Anaokulu ve İlkokul Velilerimiz “Anne Baba Uzman Buluşmaları” Konferansımızda Buluştu

30

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimiz, çocuklarımızın değişen dünyanın getirdiği ihtiyaçları karşısında anaokulu ve ilkokul velilerimizin etkili yaklaşımlar geliştirmesine destek olacak “Anne Baba Uzman Buluşmaları” adlı bir konferans düzenledi.

Bu konferansın ilk oturumunda Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur “Eşitlik İçin Erkekler de Burada: Değişen Dünyada Baba Olmak”; ikinci oturumunda Yrd. Doç. Dr. Yavuz Samur “Okul Çağı Çocuğu ve Teknoloji Kullanımı” başlıklarını ele aldı. Konferans, 19 Ekim Cumartesi günü Levent Yerleşkemizde Terakki Vakfı Kültür Merkezi K1’de gerçekleşti.

Anne babaların çocuklarını büyütme yolculuklarında, değişen babalık rolüne dair farkındalık kazandırmayı amaçlayan “Eşitlik İçin Erkekler de Burada: Değişen Dünyada Baba Olmak” adlı konferansta Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur, çocuğun gelişiminde anne ve babanın yadsınamaz bir gerçekliği, işlevi ve rolü olduğunu vurguladı. Babayı geleneksel tek şapkalı rolden çok şapkalı role geçirmenin önemini vurgulayan Sungur, iyi bir babalık ya da annelik için öncelikle iyi bir aile ortamının gerekli olduğunu aktardı. Ailelerin, ortak amaçlar yanında ortak değerler de oluşturması gerektiğinin altını çizerek; değerler eğitiminin sadece okul ortamında değil, aile ortamında da kapsayıcı, sorumluluk içerecek şekilde netleştirilmesi gerektiğini bildirdi.

Babalık rolünün, toplumun erkeğe atfettiği rolden yola çıkarak anlaşılabildiğini söyleyen Sungur, babanın klasik görüşte “katı otorite figürü olan, koruyucu, disiplin ve finans kaynağı” olarak düşünüldüğünü belirtti. Ancak, yeni babalık işlevleri açısından “öğrenirken domine etmeyen, katı olmak yerine daha esnek olabilen, caydıran değil cesaretlendiren, sorumluluklarla sınırlar arasında denge kurabilen” özelliklere doğru bir değişim izlediğini ifade etti.

Sungur, babaların çocuklarıyla daha içten ve doyum sağlayacakları bir ilişki kurabilmeleri için; ortak zaman oluşturma, çocuğuyla ilgili sorumluluk alma, çocuğu dinleme, sevgiyi gösterirken cömert olma, duygusal düzeyde iletişim kurma, yargılamadan ele alma gibi durumları öncelikle ele almaları konusunda önerilerde bulundu.

Anneyi bir kanat, babayı diğer bir kanat olarak düşünen Sungur; ikisinin de eşit düzeyde büyümesi ile çocuğun kendi kanatlarını oluşturabileceğini paylaştı.

İkinci oturumda Dr. Yavuz Samur’un gerçekleştirdiği “Okul Çağı Çocuğu ve Teknoloji Kullanımı” konferansının amacı ise teknoloji çağıyla birlikte anne babaların çocukları için ele alması gereken konuların değiştiğine dair farkındalık oluşturmaktı.

Gelişen çağ ile beraber teknoloji kullanımının aktif olarak hayatımızda yer tuttuğuna işaret eden Dr. Samur, çocukların bağımlılık dışı kullanımları, hangi ihtiyaçlarla ekrana yöneldikleri, anne ve babaların sağlıklı bir teknoloji kullanımı konusunda neler yapabilecekleri ve çocukların yetenekleri ve ilgileri doğrultusunda faydalanacakları olumlu içerik ile uygulamaların ne yolla bulunabileceği üzerinde durdu.

Fiziksel etkinliklerdeki görece azalma ve durma, sosyal ilişkilerin zayıflaması ve etkileşimlerden kaçınma, akademik başarının düşmesi ve ekran kullanım süresinin yaş grubunun üzerinde kalması gibi faktörleri sıralayan Samur; bu kriterlerin ekran ve teknoloji bağımlılığı konusunda aileye bir alarm vermesi gerektiğinin altını çizdi. Bu dört bileşenden herhangi birinde olumsuz bir durum saptanmıyorsa bağımlılıktan söz edilmemesi gerektiğini belirtti. Yaşa göre tavsiye edilen ekran sürelerini de açıklayan Samur, 0-18 ay arası ekransız dönem olması gerektiği, 18-24 aylar arasında sadece ebeveynin uygun gördüğü içerik ile temasın olabileceği, 2-5 yaş aralığında 1 saatten çok olmaması gerektiği, ilkokul çağında 1,5 saat kullanımın uygun olduğu, ortaokul çağında 2 saat ve lise döneminde de kotalı kullanım önerilerinde bulundu. Anne babaların mutlaka içerik kontrolü yapması uyarısında bulunan Samur, kaliteli içerik söz konusu olduğunda bu sürelerin biraz daha uzayabileceğini dile getirdi.

Ekran süresinin televizyon, tablet, akıllı telefon, playstation vb. tüm teknolojik araçların günlük maksimum kullanım kotası olarak düşünülmesi gerektiğini belirtti.

Anne babalara, teknoloji konusunda açıklayıcı sınırlara sahip olmanın güvenli olduğunu aktaran Samur, yasakların olmaması gerektiğini iletti. Ailelerin kendi rutinleri içinde “ekransız alan, ekransız saat, ekransız gün” gibi çeşitli şekillerde teknolojinin olmadığı diyalog ve yaşantıları artırması gerektiğini vurguladı. Özellikle yemek yerken, tuvalette ve uyku öncesi yatakta teknolojinin hiçbir şekilde yer almaması gerektiğini savundu.

Çocukların kullanım alanı içinde olan tüm oyunlar, görseller ve diğer materyallerin mutlaka yaşına uygun olarak ele alınması gerektiğinin önemini vurgulayan Samur, çocukların hangi içerikten ne şekilde etkileneceğini kestirmenin uzmanlar için bile çok zor olabileceğini söyledi.