Warning: Constant FS_METHOD already defined in /var/www/terabook/html/wp-config.php on line 32

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /var/www/terabook/html/wp-config.php:32) in /var/www/terabook/html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Çingene Pembesi Bir Düş Projesi – Terabook https://www.terabook.org Terakkili olmanın e-hali Mon, 05 Feb 2024 12:54:57 +0000 tr hourly 1 Düşle Düşme Projemizde Dördüncü Yılın Ardından… https://www.terabook.org/dusle-dusme-projemizde-dorduncu-yilin-ardindan/ Wed, 19 Feb 2020 12:13:41 +0000 http://www.terabook.org/?p=14038 Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı içinde yer alan, bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz “Düşle Düşme” adlı sosyal sorumluluk projemizin son aşaması olan Sosyal Sorumluluk ve Beslenmede Eşitlik Çalıştayı, 14 Şubat Cuma günü Tepeören Yerleşkemizde gerçekleşti. Çalıştayımıza Robert Kolej, Özel Enka Lisesi, Özel Eyüboğlu Lisesi, ALEV (Alman Liseliler Kültür ve Eğitim Vakfı) Lisesi, FMV Özel Erenköy Işık Lisesi, Özel Koç Lisesinden 33 öğrenci, 6 öğretmen ve her iki yerleşkemizden 31 lise öğrencisi ve 4 öğretmen katıldı.

Gençler öncelikle, okullarında yürüttükleri sosyal sorumluluk projelerini sundu. Ardından, tüm öğrenciler atölyelerde gruplar halinde buluşup birlikte beslenmede eşitlik üzerine sosyal sorumluluk projeleri ürettiler ve sonrasında grup temsilcileri bu projeleri anlattılar. Son aşamada ise sosyal sorumluluk ve sürdürülebilir tarım üzerine çalışmalar yürüten konuklarımızın konuşmacı olduğu, Tepeören Yerleşkemizden 71 öğrencinin daha yer aldığı bir panel gerçekleşti. Panel konuklarımız Serra Titiz “Sürdürülebilirlik ve Sosyal Sorumluluk” ve Cengiz Genç ise “Sürdürülebilir Tarım” konularında yürüttükleri çalışmaları, birikim ve deneyimleri öğrencilerle paylaştılar.

Üç yıl önce okulumuzda “Çingene Pembesi Bir Düş” ismiyle düzenlenen ve 2 yıl önce “Düşle Düşme” ismini alan sosyal sorumluluk projelerinin devamı olan projede amacımız, akademik ve kültürel alanlarda doğal farklılıklardan oluşan eşitsizlikleri gidermek adına yeteneği olan ama geliştirmeye fırsat bulamamış temas halinde olduğumuz öğrencilere etkinlikler tasarlayarak sürdürebilir fayda sağlamaktı.

Bu doğrultuda öncelikle, Tepeören Yerleşkemizde oluşturduğumuz atölyelerimizde öğrencilerimizin birikimlerini katılımcılarımızla paylaşacağı, akademik ve sosyal yetenek ve becerileri destekleyecek eğitimler planlandı. Lise öğrencilerimizin kardeş okulumuz Cemil Türker Ortaokulu’ndan gelen öğrencilerle birlikte gerçekleştirdiği Düşle Düşme Sosyal Sorumluluk Projesinin bu yılki teması “Beslenmede Eşitlik” oldu.

Bu amaçla Kasım 2019 –  Ocak 2020 tarih aralığında 11. sınıflar koordinatörlüğünde, 9, 10 ve 11. Sınıftan gönüllü 41 öğrencimiz, Cemil Türker Ortaokulundan 38 öğrenciyle 3 kez buluştu ve Akıl Oyunları Atölyesi, Bilim Atölyesi, Edebiyat Atölyesi, Görsel Sanatlar Atölyesi, Kimya Atölyesi, Rehberlik Atölyesi, Perküsyon Atölyesi, Permakültür Atölyesi, Sosyal Bilimler Atölyesi, Voleybol Atölyesi gerçekleştirdiler. Atölye çalışmaları sonucunda ortaya çıkan ürünler ise okul koridorunda oluşturulan bir sergiyle paylaşıldı.

