Öğrencimiz “En Sevgiliye Mektup” Yarışmasında İlçe 2.si

144

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Tuana İnce (8B), 19 – 22 Kasım tarihleri arasında Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği “En Sevgiliye Mektup” yarışmasında yazdığı aşağıdaki mektupla İlçe 2.si oldu. Bu yarışma, “Mevlid-i Nebi Haftası” kutlama programı ve etkinlikleri kapsamında Beşiktaş ilçesi ortaokul öğrencileri arasında gerçekleşti.

 

Ey güzeller güzeli, Rabbimin sevgilisi!

Ey Ebubekir’in mağara arkadaşı ve dostu,  Ömer’in yoldaşı, Ali’nin kılıcı ve ciğerparesi, Hasan ve Hüseyin’in dedesi, Fatıma’nın gözünün nuru, Hatice’nin hayat arkadaşı ve Ümmet’in rehberi, selam olsun sana!

Sevgili Peygamberim,

Sana mektup yazma yarışması düzenlendiğini duydum. Eğer izin verirsen ben de yüreğimdeki duyguları aktarmak isterim. Sonuç ne olursa olsun senin o ulvi makamına yazma fırsatı bulduğuma şükredeceğim. Biliyorum ki bu satırlar çağları aşıp bir şekilde sana ulaşacak, yüreğine dokunacak.

Sevgili Peygamberim,

Sen örnek bir kişilik, düşünceli ve yardımsever bir insansın. Hiçbir zorluğa boyun eğmedin, önüne engeller çıksa da İslamiyet’i yaymaktan hiç vazgeçmedin. Sana saygı duyuyor ve seni çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de hedeflerim ve hayallerim için elimden gelenin en iyisini yapmaya razıyım.

Sen yardımsever ve alçak gönüllüsün. Çünkü ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’ sözün söylediklerimi kanıtlıyor.

Sen; en güvenilir insanlardan birisin, zamanında insanlar eşyalarını gözü arkada kalmadan sana emanet eder, bir sorun olduğunda hep sana danışırdı. İşte bu yüzden sana verilen ‘El Emin’ sıfatına çok imreniyorum. Ayrıca senin gibi güvenilir ve adaletli olmak için çaba sarf ediyorum. Sabırlı olman çoğu insanı özendiriyor çünkü çoğu insan sabırlı olmayı başaramıyor.

Sen yaratılan en güçlü insansın, daha doğmadan babanı kaybederek en büyük acıyı yaşamış, ailenden birçok kayıp vermene rağmen asla isyan etmemiş ve bulunduğun duruma göğüs germişsin. Ben de senin kadar güçlü olmaya ve zorluklara karşı dimdik durmaya gayret ediyorum.

Yürürken sahabelerinin gerisinden yürür, birisiyle karşılaştığın zaman önce sen selam verir; gereksiz yere konuşmaz, kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdin. En ufak nimete bile saygı gösterirdin. Dünya için, dünya işleri için kızmaz fakat bir hak çiğnenmek istendiği zaman da asla buna izin vermezdin.

Hak, adalet, eşitlik senin doğanda değer kazanıp halkına da aynı duyguyu aktarmak için örnek davranışlar sergilerdin. Emeğe saygı duyar, alın terine değer verirdin.

Hiçbir çirkin söz söylemez ve hiçbir çirkin harekete tenezzül etmezdin. Kötülüğü kötülükle karşılamazdın, bağışlardın.

Nazik, anlayışlı bir insandın ve insanlara değer verirdin. Sen değil miydin, önemli bir savaşa giderken köpek yavrularına süt verip korkmasın diye kocaman orduyu bir süre durdurup başlarına nöbetçi diken?

Peygamber olmana rağmen insanlara tepeden bakmaman, kendini yüce görmemen, alçakgönüllü oluşunun göstergesi değil midir?  Ben de aynı şekilde insanların kendileri üstün görmemesi gerektiğine inanıyor, bu yüzden seni örnek alıyorum. Yaşamın boyunca hayvanlara ve doğaya zarar verilmemesi gerektiğini savunman beni çok etkiledi. Çünkü hayvanları ve doğayı korumamız gerektiğini düşünüyorum. Ben de hiçbir canlıya zarar vermiyor, evdeki ekmek kırıntılarını, yiyecek artıklarını sokaktaki aç hayvanlara veriyorum. Elinde olanla yetinmen ve şükretmeyi bilmen şu anda çoğu insanın başaramayacağı bir şey.

