekler Çalıştayı’na “Juggling Eğitimi” ve “Beyine Enerji Veren Hareketler” sunumlarıyla katıldı ve değerlendirme sonucunda ilk 3’e giren sunum arasından seçilerek kongreye katılma hakkı kazandılar.

Sunumlar; katılımcılarda yarattığı ilgi, uygulanabilirlik, kullanılan materyallere ulaşılabilirlik ve hitap ettiği yaş gruplarına uygunluk açısından değerlendirildi.

1.Beden Eğitimi ve Spor Derslerinde İyi Örnekler  Çalıştayı’nda Toprakkazan Juggling  Eğitimi” sunumunda, juggling eğitiminde farklı alıştırma örnekleriyle beynin her iki lobunun aynı anda çalışmasının, öğrenmeyi kolaylaştırdığını vurguladı. Bu doğrultuda beynin her iki lobunu çalıştıran, çeşitli açılardan ve tekniklerle tek topu atma tutma, iki topu atma tutma, üç topu aynı anda atıp tutma gibi egzersizlere yer verdi.

Atılan ise “Beyine Enerji Veren Hareketler” sunumunda bilimsel olarak kanıtlanan, öğrenme olgusunu etkileyen en önemli değişkenlerden birisinin hareket etmek olduğunu; hareketle ilgili (motor etkinlikler) komutların, insan beyninin ilk gelişen bölümlerinden birisi olan cerebellum (beyincik) adlı kısımdan verildiği ve kontrol edildiğini anlattı. Daha fazla kan, daha fazla oksijen anlamına geldiği için egzersiz yapan bir kişinin beyin hücrelerinin daha iyi beslendiğini ve bilişsel alanlarına da etki ettiğini anlatan çeşitli workshop ve uygulama örnekleri paylaştı. Ters kol ters bacakla hareketler yapma, bir el ile kare çizerken diğer eli aşağı yukarı kaldırıp indirme gibi beyinin farklı loblarını aynı anda çalıştıran çeşitli hareketleri sundu.

Lise Öğrencilerimiz Batı Anadolu Gezisindeydi

0

Tepeören Yerleşkemizden lise 10 ve 11. sınıf öğrencilerimiz, 3 – 5 Mayıs tarihleri arasında Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölümümüzün düzenlediği “Batı Anadolu” gezisine katıldılar. Bu gezide farklı disiplinlere (Tarih, Coğrafya ve Felsefe) ait etkinlikleri arazi ortamında, akran çalışması ve değerlendirme metoduyla gerçekleştirme fırsatını buldular.

Bu gezide öğrencilerimiz ilk olarak Şirince Köyü’nü ziyaret etti. Burada bölgeye ait endemik bitkileri tanıma ve kataloglama çalışmalarını gerçekleştirdiler. Şirince gezisinin ardından, Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi’ni gezerek, Antik Yunan, Helenistik ve Roma Dönemine ait kalıntıları yerinde incelediler. Selçuk Arkeoloji Müzesi’nde ise antik şehirlerden çıkartılan eserleri inceleme ve bu eserler ile ilgili etkinlikleri yapma şansını elde ettiler.

Gezinin ikinci gününde öğrencilerimiz, öncelikle Prienne Antik Kenti ve Didim Apollon Tapınağı’nı gezerek, farklı disiplinlere ait kazanımları pekiştirdiler. Ardından, Ege Bölgesi’nin doğal oluşumlu en büyük gölü olan Bafa Gölü gezilerek gölün oluşumu, endemik özellikleri ve ekonomik faaliyetlerini incelediler. Daha sonra, Doğanbey Köyü’nü gezerek doğal çevrenin yapılaşma ve yapı malzemeleri üstündeki değişimini fotoğrafladılar. Gezinin son günün de ise Bergama Antik Kenti ve dönemin şifa merkezi Asklepion gezileri gerçekleşti.

Yapılan tüm etkinliklerde akran eğitimi metodu uygulandı ve etkinlikler öğrencilerimiz tarafından raporlandırıldı.

 

 

 

Tercihin Doğadan Yana Olsun!

0

Levent Yerleşkemizde ortaokul 6. sınıf öğrencilerimiz, 2 Mayıs Perşembe günü Boğaziçi Üniversitesi himayesinde kurulan Birleşmiş Milletler’e bağlı UN SDSN  (Sustainable Development Solutions Network) Türkiye Direktörü Bahar Özay’la Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de bir araya geldi.

Sosyal Bilgiler Bölümümüzün WWF-Doğa Öncüleri Kulübümüz aracılığı ve WWF-Türkiye örgütü ortaklığıyla yürüttüğü “Tercihin Doğadan Yana Olsun!” projesi kapsamında gerçekleşen bu buluşmada Özay öğrencilerimizle, tek kullanımlık plastik kullanımı, ülkemizin tek kullanımlık plastik tüketimindeki yeri, sürdürülebilir kalkınma için bilimsel yaklaşımlar başlıklarında birikimlerini paylaştı.

