Öğrencimize, “19 Mayıs” Temalı Kompozisyon Yarışmasında Birincilik

287

Beşiktaş ilçesinde düzenlenen “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik  ve Spor Bayramı” konulu kompozisyon yarışmasında Levent Yerleşkemizden öğrencimiz Eda Papur (11A), “Biz Sonsuz Bir Sabahtayız. O Uyusun.” başlıklı kompozisyonuyla birinci seçildi.

Öğrencimizin kompozisyonun tam metni:

BİZ SONSUZ BİR SABAHTAYIZ.
O UYUSUN.

Odamın tül perdesi gözümü kamaştıran bir ışığın ezgisinde, düşlerimden yatağıma süzülürken ağır ağır, çığırtkan bir alarmın sesiyle 100 yıllık sonsuz bir koşuya uyandım.

Yaşamak kadar güzel, saf, mavi gökyüzünden gözlerimi ayırmadan “Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.” mutluluğuyla selamladım bu sonsuz sabahı.

Çocukluğumdan beri sabahları severim; her gün yeniden doğmuş gibi keyifli olurumKalktım sabahı dinledim. Tüm sabahlardan başlangıçlar, hayaller, destanlar dile geldi. Mavi bakışlarıyla Anadolu’da, buğday tarlalarına umutlar yeşerten bir kahramanın mucizelerle dolu hikâyesiydi işittiğim. “Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola/Dağlardan dağlara o zafer türküsü’’ dizelerini mırıldanarak koşu taytımı, sırtında 19 Eda yazan tişörtümü, spor ayakkabılarımı giydim bir solukta. Koşar adım ulaştığım statta göğsüme dolan bu mayıs sabahı; kiraz mevsimi, gençlik ayı, lale, nergis şenliği, ilk yaz sevinciydi. Bu sevincin kaynağı ‘’Bir gün ulusu, sizin gibi beni anlamış gençliğe bırakacağımdan çok memnun ve mesudum. Bütün ümidim gençliktedir.’’ emanetiydi. Bu emanetin heyecanıyla başlangıç çizgisinde yerimi aldım. Başlama işaretiyle öne atıldım, koşmuyor uçuyordum adeta. Ayaklarım yerden kesildiğinde kuyruğu şenlikli uçurtma misali özgürce göğe havalanıp bulutlarla dans ederken birden ‘’Gençler! Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz.’’ seslenişini duydum. Boğaz’a indim ve İstanbul’dan martılar eşliğinde yola çıkan Bandırma oldum. Lacivert dalgaların eşliğinde umutlu yarınlara selam vererek dümeni hırçın Karadeniz’e çeviren uzun yol kaptanının coşkusuyla hızımı arttırdım. 

Yolum uzundu, çetindi yolculuğum. Soluğum heyecanımı yatıştırırken uygarlığın müjdecisi her adımım; okul oldu; kütüphane, laboratuvar oldu. Her kilometrede binlerce avukat, doktor, mühendis, ressam; hayatın acılarını onardı, yaralarını sardı, adaleti sağlayarak yaşamı güzelleştirdi. 

Akreple yelkovanın yarışındaki zaman hızla akarken hem kendi yarışımı hem de maratonu soluk soluğa tamamladığımda, Samsun Limanı’nda sevinçle, bayraklarla, alkışlarla karşılanan ‘’Sarı Zeybek’’in sevdasını derinden hissettim.‘’Güzel yurdum/Bozlat, ağıt, halay ve zeybek/ Dumanı üstünde ekmek/Asmaların üstünde gün ışığında’’ diyerek başardıkça büyüdüm, güzelleştim. Her yarışta çayır çimen yeşerttim ve ‘’Milettin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak!’’ diyen Ata’mın rüyasına gelincikler sundum.

Benim adım Eda, bu mevsimin en güzel bayramının maraton koşucusuyum. Yeni ufuklar bizi beklerken dünyada, yurtta barış diyerek devraldım Ata mirasını. Ve bu mayıs sabahı; bu sonsuz koşuda; umuda, parlak bir geleceğe, özgürlüğe koşuyorum.

Biz, siz, hepimiz sonsuz bir sabahta, sonsuz bir koşudayız.

O uyusun.

Eda Papur (11A)