Tepeören Yerleşkemizden lise öğrencilerimiz Cansu Köseoğlu (11C) ve Ekin Su Yalız (11B) Kasım-Ocak atölyelerinde gerçekleştirdikleri atölyeleri hazırladıkları bu videoyla anlattı:

Beslenmede Eşitlik Çalıştayı’nın sabah oturumu Rehberlik Salonumuzda, Lise Müdürümüz Ferhat Duçe’nin açış konuşmasıyla başladı. Duçe, konuşmasında küresel ve yerel sorunlarla genç yaşta ilgilenmenin ve bunu bir yaşam tarzı haline getirmenin bir erdem olduğunu vurgulayarak, gençleri tebrik etti. Ardından, katılımcı okullar yürütmüş oldukları sosyal sorumluluk projelerini birbirlerine tanıttıkları sunumlar yaptılar.

Öğrencilerin yıl boyunca yürütmüş oldukları sosyal sorumluluk projelerini birbirleriyle paylaşmaları ele aldıkları sorunlar ve geliştirdikleri çözüm yollarını paylaşmaları ilham vericiydi. Kısa bir aradan sonra Lise Kütüphanesi’nde, öğrenciler atölye gruplarına ayrıldılar, beslenmede eşitlik konusunda kendilerine verilen istatistikleri inceleyerek, üzerinde çalışmak istedikleri bir sorunu tespit edip farklı alt başlıklarda sosyal sorumluluk projeleri ürettiler.

Farklı okullardan karma öğrenci gruplarının gerçekleştirdiği atölyeler, öncesinde birbirini tanımayan öğrencilerin, aynı amaçla bir araya geldiklerinde heyecanla ve keyifle tartışma yürütebildiğini, hızla farklı çözümler üretebildiğini kanıtlar nitelikteydi. Ayrıca, birbirleriyle sonrasında irtibatta kalmak için gösterdikleri heyecan, ilerde okullarında yürütecekleri çalışmaları birbirleriyle paylaşacakları, başka projelerde ortak işler yürütebilecekleri sinyalini vermesi açısından dikkat çekiciydi.

11 C sınıfından Aylin Bursalıoğlu’nun sunuculuğunu üstlendiği çalıştayda, 11 A sınıfından Nil Ecem Tokat- Derya Ece Baş-Nilsu Balcı koordinatör öğrenciler olarak görev aldılar.

Sosyal Sorumluluk ve Beslenmede Eşitlik Paneli

Çalıştayımızın son etkinliği olan “Sosyal Sorumluluk ve Beslenmede Eşitlik” Paneli, Konferans Salonumuzda gerçekleşti. Panel konuklarımız Serra Titiz “Sürdürülebilirlik ve Sosyal Sorumluluk” ve Cengiz Genç ise “Sürdürülebilir Tarım” konularında yürüttükleri çalışmaları, birikim ve deneyimleri öğrencilerle paylaştılar.

Serra Titiz, “Sürdürülebilirlik ve Sosyal Sorumluluk” konuşmasına, profesyonel iş yaşamını sosyal sorumluluk alanında oluşturma kararını nasıl verdiğini anlatarak başladı. Üniversiteden mezun olduğunda ailesinin kendisinden iyi bir işe girmesini beklediğini, yani gençlerin bu konuda pek teşvik görmediklerini, ancak Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda yürüttüğü gönüllü çalışmaların ardından bu alanda çalışma kararı aldığını, bir dönem KAGİDER’in başkanlığını yaptığını ve bir dönem de Moda Tasarımcıları Derneği’nde çalıştığını söyledi. Bu deneyimlerin sonucunda, sosyal ihtiyaçlarla mevcut kaynakları buluşturan bir şirket kurmayı istediğini belirtti. Öğrencileri topluma fayda üzerinden bir gelecek kurma konusunda cesaretlendiren Titiz, yakın çevrelerinden bu konuda teşvik gelmeyebileceği, ancak isterlerse bunu mümkün kılabileceklerini kendi deneyiminden yola çıkarak göstermiş oldu.