Çalışmalarının ilk adımı geçtiğimiz yılın Eylül ayında başladı. Öğrencilerimiz, “Tercihin Doğadan Yana Olsun!” projesinde “Tek kullanımlık plastik nedir? Neden kullanılıyor?” sorularının yanıtlarını aradı ve “Kullanılmalı mıdır?” sorularına, ders içi ve dışı etkinliklerle, üç adımda cevaplar üretti. Çalışmanın “Merak Uyandırma” adını verdiğimiz bu ilk adımında, okulumuzun değişik yerlerine “ Tercihin doğadan yana olsun!”  sloganını içeren afişler astılar. Aynı hafta içinde Bilişim Teknolojileri Dersi işbirliği ile Google anketler üzerinden tek kullanımlık plastik hakkındaki öğrenmeleri tespit etmek için ortaokul 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz bir ön testimize katıldı. Türkçe derslerinin gazete haberleri üzerinden düşünce yazısı oluşturma çalışması, tek kullanımlık plastikle ilgi çeşitli haberlerle desteklendi. Sosyal Bilgiler dersi hafta sonu ödeviyle ise konu tartışmaya açılmış oldu.

Çalışmaların ikinci adımında “Bilgilendirme, Uygulama, Yaygınlaştırma” hedeflenerek, WWF- Türkiye’nin plastik dosyası üzerinden kulüp öğrencilerimiz, sosyal bilgiler öğretmenleriyle sınıflarda gerçekleştirdiği bilgilendirme çalışmasıyla konuya dair bilişsel alt yapıyı oluşturdular. Bilgilendirmeyi takip eden günlerde, 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz “Doğa İçin Beş Gün: Plastik Günlüğüm” isimli çalışma hakkında bilgi sahibi oldu ve yaygınlaştırma için adım attılar. Bu çalışma gönüllülük esasıyla kulüp öğrencilerimizin liderliğinde gerçekleşti. Sonuçları, öğrencilerimiz Google Drive üzerinden paylaşıma açılarak sınıflarda değerlendirildi.  Bu çalışmalar sırasında, ilk adımda oluşan merakın ilgiye dönüştüğü,  konuya ilişkin duyarlılığın arttığı ve konuya ilişkin sorumluk alma isteği oluştuğu, çalışmanın öğrencilerimizin yakın çevreleri üzerinden yaygınlaştığı gözlemlendi.

Tüm bu çalışmaların ardından; UN SDSN Türkiye Direktörü Bahar Özay ile gerçekleştirilen bu söyleşide öğrencilerimiz süreç boyunca öğrendikleri bilgileri pekiştirme ve alanında uzman olan bir kişiyle konuyu konuşma fırsatı yakaladılar.

21. Terakki Tarih Günleri Tepeören Yerleşkemizde Prof. Dr. Mehmet Alkan ile Başladı!

0

Bu yılki teması “Cumhuriyetin İlk 50 Yılında Tarih Ders Kitapları ve Tarih Anlatısı” olan 21. Terakki Tarih Günleri, 7 Mayıs Salı günü Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın konferansıyla Tepeören Yerleşkemizde başladı. Konferans Salonumuzda gerçekleşen bu konferansta Alkan, lise 10 ve 11. sınıf öğrencilerimizle bir araya geldi.

Alkan, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim dalındaki görevine siyasi tarih profesörü olarak devam ediyor ve aynı zamanda Tarih Vakfı Başkanlığını yürütüyor.

Alkan, konuşmasında önce dünyada modern eğitim ve okullaşmanın 19. yüzyılda başladığından bahsederek; ulus-devletleşme süreçlerinde derslerde nelerin öğretileceğinin, özellikle Tarih dersi bağlamında siyasi iktidarların önünde önemli bir mesele olduğunu belirtti. Tarih derslerine; kim olduğumuzu anlatma, kişilere ve topluma bir kimlik verme ve yönetenlerin politikalarını meşrulaştırma işlevlerinin yüklendiğini anlatan Alkan, bu bağlamda Tarih ders kitaplarında bazı konuların özellikle vurgulandığını, bazı konularınsa unutturulduğunu vurguladı.

Konuşmasına Osmanlı ve Cumhuriyet’in ilk 50 yılındaki ders kitaplarından örnekler vererek devam eden Alkan, Abdülhamit dönemi ders kitaplarında I. Meşrutiyet’in ilanında etkili olan aydınların isimlerinin hiç geçmediğini, ancak Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle ders kitaplarında yoğun bir eleştiriye tabi tutulduğunu anlattı. Kazım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay gibi Milli Mücadele kahramanlarının 1926’ya kadar ders kitaplarında vurgulandığını, ancak Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi ayrışmalar nedeniyle 1927’den itibaren adlarının ders kitaplarında yer almadığını ve Milli Mücadele kahramanı olarak sadece Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın vurgulandığını belirtti.

Alkan, uzun yıllar Tarih ders kitapları yazan Enver Behnan Şapolyo’nun 1950, 1959, 1960, 1972 yıllarında yazmış olduğu kitaplarda, Tarih anlatımının nasıl değiştiğini örneklerle aktardı. Öğrencilerimiz, değişen siyasi iklimin aynı yazarın kaleminden Tarih ders kitaplarına nasıl yansıdığını gördü.

Alkan, öğrencilerimizin sorularını yanıtladıktan sonra konferans sona erdi.

Ayrıca, Terakki Vakfının Genel Kurul Üyesi olan Alkan, “İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e Selanik’ten İstanbul’a Terakki Vakfı ve Terakki Okulları” adlı kitabımızın da yazarı.

