Terakki'de İfade Özgürlüğü ve Medyada Nefret Söylemi Atölyesi

2173

Levent Yerleşkemizden lise 11 G sınıfı öğrencilerimiz Ceren Ünal ve Sedef Dündar, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım’ın 28 Mart Pazartesi günü Terakki’de gerçekleştirdiği İfade Özgürlüğü ve Medyada Nefret Söylemi Atölyesi’ni anlattı:

Okulumuzda Lise Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölümü ve Terakki Vakfı Okulları Projeler Koordinatörlüğü işbirliğiyle düzenlenen, Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım’ın yürüttüğü “ifade özgürlüğü ve medyada nefret söylemi” başlıklı bir atölye çalışmasına katıldık.

Atölyede 10 IB G, 11 IB I ve 11 G sınıflarından arkadaşlarımızla birlikte yer aldık. Karma grupların oluşturulmasıyla, önceden öğretmenlerimiz tarafından çeşitli gazetelerden seçilen haber kesitlerini inceledik. Amaç, gazetelerde yer alan haberlerin ifade özgürlüğü mü yoksa nefret söylemi mi içerdiğini tespit etmekti. Bu değerlendirmeyi yaparken yararlanmamız için Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve nefret suçunun ne olduğunu açıklayan bir el kitabından yardım almamız istendi. Bu kitapçık ile kimilerinin daha önceden bildiği bilgiler tazelendi, kimileri ise sıfırdan konu hakkında bilgi sahibi oldu. İlk olarak kendi grubumuz içinde tartıştık, daha sonra seçtiğimiz sözcüler aracılığıyla ulaştığımız sonuçları birbirimizle paylaştık. Bu aşamanın sonucunda bazı haberlerin farklı insanlar tarafından farklı yorumlanabildiği ve nefret söylemi olup olmadığı konusunda her zaman fikir birliği olmadığını gözlemledik.

Atölye çalışmasının sonunda gönüllü 4 arkadaşımızla birlikte, bir ders boyunca çalışarak atölyenin sonuçlarını Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de 10. sınıf öğrencileriyle paylaşmak üzere bir sunum hazırladık. Sunumda, atölyede incelediğimiz haberleri kullanarak ifade özgürlüğü ve nefret söylemi hakkında bilgi verdik.

nefret2

Sunumun ardından Kıvılcım, konuyla ilgili öğrencilerle bir söyleşi yaptı. Kıvılcım, sözlerine dünyada ve ülkemizde insanların ifade özgürlüklerini kullandıkları için cezalara çarptırıldıkları bir ortamda ifade özgürlüğünün kısıtlanmasından bahsetmenin ironik bulunabileceğini söyleyerek başladı. Ancak yine de kimi durumlarda ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının insan hak ve özgürlüklerini korumak için gerekli ve önemli olduğunu belirtti. İfade özgürlüğünün kısıtlanmasını gerektirecek en önemli durumlardan birisinin nefret söylemi üretmek olduğunu vurgulayan Kıvılcım, incelediğimiz çok sayıda gazete haberinde açıkça nefret söylemi suçu işlendiğini ve adli makamların bu suçları işleyenler hakkında dava açması gerektiğini ifade etti. Son olarak Türkiye’de güvenlik politikaları gereği ifade özgürlüğünün sıklıkla çiğnendiğini ama nefret suçları ile mücadelede kararlılık gösterilmediğini gözlemlediğini söyleyerek öğrencilerin sorularını cevapladığı bölüme geçti.

Nefret Söylemi Nedir ve Nefret Söylemi Üzerine

“Nefret söylemi nedir” sorusu üzerine çalıştığımız için öncelikle bunun ne olduğunu ele almalıyız. Nefret söyleminin kesin bir tanımı yoktur. Her ülke kendilerince bu suç altına girebilecek her durumu yasaklamıştır. Fakat nefret söyleminin kabaca ne olduğunu anlatmak gerekirse şunu söyleyebiliriz: “Irkçı nefret, yabancı düşmanlığı, anti-semitizm ve hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimi. Hoşgörüsüzlüğe dayalı nefret, saldırgan millliyetçilik ve etnik merkeziyetçilik, ayrımcılık ve azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli kişilere karşı düşmanlık yoluyla ifade edilen hoşgörüsüzlüğü içermektedir.”[1]

Günümüzde ifade özgürlüğünün yanlış kullanıldığı durumlar giderek çoğalıyor. Artan toplumsal kutuplaşma bunun en önemli sebeplerinden biri. Tek çare ise bireyleri bilgilendirmek ve eğitmek. Ulus devletlerin vatandaşlarına yönelik sınırlandırmaların esnekleştiği, her bireyin bir dünya vatandaşı olmaya hazırlandığı bir çağda yaşıyoruz. Farklı kültürlerin ve milletlerin arasına karışıyoruz. Bunun sonucunda da hoşgörüsüzlük ve duyarsızlık ortaya çıkıyor. Kötü duyguların bireylerin arasına girmesini önlemek için onlara farklı insanları ve görüşleri kabul etmeyi küçük yaştan öğretmeye başlamak çok önemli.

