Büyüdüğünde Ne Olmak İstersin?

1840
Little girl with stethoscope listening to her sister's heart

Çocukken “Büyüdüğünde ne olmak istersin?”  sorusu hepimize sorulmuştur. Genellikle bu soruya birden çok yanıtımız olmuştur.  Kimimiz doktor, hemşire kimimiz öğretmen, polis ya da pilot olmak istiyorum demişizdir. Büyüdükçe ise bu söylemlerimiz, daha çok çevremizin istek ve beklentilerinden etkilenmeye başlamış ve gerçekçiliğe doğru kaymıştır. Lise yıllarına geldiğimizde meslek edinmenin zorlukları, sınavlarda başarılı olma gerekliliği ve iş olanaklarının azlığı nedeniyle kaygı ve korku duygularıyla karşı karşıya kaldığımız anlar olmuştur. Geçmişte bizlerin hissettiği bu duyguları, şu an çocuklarımız da yaşıyor. Hangi mesleği seçsem mutlu olurum? Mezun olduğumda iyi bir iş bulabilecek miyim? Kişisel özelliklerim ve yaşamdan beklentilerim seçtiğim mesleğe uygun mu?

Tüm bu soruların yanıtı bugün kişiye göre, içinde yaşadığımız sosyal çevreye ve kültürel özelliklerimize göre değişir. Günümüzde teknolojik gelişmelerin sonucu olan buluşlar hem bireysel hem de toplumsal değişime bir ivme kazandırıyor. Özellikle iletişim teknolojisindeki gelişmeler, alışkanlıklarımızdan kültürel yaşamımıza, gündelik ilişkilerimizden iş yaşamımıza kadar birçok alanda yaşamımızı etkiliyor ve şekillendiriyor. Günümüzün bu belirsiz, sınırları kalkmış ve sürekli değişime uğrayan dünyasında hem iş yaşamının hem de gençlerin kariyer beklentileri ve planlamaları sürekli farklılaşıyor. Bu farklılaşma, öncelikle bireyin kendisiyle başlıyor ve giderek yaşadığı topluma da yayılıyor.

Yaşam Boyu Mesleki Gelişim

Doğumdan ölüme bireyin yaşamsal gelişimi ve değişim süreci kişisel, sosyal, eğitsel ve mesleki gelişim olarak ele alınabilir. Bireyin kişisel gelişimine bakıldığında, doğuştan gelen ya da sonradan kazanılmış pek çok sosyal statü ve rol, bu rollere ilişkin pek çok tutum, davranış ve sosyal ilişkiler ağı görmek mümkündür. Bulunduğumuz farklı ortamlar; bireysel, sosyal ve duygusal gelişimlerimize etki ettiği kadar mesleki gelişimimize de önemli katkı sağlar.

Okul öncesi dönemde çocuk, çevresindeki insanların farklı uğraşlarının ve mesleklerinin olduğunu fark eder. İlkokulun son yıllarında ise kendisi ve diğer insanlar arasında ilgiler, yetenekler, amaçlar, motivasyon açısından farklılıklar veya benzerlikler olabileceğini görür. Bu dönem, çocukta meslek bilincinin oluşmaya başladığı dönemdir. İlkokul yılları aynı zamanda çocuğun kişilik gelişimi açısından da kritik bir öneme sahiptir. Bu dönemde özgüven gelişimi, kendini kabul, benlik algısı, içsel denetimin gelişmesi önem kazanır. Çocuklukta gerçekleşen her devinim ve her kazanım çocuğun akademik, sosyal ve mesleki gelişim alanlarına doğrudan ya da dolaylı olarak etki eder.

Çocuklukta bir meslek fikrinin oluşmaya başlamasından yetişkinlikte bir meslek sahibi oluncaya kadar geçen süreci etkileyen pek çok psikolojik ve sosyolojik faktör vardır. Bunlar arasında çocuğun kişisel özellikleri, ailenin beklenti ve değerleri, eğitim olanakları ve toplumsal koşullar sayılabilir.

Son 30-40 yıl boyunca mesleki gelişim ile ilgili yapılan araştırmaların bulguları, yaşam boyu süren mesleki gelişim sürecinde çocukluk döneminin anlamlı bir yeri olduğunu gösteriyor. Çocukların bireysel özellikleri akademik ve sosyal ilişkilerdeki becerileri, özel yetenekleri, güçlü ve zayıf yönlerini fark etmeleri, ailelerinden getirdikleri genetik özellikler ağırlıklı olarak çocukların mesleki tercihlerine ve yönelimlerine etki ediyor.

Mesleki eğilimlerin ortaya çıkışında çocukluk ve ön ergenlik dönemindeki yaşantıların ve deneyimlerin önemli olduğuna ilişkin pek çok araştırma sonucu bulunuyor. Bulgular, bu dönemde çocuğun yaşamında rol alan ebeveyn ve öğretmenlerin, özellikle de okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin kendi meslekleri ve diğer mesleklerle ilgili olumlu tutum sergilemeleri ve model olmaları gerektiğini söylüyor.

