Bir Garip İnsanlık Meselesi

1537

Tepeören Yerleşkemizden lise öğrencimiz İrem Sude Yeniyol (9A), “Bir Garip İnsanlık Meselesi” yazısıyla 10 Aralık İnsan Hakları Günü kapsamında düzenlediğimiz kompozisyon yarışmasında birinci oldu.

Bir Garip İnsanlık Meselesi

İnsanı insan yapan aklıdır derler. Aklı ve bu aklı kullandıkça oluşan değerleri… Bu değerlere bağlı olarak hakları ortaya çıkar insanın. Kişinin benliğini, özünü yansıtır bu haklar. Koruyucu, kollayıcıdır; en çok da bağlayıcı… Dünya kuruldu kurulalı bir düzen var olduğu bilinir. Bu düzeni sağlayan belirleyici unsurlar olması mümkün ve gereklidir. İnsana insan olduğu için saygı gösterilir, gösterilmelidir.

Din, dil, ırk, renk, yaş, cinsiyet ayrımı yapmadan, insanlar arası ilişkide dışlayıcı bir yapı oluşmasına izin vermeden, insan haysiyetine kırıcı veya vurucu etkilerde bulunmadan yaşamak insan haklarına karşı olması gereken tutumun temelini oluşturur.

Tarihimizde insanlığın örnekleri olduğu kadar insan haklarına kastetmenin de birçok örneği mevcuttur. İnsanın insana hükmetmesi gibi ayrımcı ve aşağılayıcı olayların var olması insanlığa yapılan en büyük acımasızlıklardan biri olmuştur daima. Bu tür ayrımların yapıldığı ortamlarda kaos, kargaşa ve çatışma eksik olmaz. Oysaki bu hükmün amacı temelde düzeni sağlamaktır. Bu ironi bazı dönemlerde toplumdaki insanların tümüne yansımış, insanlar haklarını bilmez olmuştu. Hüküm süren acımasızlık düşünceleri kör etmişti. Eğer bireysel farklılıklar yaratılarak bu eşitsizliğin önüne geçilebilseydi, bu kargaşa toplumun tümüne yayılmaz, insan benliğine yapılan bu hakaret karşısında sessiz kalınmazdı. Bağımsızlık bildirgesi, Fransız İhtilalı gibi milliyetçi ve insanlığı korumaya yönelik akımlar, belki de atılan en büyük adımdı.

Birçok insana göre işin matematiği basitti aslında; güçlü olan her zaman kazanırdı. Ama insanların unuttuğu çok önemli bir gerçek vardı; insan olmanın ne demek olduğunu unutmuşlardı. Bu bir kısır döngüydü adeta, insana yaşatılan acı yine bir insanın ürünüydü ve bu hakkı onlara kimse vermemişti.

Baskı ve zulüm dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı. Yıllarca süren savaşlar ve hüküm sürme yarışından sonra insanlar bu işe bir dur demenin yollarını aradı. Özgürlük, eşitlik gibi kavramlar için çatışmaktan yorulanlar gerçeğin farkındaydı; süre ne kadar uzarsa uygarlıkların sonu o kadar yaklaşacaktı. Ortak bir düşünce altında toplanmaları gerekiyordu. Bu ortak düşünce ‘’İnsan Hakları’’nın temelini oluşturdu. Yaşama ve korunma arzusunun pekişmesi sonucu insanlara geniş hak ve özgürlükler verildi.

İnsanlığın karşısına çıkan engelleri aşmak hiçbir zaman kolay olmadı. Birinin hakkını yemek kimsenin hakkı olmamalıydı. Artık bu yozlaşmış zihniyet eşitlik ve adalet gibi kavramlarla değiştirildi. Güç artık insanlığın elinde…

İrem Sude Yeniyol (9A)