Gençler 21. Terakki Tarih Günleri’nde Buluştu

    171

    Lise öğrencilerinin Tarih alanında yürüttüğü en uzun soluklu etkinliklerden biri olan Terakki Tarih Günleri’nin yirmi birincisi 7 – 10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşti. Çeşitli okullardan yaklaşık 80 öğrenci ve öğretmenin katılımıyla her iki yerleşkemizde düzenlenen Terakki Tarih Günleri’nin bu yılki konusu “Cumhuriyetin İlk 50 Yılında Tarih Ders Kitapları ve Tarih Anlatısı” idi.

    Öğrenci, öğretmen ve akademisyenlerden oluşan farklı bileşenleri aynı tartışma platformunda bir araya getiren Terakki Tarih Günleri, gençlerin tarihimizin tartışmalı alanlarında araştırma, öğrenme, paylaşma ve tartışma kültürü oluşturmalarının yanı sıra, temel bir tarihsel perspektif geliştirmelerine katkı sağlamayı amaçlıyor.

    Tarih Günleri çalışmalarında Levent ve Tepeören Yerleşkelerimizden liselerimiz, Getronagan Ermeni Lisesi, Koç Özel Lisesi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi, Özel Amerikan Robert Lisesi, Ulus Özel Musevi Lisesi, Üsküdar Amerikan Lisesi yer aldı.

    7 Mayıs Salı günü Terakki Tarih Günleri’nin açılış etkinliği olarak, Tepeören Yerleşkemizde Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan konuğumuz oldu. Alkan, Konferans Salonumuzda öğrencilerimize “Cumhuriyetin İlk 50 yılında Tarih Ders Kitapları ve Tarih Anlatısıbaşlıklı bir konferans verdi.

    Alkan, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim dalındaki görevine siyasi tarih profesörü olarak devam ediyor ve aynı zamanda Tarih Vakfı Başkanlığını yürütüyor.

    Alkan, konuşmasında önce dünyada modern eğitim ve okullaşmanın 19. yüzyılda başladığından bahsederek; ulus-devletleşme süreçlerinde derslerde nelerin öğretileceğinin, özellikle Tarih dersi bağlamında siyasi iktidarların önünde önemli bir mesele olduğunu belirtti. Tarih derslerine; kim olduğumuzu anlatma, kişilere ve topluma bir kimlik verme ve yönetenlerin politikalarını meşrulaştırma işlevlerinin yüklendiğini anlatan Alkan, bu bağlamda Tarih ders kitaplarında bazı konuların özellikle vurgulandığını, bazı konularınsa unutturulduğunu vurguladı.

    Konuşmasına Osmanlı ve Cumhuriyet’in ilk 50 yılındaki ders kitaplarından örnekler vererek devam eden Alkan, Abdülhamit dönemi ders kitaplarında I. Meşrutiyet’in ilanında etkili olan aydınların isimlerinin hiç geçmediğini, ancak Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle ders kitaplarında yoğun bir eleştiriye tabi tutulduğunu anlattı. Kazım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay gibi Milli Mücadele kahramanlarının 1926’ya kadar ders kitaplarında vurgulandığını, ancak Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi ayrışmalar nedeniyle 1927’den itibaren adlarının ders kitaplarında yer almadığını ve Milli Mücadele kahramanı olarak sadece Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın vurgulandığını belirtti.

    Alkan, uzun yıllar Tarih ders kitapları yazan Enver Behnan Şapolyo’nun 1950, 1959, 1960, 1972 yıllarında yazmış olduğu kitaplarda, Tarih anlatımının nasıl değiştiğini örneklerle aktardı. Öğrencilerimiz, değişen siyasi iklimin aynı yazarın kaleminden Tarih ders kitaplarına nasıl yansıdığını gördü. Alkan, öğrencilerimizin sorularını yanıtladıktan sonra konferans sona erdi.

    Tarih Günlerimiz, 9 Mayıs Perşembe günü Levent Yerleşkemizde Lise Kütüphanemizde devam etti. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da söz, ağırlıklı olarak gençlerdeydi. Tüm katılımcı okullardan öğrenciler, II. Meşrutiyet’in farklı temalarından hazırladıkları sunumları birbirleriyle paylaştılar ve böylece hem dönemi farklı açılardan ele aldılar hem de çok yönlü bir şekilde tartışma fırsatı buldular. Bu yıl okulların sunum konuları şunlardı:

    • Ulus Özel Musevi Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve Orta Asya Türk Tarihi Anlatısı”
    • Özel Amerikan Robert Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve Türk-İslam Tarihi Anlatısı”
    • Koç Özel Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve İlkçağ Uygarlıkları Anlatısı”
    • TV Özel Şişli Terakki Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve 1. Dünya Savaşı Anlatısı”
    • TV Özel Şişli Terakki Tepeören Anadolu Lisesi“Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve Milli Mücadele Anlatısı”
    • Üsküdar Amerikan Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitaplarında Kadın İmajının Karşılaştırmalı Analizi”
    • Getronagan Ermeni Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve Azınlıklar Anlatısı”
    • ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi “Cumhuriyetten Günümüze Tarih Ders Kitapları ve Dış Politika Anlatısı”

    Lise Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölüm Başkanımız Mine Koçak Yalaz, sunumlarla ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: “Katılan tüm okullar ciddi bir hazırlık sürecinden geçtiği için, öğrencilerin sunumları, paylaşımları ve yürüttükleri tartışmalar heyecan verici derecede yüksek bir akademik seviyedeydi. Bu yaklaşımları hazırladıkları sonuç bildirgesine de yansıdı. Konuya dair tespitlerini ve geliştirdikleri çözüm önerilerini dinlediğimizde, öğretmenler ve konuk akademisyenler, yani salondaki yetişkinler olarak bizler gençlere fırsat vermenin, üretecekleri fikirlere açık olmanın gerekliliğini bir kez daha fark ettik. Öğrenci, öğretmen, akademisyenlerden oluşan farklı bileşenlerin karşılıklı bir öğrenme süreciydi bu.”

    Katılımcı öğrenciler, 10 Mayıs Cuma günü küçük gruplara ayrılarak bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Öğrenciler kendilerine verilen “Tarih anlatısı ve tarih eğitimi toplumsal ve küresel barışın ve duyarlılığın inşasına katkı sağlayacak biçimde tasarlanabilir mi? Nasıl?” sorusuna ilişkin uzun bir tartışmanın ardından edindikleri fikirleri bir araya getirerek bir sonuç bildirgesi hazırladılar.

    Sonuç bildirgesinde öğrenciler, Tarih dersi müfredatının ve ders kitaplarındaki tarih anlatısının değişen siyasal rejimler veya politikalarla birlikte sıkça değişime uğradığı, bu dersin aslında bir propaganda aracı olarak kullanıldığı tespitlerini paylaştılar. Toplumsal barış ve küresel duyarlılık geliştirmenin bir aracı olarak Tarih derslerinin, ayrıştırıcı ve yüceltici bir çerçeveden çıkarılması, ötekileştirmeyen, aksine farklılığa saygıyı ve empatiyi vurgulayan bir çerçevede verilmesi gerektiğini vurguladılar. Tarih derslerinin böyle bir çerçeveye oturtulması için gerekenleri maddeler halinde yazan öğrenciler, dünya tarihi anlatısının tek bir dersle sınırlı olmamasını, Türk tarihinin, dönemin dünya tarihi içindeki yeri içinde verilmesi gerektiğini belirttiler. Ders kitaplarının olgu sıralamaktansa, neden sonuç bağlantılarının vurgulanacağı şekilde hazırlanması, farklı bakış açılarına yer verilmesi ve böylece öğrencilerde sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmesi de talepleri arasındaydı. Bildirgenin sonuç bölümünde, Tarih eğitiminin “makbul vatandaş”ı yaratmak üzere tasarlandığı argümanından hareketle, taleplerinin çerçevesini genişlettiler ve Tarih dersinin ötesinde eğitim sistemine genel bir öneri oluşturdular: “Makbul vatandaş” kavramının içeriğinin ve “biz”i yücelten ve “öteki”ni aşağılayan bir vatandaş kimliğinin değişmesi gerektiğinin üzerinde durdular. Onların deyimiyle: “Makbul vatandaş tanımlanacak olursa hoşgörülü, önyargılardan uzak, duyarlı, farkındalık sahibi, sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısına sahip bir dünya vatandaşı olarak ifade edilebilir.”

    Atölye gruplarının temsilcileri atölye bildirisini yazmak üzere grubun genelinden ayrılırken, diğer öğrenciler serbest kürsü anlayışıyla organize edilen bir forum gerçekleştirdiler. Forumda öğrenciler ders kitaplarında kullanılan ayrımcı, ötekileştirici ifadelerin etkilerini; ezberci eğitim ve sorgulayıcı eğitimin öğrenciler üzerindeki etkilerini; tarih dersleri ve ders kitaplarının öğrenciler ve toplum üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini; tarih ders kitapları ve müfredatlarının oluşturulmasına etki eden faktörleri ve tarih ve diğer sosyal bilim disiplinlerine lise ve üniversitede neden daha az zaman ve kaynak ayrıldığını sorgulayıp tartıştılar. Cevaplarını bulamadıkları soruları öğleden sonraki oturumda konuşacak tarihçilere sormak üzere bir kenara not ettiler.

