Psikiyatrist Doç. Dr. Defne Eraslan’la “Sağlıklı Beslenme ve Bedenimin Psikolojisi”

453

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimiz, öğrencilerimizin duygusal, psikolojik ve sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla tüm lise yıllarına yayarak düzenlediği okul dışı uzmanlarla farklı konulardaki buluşmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda her iki yerleşkemizden lise Hazırlık, 9 ve 10. sınıf öğrencilerimiz,  Almanya’da SRH Klinikum Karlsbad’dan Psikiyatrist Doç. Dr. Defne Eraslan ile 4 Aralık Cuma günü “Sağlıklı Beslenme ve Bedenimin Psikolojisi” konulu web seminerinde bir araya geldi.

Güvenli okul projesi kapsamında öğrencilerimizle buluşan Eraslan, normalde ve pandemi döneminde ergenlerin yeme alışkanlıkları, sağlıklı beslenmenin önemi ve normalin dışına çıkıldığında görülen yeme bozuklukları konuşmasının ana başlıklarıydı. Kilo verme çabaları, sürekli diyette olma hali, yeme problemleri, stresli dönemlerde duygular regüle edilemediğinde yeme davranışı, pandemi döneminde karantinada yeme davranışı, değişen dünya düzeninde beslenme alışkanlıkları ve olası yeme problemleri ile baş etme konularında önerilerde bulundu.

Eraslan webinar buluşmasında şu konulara değindi:

“Yeni bir dünya düzeni var ve o yeni dünyanın yerlileri sizler olacaksınız.” Bu size büyük fırsatlara ek olarak sağlığınıza yükler getirebilir. Önemli bir yol ayrımındasınız. Sağlıklı olmak-olmamak, kilo almak-vermek, yeme problemleri, obezite konuları bu yeni dünyanın önemli gündemleri. Bruce Willis’in 2009 yapımı Surrogates filmi gibi: Sosyal medyada tüm resimlerimizle oynuyoruz, filtreliyoruz, en iyi olan fotoğrafımızı koymaya çabalıyoruz. Orada mutluyuz, fit’iz ama gerçek hayatımızda, evimizde beden sağlığımız da mutluluğumuz da dışarıdan gösterdiğimiz gibi değil. Sosyal medyada verilen ideal bedenler ilgili mesajlara, diyet, egzersiz örneklerine aldanmayın. Görünürde olana değil sağlıklı olana odaklanmamız bunu önemsememiz gerekiyor. Sağlıklı kiloda kalmak neden bu kadar zorlaşıyor? Covid pandemisinden çok önce obezite pandemisinden bahsediyorduk. Modern toplumlarda son 30-40 yıldır süpermarketler, hazır yiyecekler, reklamlarla giderek tüm toplum kilo alıyor, zayıflamaya çalışınca da diyet endüstrisi devreye giriyor. Sistem bir yandan şişmanlatırken bir yandan da zayıflatıyor. Kilo verme bir kısır döngü olarak karşımıza çıkıyor. Diyet yaparken yiyecekleri kısıtlıyor ardından kısıtlanan yiyeceklere aş erip diyetlerden vazgeçiyoruz. Vazgeçilen noktada aşırı yeme davranışı ve suçluluk hissi ile baş başa kalıyoruz. Bu noktada önemli olan sağlıklı beslenmeye odağımızı çevirmek.

Kilo verme ve yeme davranışı; bedeninden memnun olan ve olmayan, bedenini seven ve sevmeyen ergenlerin hayatlarına ve ilişkilerine farklı görünümlerde yansımakta. Sosyal medyada, dergilerde, televizyonda sürekli aşırı zayıf ya da fit kadın ve erkeklerin çekici olarak yansıtıldığını gören gençler, bunun için bir takım hızlı sonuç vereceklerini düşündükleri diyetlere yöneliyorlar. Ama bu diyetlerde kendilerini o kadar kısıtlıyorlar ki sonra bu sürdürülebilir olmaktan çıkıyor ve kendilerini mahrum bıraktıkları yiyecekleri aşırı tüketme ya da aşırı yağlı şekerli ve karbonhidratlı besinleri aşırı yeme ile sonuçlanıyor.  Bütün bu kilo alıp vermeler uzun vadede hem vücudun “set kilo” dediğimiz dengedeki kilosunu yukarıya çekiyor hem de yeme bozuklukları açısından risk yaratıyor. Yeme bozukluklarının en büyük ortak noktası bedeninden mutlu olmama, sağlıklı olsa bile daha fazla kilo vermek isteme ve yemek ve diyet konusunun neredeyse bir takıntı gibi sürekli gündemde olması. Bu kısır döngüye girmemek için kısa süreli mucize vadeden diyetlerden uzak durmak, genel olarak sağlıklı ve hareketli bir yaşam tarzı belirlemek çok önemli. Eğer gençler dış görünüş ve yemekle ilgili zihinsel uğraşlarının giderek arttığını düşünüyorlarsa yardım istemeliler.