Terakkililer Türkiye İnovasyon Haftası’nda Türk Shell Eco-marathon Takımlarını Temsil Etti

Levent Yerleşkemizden Shell Eco-marathon takımımız Team TERAKKİ, Türkiye’nin inovasyon alanındaki en büyük etkinliği olan  Türkiye İnovasyon Haftası 2019’a 3 – 4 Mayıs tarihlerinde katıldı. Ayrıca, bu etkinlik çerçevesinde gerçekleşen “Teknoloji İle Kendin Yap Kültürü” panelinde Tasarımcı ve Medya Sanatçısı mezunumuz Ufuk Barış Mutlu, konuşmacıydı. Bir diğer mezunumuz, Mimar ve Maker Batuhan Esirger ise bu panelin moderatörlüğünü üstlendi.

İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte alanında uzman dünyaca ünlü konuşmacıların da yer aldığı birçok konferans ve panel gerçekleşti. Türkiye’nin inovasyon alanında önde gelen kurum ve kuruluşları, üniversiteler, Ar-Ge ve Teknoloji Merkezleri inovatif projelerini sergilediler.

Türk takımlarının 2005 yılından beri katıldığı Shell Eco-marathon Europe yarışmasında lise takımı olmasına rağmen ön elemeleri geçip hiç ara vermeden 14 yıl katılmayı başarabilmiş tek takım olan Team TERAKKİ, yeni yarış arabasıyla takımları temsilen yer aldı.

İnovasyon etkinliğindeki Shell Eco-marathon standında Türk takımları arasındaki tek lise takımı Team TERAKKİ, ziyaretçilere yarışma, yarış aracı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Teknoloji ile Kendin Yap Kültürü

Mezunlarımızdan Tasarımcı ve Medya Sanatçısı Ufuk Barış Mutlu ve şu an Terakki’de kulüp öğretmenliği de yapan Mimar ve Maker Batuhan Esirger bu panelde, yaptıkları çalışmalardan bahsederken, “Kendin Yap (D.I.Y.) – Maker” kültürünü nasıl dâhil olduklarını anlattılar.

Sanat, yaratıcılık, tasarım ve üretim konusundaki yetenek ve becerilerini gelişmesinde Terakki’deki öğrenimleri boyunca yaptıkları Shell Eco-marathon, First Lego League gibi kulüp çalışmalarının katkısından; bu becerilerin üniversite ve iş hayatındaki olumlu yansımalarından bahsettiler. Sahip oldukları kazanımların günümüzün yenilikçi teknolojilerine de katkı sağladığını, kendi yetenekleri doğrultusunda ve seçtikleri alanlarda istedikleri çalışmaları gerçekleştirebilmelerine fırsat verdiklerini belirttiler.

Terakkililer Yelken Eğitimi Kampı’na Katıldı

0

Her iki yerleşkemizden lise öğrencilerimiz, 2 – 5 Mayıs tarihleri arasında Yelken Eğitimi Kampı’na katıldı. Doğayı, denizi, yelken sporunu sevdirmek ve öğretmek amacıyla Global Sailing Academy işbirliğiyle Marmaris Karacasöğüt’te düzenlenen kampta yelken sporuyla ilgili temel bilgi ve becerileri uygulamalı olarak öğrendiler.

Fizik Bölümümüzün organize ettiği etkinlikte öğrencilerimiz; denizcilik ve tekne terminolojisi ile tekne seyri, rüzgâr etkisi, yelken pozisyonları gibi konularda teorik eğitim aldı. Daha sonra, eğitim boyunca kullanacakları Laser Pico, RS Vision ve Skippi Performance Cruise yelkenli tekneleri hakkında bilgi sahibi oldu. Dört gün süren uygulamalı eğitimlerde öğrencilerimiz eğitmenler gözetiminde; 4 kişilik takımlar, 2 kişilik takımlar ve bireysel olarak yelken yapma fırsatı buldu.

Öğrencilerimiz bu yelken eğitiminin onlara ne kattığını şu sözlerle anlattılar:

Zeynep Başeğmez (11C)

Yelken kampında ekip olarak çalışmayı zamanı en iyi şekilde değerlendirmeyi, paylaşımı, tanımadığımız kişilerle etkili iletişime girebilmeyi öğrendik.

Melis Aktı  (11B)

Problemlere karşı hızlı ve etkili çözüm üretmeyi bize öğretti.

Deniz Doğan (11E)

Denizcilik terimlerini, stratejinin ne kadar önemli olduğunu, arkadaşlığın önemini yelken kampında öğrendik.

Nazlı Nemutlu (11E)

Yelken sporu ile ilgili temel bilgiler, teknenin kısımları, denizcilik terimleri, halatlar ve bağlar, yelken kullanımı üzerine yapılan tüm çalışmalara katılarak yeni birçok şey öğrendik.


Damla Gül (10A)

Yelken seyirleri sayesinde çevre bilincinin önemiyle birlikte, denizi ve doğayı tanıma fırsatı yakalamış olduk. Denizcilik düğümleri üzerine eğitim alarak pratik yaptık. Yeni arkadaşlıklar edindik.

Alp Gökler (10C)

Bu kamp karar verme yeteneğimizin gelişmesi, özgüvenimizin artması gibi konularda yardımcı oldu.

Ilgaz Cömertoğlu (9E)

Yelken kampı, yelken eğitimine karşı ilgimi artırdı. Yeni arkadaşlıklar edinmemi ve paylaşmayı öğretti.

Can Aydın Kara (9E)

Hep birlikte hareket etmeyi, sorumluluk alışkanlığımızın gelişmesini, rüzgarın geliş yönüne göre güvenli seyir yapabilme yeteneği kazanmamızı sağladı.