Meslekler hakkında daha bilinçli yönelimler ve farkındalıklar liseden üniversiteye geçiş aşamasında başlıyor. Bu dönemde genç, o güne kadar kendisiyle ilgili farkındalık geliştiriyor, ilgi ve yetenekleri, başarı ve başarısızlıkları hakkında iyi kötü bir deneyime sahip olur. Lise yıllarında ve üniversite sıralarında gençleri bilinçlendirmek, motive etmek ve yaşayarak öğrenmelerini sağlamak, staj olanakları sunmak, meslekleri tanıtmak, kişilik özelliklerinin farkına vardırıp doğru tercihlerde bulunmalarına fırsat yaratmak ve olgunlaşan hedeflere dönüştürmek önem kazanıyor. Böylece genç, çevresinde olup bitenlerin farkında olarak hangi meslekler arasında kaldığını, üniversitede okumanın ya da bir meslek edinmenin her şey olduğunu ya da hiçbir şey olmadığını, iş dünyasının beklentilerini ve çoklu kariyer fırsatlarını görmeye başlar.

Meslek Seçimlerine Teorik Bir Bakış

Yıllar içerisinde bilim insanları, bireyler ile onların meslekleri arasında ne tür bağlar kurulabileceği üzerine araştırmalar yapmışlar ve meslek seçimi konusunda farklı teorik yaklaşımlar ortaya koymuşlardır. Eğitimciler, psikologlar ve psikolojik danışmalar tarafından önemsenen ve günümüzde de geçerliliğini koruyan teorik yaklaşımlar birkaç ana başlıkta özetlenebilir.

Meslek seçimi konusunda ele alabileceğimiz teorik yaklaşımların ilki, “Özellik-Faktör Kuramı” dır. Bu kurama göre mesleki rehberlik uygulamaları ilk olarak ABD’de 19 yy. sonlarında eğitimciler tarafından okullarda öğrencilere iş olanakları ve iş ortamına uyum hakkında bilgi verme hizmetleri ile başlamıştır. Özellik-Faktör kuramı, meslek seçiminin oldukça yalın bir süreç̧ olduğunu ve bireyin özellikleri ile mesleğin özelliklerini eşleştirerek birey için uygun mesleğin seçilebileceğini öne sürer.

Bireyin kişilik özellikleri ile mesleklerin yürütüldüğü çevre veya mesleklerin gerektirdiği faaliyetler arasında bir ilişki varsayımından hareket eden Holland ise insanların kişilik özellikleri bakımından gerçekçi, araştırmacı, sosyal, gelenekçi, girişimci ve sanatçı olmak üzere altı tip grupta toplandığını söyler. Holland’ın Tipoloji Kuramı olarak isimlendirdiği mesleki kişilik kuramı insanların yaşadıkları çevrelerin de aynı şekilde gruplanabileceğini varsayar ve bir kimsenin kişilik özeliklerini ve çevre örüntüsünü bilirsek onun nasıl davranacağını, örneğin hangi mesleği seçebileceğini tahmin edebileceğimizi savunur.

Psikanalitik Kurama göre ise meslek, bilinç̧ dışı ihtiyaçları doyurma yoludur. Meslek seçimi, zevk ve gerçeklik ilkelerine göre şekillenir. Çocuklukta geçirilen yaşantılar bir kimsenin ihtiyaç örüntüsünü, bu da onun eş ve meslek seçimini etkiler. Psikanalitik düşünürlere göre anne baba ile kurulan özdeşim bireyin meslek seçiminde önemli bir rol oynar.

Roe ise yaşamın ilk yıllarında geçirilen yaşantılar ile ilgiler, yetenekler ve tutumlar arasındaki ilişkilerin meslek seçimi kararına nasıl yansıdığını ortaya koymuştur. Roe’nun Gereksinim Kuramı olarak ifade ettiği bu yaklaşıma göre çocukluk yaşantılarından kaynaklanan ihtiyaçlar ve bunların karşılanma biçimleri büyük oranda kişinin meslek seçimini etkiler.

Meslek seçimini, gelişim kuramının bir parçası olarak gören Ginzberg ve arkadaşlarına göre ise birey mesleğini bir anda verilen gelişigüzel bir karar sonucunda değil, yaşam boyunca oluşan, gelişen ve büyük ölçüde değişmez olan davranış örüntüleriyle seçer.  “Gelişim Kuramına” göre mesleki gelişim süreci 7-12 yaş arasında hayal dönemi, 12-18 yaş arasında deneme dönemi ve 18-22 yaş arasında da gerçeklik dönemi olarak üçe ayrılır ve ergenlik dönemi boyunca en az on yıl süren bir gelişim sürecinin ürünü olarak görülür.

