Prof. Dr. Üstün Ergüder Gençlerle Gençliği Konuştu

301

Her iki yerleşkemizden lise hazırlık, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerimiz, 30 Mayıs Pazartesi günü “Prof. Dr. Üstün Ergüder Gençlerle Gençliği Konuşuyor” adlı web seminerimize katıldı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen web seminerinde Prof. Dr. Üstün Ergüder’e, öğrencilerimiz Nehir Özkaya (Fen 10A) ve Ozan Ölmez (12A) eşlik etti. Baştan sona soru cevap formatında ilerleyen söyleşide moderatör öğrencilerimizin dışında, dinleyici öğrencilerimiz de sorularını yönelttiler.

İlk soru “İnsanlık tarihinde görülmemiş hızlı bir değişim çağında “öngörülemeyen bir geleceğe hazır olmak” ne anlama geliyor, biz gençler kendimizi nasıl yetilerle donatmalıyız?” idi.

Ergüder konuşmasına başlarken her zaman gençlerle olmanın kendisi için büyük bir zevk olduğunu, davet edildiği için çok mutlu olduğunu belirtti. Hayatı boyunca gençlerle çalıştığını ifade eden Ergüder, Eğitim Reformu Girişimi’nde (ERG) 20 kişi ile birlikte çalıştığını, yaş ortalamasının 35’i geçmediğini, bunu çok önemsediğini, kendisinin de onları ayak uydurmaya çalıştığını özellikle vurguladı. Eğitim konusunun Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunu söyleyerek ERG’yi bunun için kurduklarını anlattı.

Anaokulundan liseye kadar yaşanan sürecin insanları şekillendirdiğini belirterek öğrencilerimize bu yıllarının kıymetini bilmelerini öğüt verdi. Manchester’a Ekonomi eğitimi almaya gittiğini, bu seçimini ailesi arkadaşları ve tanıdıklarının tavsiyeleriyle yaptığını, yine de bölümünü çok sevdiğini, doktora ve akademik kariyer yapmaya karar verdiğini söyledi. Öğrencilerimize şu anda geleceğe dönük planlarının farklı olabileceğini, ancak yaşları geldiklerinde kendilerini farklı yerlerde bulabileceklerini ifade etti. Ne okuduklarının çok önemli olmadığını, iyi bir eğitim almalarının önemli olduğunu anlattı. Üniversite eğitimine meslek eğitimi gibi bakmamanın, düşünce sistemlerini geliştirmenin, sorgulamayı öğrenmenin önemli olduğunu anlattı. Kritik olanın devamlı öğrenmek olduğunu vurguladı. Bugün gençlerin karşısına bilgi adında birçok şeyin yığıldığını, ancak bu yığının içinde nelerin gerçek bilgi olduğunu ayırt edebilmenin gerekli olduğunu belirtti.

İkinci soru “Ailelerimizin ve toplumun dayattığı çok para kazanma merkezli gelecek planlarının dışında bir hayat hayalini gerçekleştirmek için neler yapabiliriz, geleceğimizi kurarken temel kriterin ‘iş yerinde başarı’ olması zorunlu mudur? idi. Meselenin bir bölüme girmek, başarılı olmak ve para kazanmak olmadığını söyleyen Ergüder, gençlere “Ne iş yaparsanız yapın, en iyisini yapın.”  tavsiyesinde bulundu.  Bu iki bakış açısının arasında çok fark olduğunu ifade etti, “Hayat sizin hayatınız, ne yapmak istediğinize kendiniz karar verin, ama mutlaka iyi bir eğitim alın.” dedi. Çevresinin yönlendirmesi ile mühendislik bölümüne girmiş olan, sonra kendi yolunu çizen ve şimdi çok önemli bir ekonomi tarihçisi olan Şevket Pamuk’u örnek gösterdi.

Üçüncü soru “Gençlerin istediklerini bulabilmeleri için lise erken bir dönem midir?” oldu. Bu soruya bazıları için erken bazıları için değil diyerek cevap veren Ergüder, bazı arkadaşlarının küçük yaştan itibaren ne yapmak istediklerini bildiğini ve yollarını buna göre çizdiğini ama bazılarının da sonrasında ne yapmak istediklerine karar verdiklerini söyledi. 1992’de Boğaziçi Üniversitesi mühendislik diploması alan öğrencilerin sadece %12’sinin mühendislik yaptığını, bankacılık sektörüne yöneldiğini fark ettiklerini anlattı. Bunun üzerine bankacılık sektöründe yönetici olan Burhan Karaçam ve Akın Öngör’le konuştuğunu, kendilerinin Boğaziçi Üniversitesi mezunu mühendisleri üniversitede sosyal bilim eğitiminden geçmiş olmaları, esnek olmaları nedeniyle tercih ettiklerini, bankacılığı onlara kendilerinin zaten öğrettiğini anlattıklarını söyledi. Yani iyi bir eğitim alırlarsa gençlerin isteklerini her zaman gerçekleştirebileceklerini tekrar vurguladı.

Bir sonraki soru “Sizce pek çok alanda bilgi sahibi olmak mı, tek bir alanda uzmanlaşmak mı daha önemli?” oldu. Cevabına “Ben bu dönemde bilgiye inanmıyorum.” diyerek başlayan Ergüder, bu çağda bilginin hammaliyesini yapmamak gerektiğini, bilgi yüklemesinin ufuk karartıcı olduğunu, önemli olanın bilginin peşinde koşmayı öğrenmek olduğunu çarpıcı bir şekilde vurguladı. Bu çağda bilgiye çok rahat ulaşıldığını, bilgiyi süzebilmenin, muhakeme edebilmenin kritik olduğunu anlattı.

Diğer soru “Günümüzde gençlerin önündeki en önemli sorunlar nelerdir?” idi. Buna, küreselleşme ve ona karşı reaksiyon cevabını veren Ergüder, küreselleşme karşısında ülkelerin kendi kabuklarına çekilmeye başladığını, milliyetçiliğin yükseldiğini anlattı. Oysa gençlerin milli devletlerin sınırlarını aşmak istediklerini, bunun da çok sağlıklı bir durum olduğunu belirterek, milliyetçi kısıtlamaları aşıp geniş ve evrensel düşünmenin kritik olduğunu söyledi. Bu tutuma “pozitif milliyetçilik” adını verdiğini, kendisinin yurt dışında okuduktan sonra “ülkeme nasıl katkı sağlayabilirim” diye düşündüğünü, olması gerekenin bu olduğunu anlattı.

Ergüder “Gündelik hayatta kendimizi nasıl motive edebiliriz?” sorusuna “Değişim yaratarak.” cevabını verdi. Kendi deneyiminden örnek vererek, rektörlük yapmasının nedeninin statü isteği olmadığını, üniversiteyi evrensel standartlara taşıma amacı olduğunu anlattı. ERG’nin kuruluşunda ve yürütülen çalışmalarda da aynı mantığın geçerli olduğunu açıkladı. Kendisinin hep değişim odaklı olduğunu ve bundan hep keyif aldığını ifade etti.

Son olarak, “Üniversite eğitimi sırasında yapmadan mezun olmayın dediğiniz bir şey var mı?” sorusuna gençlerin kendi disiplinleri dışında mutlaka dersler almalarını, özellikle Sosyal Bilim derslerini mutlaka hayatlarına katmaları gerektiğini vurgulayan Ergüder, ayrıca yurt dışı geziler, kurs ve sertifika programlarını da takip etmeleri tavsiyesinde bulundu.