Öğrencimize “Kuşlar” Öyküsüyle Mansiyon Ödülü

810

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Ahsen Defne Gönener (7C), Özel Bahçeşehir Neslin Değişen Sesi Ortaokulunun 31 Mart – 24 Nisan tarihleri arasında düzenlediği “Tuvalden Kaleme – Şiir ve Öykü Yazma Yarışması”nda “Kuşlar” öyküsüyle Mansiyon ödülü aldı.

Kuşlar

Annem ve ben bir evde yaşıyorduk.  Annem sessiz bir kadındı, ipek gibi kumral saçları ve yorgun görünen gözleri vardı. Annem hep; evimizin yeşilliklere bakan, sade bir deseni olan balkonunda gri kedisi Balık ile oturur kuşlara bakardı. Annem ve ben bu kuşları besliyorduk, hatta bazısına isim bile vermiştik. Annem hep bana kuşların çok değerli ve güzel hayvanlar olduğunu söylerdi. Kuşların yeniden hayatı bulmayı simgelediğini söylerdi. Annem uzun zamandır pek iyi hissetmiyordu. Daha sonra annem daha da kötü hastalandı ve onu kaybettim. Ninem benimle yaşamaya bizim eve taşındı. Şimdi annem gideli neredeyse altı ay oldu. O zamandan beri balkona adımımı bile atmadım.

Evde ninem ile oturmuş televizyon seyrediyorduk. Aniden balkondan sesler gelmeye başladı. Ninemle birlikte balkonun içine baktık. Annemin kedisi Balık balkonda bir kuşa zarar vermeye çalışıyordu. Bunu görür görmez balkona hiç düşünmeden girdim çünkü o kuşlar benim için çok değerliydi artık. Balık’ı oradan kovarak kuşun yardımına koştum. Mutfaktan bir paket ıslak mendil alıp yaralarını sildim ve veterinere götürmesi için nineme emanet ettim. Bunu yaptıktan sonra hala balkonda olduğumu fark ettim. Annemin hep oturduğu o sandalyeye oturdum ve kuşları izledim. Kuşlar yuvalarına doğru uçuyordu. Yuvalarına dikkatle bakınca ışıltılı bir şeyler olduğunu fark ettim. Bir süre sonra da balkonumuzu incelemeye başladım. Bu balkonun benim için manevi bir değeri olduğunu bildiği için aynı şekilde ninem de uzun zamandır buraya girmiyordu. Çok tozlanmıştı. Yanımda kuşun yaralarını sildiğim ıslak mendillerden vardı. Bir tane alarak yeri silmeye başladım, ama fazla sert silmiş olacağım ki, bir anda parkelerden biri çıkıverdi! Parkeyi tam geri yerine koyacaktım ki parkenin altında zemin değil; bir delik olduğunu ve deliğin içinde ise bir kutu olduğunu fark ettim. Heyecanla kutuyu delikten çıkardım. Annemin bana bir mektup veya değerli bir şey bırakmış olabileceğini düşünüyordum. İçinden sadece minik, tozlu bir kâğıt çıktı. Kâğıtta “Dikkatle izlersen bu kuşları, anlayabilirsin en küçük detayları.” yazıyordu.

Düşünmeye başladım… Annem bu sözüyle ne kastetmiş olabilir di ki? Annemle ben küçükken sürekli hazine avcıları oynardık. Annem şifreli bilmeceler yazar ve beni hazineye yönlendirirdi. Ancak annemin oyunları genelde bundan daha basit olurdu. Bir süre daha düşündükten sonra artık bunun bir oyun olmadığını düşünmeye başladım. Belki de bunun benim ile bir alakası yoktu. Vazgeçtim. Balkona çıkmaktan pişman olacağımı biliyordum.

Salona geri gittim ve televizyonumuzu açtım. Sonra da televizyonu izlerken uykuya daldım…Kafamda hâlâ “Dikkatle izlersen bu kuşları, anlayabilirsin en küçük detayları.” cümlesi geçiyordu. İşte o an kafama dank etti! Hızla balkona çıktım ve kuşların yuvalarına uçmasını izledim. İşte, o yuvalardan birinde bir saat kadar öncesinde gördüğüm ışıltılı şeyleri tekrar gördüm. Hızla evden çıkıp yuvanın olduğu ağacı bulup ağaca tırmanmaya başladım. Bir kaç denemeden sonra sonunda yuvanın bulunduğu dala yetiştim ve yuvanın yanına oturdum. Dal, beni taşıyabilecek kadar güçlü görünüyordu. O yüzden hiç vakit kaybetmeden o ışıltılı şeyi avuçlayıverdim. Yakından bakınca bununda bir kutu olduğunu fark ettim. Hemen içini açtım. İçinde tekrardan bir kâğıt vardı, tekrar içinde bir harita vardı. Evet, bu annemin bana eskiden hazırladığı oyunlardan biriydi ve şimdi de haritada x sembolüyle gösterilen yeri bulacaktım. Haritaya baktım, ona göre doğru koordinatları izleyerek bahçede kuşların yemlerinin konulduğu bölgeye geldim. Gerçekten de kazmaya başladım. Bir süre kazdıktan sonra küreğim sert bir şeye çarptı. Üzerindeki toprakları sildim ve içinde ikimizin fotoğrafı duruyordu.

Bu kuşlar gerçekten de sihirliydi.

Ahsen Defne Gönener (7C)