Bu hedefle kurduğu kar amacı gütmeyen sosyal girişimcilik alanında çalışan MİKADO adlı şirketinden bahseden Titiz, hedeflerinin “sorumlu özel sektör”, “sürdürülebilir ve şeffaf sivil toplum” ve “sosyal inovasyon ile sosyal değişim” olarak tanımladı. Mikado’nun “B Corp” kategorisinde bir şirket olduğunu belirten Titiz, B Copr’un ne anlama geldiğinden de bahsetti. (“sadece dünyanın en iyisi olmayı değil, dünya için en iyi olmayı amaçlayan şirketlerin gönüllü olarak katıldığı bir topluluktur. Uluslararası bir oluşum olan B Corp hareketi, piyasada başarı kriterlerini yeniden tanımlayarak, küresel ekonomiyi herkes için değer yaratacak biçimde şekillendirmeyi amaçlıyor. Kârlılığını artırırken sosyal ve çevresel sorunlara da çözüm üreten şirketlerin bir araya geldiği bir hareketin parçası olan B Corp’lar küresel sürdürülebilirlik hareketinin liderliğini yapıyor.”

Mikado’daki çalışmalarının yanı sıra, kurduğu Gelecek Daha Net Gençlik Platformu aracılığıyla gençlere iyi bir gelecek inşa etmeleri için çok çeşitli alanlarda rehberlik ettiğinden bahseden Titiz, 40’a yakın online eğitim, e-mentörlük modülü gibi hizmetlerle gençlerin kendi geleceklerini kurarken bir yandan da sorumlu ve topluma faydalı yetişmelerinin ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Gençleri dünyanın sorunları karşısında fikir üretmeye teşvik etmek üzere, Alman Büyükelçiliği ile başlattıkları “Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Genç Fikirler Aranıyor!” fikir yarışmasını da anlatan Titiz, gençleri yarışmaya katılmaya ve dünya sorunları için fikir üretmeye davet etti. Ayrıca, 8-14 yaş arasındaki çocuklarla yürüttükleri “Su Kaşifi” Projesiyle çocuklara dünyayı ve suyu koruma bilinci vermeye çalıştıklarını anlattı. Suriyeli gençlerle de çalıştıklarını ve bu gençlerin şirketlerde “tersine-mentörlük” yöntemiyle iş insanlarına eğitim verdiğini anlattı.

Kendi yaşam deneyimleri üzerinden sosyal sorumluluk üzerine inşa edilen bir hayatı örneklendirmiş olan Titiz, bu anlamda gençlerimizin geleceklerini tasarlarken sosyal sorumluluğa mutlaka yer vermeleri gerektiğini göstermiş oldu.

Konuşmasına “bir seferberlik ilanı gibi” diye nitelendirdiği BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden bahsederek devam eden Titiz, dünyamızın en temel sorunlarının böylece kategorize edildiğini ve yapılacak çok iş olduğunu da vurguladı.

Konuşmasının son bölümünde sosyal sorumluluk konusundaki kavramları irdeleyen Titiz, “sürdürülebilir yaşam” kavramının, insanla doğa arasında bir denge kurarak, bugünü yaşarken yarının kaynaklarına dokunmamak anlamına geldiğini söyledi. Sürdürülebilir yaşam için artık “Dünya Limit Aşımı” tarihinin belirlendiğini ve her yıl kaynak kullanımındaki sınırın daha erken geçildiğini ve bir sonraki yılın kaynağının tüketilmeye başlandığını belirterek hepimizin “ekolojik ayak izi”, “karbon ayak izi” takibi ve kaynakların sorumlu kullanımı konusunda kendimiz ve çevremiz için duyarlı davranmaya davet etti.

“Paydaş” kavramını, bizi etkileyen ve bizim etkilediğimiz herkes ve her şey olarak tanımladıktan sonra, “sosyal sorumluluğun” aslında “paydaşlara olan sorumluluk” olduğunu vurguladı.