    10 Mayıs Cuma günü öğleden sonra oturumunda, önce öğrenci atölyelerinin sonuç bildirgesi okundu. Ardından gerçekleştirdiğimiz panelde ise Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkılapları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Kırlı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Şimşek konuğumuz oldu. İki gün boyunca etkinliğe katılan tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra lisemizin 10 ve 11. sınıf öğrencileri de dinleyiciler arasındaydı.

    Prof. Dr. Cengiz Kırlı, konuşmasında öncelikle tüm bilimsel disiplinlerin 19. yüzyılda hangi ihtiyaçları karşılamak üzere doğduğundan bahsetti ve zaman algısının önemini vurguladı. Ortaçağ’a hâkim olan döngüsel/tanrısal zaman algısında değişmezliğin esas olduğunu, popüler kültürdeki “topraktan geldik, toprağa gideriz” gibi deyişlerin de bu bakışı ifade ettiğini açıkladı.

    Fransız Devrimi ile sıradan insanların monarşiyi devirip kendi sözlerini söyleyebilecekleri bir siyasi rejim olarak cumhuriyeti kurmalarının, aynı zamanda “değişimin varlığı” ve “kaçınılmazlığı” fikrini ortaya çıkardığını belirten Kırlı, değişim fikrinin Avrupa’da, hatta Osmanlı’da siyasi iktidarları kaygılandırdığını anlattı. Bu aşamada, siyasi iktidarların “değişimi engelleyemiyorsak, ölçebilmeliyiz, tahmin edebilirsek yönlendirebiliriz” düşüncesine yöneldiğini, bugün bildiğimiz bilim dallarının da bu şekilde oluştuğunu ifade etti. Bilim dallarına atfedilen misyonun oluşan yeni dünya sistemini meşrulaştırmak ve güçlendirmek üzerinden tarif edildiğini, üniversitelerin doğuşunun bu kaygının bir sonucu olduğunu ve okullarda verilen eğitimin de bu çerçeveden kurulduğunu anlattı.

    Tarih disiplininin 1950’li yıllardan itibaren epeyce değiştiğini belirten Kırlı, yine de objektifliğin bilerek ve isteyerek çarpıtmalara girişmemek olduğunu; ancak tarihin geçmişte ne olduğuyla değil, daha çok güncel siyasi ve toplumsal problemlerimize çözüm aradığımız bir sığınak olduğunu ifade etti. Bu anlamda, arşivlerden siyasi görüşlerimize göre farklı hikâyeler oluşturacak malzemelere ulaşabileceğimizi, Tarih anlatısının buna göre değişiklik gösterebileceğini örnekleriyle açıkladı.

    Sonuçta, siyasi otoritenin tercihlerinin, nelerin unutturulup nelerin hatırlatılacağı, nelerin vurgulanıp gelecek kuşaklara aktarılacağı ve nelerin derslerde okutulup nelerin okutulmayacağı konusunda belirleyici olduğunu gözler önüne serdi.

    Prof. Dr. Ahmet Şimşek, öncelikle öğrenci bildirgesine atıfta bulunarak tespitlerin ve taleplerin son derece yerinde olduğunu, bildirgede yer alan ötekileştirmeden uzak, daha demokratik, çok sesli bir anlatı ihtiyacı vurgusunun çok önemli olduğunu belirtti. Ders kitaplarında temel sorunun; otoriter, dayatmacı bir üslupla olgu ve olayların “sanki şahit olunmuş bir gerçeklik” gibi yansıtılması olduğunu vurgulayan Şimşek, ders kitaplarının öğretmenin söyleyeceklerini de belirleyici, merkezi konumundan ötürü, bireylerin tarih bilgisi, algısı ve perspektifini biçimlendiren bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. Bu nedenle de hem biçimsel hem içerik anlamında incelenmesinin önemli olduğunun üzerinde durdu.

    1930’lar öncesindeki 1930’lar, 1940’lar ve 1950’lerdeki ders kitaplarından örneklerle zenginleştirdiği konuşmasında, en büyük sorunun olaylar ve sonuçları hakkındaki yorumların olgusal gerçeklik olarak gösterilmesi olduğu vurgusunu yineledi. Farklı kaynakların, bakış açılarının yansıtılması gerekliliğinden bahsederek, tarih eğitiminde “kanıt temelli eğitim”in öneminden bahsetti.

    Nitelikli sorular ve zihin açıcı yanıtların yer aldığı soru cevap bölümünün ardından 21. Terakki Tarih Günleri sona erdi.