Terakkililer Lüksemburg’daki 14. Uluslararası GIN Konferansına Sunumlarıyla Katıldı

77

Levent Yerleşkemizden lise GIN Kulübü öğrencilerimiz, 28 – 30 Mart tarihleri arasında International School of Luxembourg’un düzenlediği uluslararası 14th Global Issues Network (Küresel Sorunlar Ağı) Konferansında “Plastik İsrafı” ve “HIV-AIDS Farkındalığı” üzerine iki sunum yaptı. Öğrencilerimizin, bu yılki konferansın ana konuları üzerine araştırma yapmalarını ve yaptıkları bu araştırmaları konferans süresince paylaşmalarını sağlamak ve dünya meseleleri hakkındaki farkındalıklarını artırmak amacıyla yer aldığı bu uluslararası konferansa 14 ülkeden 44 okul ve sivil toplum kuruluşu katıldı.

Bu konferansta öğrencilerimiz Ayşe Zeynep Kalfaoğlu (Fen 10 A), Selin Ofluoğlu (10D), Elif Melis Kıdık (9H) “The Killer Of 36 Million” isimli “HIV-AIDS Farkındalığı” ile ilgili yaptıkları sunumda örnekler ve istatistiki bilgilerle yer vererek, 21. Yüzyılda alınabilecek önlemlerden bahsetti. HIV+ bireylere yapılan ayrımcılığı gözler önüne serdiler. Öğrencilerimiz Selin Fillikçioğlu (Fen 10 A), Aslı Zeynep Başaran (Fen 10 A), ve Dilay Şahinler (Fen 10 A) ise konferansta “Soft Plastics – Serial Killers” adlı “Plastik İsrafı” ana başlığı altında bireysel tüketimlerimizi ve geri dönüşüm alışkanlıklarımızı mercek altına alarak, çözüm önerilerini paylaştılar.

Konferansın açılışını Lüksemburg Maliye Bakanı Monsieur Pierre Gramegna yaptı. Konferans, ana konuşmacılardan UNICEF Goodwill Ambassador (İyi Niyet Elçisi) Muzoon Almellehan’ın ilham veren konuşmasıyla başladı. 14 yaşında ailesiyle Suriye’den ayrılmak zorunda kalan ve mülteci kamplarında uzun süre yaşamış olan Almellehan, mülteci çocukların eğitim hakları için yaptığı çalışmalar sebebiyle aralarında “BBC 2017’nin En Etkili 100 Kadını” da bulunan birçok ödül almış. Konuşmasında eğitimin önemine vurgu yapan Almellehan, gençlere lise çağında da neler yapabilecekleri konusunda örnek oldu.

İkinci ana konuşmacı dünyada uzun süredir ses getiren “Fashion Revolution” – “Moda Devrimi” akımını başlatan, “#whomademyclothes” etiketiyle trend listelerinde uzun süre kalmış sürdürülebilir moda start-up kurucusu Stylianee Parascha idi. Parascha konuşmasında “Fast Fashion vs. Slow Fashion” kavramlarını anlattıktan sonra, bireysel olarak gençlerin neler yapabileceğine örnekler verdi.

Konferansın ikinci günü, çeşitli sivil toplum kuruluşlarından yetkililerinin yer aldığı panel ile başladı. Bu panelde yer alan Red Cross, Greenpeace, Cooperation Nord-Sud kurumlarının yetkilileri lise çağındaki gençlerin sorularını cevapladılar.

İkinci günün ilk ana konuşmacısı ise Better Days adlı sivil toplum kuruluşunu kuran Ayesha Keller idi. Üniversiteyi bitirdikten sonra medyada gördüğü mülteci krizinden çok etkilenip yaz tatilini Yunanistan adalarına mültecilere yardım etmeye gelen Keller, tam bir yıl Yunan adalarından ayrılamamış. Yardımları organize edip güçlendirmek gerektiğini düşünen Keller, mülteci krizlerine karşı projeler üreten sivil toplum kuruluşunu bu şekilde kurmuş.

İkinci günün son ana konuşmacısı Ellen Macarthur Foundation yetkilisi Harrison Wavell idi. Derneğin nasıl kurulduğunu dernek kurucuları Macarthur’un yaşamından kesitlerle anlatan Wavell, konuşmasında lise öğrencilerine “Circular Economy” – “Döngüsel Ekonomi” kavramını ve döngüsel ekonominin dünyada yaşanan global krizlerle bağlantısını aktardı. Kaynakları kısıtlı ve bitmeye mahkum olan lineer ekonominin yarattığı sorunları ve döngüsel ekonominin buna nasıl bir çözüm getirdiğini paylaştı.

Konferansın üçüncü ve son günü, 14 yaşındayken Uluslararası Çocuk Barış Ödülü’nü kazanmış Kesz Valdez’in konuşmasıyla bitti. Haklarının hiçe sayıldığı ve çalışmaya zorlandığı bir ailede dünyaya gelen Valdez, dört yaşındayken evden kaçmış ve bir yılı aşkın bir zaman sokaklarda dilenerek hayatta kalmış. Valdez’i bulan sosyal hizmetler görevlileri sayesinde yaşamının seyri değişmiş ve koruyucu ailesinin de desteğiyle 7. yaşından itibaren kendini çocuk haklarını savunuculuğuna adamış. Bu çalışmalarını ise C3 adlı organizasyonuyla kurumsallaştırmış.

Üç gün süren konferansın ana konuşmacılarının yanı sıra dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerin sunumlarının da olduğu 14. Uluslararası GIN Konferansı, öğrencilerin kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini ve projelerini sundukları bölümle sona erdi. Her konferans dönüşü olduğu gibi, Lise Müdürümüz Necdet Beken öğrencilerimizle özel olarak görüşerek kazanımlarını sordu ve neler öğrendikleri hakkında onlarla sohbet etti.