“Gönüllülük” konusunda ise, bir kişinin büyük sorunlar karşısında ne kadar gücü olabilir diye düşünmemek gerektiğini, küresel dünyada ses duyurmanın çok kolaylaştığını, change.org gibi oluşumların ne kadar etkili olabildiğini belirtip “sosyal girişimci bir değişim yaratmak üzere bir sistem kurar, sistem yürümeyebilir. Ancak sosyal girişimci, sorunla mücadeleden vazgeçmez, mücadele formatını değiştirir” diyerek gençlere sosyal sorumluluğu akıllarından çıkarmama konusunda yine cesaret vererek konuşmasını tamamladı.

Karya adlı gıda firmasında genel müdürlük yapan, aynı zamanda, Mavruz – Modern Sera İşletmeciliği ve Markalı, Kooperatif Tarım şirketinin kurucu ortağı Cengiz Genç ise “Sürdürülebilir Tarım” konulu konuşmasına, dünyadaki nüfus artış hızından bahsederek ve 2050 yılında dünya nüfusunun 9.1, hatta bazıları tarafından 9.7 milyara yükseleceği öngörüsünden bahsederek başladı. Ardından, bu kadar hızlı büyüyecek olan nüfusu doyurmak için, dünya çapında şu anki yiyecek üretimini en az %70 artırmak zorunda olduğumuzu belirtti. Tek başına yiyecek üretimi artırmanın yeterli olmayacağını, besin israfı konusunda da bilinçlenmek zorunda olduğumuzu söyleyen Genç, atık kontrolü ile dünyada şu anda bulunan 8 milyon aç insanı doyurmanın mümkün olduğunun altını çizdi.

Günümüz dünyasında, küresel ısınmanın tarımı etkilediğini, tarımın da küresel ısınmayı tetiklediğini belirterek, “sera gazı” artışının bunlarla bağlantısını açıkladı. Öğrencilerimize “Neden ‘sera’ deniyor?” sorusunu yönelten Genç, dünyadan yükselen gazların atmosferde bir sera etkisini nasıl yarattığını açıkladı. Sera gazlarının içeriğinden de bahsederek, bu gazlardan karbondioksit artışının sanayi ile bağlantılı olduğunu, ancak metan ve nitröz oksitin ise tarım, özellikle de hayvancılık nedeniyle arttığını açıklayarak, yiyeceklerimize dikkat ederek dünyamızı koruyabileceğimizi belirtti. Protein ağırlıklı beslenmenin son yüzyılda artmasının metan gazı artışına neden olduğunu ve beslenme düzenimizi sorgulamamız gerektiğini ve “tarımsal ayak izi”ni azaltmamız gerektiğini vurgulayarak beslenme konusunda bilinçlenmemizin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

Beslenme konusunda yapılması gereken en önemli şeyin, gelenekseli iyileştirmek ve teknoloji ve bilimi akıllı kullanmak olduğunu söyleyerek, hem tüketimi azaltmamız hem de küçük alandan daha fazla verim almamız gerektiğinden bahsetti.

Tarımda bilimsel yaklaşımın ne kadar gerekli olduğunu geçmişten bir deneyimi örnek göstererek açıkladı: 1561’de İsviçre’deki bir bilim insanının yaptığı araştırmalar ve gözlemler sonucunda, duvar dibindeki bitkilerin sağlıklı ve verimli olduğunu keşfettiğini, bunun üzerine 1600’lerde Avrupa’da meyve bahçelerinin etrafının duvarlarla çevrildiğini ve verimin çok arttığını anlattı. Günümüz modern seralarında kontrollü tarımın da öncülünün bu deneyim olduğunu belirtti.