Kuzey Soydan (9E)

Stres altında pratikliğin önemini, iletişim yönümüzün kuvvetlenmesini sağladı.

Ahmet Doruk Uludağ (9F)

Yelken eğitimi, ekip olarak çalışmayı, grup aktiviteleriyle eğlenceli vakit geçirerek sosyalleşmemizi sağladı.

Kerem Tükel (9H)

Bizi denize alıştırdı. Korkularımızdan arındırdı. Yaşıtlarımızla bir şeyler paylaşmayı öğretti.

Terakkili “Anzak Askeri” Öyküsüyle Üçüncü Oldu

Tepeören Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Ayşe Duru Karaduman (8C), VKV Koç Özel Ortaokulu’nun il genelinde düzenlediği “merhamet” konulu “Mustafa V. Koç Öykü ve Düşünce Yazısı Yazma Yarışması”nda “Anzak Askeri” adlı öyküsüyle 3. oldu.

 Anzak Askeri

O kan dondurucu savaşa biraz olsun mola verildiğini sanmıştı. Taş çatlasa beş dakika, mola da ne mola! Bu mola, Mehmet ve silah arkadaşlarının mermiler tekrar yağmaya başlamadan birkaç rahat soluk almalarına yetmişti ancak. Şubatın başlarından beri İngilizler ve onların sömürgeleri Anzaklarla savaşıyorlardı  Gelibolu’da. Ne kadar zaman geçmişti? Bir hafta? Bir ay? Yoksa nisanın sonuna gelmişler miydi? Yok o kadar olmamıştır, hâlâ buz gibi bir soğukta savunuyorlardı güzelim vatanı.

Bir söylenti yayılmıştı Mehmetçiklerin arasında. Söylenilenlere göre çok yetenekli bir Paşa geçmişti komutaya. Alman generallerle beraber orduyu komuta ediyormuş. Söylentinin devamında ise bu adamın Trablusgarp gibi cephelerde savaştığı hatta Rusları yenilgiye uğrattığı gibi şeyler söyleniyor. Tabi bunlar Mehmet’in kulağına da ulaştı. “Anzaklarda bu aralar bir hareketlilik yok, geri mi çekildiler acaba?” dedi Selim. Daha gencecikti Selim, Mehmet’in aksine. “Umalım da öyle olsun Selim.’’ diyecekken Mehmet, gözcülerden biri koşarak onlara geldi. Mehmet onu tanıyordu, koşarak gelen Sarı Fatih’ti. Pırıl pırıl değildi asker üniforması ama hiçbir zaman da bu kadar kanlı olmamıştı. Saçı sakalı birbirine girmiş, yüzüne gözüne kan bulaşmıştı. Nefes nefese kalmıştı, sanki arkasında bir ordu varmış da kovalıyormuş gibiydi.

“Mehmetçikler! Kardeşlerim! Siper alın, geliyorlar!” demesiyle herkesin ayaklanması bir oldu. “Ne bekliyoruz, cenk meydanına gidelim.” diye bağırdı Selim. O bunları söylemeden Mehmet silahını kavramıştı bile. Komutanlar, teğmenler, herkes çoktan yerlerini almıştı. Onlar için bir karış vatan toprağını kaybetmek, canını kaybetmekten de beterdi.

Büyük, gösterişli ve daha ileri teknolojiyle donanmış ordu; yorgun Türk Ordusu’na doğru yürüyordu. Mehmet ve silah arkadaşları herkes ellerinde ne varsa onlarla savaşmaya çalışıyordu. Öyle bir savaş ki… Göz gözü görmüyor, çığlıklar kulakları sağır ediyordu.

Etraf daha birkaç dakika içinde kan gölüne dönmüştü. Mehmet, yarım saattir bir askerle boğuşuyor, kimin kime üstün geldiği anlaşılmıyordu. Toz toprak içinde kalmış iki insandılar, birbirlerinin yüzlerini hiç görmemiş; boğazlarından çıkan boğuk hırıltılar dışında seslerini hiç duymamışlardı. Tam o sırada bacağında derin bir sızı hissetti Mehmet. Anzak askeri süngüsünü saplamıştı bacağına, acıyla yere yığılıverdi, tam o anda göz göze geldiler mavi gözlü, sarışın, gencecik çocukla. İkisinin de gözlerinde bir ışık parladı belli belirsiz. Nedendir bilinmez Mehmet’i öldürmedi Anzak askeri ya da öldüremedi… Mehmet’i öylece orada bırakıp giderken tanımadığı başka yaşıtlarıyla boğaz boğaza gelecekti, belki de bir köye geçip o korkunç anın bitmesini dileyecekti, kim bilir? Birinin gelip ona yardım edeceği anı beklemesi ona bir asır gibi gelmişti. Mehmet ise duyduğu dayanılmaz acıyla küçük de olsa kurtulma umuduyla o karmaşanın içinde öylece yatıyordu.

Bir süre sonra Mehmet umudu kesmiş, kıpkırmızı olmuş bacağına bakmamaya çalışarak gökyüzünü izliyordu. Masmavi gökyüzü yavaş yavaş kızıllaşmaya başlıyordu. O sırada birinin ona doğru yürüdüğünü gördü. Gelen Anzak askerlerinden biriydi. Beni öldürecek kesin, diye düşündü. Yine de Mehmet’in içinde bir umut doğdu. Acaba ona yardım eder miydi? Bunu çok merak etmişti.