Konferans deneyimleriyle ilgili öğrencilerimizin görüşleri ise şöyle oldu:

 

Ayşe Zeynep Kalfaoğlu (10 Fen A):

Lüksemburg’da düzenlenen GIN konferansı benim okulum ve kendim adına katıldığım ikinci organizasyondu. Bir önceki konferansa göre bu sefer özgüvenim daha fazlaydı fakat yine de oldukça heyecanlıydım. Katılan konuşmacılar ve hikayeleri oldukça etkileyiciydi. Ayrıca farklı bir sürü okuldan öğrencilerin gerçekleştirdiği öğrenci sunumları da bir o kadar ilham vericiydi. Bu konferanstan sonra değişim adına attığımız küçük bir adımın bile aslında ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavradım. Bu konferans bana kesinlikle çok şey kattı. İstanbul’a farklı ve gelişmiş düşüncelerle döndüğümü hissettim. Bu güzel konferansın gerçekleşmesinde ve bizim orada bulunmamızda emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Aslı Zeynep Başaran (Fen 10 A):

GIN’e katılmak benim görüşlerimde büyük bir değişiklik yarattı. Güzel ve büyük bir değişiklik. İlk olarak kendi etrafımdaki konfor alanımdan çıkmamı sağladı. Çevremde değil de dünyada neler olduğunu görme fırsatım oldu. Bir bakıma dünya hakkındaki farkındalığım arttı ve olaylara sadece kendi çevremin algılarıyla değil evrensel bir algıyla bakmış oldum. Dünyada meydana gelen değişikliklerin ciddiyetini ve büyüklüğünü kavradım. Ayrıca kendi emeğimizle hazırladığımız sunumları yapmak güzel hissettirdi. Bir fayda sağlayabildiğimizi görmek ise özgüvenimi ve inancımı artırmış oldu. Bu geziye katılmak benim için oldukça büyük bir olanaktı.

Dilay Şahinler (Fen 10 A)

Lüksemburg’da bana çok şey katan sunumlar dinledim. Dünyanın dört bir yanından gelen farklı konuşmacıları dinledim, dünya sorunlarıyla ilgili çok fazla bilgiye sahip oldum. Ufkum genişledi. İstanbul’a döndüğümde her şeye karşı bakış açımın değişeceğini daha dinlediğim ilk konuşmada anladım. Farklı milletlerden gelen insanların düşüncelerini dinleme, onların kültürlerini tanıma fırsatım oldu. Yeni insanlarla arkadaşlıklar kurdum. Hayatımda hiçbir şeye değişmeyeceğim bir tecrübe edindim. Yeni bir ülkeyi, kültürü ve halkı tanıma imkanına sahip oldum. GIN’in bana kattığı şey her şey oldu.

Elif Melis Kıdık (9H):

Lüksemburg GIN konferansı gerek sosyal gerek akademik becerilerim açısından benim için büyük bir gelişmeydi. Topluluk önünde konuşma becerilerime çok şey kattığını düşünüyorum. Nasıl etkili konuşma yapılacağını öğrendim. Özgüvenimi gerçekten artıran bir deneyim oldu. Dünya üzerindeki problemleri önemseyen birçok insanın olduğunu ve insanların bir şeyleri değiştirmeye ne kadar istekli olduğunu gördüm. Bana kattığı en önemli şey yanlış bir sistemi değiştirmek ve iyi bir şeyler yapmak için asla çok genç olmadığımızdır. Sadece ‘bilme’ evresinde kalmamam gerektiğini anladım ve daha çözüm odaklı bir insan haline geldiğimi düşünüyorum. Benim için birçok açıdan çok eğitici bir deneyim oldu.

Selin Fillikçioğlu (Fen 10 A):

Lüksemburg konferansı, bana birçok şey kattı. Öncelikle, bu kadar çok insanın hep birlikte dünyada bir değişiklik yapabileceğimize inanarak oraya gelişi beni gerçekten etkiledi. Bu konferans sayesinde birçok farklı konuda farkındalık seviyem arttı ve bazı konularda, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yaşam şeklimi değiştirme kararı aldım. Ayrıca, orada sunum yapmak da çok ayrı bir tecrübeydi. Birçok kişiyi belki de daha önce çok üzerinde durmadıkları bir sorun hakkında bilgilendirmek ve çözüm önerileri sunmak güzel bir deneyimdi. Özetlemek gerekirse, Lüksemburg’dan döndükten sonra kesinlikle birçok konuda bakış açımın da değiştiğini ve daha bilinçli bir birey haline geldiğimi düşünüyorum.

Selin Ofluoğlu (10 D):

GIN Kulübündeki ve konferansındaki ilk yılım, dolayısıyla ilk deneyimim oldu. Konferans katılımımdan sonra, güncel konuları aslında ne kadar geri plana attığımızı fark ettim ve farkındalığımın arttığını söyleyebilirim. Farklı milletlerden ve kültürlerden insanlar tanımak güzeldi. Öğrendiğim en önemli şey de bir konu hakkında sadece bilgi sahibi olmanın değil, bu konu hakkında ne tür çözümler üretilebileceğimizin önemini kavramamız gerektiği oldu. Yani “tek başıma ne yapabilirim” bağlamında değil, “birlikten kuvvet doğar” bağlamında hareket edersek, çoğu sorun çözüm bulur. Bana GIN’in kattığı en önemli şey bu oldu. Bütün öğrencilerin de bu düşünce kapsamında buluşup bir fark yaratmak istemesi aslında bence farkın kendisi. İleride gerçekleşecek konferanslarda bulunup kendime daha fazla şey katmak isterim.