Nefret Söylemi ve İfade Özgürlüğü Ayrımı

Pek çok durumda nefret söylemini ifade özgürlüğünden ayırmak oldukça güçtür. Nefret söylemleri, belli grupları hedefleyen ve hedef gösteren ifadeler olduğunu söylemiştik. Kimi zaman apaçık ortadadır, kimi zaman satır aralarında gizlidir. Ancak bir nefret söylemi daima nefret söylemidir ve bunu farkına varmak ve yayılmasına karşı çıkmak bizim bir birey olarak sorumluluğumuz olmalıdır. Beraber yaşamak istiyorsak hem birbirimize karşı duyarlı olmalıyız hem de ihtiyacı olduğunda diğer bireyi savunma cesaretini gösterebilmeliyiz.

Mahkemeler ifade özgürlüğünün sınırlanmasına yönelik talepleri ele alırken aşağıdaki listedeki unsurlara göre karar vermektedirler:

“İfade özgürlüğü kısıtlanan kişinin amacı.

İfadenin içeriği

İfadenin bağlamı (gazeteci veya siyasetçi)

Görüş ya da ifadelerin hedefi olan kişilerin profili

İfadenin ne kadar aleni olduğu ve potansiyel etkisi (yani yayımlandığı organ)

Kısıtlamanın doğası ve ağırlığı.”[2]

Biraz önce bir ifadenin nefret söylemi sayılıp sayılamayacağına dair unsurları belirtirken “ifade özgürlüğünün kısıtlanması” ifadesini gördük. Nefret söyleminin veya potansiyelinin bulunduğu ortamda işte bu, her zaman kısıtlanmamasını savunduğumuz, ifade özgürlüğüne bazı kısıtlamalar getirilebiliyor. Herkesin düşüncesini söyleme hakkı vardır fakat bu düşünceler başka birini incitecek düzeye geldiğinde ya da yine haklar üzerinden gidersek, durum söylemde bulunduğumuz kişinin haklarına müdahale raddesine gelmişse, ifade özgürlüğümüz kısıtlanabilir. Her ne kadar olumsuz bir durum gibi gözükse de nefret söylemi çatısı altında yine kişilerin haklarını koruma hatta belki de nefret söyleminde bulunan kişiyi ahlaken eğitme bağlamında olumlu sayılabilecek bir durumdur.

Tartışmanın Medya Ayağı

Medyanın nefret söylemini yaymada ve oluşturmada büyük bir rolü vardır. Medya, bu konuda belki de gözlerini dört açması en gerekli olan platformdur. Haber başlıklarını oluştururken, köşe yazılarını o günün gazetesine koyarken, haberin metnini yazarken… Bunların her birinde dikkatli olunması gerekir. Çağımızın da getirileriyle sosyal medya platformunda gerçekleşen her olay zihnimizde derin izler bırakabiliyor veya o kadar çabuk ve geniş alana yayılıyor ki söylemin hedefi olan kişilerin hakları hızla yok sayılıyor ve kişilerin onuru zedelenebiliyor. Bu açıdan sınırlamaların durağı en fazla medya olabiliyor.

Atölye çalışmasında pek çok haberin ilk bakışta masum göründüğü halde bizi başkalarını dışlamaya ve hor görmeye teşvik eden üstü kapalı ifadeler içermekte olduğunu fark ettik. Medya bizi başka kültürel, dini, etnik özelliklere sahip olan ya da görüşlerimizi paylaşmayan insanlara karşı hoşgörüsüz olmaya, hatta şiddet göstermeye teşvik ediyor. Sürekli çatışma yaşıyoruz. Söylüyoruz ama kimseye derdimizi anlatamıyoruz. Bu hep böyle mi devam edecek?

Ceren Ünal’ın Gözünden Atölye Çalışması…

Okulumuzda gerçekleştirdiğimiz çalışmanın medyada yer alan nefret söylemlerinin farkına varmamızda çok yararlı olacağını düşünüyorum. Çalışmaya katılan tüm öğrenciler değerlendirmelerini ciddiyetle yaptılar ve sunum aşamasında bizlere katılanlar da sunumumuzu dikkatle dinlediler. Herkes bir şeyler öğrenmiş ve kendini geliştirmiş bir halde o salondan ayrıldı. İfade özgürlüğünün başkalarının incinebileceği veya incitilebileceği yerde bittiğini unutmamalıyız. Biz yeni nesil olarak potansiyelimizin ve sorumluluklarımız neler olduğunu farkına varıyoruz. Sürekli gelişip değişiyoruz. İfademizde özgür olabiliriz ancak her özgürlüğün bize getirdiği bir sorumluluk var. Bu sorumluluğu taşımayı öğrenmeli ve bizden öncekilerin yapamadığını yapmalıyız.

Sedef Dündar’ın Gözünden Atölye Çalışması…

Grup çalışmalarının verimli geçtiğini kendi adıma ve gözlemlerim üzerine söyleyebilirim. Her öğrencinin konu üzerine bir fikri vardı ve bu fikirler kişilerin kendilerini olaya dâhil etmelerini kolaylaştırdı. Grup çalışmalarımız bu bağlamda tek yönlü ilerlemedi. Az sayıda öğrenciden oluşan küçük bir grupta çalışmanın gerek benim, gerek diğer öğrencilerin verimini arttırdığına inanıyorum. Konuya ilginin artması, soru sorma olanağının kolay gerçekleşmesi ve titiz bir ön hazırlığın sonunda (hazırlanan el kitapçıkları, haber kesitleri vb.) atölyemizin gerçekleşmesi konuyu öğrenmemize/pekiştirmemize büyük katkı sağladı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

[1] http://www.nefretsoylemi.org

[2] http://www.nefretsoylemi.org