O bunları düşünürken asker gözleriyle çatışmadan sağ kalan biririleri olup olmadığını araştırıyordu, o sırada da Mehmet’in ölü olmadığı fark etti. Yanına yaklaştı. Bacağındaki yarayı gördü, içini bir dehşet kapladı. Bu gencin başına gelenleri ya da nasıl anlaşacaklarını bilmiyordu fakat ona yardım etmesi gerektiğini anlamıştı. Cephede düşmanı olabilrdi fakat bu Türk askerini burada yalnız bırakmayacaktı. Yavaşça Mehmet’i doğrultmaya çalıştı. Zor da olsa kaldırdı onu. İki genç tekrar göz göze geldi, ikisi de baktıkları gözleri hatılamıştı. Mehmet ise o gözlerdeki merhameti görmüş, onun niyetinin kötü olmadığını anlamıştı. Bu askeri biraz inceledi Mehmet. Ne yüksek bir rütbesi vardı ne de cafcaflı bir üniforması. Olsa olsa bir piyadeydi.

Mehmet’in kolunu omzuna yerleştirdikten sonra onu yapabildiği kadar yürütmeye çalıştı. Bir an önce onu Türklerin kampına götürmeliydi. Tam birkaç adım atabilmişken Sarı Fatih onları gördü. Gördü de bizim Anzak askerinin Mehmet’i esir almaya çalıştığını sandı. Sanmasıyla da silahına sarıldı.

“Bırak Mehmet’i Anzak!” dedi.

Anzak askeri, söylenenleri anlamamıştı fakat üzerine doğrultulan silahtan karşısındaki askerin ciddi olduğunu anlamıştı. Mehmet, silah arkadaşına baktı.

“Fatih yapma! O bana yardım etmeye çalışıyor.”

“Hayır, o seni esir almak istiyor.”

“Esir almak istese burada olur muyduk Fatih?”

Fatih bir an duraksadı ve tedirgin bir şekilde “Hayır…” dedi.

“Onun bana gösterdiği merhameti, bizim de ona göstermemiz lazım Fatih. Bize de bu yakışır.”

Fatih, Mehmet’in sözlerini duyduktan sonra silahını indirdi ve Mehmet’i Anzak askerinin omzundan aldı. Anzak askeri ve Mehmet ayrılmadan önce son kez göz göze geldiler. Birbirlerine minnetle bakıp sarıldılar. Böylesine büyük bir savaşın acımasızlığı içinde ikisi de insan olduklarını unutmamışlardı.

Anzak askeri siperlerin arasından koşarak uzaklaşırken Mehmet ve Fatih, onun gidişini izlediler. Mehmet, başkalarının duymasından çekinerek “Umarım Anzak sağ salim evine ulaşır.” dedi sessizce.

Ayşe Duru Karaduman (8C)

Terakkili Delegeler İTU JMUN Konferansındaydı

0

Levent Yerleşkemizden ortaokul JMUN (Junior Model United Nations) Kulübü öğrencilerimiz, Nisan sonunda “Sürdürülebilir Bir Gelecek Yaratmak” konulu İTÜ JMUN Konferansı’na katıldı. İTÜ GVO Beylerbeyi kampüsünde gerçekleştirilen bu konferansta, çeşitli komitelerde ülkeleri Norveç’in delegesi olarak, Görüş Bildirgesi ve Yasa Tasarısı hazırlanmasında etkin bir rol üstlendiler.

Birleşmiş Milletler çalışmalarının simülasyon yoluyla öğretildiği JMUN Kulübünde öğrencilerimiz diplomat kimliğinde gerçekleştirdikleri araştırma, münazara ve yazı çalışmaları sonucunda konferansta sorunlara gerçekçi çözümler üretmeye çalıştı.

Konferansta ise Yasal Komite’de “Hukukun üstünlüğünü ulusal ve uluslararası düzeyde teşvik etmek ve herkes için adalete eşit erişim sağlamak”, Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komitesi’nde “Uluslararası yasalarla yasaklanan silahların kaldırılması”,  Barış Operasyonlarında “Barışı koruma operasyonlarında teknoloji kullanımının iyileştirilmesi”, Ekonomik ve Finansal Konsey’de “İşçi haklarını korumak ve göçmen işçiler dahil tüm çalışanlar için güvenli çalışma ortamları geliştirmek”, Sağlık Komitesi’nde “Tedbir, risk azaltma ve ulusal ve küresel sağlık risklerinin yönetimi için tüm ülkelerin, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kapasitelerinin güçlendirilmesi”, UNICEF’te “İstismar, insan ticareti ve çocuklara yönelik her türlü şiddetin sona ermesi”,  Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi’nde “Gelişmekte olan ülkelerde aşırı yoksulluğu ortadan kaldırmak için önlemler”, ve Sosyal, İnsancıl ve Kültürel Komite’de “Tüm kültürlere, dinlere ve etnik kökenlere saygı duyulmasını teşvik etmek” konularını tartıştılar.

Terakkili’den TEDxYouth konuşması: Kaçacak mısın, mücadele mi edeceksin?

0

Levent Yerleşkemizden lise öğrencimiz Melis Elda Koldemir (10F), 27 Nisan Cumartesi günü düzenlenen “Fight or Flight” temalı TEDxYouth@EyubogluHS konferansında konuşma yaptı.

