Özgüvenli Çocuk Yetiştirmede Aileye Düşen Görevler

2996

Eğitimde velilerinin de desteğinin önemine inanan Terakki, 18 Ekim Pazar günü Tepeören Yerleşkesinden anaokulu ve ilkokul velilerini Prof. Dr. Norma Razon ile Konferans Salonu’nda bir araya getirdi.

Razon, “Özgüvenli çocuk” kavramının ne anlama geldiğini veli grubundan duyarak sunuma başladı. Özgüveni tanımlarken, güvensiz çocukların özelliklerinin neler olduğuna da değindi. Bu noktadan hareketle bir çocuğa güvenli diyebilmek için, kendini doğru ifade edebilen, farklı fikirlerini söyleyebilen, gerektiğinde hayır diyebilen, eleştiriye açık, girişimci, kendi kararlarını alabilen, çözüm üretebilen, mücadele eden, çözüm bulamadığı durumlarda yardım talep edebilen, kendini savunabilen, risk alabilen, bağlı ama bağımlı olmayan vb. özelliklerin hepsini değilse de bir kısmını taşıyan çocuklardan bahsettiğimizi vurguladı.

Bir çocuğun güvenli olmasında anne babasının yanı sıra, o çocuğa bakım veren diğer kişilerin ve öğretmenlerinin yaklaşım tarzının da önemli olduğunun altını çizdi. Yetişkinlere düşen görevleri dört ana başlık altında topladı:

  1. Sevgi ve şefkat:
    Yaşı ne olursa olsun her bireyin sevildiğini hissetme ihtiyacı vardır. Değerli hocamız, bebeklik döneminde, kucaklayarak, öpüp koklayarak ifade ettiğimiz sevgimizin, süreç içerisinde gerek dile getirerek gerekse farklı tutum ve davranışlarımızla göstermemizin öneminden bahsetti.
  2. İlgi ihtiyacı:
    Sevgiyi göstermenin yanında, çocuklarımızı daha iyi tanıyabilmek, ihtiyaçlarını farkına varabilmek için onlarla zaman geçirilmesinin gerekliliğini ifade etti. Bu geçirilen zaman içerisinde, onlarla çeşitli aktiviteler yapılasının ilgi ve yeteneklerini bizzat görmemiz için çok önemli olduğunu anlattı.
  3. Güven ihtiyacı:
    Yaşına uygun sorumlulukları üstlenmeleri, seçim yapma, karar verme ve sorun durumlarında kendi çözümlerini üretebilecekleri konusunda onlara güvendiğimizi hissettirmenin öneminden bahsetti.
  4. Özgürlük ihtiyacı:
    Gelişim basamaklarında çocuklarımızın üstesinden gelebileceği konularda onları desteklemenin ve atacakları adımlar konusunda arkalarında durmamızın önemini vurguladı. Çocuklarımızın yapabileceklerini biz yetişkinlerin kaygıları nedeniyle engellemememizi ve becerilerini geliştirmelerine olanak sağlamamızı salık verdi. Bunun yanında özgürlük derken sınırsız bir özgürlükten bahsetmediğini çünkü her çocuğun güvende hissedebilmek için sınırlara ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Tüm bu ana başlıklar yanında, doğumdan itibaren çocuklarla etkili iletişim kurulmasının, onları yargılamadan, can kulağı ile dinlemenin, istendik davranışlarının fark edilip olumlu geri bildirim verilmesinin ve istenmeyen davranışları karşısında da tutarlı olunmasının önemini vurguladı. Ardından soru cevap bölümüyle konferans sona erdi.