Bitkilerin büyümesi için fotosentez yapmaları gerektiğini söyleyen Genç, fotosentez sürecini açıkladıktan sonra, bu süreçte gereken güneş ışığının bitkilerin büyümesi için zorunlu olduğunu, ancak 1936’da yapılan bir keşifle neon ışığının güneş ışığı işlevi görebileceğinin fark edildiğini ve bu keşfin tarıma katkılarını anlattı. Hollanda’nın Konya kadar bir yüzölçümüne sahip olduğu ve ülkemizden çok daha az güneş ışığına sahip olduğu halde tarımda ciddi bir yükseliş göstermesinin bu keşifle mümkün olduğunu anlattı. Günümüzde neon ışığından faydalanılarak, “dikey tarım”ın mümkün hale getirildiği, ekonomik kriz sonrası Detroit’te boş kalan gökdelenlerde denenen bu yöntemin giderek yaygınlaştığı ve yaygınlaşacağını açıkladı. Londra metrosunun kullanılmayan hatlarında üretim yapıldığını, birçok ünlü restoranın kendi bitkilerini yetiştirmeye başladığını belirten Genç, yakın gelecekte restoranlarda, hastanelerde, okullarda, hatta evlerde bu besin üretimi yönteminin yaygınlaşacağını da vurguladı.

Dünyamızın önemli bir sorunu olan su sorunundan da bahseden Genç, bugün suyun %70’inin tarım alanında kullanıldığını, çünkü tarım alanlarının %65, hatta %80’inin geleneksel metotla sulandığını söyledi. Suyun doğru ve verimli kullanılmasının giderek daha büyük bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Genç, 1 kilogram domates yetiştirmek için geleneksel sulamada 60 litre su gerektiğinden, oysa modern sulamayla ihtiyacın 4 litreye düşürüldüğünden bahsetti. Ayrıca, 1 kilogram et üretmek için 3 bin ton su kullanıldığından bahsederek, beslenme alışkanlıklarımı değiştirmemizin sadece küresel ısınma sorunu açısından değil, su sorunu açısından da kritik olduğunu gözler önüne serdi.

Bitkinin besin ihtiyacının su ile sağlandığını, 5.5-6 ph değerinde olduğu sürece suyun yeterli besini aktardığını açıklayan Genç, ülkemizde su analizi ve toprak analizinin pek yapılmadığını, köylülerin asıl olarak ilaç firmalarından reçete aldıklarını söyleyerek, bilimsel yaklaşımın gelişmesinin önemini bir kez daha vurguladı.

Toprağın asıl görevinin bitkiyi beslemek değil taşımak olduğunu açıklayan Genç, toprağın işlevini görecek üç materyal olduğunu açıkladı: Bir maden olan perlit, izolasyonda kullanılan bir malzeme olan rockwool (taşyünü) ve Hindistan cevizi. Bitkinin sağlığının en iyi kökünden anlaşıldığını, geleneksel tarımsal metotlarda kökü göremediğimizi söyleyerek, Hindistan cevizi kabuğunun belli işlemlerden geçirildikten sonra toprağımsı bir hale getirildiğini, ancak modern seralarda kullanıldığı için, bitkinin kökünü görme, eksik besin veya hastalık gibi sorunları tespit etme şansını da verdiğini, böylece ilaç kullanımına gerek kalmadığını açıkladı.

Ayrıca, tohum konusuna da değinen Genç, bunun tartışmalı bir konu olduğunu, çünkü fazlaca bilgi kirliliği bulunduğunu söyledikten sonra “ata tohumları” korumamız, geliştirip verimlerini artırmamız gerektiğini belirtti. Ancak, “hibrit tohum” konusunda doğru sanılan yanlışların çok olduğunu, hibrit tohumun melez tohum anlamına geldiğini, bu melezliğin de aşılama yöntemiyle sağlandığını belirtti. Çeşme mandalinasının çok ünlü olmasına rağmen, Çeşme’de rüzgarın çok olması, mandalinanın da rüzgara dayanamayan bir tür olması nedeniyle, Çeşme’de rüzgara dayanıklı bir tür olan turunç ağaçlarına aşılama yapıldığını ve mandalinanın bu şekilde yetiştirildiğini anlatan Genç, hibrit tohumu örneklendirmiş oldu. Hibrit tohumların kendini yeniden üretme oranının yüksek olduğunu belirtip, bu işlemin 12-13 yıl sürdüğünü, dünyada en pahalı 3 şeyden birinin tohum olduğunu söyledi.