İstanbul’daki çeşitli liselerden öğrencilerin konuşma yaptığı Eyüboğlu Koleji’nde gerçekleşen konferansta öğrencimiz, hobisi olan Taekwondo Uzakdoğu dövüş sanatının felsefesi ile gerçek yaşam arasında bağlantılar kurarak bir konuşma gerçekleştirdi. Öğrencimiz konuşmasında, zor bir durumla karşılaşıldığında “kaçma” refleksinin mi yoksa “mücadele etme” eyleminin mi seçilmesi gerektiği konusunda saptamalarda bulundu.

Koldemir, “Fight or Flight konusu kişisel ilgi alanım olan Taekwondo ile son derece bağdaştığı için ilk duyduğum anda ilgimi çekti. Bir uzak doğu dövüş sanatı olan Taekwondo’nun binlerce tekme ve yumruk çeşidinin olmasının yanı sıra sağlıklı düşünüp karar verebilmek adına bir o kadar da geri çekilme ve savunmaya geçme yöntemi vardır. Taekwondo’da öncelikli olan savunmaya geçmek veya mücadele etmek değil, rakibi ölçüp tartmak ve ona göre doğru stratejiyi belirlemektir. Atakta bulunmak veya savunmaya geçmek, yapılması gereken ilk hareket asla değildir. Bu düşünce biçimini de gerçek hayatta kullanmak bizlere sosyal ilişkilerimizde ve iş ve akademik yaşantımızda bize çok şey katacaktır. Muhtemel sonuçları önceden hesaplayarak hareket etmek hata yapma olasılığımızı azaltır ya da hata yapsak bile bize bu hatadan ders çıkarma esnekliği sağlar.

Konferans konuşmamı bu temeller üzerine kurduktan sonra benim için asıl zorlayıcı olan onu sahnede gerçekleştirmekti. Bu düşünce beni önceleri korkuttuysa da, yaptığım çok sayıda prova sayesinde oldukça ilgi çekici bir konuşma gerçekleştirdiğime inanıyorum. Taekwondo kıyafetlerim içinde sahneye çıktığımda insanların bakışlarındaki şaşkınlık ifadesi ve beni ilgiyle dinlemeleri beni en çok mutlu eden şeylerdi. Ayrıca lisanslı bir TED konuşmacısı olma ayrıcalığı elde etmiş olmak da beni çok heyecanlandırdı.” diyerek tecrübesini paylaştı.

Konferansa ayrıca bir Çocuk Bin Umut Projesi’nin kurucularından aktivist Buse Kutlu, Ritz-Carlton Oteli Finans Direktörü Serkan Bozkurt, Turkcell Dijital Transformasyon Müdürü Enis Yazırlıoğlu ve Pace Kids Kurucusu Sanatçı Barış Karayazgan da konuşmacı olarak katılım sağladılar.

 

TEDxYouth, TED’in 18 yaş altı öğrenciler için önerdiği lisans türüdür. Bu lisans, diğer lisans türlerine göre daha fazla yaratıcılık içerir. Bir TEDxYouth etkinliği, diğer TED etkinlikleriyle aynı formattadır ve aynı kurallara uymakla yükümlüdür. Tek farkı, organizasyonda görev alan herkesin öğrenci olmasıdır.

 

Terakkili Gençler 5. Geleneksel MUN Konferansını Düzenledi

0

Lise TTMUN (Terakki Tepeören Model United Nations) Kulübü öğrencilerimiz, 26 Nisan Cuma günü Tepeören Yerleşkemizde 5. Geleneksel TTMUN Konferansı’nı yaklaşık 70 öğrencinin katılımıyla düzenledi. Birleşmiş Milletler çalışmalarının simülasyon yoluyla öğretildiği, dünya sorunlarının ele alındığı TTMUN’19 konferansının bu yılki temasını ise “Unity is Diversity (Birlik Farklılıktır)” olarak belirlediler.

TTMUN Kulübümüz, İngilizceyi sadece sınıf ortamında ders kitaplarından değil, gerçek hayatla bütünleştirerek öğrenebilmek, pratik yapabilmek ve dünya gündemini oluşturan sorunları tartışabilmek için farklı platformlar oluşturmayı hedefliyor. Bunun için daha önceki yıllarda tüm lise hazırlık ve 9. sınıf arkadaşları için düzenlediği TTMUN etkinliğini, bu sene de hazırlık ve diğer seviyelerden gönüllü öğrencilerimizin katılımıyla gerçekleştirdi.

Birlik Farklılıktır

TTMUN’19 konferansı çalışmalarına İngilizce öğretmeni Vesile Acar’ın yönetiminde ilk dönemde başlayan TTMUN Kulübü üyelerimiz, üç ayrı komite ve 5 gündem maddesi belirledi.

Bu çalışmanın ardından TTMUN Kulübümüz, çalışma gruplarını oluşturmaya ve belirlenen gündem maddelerinin raporlarını hazırlamaya başladılar. Dönem tatili öncesinde yapılan çalışmalar sonucunda tamamlanan ön hazırlıkları öğrencilerimizle paylaştılar ve görev dağılımları gerçekleştirdiler. Bunun üzerine belirlenen tüm katılımcılar, komite gündem maddeleri ve raporları üzerinden onlara verilen roller için hazırlandılar. Bu çalışma süresince üç komite için MUN Kulübü öğrencileri tarafından oluşturulan oturum başkanları ekibi kendi gruplarındaki öğrencilere yardımcı oldular.

