Terakkili Gençler Amerikalı Bilim İnsanı ve Astronot Prof. Albert Sacco, Jr. ile Buluştu

1966

Levent Yerleşkemizden lise öğrencilerimiz, 14 Eylül Pazartesi günü Texas Tech Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı ve NASA’nın Columbia Uzay Mekiği Astronotlarından Prof. Albert Sacco, Jr. ile Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleşen “Living and Doing Science in Space” (Uzayda Yaşamak ve Bilim Yapmak) konulu konferansta bir araya geldi.

Akademisyenler ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra İstanbul’dan çeşitli liselerden öğrencilerin de yer aldığı konferansta Sacco, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç ile birlikte geliştirdikleri Zeolit kristalleri yer çekimsiz ortamda büyütme deneyi ve 1995’te gerçekleştirilen STS-73 no’lu Columbia mekiği uçuşu hakkında bilgi verdi.

Sacco, STS-73 Programı süresince, NASA’da birlikte çalıştığı Baç, o dönemde NASA – Uzayda İleri Malzeme Üretim Merkezinde Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Programın amacı biyoteknoloji, yakıt bilimi, malzeme bilimi ve basınçlı uzay laboratuvarında sıvı mekaniğiydi. Ortak yürütülen bu çalışma anısına mekikle birlikte uzaya Türk Bayrağı gönderildi ve Türk Bayrağı 16 gün süreyle uzayda kaldı.

Konferans Zeolit kristalleri büyütme deneyini konu alan “Uzay Kristalleri” belgeselinden bir bölümün gösterimiyle başladı. Columbia mekiğinde yapılan deneylerin amacı zeolit kristallerini yerçekimsiz ortamda daha kusursuz üretilmesiydi. Uzayda elde edilen bilgi birikimi zeoliti yeryüzünde daha iyi üretilebilmesine olanak sağladı. Zeolitler, günümüzde kimyasal işlemlerde kataliz, çevre kirliliğini önleyici günlük hayatımızda filtre ve antimikrobiyal malzeme olarak kullanılmakta. Burada ayrıca HIV’e (AIDS virüsü) karşı proteinler üretildi ve patates yetiştirilerek uzay gemisinde gıda üretimi çalışmalarının ilk örneklerinden birine imza atıldı.

Konferansta astronot eğitimleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler veren Sacco, bu eğitim sürecinde yaşanan fiziksel ve duygusal zorluklara vurgu yaptı. Uzayda gündelik yaşamın ve çalışma hayatının nasıl olduğuna dair çeşitli anekdotlar anlatan Sacco, yer çekiminden kurtulurken göğsüne üç tane filin oturmuş gibi hissettiğini, atmosferden çıkarken müthiş bir gökkuşağı göründüğünü, yörüngeye girdikten sonra adaptasyon sürecini tamamlamak için 24 saat hiçbir şey yiyip içmediklerini belirtirken, tüm temizlik ihtiyaçlarını susuz gördüklerini, mekikte bulunan kadın araştırmacılarının saçlarının statik elektrikten dolayı devamlı kocaman bir top yumağına dönüştüğünü, saçlarını susuz şampuanladıklarını anlattı. Ayrıca uyku ihtiyaçlarını da özel yatakların içinde giderdiklerini ifade etti.

Uzay mekiği Columbia’nın STS-73 nolu uçuşu sırasında Dünya’nın ve ülkemizin uzaydan çekilmiş fotoğraflarını paylaşan Sacco, uzaya gidip gelmenin insanda bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini anlattı ve her şeye rağmen bunun eşsiz bir deneyim olduğunu, fırsatı olsa yine yapmak istediğini dile getirdi.

Konferansın sonunda Sacco, gençlere Dünya’yı daha iyi bir yer haline getirmek için neler yapmaları gerektiğini sıraladı. Onlara; alternatif enerji kaynakları bularak bu kaynakları erişilebilir hale getirmeyi, gıda ve temiz su kaynaklarını koruyup bu kaynaklara da erişimi kolaylaştırmayı, salgın hastalıkların önlenmesine yönelik çalışıp bireysel tıbbi bakım olanaklarını artırmayı ve eğitimin sürdürülebilir hale getirilmesini hedeflemelerini önerdi.

Konferansa katılan öğrencilerimiz, dört yıllık lise fizik eğitim hayatı boyunca gördükleri konulardan bazıları olan “Kütle çekim kanunu, dairesel hareket, yer çekimi, yerin manyetik alanının etkileri, uzay, kozmik ışınlar ve katı hal fiziği” ile ilgili konuları ve yapılan çalışmaları ilk ağızdan dinleme ve görme şansına ulaştı.

Öğrencilerimiz, hem kendi aralarında hem de öğretmenleriyle konferansı değerlendirirken; uzay mekiği, uluslararası uzay istasyonundaki bilimsel araştırmalar, uzayda yapılan ileri deneyler ve nano teknoloji hakkında daha detaylı bilgi edindiklerini söyledi. Kariyer planlamalarında bilim ve mühendislik alanlarına daha fazla öncelik vereceklerini, NASA’nın yürüttüğü çok ülkeli ve çok kültürlü çalışmaların insanları dünya vatandaşlığına daha fazla yaklaştırdığını ifade ettiler.