Tarımda zararlı böceklerin yıkıcı sonuçlar verebildiğini örnekleriyle açıkladıktan sonra, açık tarımda zararlılardan korunmanın yolunun ilaçlama olduğunu, oysa kontrollü tarımda yararlı böceklerden yararlanıldığını ve ilaca gerek kalmadığını anlattı. Ayrıca, besin üretiminde hormon kullanımı sorununa da değinen Genç, hormonun çiçekten meyveye geçiş aşamasında kullanıldığını, oysa modern bilimsel seralarda en geleneksel yöntemin, arıların kullanıldığını ve bu yolla hormona gerek kalmadığını anlattı. Dünyadaki arı miktarının azalmasının tarım için de ne kadar önemli bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Gelişen teknolojiden besin üretiminde nasıl faydalanıldığı üzerinde de duran Genç, geleneksel tarımda da data, bilgi ve araştırmaların yaygınlaştığını, makine öğrenmesinin ne anlama geldiğini, artık drone’larla alınan bilgilerin analiz edildiğini, uzaydan iklim şartlarının paylaşıldığını ve bulut yönetimi içinde her şeyi bulabileceğimizi anlattı.

Besin üretiminde organizasyonun önemine de değinerek, Latin Amerika’daki kooperatif sisteminin ne kadar gelişmiş olduğunu Arjantin’de bir üretim yazılımı yoluyla, hangi ürünün nerelerde yetişeceğine, kimlerin ne yetiştireceğine karar verildiğinden bahsetti, bizde bu organizasyonun eksikliğinin besin üretimi ve üretici açısından ciddi sorunlar yarattığına dikkat çekti.

Son olarak, kendi tarım deneyiminden bahseden Genç, bilimsel metotların öğrenilmesiyle sağlıklı ve lezzetli besin üretiminin yapılabileceğini gördüğünü söyledi. Anlatımı sırasında, projesinin sadece besin üretiminde sürdürülebilir yöntem anlamında değil, birçok alanda sosyal sorumluluk özelliği barındırdığı fark edildi.

Hindistan cevizi kabuğunu ve arıları kullanarak, ilaç veya hormon kullanmadan tarım yapılabildiğini gösteren örnek projesini, Çanakkale’de ormanlık bir arazide hiç ağaç kesmeden, verimsiz bir araziyi düzleştirip modern bir sera kurarak gerçekleştirmiş.

Genç, sağlıksız atıştırmalıkların egemen olduğu beslenme düzenimizde, atıştırma kültürünü değiştirmenin bir yolu olarak, sağlıklı koşullarda yetiştirilmiş cherry domates, salatalık gibi ürünlere yönelmemizi de önerdi.

Ayrıca, enerji kullanımında da önemli bir adım atıp, 4 km yakındaki bir fabrikanın arıtıldığı için %90’dan fazlası su buharı olan baca atığını borularla taşıyarak seranın ısıtılmasında kullanmış, böylece yenilenebilir enerji alanında da bir örnek teşkil etmiş.

Tüm bunların yanında, inşaat başladığında, hiç iş ilanı vermeden 650 kadının iş başvurusunda bulunduğunu, istihdam konusunda kadınlara pozitif ayrımcılık yaptığını ve çalışanların %90’ının kadın olduğunu belirtti. Ayrıca, açık tarımda birkaç gün için mevsimlik işçiler istihdam edilirken, bu yöntemde yıl boyunca çalışan istihdamının sürdüğünü de belirtti.

Konuklarımız Serra Titiz ve Cengiz Genç, sunumlarını grafikler, fotoğraflardan oluşan slaytlarla daha açık ve keyifli hale getirdiler. Bakış açılarının yanı sıra, bizzat hayatlarında kendileri için çizdikleri yolla gençlerde ufuk açıcı bir etki yarattılar. Panelimiz, öğrencilerin sorularının ardından son buldu.