Konferansın açılış töreninde 11A sınıfından Ayçe İdil Okatan ve Aras Taşçı adlı öğrencilerimiz, konferansın teması üzerine açılış konuşmalarını yaptılar. Ardından öğrencilerimiz komitelerine dağılarak daha önceden araştırmış ve hazırlamış oldukları çalışmaları paylaşmak, gündem maddeleri üzerinde gerçekçi çözüm önerileri üretmek ve bunları geliştirerek kararname taslaklarını hazırlamak üzere çalışmalarına başladılar. Bu taslakları komitelerine sunabilmek için lobi çalışması yaparak gerekli oy sayısını toplamaya çalıştılar. Daha sonra bu kararname taslakları, 11A sınıfından Selin Karol ve F. Emel Tuzcuoğlu adlı öğrencilerimizin oluşturduğu onay kurulundan geçerek komitelerinde tartışmaya hazır hale geldi.

Onay kurulundan geçen kararname taslakları tartışmaya açıldı ve öğrencilerimiz uzun ve hararetli tartışmalar, kürsü konuşmaları yaparak görüşlerini paylaştılar ve tasarılar üzerinde oylamalar yaptılar.

Kapanış töreninde sırayla sahneye gelen oturum başkanları komitelerinde yapmış oldukları çalışmalar hakkında bilgi vererek kaç yasa tasarısı hazırladıklarını ve yapılan tartışmalar sonucunda kaç tanesinin oy çokluğu ile geçtiğini söylediler. Ayrıca komite içi yapılan oylamalar sonucunda seçilen en başarılı delegeleri açıkladılar.

 “En İyi” Sertifikasına Hak Kazanan Delegeler

 

Sosyal, İnsani ve Kültürel Komite (Social, Humanitarian and Cultural Committee – SOCHUM) ve Çevre Komitesi (Environmental Committee)

Seza Hasibe Bayat (9B), Baran Büngül (9E) ve Ömer Katrancı (HzA)

Güvenlik Konseyi (Security Council)

Arca Karafakioğlu (9D) ve Kaan Büyükkivanç (10C)

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice -ICJ)

Efe Utku Ural (HzA) ve Cemre Göç (9E)

Sosyal, İnsani ve Kültürel Komite (Social, Humanitarian and Cultural Committee – SOCHUM) ve Çevre Komitesi (Environmental Committee)

  • Biyoçeşitliliğin azalması ve tehdit altındaki türlerin yok olması sorunu
  • Plastik poşet kullanımının doğa üzerindeki olumsuz etkileri

Güvenlik Konseyi (Security Council)

  • Venezuella Krizi
  • Hindistan ve Pakistan arasındaki Cemmu Keşmir sorunu

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice -ICJ)

  • Kore Savaşı

TTMUN’18 Konferansı Komite Başkanları

 

Sosyal, İnsani ve Kültürel Komite (Social, Humanitarian and Cultural Committee – SOCHUM) ve Çevre Komitesi (Environmental Committee)

Argun Çiper (11B), Batuhan Yıldız (11C) ve Sıla Akgül (10A)

Güvenlik Konseyi (Security Council)

Efe Tan (11A) , Ergun Açıköz (11A) ve Eren Kilerci (11A)

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice -ICJ)

Cansu Köseoğlu (10A), Berkay Karakuş (10B) ve Emel Tuzcuoğlu (11A)

Konferans sonrasında TTMUN Kulübü Başkanı Batuhan Yıldız (11A) duygularını şu sözler ile ifade etti: “Bugüne kadar yurtiçi ve yurtdışında birçok MUN konferansına katıldım. Öncelikle bizlere bu fırsatı sağlayan ve her zaman yanımızda olup bizleri destekleyen danışmanımız Vesile öğretmenime çok teşekkür ediyorum. Ve kesinlikle söylemek isterim ki bu konferansların benim için en anlamlı olanı kendi okulumuzda düzenlediklerimizdir. Bu yıl beşincisini düzenlediğimiz ve bizler için artık gelenekselleşmiş olan TTMUN konferanslarının akademik açıdan bizlere olan katkısının yanında bize yaşattığı değerler paha biçilemez. Hem konferans öncesinde hem de konferans süresince takım arkadaşlarımızla paylaştığımız deneyimler ve biriktirdiğimiz anılar lise hayatımın unutulmaz bir parçası ve her hatırladığımızda gülümseyeceğimiz çok özel anlar olarak kalacaklar. TTMUN ailesinin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ve bizden sonra gelecek arkadaşlarımızın da aynı emeği göstermesini ve TTMUN konferanslarını geliştirerek devam ettirmelerini bekliyoruz.”

CAS Öğrencileriyle Prag Gezimiz…

Levent Yerleşkesinden lise 10 IB sınıflarından 8 kişi olarak 9 – 14 Nisan tarihleri arasında gittiğimiz “CAS Trips” Prag gezisi, dünyanın farklı yerlerinde ve milletlerine ait öğrencileri ortak bir faydada birleştiren bir program oldu. Gezi kapsamında Çekya’da yeni yerler keşfetmemizin yanında her gün CAS’in kapsadığı; yaratıcılık, fiziksel aktivite ve sosyal sorumluluk ilkelerinin her biri için ayrı projeler gerçekleştirdik.