Sen hiçbir zaman din, dil, ırk ayrımı yapmadın, farklı dinlere mensup olan kişilere saygı duydun ve insanı insan olduğu için sevdin. Bir sözünde ‘İnsanlara merhamet etmeyen kimseye Allah da merhamet etmez’ demişsin.  Ben de hayatıma bu bakış açısıyla devam edip seni örnek alıyorum.

Ey âlemlere rahmet olarak gönderilmiş koca yürek!

Ey sevgililer sevgilisi! Ey Allah’ın davetçisi!

Bir öğünlük yemeğini bile yoksullara verdiğin için ailece aç sabahladığınız çok geceler olduğunu öğrendim. Sen, bütün çocukları çok severmişsin. Çocuklardan birinin kuşu ölmüş Medine’de. Sen kalkıp ona baş sağlığına gitmişsin. “Kuşun ölmüş, ben de çok üzüldüm.” demişsin o çocuğa. Çocuklara gösterdiğin özel sevgini keşke günümüzde her insan örnek alsa… Şimdi hangi büyük, bir çocuğun kuşu veya balığı ölse ziyaret eder ki? Bunu sen düşünmüşsün.  Çocukların hırpalandığını duyduğum zaman aklıma hep sen geliyorsun, bu çağda yaşamış olsaydın biliyorum ki bizi korurdun. Bazı insanlardaki kini, öfkeyi sevgiyle ıslah ederdin.

Senin örnek davranışınla ilgili duyduklarım hiç aklımdan çıkmıyor. Yanından bir Yahudi cenazesi geçtiğini görünce ayağa kalkmışsın. Ona rahmet okuduğunu görüp şaşıranlara “O, önce insan.” diyen kimsesizlerin kimisin sen.

Sevgili peygamberim, sana olan özlemimi anlatmakta biliyorum ki biçareyim. Eğer mümkün olsaydı yüreğimizi daraltan sıkıntıları sana tek tek anlatabilmek isterdim. Bugün dünyanın pek çok yerinde savaş, baskı ve zülüm var.

Renginden, dilinden,  dolayı ayrımcılığa maruz kalan binlerce insan mülteci olup yollara düştü. Müslüman olduğu için ezilen, öldürülen insanlara uzanan eller öylesine az ki… Bu tabloya seyirci kalan toplumlar nasıl uygarım diyebiliyor?

Ben; sevgi, barış istiyorum. Kimsesizlerin sesine kulak verenler artıkça sofraların bereketleneceğine inanıyorum. Çünkü sen de paylaşmayı severdin. Bildiğiyle amel etmeyen bilgi hamalı olur, diyen ailem de bize azla yetinmeyi, varlığa şükretmeyi öğretti. Pek çok din âliminin, ozanın senin büyüklüğün karşısında dile gelip söylediği nice güzel sözleri her fırsatta evde paylaşıyoruz: Mevlana’ya “Seçilmiş Muhammed’in yolunun türabıyım.” dedirten, senin hasretin değil mi?

Yunus’a “Arayı arayı bulsam izini/ İzinin tozuna sürsem yüzümü/ Hak nasip eylese görsem yüzünü/ Ya Muhammed canım arzular seni.” dedirten, aşkın değil mi? Habeşistan Kralı Necaşi’ye “Bu saltanata bedel keşke Hz. Muhammed’in hizmetkârı olsaydım.” dedirten, senin özlemin değil mi?

Alman Başbakanı Bismarck’a “İnsanlık senin gibi seçkin bir kudreti bir defa görmüş. Bundan sonra bir daha göremeyecektir. Ya Muhammed! Senin çağdaşın olamadığımdan dolayı üzgünüm. Manevî huzurunda tam bir hürmetle eğiliyorum!” dedirten, senin muhabbetin değil mi? Sana, susamış kalplerin susuzluğunu, âşık kalplerin hasretini gönderiyorum.

Ey gönüllerin ilacı ve mazlumların miracı Sevgili Peygamberim Hz. Muhammed,

Bana her zaman örnek oldun ve olmaya devam edeceksin, hadislerinin hedefime giden yolda bana ışık olacağına eminim. Sana, bize hediye ettiğin her şey için çok teşekkür ederim.

Hoşça kal Efendi’m.

Sevgi ve saygılarımla.

 

Tuana İnce (8B)