Super’in Benlik kuramına göre ise bir kimse meslek seçmekle, o ana kadar geliştirmiş olduğu öz kavramını yani kendini algılayış biçimini uygulamaya koymuş olmaktadır. Super’e göre meslek gelişimi 14 yaşa kadar büyüme dönemi, 14-18 yaş arasında araştırma dönemi, 20-24 arası çalışma alanı belirleme dönemi ve 25-44 yaşları arasında da yerleşme dönemi olarak görülmektedir.

Meslek seçimine farklı bakış açıları getiren bu teorik yaklaşımların yanında, gelişimin bir süreç, gelişmenin ise olgunlaşma ve öğrenme etkileşimlerinin bir ürünü olduğu unutulmamalıdır. Çocuğun, kişiliğinin şekillenmesinde ve gelişmesinde önce aile, daha sonra okul ve çevresindeki diğer insanlar önemli rol oynarlar. Çocuklarımızı bağımsız ve kendine özgü karakteri olan bir birey olarak görmek ve onların sosyal, duygusal, bilişsel ve mesleki gelişimini desteklemek anne babaların görevidir.

“Başarı; kullandığınız enstrümanda değil yaklaşımlardadır.” A.Einstein

Çocuklukta ilgi ve merakla başlayan mesleki yönelim süreci ergenlikte kariyer planlamalarıyla ivme kazanır. Bugünden yarına hızla değişen ve dönüşen toplumun ve iş dünyasının beklentilerini karşılayabilmek için de bireyin ve ona rehberlik eden herkesin göz önünde bulundurması gereken bazı noktalar vardır.

Meslek Seçimi, Mesleki Gelişim ve Kariyer Fırsatları İçin;
  • Yaşamda başarının şans eseri gerçekleşmediğini, yaşamın herkese eşit fırsatlar verdiğini, bazılarının kendilerine verilen fırsatları iyi değerlendirdiğini bazılarının ise bu fırsatları iyi değerlendiremediğini unutmamalı. Başarılı olabilmek için yaşamın sunduğu fırsatlar iyi değerlendirilmeli,
  • Üniversitenin ve alınan diplomaların kariyer için sadece birer araç olduğu unutulmamalı,
  • Her zaman yeni bilgiler öğrenilebilir olduğu unutulmamalı ve bunun için gelişime açık olunmalı,
  • Bir mesleği olduğu halde “Ben bunu istemiyordum, ben başka bir alanda mutlu olacağım.” diyen ve bu isteğini yerine getiren insanlar çoğu zaman yaşamda başarılı olmuşlardır. İnsan ne istediğini bilmeli ve onun peşinden gidebilmeli,
  • Tek bir alanda değil farklı alanlarda bireysel gelişim gerçekleştirebilmeli,
  • Özgün çalışmalar yapmalı, yapılan projeler de yaşamın içinden olmalı,
  • Çalışma yaşamına olabildiğince erken başlamalı, tecrübe edinmeli,
  • Yaşamda olduğunuz yerin en iyisi olmaya çabalamalı,
  • İçinde yaşadığınız toplumu iyi tanımalı ve dünyadaki değişimleri iyi takip etmeli,
  • İlgi ve yeteneğinize uygun işlerde çalışmalı, mesleğini sevenlerin çok daha kolay geliştiği ve başarılı olduğu unutulmamalı,
  • Hayallerin peşini bırakmamalı,
  • Yaşamda kalıcı olan insan ilişkileri ve aile kavramıdır, bunları önemsemeli,
  • İnsanın içinde olan heves ve heyecan onun için en büyük zenginliktir.  Bu duyguları kaybetmemeli,
  • Eğitimde bilgiyle boğulmayı değil, keşfetmeye çalışmayı önemsemeli,

Bireyin ilgileri, yetenekleri, merakları, başarıları kısaca meslek seçim süreci insan yaşamında bu kadar detaylandırılabilir mi? Elbette hayır ama bilinmeli ki çocukluktan ergenliğe gelişim süreçleri içerisinde her bir dokunuş çocuğun ileride seçeceği mesleğin belirleyicisi olabilir. Sizler çocuğunuzun özelliklerini bilerek ilgi ve yetenekleri doğrultusunda onları yönlendirebilir ve yüreklendirebilirsiniz.

KAYNAKÇA

Kuzgun, Y. (2003). Meslek Rehberliği ve Danışmanlığına Giriş. Nobel Yayın Dağıtım: Ankara,Türkiye.
Yeşilyaprak, B. (2008). Eğitimde Rehberlik Hizmetleri (16. baskı). Nobel Yayın Dağıtım: Ankara,Türkiye.
http://mesbil.meb.gov.tr/mesleki_rehberlik/ogretmenler/Meslek_Rehberliği_ve_
Danisma_Kuramları.pdf

Alpaslan Dartan
Uzman Psikolojik Danışman

Bu yazı Gelişim dergimizin 2014/1 sayısında yayımlanmıştır.