Yeme davranışındaki kısır döngüye neden olan mindsetten çıkabilmek için ilkel beynimizin tutumlarımıza etkilerine değindi Sayın Eraslan. Yaşadığımız kısır döngünün arka planı evrimde yatıyor. İrademiz evrime karşı. İlkel beynimiz nedeniyle, sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek ve iyi alışkanlıklar kazanırken zorlanmamız normaldir. Zorlanmamız; başarısızlık ya da beceriksizliğimizle alakalı değildir. Sağlıklı yaşam kararlarımızı kontrol etmeye çalışırken beynimiz, bizi hayatta tutmaya çalışan, sürekli isteyen, kendisine keyif veren şeyleri ertelemekte zorlanan ilkel beyin kısımları kısmı ile savaşır. Bunu neredeyse tutturan, keyifli şeyleri ertelemeyen bir çocuğa benzetebiliriz. Beynimizin mantıklı kısmı bu ilkel, çocuk gibi şımarık dürtülerimizle baş edebilmek için çok güçlü olmalıdır. Kaygımız, stresimiz ne kadar çok ise beynimizin olgun kısmı sağlıklı yemek, ders çalışmak, geleceği düşünmek gibi davranışlara yönelmekte o kadar zorlanır, abur cubur yemek gibi dürtüleri kontrol edecek iradeyi o kadar az bulabilir.  O yüzden, sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için irademizi güçlendirmemizi sağlayacak önerilerde bulundu. Bunları sadece diyet ve egzersiz hedeflerinize ulaşmak için değil, uzun vadeli bir amaca yönelik bir çaba harcamanız gereken her durumda (ders çalışmak, yeni bir yetenek için çabalamak gibi) beyninizin mantıklı kısmını desteklemek için kullanabilirsiniz.

Sağlığımızı bozmadan irademizi nasıl güçlendiririz?

  1. Küçük ve net hedefler koymak: Hedeflerin ölçülebilir ve küçük olması. “Artık şeker yemeyeceğim”, “daha sağlıklı yiyeceğim”, “karbonhidrat almayacağım”, veya “…kiloya düşeceğim” hedefleri yerine bu hafta; “akşam yemeklerinde tatlı yemeyeceğim”, “bu hafta 3 kere 30 dakikalık yürüyüşlere çıkacağım” vb. yapılabilir, ölçülebilir, küçük hedefler koymak ve başlamak.
  2. Aynı anda çok hedef yerine bir seferde tek hedef belirlemek.
  3. Hayatımızdaki kaygı ile baş edebilmek için spor ya da meditasyon yapmak: Düzenli spor yapmak, online eğitim sürecinde hem yeme davranışını hem de olumsuz duyguyu regüle etmede son derece önemli.
  4. Uyku hijyenine dikkat etmek: Uyumadan 1 saat önce telefon, bilgisayar ekranı ile ilişkiyi kesmek. Mavi ışığın yarattığı gündüz algısını sonlandırmak.
  5. Mindful yeme davranışı geliştirmek: Mindfull yediğimizde doyduğumuzu fark ediyoruz. Mindfull yeme kavramına odaklanmak, yemeğe odaklanmak. Yemek yerken TV izlememek, elektronik ekrandan uzak kalmak, yediklerimizin tadını almak, tadını çıkartmak, küçük lokmanlar halinde, yavaş ve duraksayarak yiyin.

Yeni, sağlıklı alışkanlıklar edinmek için öğrencilerimize “Şu an yaşamınızda değiştirebileceğiniz neler var?”, “Sağlıklı yaşamak için neler yapabilirsiniz?” sorularını yönelten ve üzerine birkaç dakika düşünmelerini isteyen Eraslan onlardan hedeflerini yazmalarını, hedeflerini yaparken kimlerden yardım alabileceklerini de belirtmelerini istedi.

Eraslan’ın işlevsel önerileri;

  1. Ailenizle iş birliği yapın: Evde sağlıklı besinler, sağlıklı yiyeceklerin bulundurulması ve sağlıklı yemek isteğinizi ailenizle paylaşın.
  2. Sporunuzu ve yiyeceklerinizi önceden planlayın.
  3. Sporu önceliğinize alın. Pandemide karantinada evde yapabileceğiniz pratik egzersizlere odaklanın.
  4. Hayattaki diğer alanlara da yönelip, hobiler edinin, kendi bütünlüğünüzün farkına varın.
  5. Duygu ve düşüncelerinizi ifade edin. Yemek duygusal rahatlama aracınız olmasın. Sıkılıp, üzülünce yemeğe sarılmamaya özen gösterin.
  6. Yapamadıklarınızı değil yaptıklarınızı görün, yaptıklarınıza odağınızı çevirin. Kendinizi suçlamayın. Yapabildiklerinize odaklandığınızda kendinize güveninizin de arttığını görmüş olacaksınız.

Eraslan; dönemin en önemli özelliğinin ergenin kendi benlik ve beden algısı olduğunu, kendini sevmesinin önemine değindikten sonra webinar sona erdi.