Öğrencimize “Haklarımla Çocuğum” Kompozisyon Yarışmasında İkincilik

463

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Deniz Özbek (8G), İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 18 Şubat – 25 Mart tarihleri arasında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlediği “Haklarımla Çocuğum” konulu kompozisyon yarışmasında Beşiktaş ilçe 2.si oldu. Öğrencimiz bu başarıyı aşağıdaki yazısıyla elde etti.

Atatürk’ün Işığında Yürüyecek Çocuklar

Çocuk; sevgidir, yaşama açılan umuttur.

Her çocuk;  kim olduğunu, ailesini, çevresini tanımaya çalışırken adım adım öğrenir  haklarını. Çocuk olmanın mutluluğunu  ana kucağında yaşarken hangi hakların diğerinden daha önemli olduğunu ve bu hakların sınırının nerede başlayıp nerede biteceğini  bizzat yaşar.

Çocuk olmak özel olmaktır. Her sevginin katıksızını duyumsamaktır. Her alanda biricikliğini hissettiren yakın çevrenin sunduğu imkanları doyasıya kullanabilmektiir. Diğer bir deyişle bitmeyen haklara sahipmiş gibi dünyaya meydan okumaktır. Büyüdükçe  hak kavramına bakışımız değişse de  temelde hepimizin özgürlüğe açılan ilk kapısıdır haklar. Sözlükler,“Hak, kişinin hukuken korunan ve sahibine bu korumadan yararlanma yetkisi veren bir menfaattir.”der.  Bu tanımdan yola çıkacak olursak hak,  dünyaya geldiğimiz andan itibaren her insanın varlığını sürdürmesine fırsat veren imkanlar bütünüdür.

Peki,  çocuklar açısısından bu hakların önemi  nedir? Çocuk olmak, doğal olarak pek çok temel hakkı kullanmakla başlar: yaşama, beslenme, barınma, eğitim, sağlık.. Çocuk hakları; ayrım gözetilmeksizin onların yaşamasını ve gelişmesini temel alır.  Toplum; çocuğun sağlığının korunmasından, sağlıklı beslenmesinden, bedensel bütünlüğüne zarar gelmeden yaşamasından, bilimsel ve çağdaş bir eğitim alarak geleceğini belirlemesinden sorumludur. Bu sorumluluğu üstlenen toplumlarda yetişen çocuklar mutludur. Ekonomik anlamda güçsüz ülkelerde büyüyen çocuklar ise sağlıksız koşullarda yaşar ve pek çok hakkını kullanma imkanı bulamaz. Fırsat eşitsizliğinin ayrıştırdığı bu  çocuklar ne yazık ki haklarından habersiz- haberli olsa bile çözümsüz kaldığından- farklı kaderleri yaşarlar. Benim ülkemde de çocukların haklarını kullanamadan yaşadığı dönemler oldu. Kurtuluş Savaşı sırasında önemli olan tek şey, ulusal bağımsızlığımızdı. Yaşanan toplumsal sıkıntıları, acıları, yoklukları büyükler kadar çocuklar da paylaştı. Bağımsızlığımıza boyunduruk vurmak isteyen uluslar, Türk ulusunun inançlı mücadelesi karşısında yenilgiyi kabullenmek zorunda kaldı.

Büyük Kurtarıcımız Atatürk, zaferden sonraki süreçte ikinci bir savaşı başlattı. Ulusuna layık gördüğü medeni koşulları bir bir toplumsal hayata kattı. Sabırla, özveriyle, bilimle, sanatla yoğurarak her düşüncesini  gerçeğe dönüştürdü.

Ve çocuklar… Atatürk için, çocuklar çok özeldi. O,  kocaman yüreğinde her çocuğa yer açtı. Onları en yüksek mevkilerde  görme özlemiyle yanıp tutuştu. Çocuklara yüzlerce haklar sundu, fırsat eşitliği yarattı. Zengin, fakir; köylü, kentli demeden onları geleceğin özgür, çağdaş bireyleri olarak yetiştirmek için verdiği hakları, yasalarla güvence altına aldı.

Çocukların boyun eğen değil, liderlik edecek kapasitesi olan büyüklere evrilmesi inancıyla  çocuklara 23 Nisan’ı armağan etti. Bu armağan aslında Atatürk’ün  çocukları,  egemenliğin teminatı gördüğünün bir kanıtıdır. Geleceğin büyükleri olan çocuklar, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı içinde var olmakla en onurlu  hakkı ve  beraberinde de sorumluluğu aldı. Onun biricikliği  Ata’sının verdiği armağanla tartışılmaz kılındı.

Bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 102. yılını yaşıyoruz.

O günden bugüne ve yarınlara Atatürk’ün aydınlığında  elde edilmiş haklarımızı koruyarak yürüdük ve yürüyeceğiz.

Hem de sonsuza dek…

Deniz Özbek (8G)