Gittiğimiz günün gecesinde dans partisine katılmamız sayesinde diğer öğrencilerle kaynaşma imkanı yakaladık ve sohbet ettikçe kültürlerimizin farklılıklarından doğan güzelliği keşfettik. Daha sonraki günde evsizler için dergi satma yarışması vardı. Bu yarışmadan kazanılan paranın ihtiyaç sahiplerine ulaşacak olması ve bu farkındalığın yarattığı manevi rahatlık ve gurur asla hiç bir şeye değişmeyeceğim deneyimlerimden biri oldu. Ayrıca bu yarışmada grup halinde hareket etmemiz gerektiği için yardımlaşma bilincimiz de gelişti.

Hayatımın bir ilkini de yine bu gezide yaşadım. Aktivite ve yaratıcılık için gittiğimiz organik bir çiftlikte hayatımda ilk defa tarım işiyle uğraştım ve bunların nasıl yapıldığı hakkında sadece teorik bilgi değil aynı zamanda pratik deneyim de kazandım. Benim için en unutulmaz aktivite ise evsiz insanlar için yemek yapıp yaptığımız yemekleri şehrin başka bir yerinde bulunan barınağa götürmemizdi.

Prag gezisi bizim için turistik bir geziden daha çok kendimizi insani değerler açısından ve bir IB öğrencisi olarak geliştirdiğimiz 1 haftalık anılarla dolu bir yer olarak hayatımızda yerini aldı.

Yaren Önal (10 IB G)

Öğrencilerimiz “Kamusal Akıl, Kamusal insan” Atölyesinde Buluştu

0

Levent Yerleşkemizde lise 11. sınıftan gönüllü öğrencilerimiz, 26 Nisan Cuma günü Felsefe Amfisi’nde “Kamusal Akıl, Kamusal İnsan” atölyesi gerçekleştirdi.

Lise Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölümümüzün düzenlediği atölye çalışmasının ilk bölümünde bir yolcu otobüsünde yaşanmış bir olayı okuyan öğrencilerimiz, gruplarında olaya dahil olan farklı karakterlerin olay karşısındaki tavır ve tutumlarını incelediler; alınan tutumlardaki sorunlu yanları deşifre ederek nasıl bir tutum alınması gerektiğine ilişkin fikir oluşturdular. Daha sonra gruplar çıkarımlarını birbirleriyle paylaştı ve tartıştı.

İkinci bölümde ise öğrencilerimize “Parkta çekirdek yiyip kabuklarını yere atmak normal midir?”, “Etrafta polis yoksa, emniyet şeridinden 20 arabanın önüne geçmek nasıl bir tutumdur?”, “’Toplum’u herhangi bir ‘kalabalık’tan ayıran şey nedir?”, “Bir trafik çevirmesinde, trafik polisine ‘abi…’ diye seslenmek normal midir?”, “Polis, vergi memuru vb… karşısındakini ‘azarlayabilir’ mi?”, “Hukuk devleti ne demektir?”  gibi sorular yöneltildi ve gündelik hayatta karşılaşabildiğimiz bir meselenin “Kamusal Akıl” ve “Kamusal İnsan” kavramlarıyla nasıl bir bağlantısı olabileceği sorusu üzerine bir tartışma yürüttüler.

Gündelik hayattan örnekler üzerinden bireysel ve toplumsal tutumları, “kamusal akıl” kavramının bireysel ve toplumsal yaşantıları belirleme gücünü ve kamusal aklın yitirildiği durumlarda bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl sorunlarla karşı karşıya kalınabildiğini kavramak üzere yapılan atölye çalışmasında öğrencilerimiz heyecanla tartıştılar.

Atölye çalışmasına katılan öğrencilerimiz, yaptıkları tartışmayı daha sonra bir sunuma dönüştürerek, sınıflarına taşıyacaklar. Böylece, tüm 11. sınıf öğrencileri kamusallık sorunsalıyla tanışmış olacak.

Terakkili Öğrenciler Jr. FLL’de “En İyi Sunum” Ödülünü Aldı

Levent Yerleşkemizden takımımız Terakki Makers, Bilim Kahramanları Derneği’nin 27 Nisan Cumartesi günü “Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor” adıyla düzenlediği Junior FIRST LEGO League (Jr. FLL) İstanbul Fuarı’nda “En İyi Sunum” ödülünün sahibi oldu. “Ayın Yolculuğu” konulu bu fuar 17 takımla Mimar Sinan Eğitim Kurumları’nda gerçekleşti.

6 – 10 yaş arasındaki çocukların, bilim ve mühendislik alanlarında ilgisini çekmek ve gelişimlerini sağlamak amacıyla yapılan fuarda Terakki Makers, 4 – 8 hafta içinde Bilişim Teknolojileri öğretmenleri Ayşegül Ayhan ve Tuba Balsak’ın rehberliğinde çalışarak, motorla hareket eden bir LEGO modeli inşa edip programladılar.

İlkokul 3 ve 4. sınıf öğrencilerimizden oluşan takımımız “Görevimiz Ay” temalı bir proje yaptı. Aya yaşam alanı inşa ederek yanlarında getirdikleri enerji, su, hava ve diğer malzemeleri nasıl kullanabileceklerini; bu malzemelerin devamlılığını nasıl sağlayabileceklerini araştırıp kurguladılar. Wedo2.0 programında kodladıkları hareketli parçaları tasarladıkları modelleriyle buluşturdular. Hazırladıkları “Keşfet, Tasarla, Paylaş” posterlerinde proje süreçlerini anlattılar. Terakki Makers takımımız, posterlerinde çalışmalarını özetlerken, modellerini de  tamamlayıcı öge olarak kullandılar ve “En İyi Sunum” ödülüne layık görüldüler.

rpt