Ortaokul Öğrencimize "Fen Projesi" ile Üçüncülük

492

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Aslı Öztürk (8I), İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Enerji Verimliliği Derneğinin düzenlediği yarışmada “Fen Projesi” öyküsüyle Beşiktaş ilçe üçüncüsü oldu.

Fen Projesi

“Okuldan eve dönüyordu Melis. Yolun sonuna kadar uzanan sokak ışıkları yanıyordu daha şimdiden.

Oysaki daha hava kararmamıştı. Her gün önünden geçtiği parkı gördü. Çocuklar neşeyle koşuşturuyorlardı etrafta. Melis de onlara katılmak istedi ama evde yapılması gereken işleri vardı. Başını öne eğerek yürümeye devam etti. Rüzgârdan sarı saçları yüzüne geliyordu. Bir yandan eliyle saçlarını yüzünden çekmeye çalışıyor bir yandan da çantasını sırtında tutmaya çalışıyordu. Melis’in evi okula on dakikalık yürüme mesafesindeydi. Kısa bir yürüyüşün ardından evine varmıştı.

Küçük bir mahallede oturuyordu. Mahalledeki herkes, herkesi tanırdı. Gülin teyze mahallenin dedikoducusuydu, Ahmet amca ise çocukların hikâye anlatıcısıydı. Melis’in de mahalleden birkaç arkadaşı vardı. Arada sırada sokakta ip atlar, oyunlar oynarlardı.

Koca çantası sırtından indirip yere koydu. Kitaplarının arasına sıkışmış anahtarını aldı. Evinin kapsını açıp içeri girdi. “Ben geldim! ” diye seslendi annesine. “Hoş geldin yavrum.Gel mutfaktayım. “dedi annesi. Annesi orta yaşlı becerikli bir kadındı. Belki çalışmıyordu ama evini çok güzel çekip çeviriyordu. “Günün nasıl geçti bakalım?” diye sordu annesi. “Her zamanki gibi, okul işte.” dedi Melis.

İçeriden gelen televizyon sesini duyunca heyecanla annesine “Babam mı geldi?” diye sordu. Annesi gülümseyerek “Hayır, hayatım daha gelmedi.” ”Peki, içeriden neden televizyon sesi geliyor?” diye sordu Melis. “Ha evet, sabah salonda ütü yaparken televizyon izliyordum. Açık unutmuşum.” diye yanıtladı. Sabahtan beri televizyon açıktı demek ki…

”Sana kolay gelsin, benim yapacak işlerim var.” dedi Melis.

Mutfaktan çıkıp önce salona gitti. Televizyonu kapatıp odasına geçti.

Uzun bir araştırmanın ve konu özetinin ardından projesinin neredeyse sonuna gelmişti. Projesinden yüksek puan almak onun için önemliydi. Bir anda bilgisayarın ekranı kapandı. Ardından da etraf karardı. Melis, endişeyle annesine seslendi: “Anne! Neler oluyor?” Annesi: “Sadece elektrikler kesildi hayatım. Endişelenmene gerek yok. Şu el fenerini bulup hemen geliyorum.” dedi annesi. “ Hayır, olamaz! ”dedi Melis.

Ödevini kaydetmeyi unutmuştu. Bütün emeği boşa gitmişti. Her şeyi baştan yapması gerekiyordu. Elektrikler tam da kesilecek zamanı buldu, diye geçirdi içinden. Hava çoktan kararmıştı. Melis odasının o büyük camından dışarı baktı. Mahalleyi hiç bu kadar karanlık görmemişti. Evlerden gelen o ışıklara ve aydınlık sokaklara o kadar alışmıştı ki mahallenin bu haline inanmıyordu. Etraf adeta karanlığa bürünmüştü.

Annesi elinde fenerle içeri girdi. Bir anda ışık Melis’in gözlerine gelince gözleri kamaştı. Aradan birkaç saat geçmesine rağmen elektrikler gelmemişti. Babası normal şatlarda bu saatte evde olurdu.

”Anne, babam neden gelmedi?” diye sordu Melis annesine. “Yollar karanlık olduğu için araba kullanmak zorlaşıyor.” dedi annesi.

Melis’in canı sıkılmaya başlanmıştı bile. Ne televizyon izleyebiliyordu ne de bilgisayarda oyun oynayabiliyordu. Telefonunun da şarjı bitmişti. Önceden şarj etmediği için kendi kendisine kızdı. Hayat adeta durmuştu.

İşte Melis, o an anladı. İnsanların boşuna harcayıp önemsemedikleri enerjiye ne kadar muhtaç olduklarını. Enerji insanın vazgeçilmezi olmuştu artık. Enerji kesilince hayat duruyordu. İnsanlar enerjiye hayatlarının her anında muhtaçtı. Oysaki onlar bitmez deyip har vurup harman savuruyordu. Enerjinin de bir sonu olacağını fark edemiyorlardı. Hepimiz enerjiyi tasarruflu ve akıllıca kullanmalıydık.

Etraf bir anda aydınlandı. Sonunda elektrikler geri gelmişti. “Oh sonunda!” dedi annesi. Melis koşarak odasına gidip bilgisayarını açtı. Umutla hazırladığı ödevini bulmaya çalıştı. Fakat ödevi girmişti. Melis’in o an aklına bir fikir geldi. Fen projesinin konusunu değiştirip enerji tasarrufu ile ilgili bir proje hazırlamaya karar verdi. Her şeye baştan başladı. Gece geç saate kadar sloganlar ve yeni bilgiler aradı. Uzun bir arayıştan sonra projesine baktı ve kendisiyle gurur duydu.

Ertesi sabah her zamanki gibi okula yürüyerek gitti. Sınıfına girip arka sıradaki yerine geçti. İlk ders projeler sunulacaktı. Melis projesini arkadaşlarıyla paylaşmaya can atıyordu. Zil çalınca öğretmeni sınıfa girdi. “Günaydın çocuklar! Hepiniz sunumlarınız için hazır mısınız? “diye sordu öğretmeni.

Melis’in en sevdiği ders hep Fen olmuştu. Dolayısıyla Fen öğretmeni Leyla Hoca’yı da çok severdi. Hocası ona her zaman gülümseyerek bakar ve destek olurdu anlamadığı konularda. Herkes öğretmenin sorusunu başıyla onayladı.

“Güzel, peki ilk kim gelmek ister?” diye sordu Leyla Hoca. Melis hemen elini kaldırdı. Sunumunu hemen yapmak istiyordu. “Hadi bakalım Melis!” dedi hocası. Melis heyecanla ayağa kalkıp sınıfın önüne geçti. Sunumuna başlamadan önce öğretmenine konuyu neden değiştirdiğini anlattı. Öğretmeni de bunun sorun olmayacağını söyledi.

Melis sunumunu bitirdikten sonra herkes onu alkışladı. “Aferin Melis! Sunumun çok güzel olmuş. Böyle bir konuya değinmen çok iyi oldu. Herkesi bilinçlendirmiş oldun.” dedi öğretmeni.

Aslı Öztürk (8I)