Atölye sonucunda üretilen projeler

I. atölye grubu “Açlığa değil çözüme ortak ol” başlığı altında sorunsallarını, hedef kitlelerini ve çözüm önerilerini sundular. Türkiye’de besin değeri yüksek ürünlere ulaşamayan kitleye bu ürünleri ulaştırmak, bu ürünlere ulaşabilen kesimlere de, dezavantajlı grupların yaşadıklarını anlayabilmeleri için farkındalık çalışmaları yapmak grubun temel hedefiydi. Grup, projelerinin yürütülebilmesi için sponsor arama, toplumu bilinçlendirme konferansları, kargo firmaları ile iletişime geçmeyi planladı.

II. atölye grubu “Adım adım bilinçlen” başlığı altında konuyu incelediler. Bu grubun hedefleri ise yerel üretimi yaymak, geliştirmek oldu. Bu amaçla, kırsal alanlarda eğitim vermek, toplumu yerli malı kullanma konusunda bilinçlendirmek için çalışmalar planladılar. Projelerini gerçekleştirebilmek için sivil toplum kuruluşları ile iş birliğine gidilmesi gerektiğini özellikle vurguladılar.

III. atölye grubu “Bu gece aç yatmayacağım” başlığı altında açlık sorununu ele alıp çözüm önerilerini sundular. Beslenmede eşitlik temalı kısa film yarışması düzenlemek, bu filmin çeşitli platformlarda gösterilmesini sağlayarak gelir elde etmek, elde edilen gelirler ile aş evleri kurmak, sponsor desteği alarak gezici aş evleri açmak gibi çalışmalar tasarladılar. Ev kadınlarının istihdamlarını artırabilmek adına bu aş evlerinde çalışmak için ev kadınlarına öncelik vermek.

IV. atölye grubu ”Sevgiyi ekmek için” başlığı altında hedef kitle olarak sokak hayvanlarının beslenme sorununu tema olarak belirledi. Özellikle kalan ekmeklerin sokak hayvanlarına ulaştırılması bu grubun çalışma planını oluşturdu. Bu konu ile ilgili olarak organize sanayi bölgeleri, lojistik firmalar ve restoranlar ile iletişime geçmek ve planlama yapmak grubun hedefleri arasında yer aldı.

V. atölye grubu “Sporu sev yediğine dikkat, sen de obezite ile mücadele et” başlığı altında çağımızın en önemli problemlerinden obezite sorununu inceledi. Bu konu ile ilgili aile ve çocukların konu ile ilgili olarak bilgilendirilmesi, farkındalığı yaratmak adına çeşitli sosyal platformlarda bilgilendirici kamu spotlarının hazırlanması ve konu ile ilgili Sağlık Bakanlığı ile iletişime geçmeyi hedefledi.

 

]]>
“Düşle Düşme” Projemiz “Eğitimde Eşitlik Çalıştayı” ile Tamamlandı https://www.terabook.org/dusle-dusme-projemiz-egitimde-esitlik-calistayi-ile-tamamlandi/ Thu, 08 Mar 2018 11:11:28 +0000 http://www.terabook.org/?p=10833 Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı* içinde yer alan “Düşle Düşme” adlı projemizin son aşaması “Eğitimde Eşitlik Çalıştayı” 2 Mart Cuma günü Tepeören Yerleşkemizde gerçekleşti. Atölye çalışmalarının ardından düzenlenen panelde konuklarımız Galatasaray Üniversitesi’nden bu yıl emekli olan Prof. Dr. Füsun Üstel ve Sabancı Üniversitesi ERG Araştırmacısı Ertuğrul Polat’tı.

“Düşle Düşme”, Tepeören Yerleşkemizden öğretmenlerimiz Elif Şahin ve Başak Salimoğlu danışmanlığında Edebiyat ve Sosyal Bilimler disiplinleri temel alınarak başlatılan “Çingene Pembesi Bir Düş” projemizin devamı olarak bu sene de gönüllü lise 10 ve 11. sınıf öğrencilerimizle yürütüldü.

İki yıl süren “Çingene Pembesi Bir Düş” projemizle, akranlarıyla aynı olanaklara sahip olmayan Roman çocukların eğitimi için verilen uğraşları tanıma ve eğitimlerine katkı sunmayı amaçladık. “Düşle Düşme” adlı projemizin amacı ise eğitim alanında karşılaşılan eşitsizlik sorununun nedenlerini araştırmak, tartışmak, temas halinde bulunduğumuz sosyal çevrelerde toplumsal farkındalık oluşturmak ve eğitimde eşitliği sağlayacak etkinlikler tasarlayarak sürdürebilir fayda sağlamaktı.

Atölyeler

Bu doğrultuda öğrencilerimiz, kardeş okulumuz Cemil Türker Ortaokulu, Ballıca Köyü İlkokulu ve Çimenev Etüt Merkezi öğrencileri ile atölye çalışmalarında buluştu. Atölyelerde hem öğrencilerimizin hem de katılımcılarımızın sosyal yetenek ve becerilerini destekleyecek eğitimler planlandı, sanatsal beceriler üzerinden eğitimler verildi. Çağrışım gücünden yararlanarak dili doğru ve etkin kullanmayı sağlamak için “Söz Yazma Atölyesi”; işbirlikçi çalışma becerisini geliştirmek ve ilgi duyulan konularda araştırma becerisini güçlendirmek amacıyla “Vurmalı Çalgılar Atölyesi”; yaratıcılığı ortaya çıkarmak ve yeteneklerini sergileyebilmelerine olanak sağlamak için “Grafiti Atölyesi” düzenlendi.

Söz Yazma Atölyemizin eğitmenleri geçtiğimiz yıl Çingene Pembesi Bir Düş’te Roman sorunlarını paylaştığımız çalıştayımızın müzisyen konukları; Tahribad-ı İsyan grubundan Asil Koç ve Burak Kaçar, Grafiti Atölyemizin eğitmeni Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim bölümü öğrencisi Emrullah Örünklü ve Vurmalı Çalgılar Atölyemizin eğitmeni Tepeören Yerleşkemizden lise öğrencimiz Mustafa Berke Öğecan (11A) idi, Eğitmenlerimiz keyifli ve öğretici deneyimlerini bizlerle paylaştılar.

Eğitimde Eşitliğin Çeşitli Başlıklarda Değerlendirilmesi

“Düşle Düşme” projemiz kapsamında gerçekleşen çalıştayımıza Robert Kolej, Enka Lisesi, Özel Eyüboğlu Lisesi, Alev Okulları, Cemil Türker İlköğretim Okulu ile her iki yerleşkemizden öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz katıldı. Ana Teması “Eğitimde Eşitlik” olan Çalıştay’ın sabah oturumu, öğrencimiz Ada Üstünsoy’un (9D) verdiği piyano dinletisiyle başladı. Ardından katılımcı okullar yürütmüş oldukları sosyal sorumluluk projelerini birbirlerine sundular. Sabah oturumunun diğer aşaması, öğrencilerin atölye gruplarına ayrılması ve eğitimde eşitlik meselesini farklı alt başlıklarda tartışmasıydı. Atölye alt başlıkları ise şunlardı: Sosyokültürel Yapının Eğitim Sürecine Etkisi, Merkeze Yakın ve Uzak Okullardaki Eğitimin Sosyokültürel Farklılıkları, Ulusal ve Evrensel Boyutta Eğitimde Olanak Eşitliği, Değişen ve Gelişen Eğitim Algısı, Bireysel Yeteneklerin Sosyal Sorumluluk Projeleri Kapsamında Değerlendirilmesi, Eğitimde Mentorluk.

Tepeören Yerleşkemizden 18 öğrencimizin görevli olduğu çalıştay, öğrencilerimizin projelerinin sürdürebilirliğini görmeleri açısından dikkat çekiciydi. Gaye Padır (11D) ve Ömer Faruk Yazıcı’nın (11D) sunuculuk yaptığı çalıştayda; Sosyokültürel Yapının Eğitim Sürecine Etkisi atölyesinde Eren Kutay Bahtiyar (12B), Avşin Topçu (11C) ve Argun Çiper (10C); Merkeze Yakın ve Uzak Okullardaki Eğitimin Sosyokültürel Farklılıkları atölyesinde Batu Kaan Dilaver (12A), Damla Elbeyli (10A)  ve Şevval Ünlü (10A); Ulusal ve Evrensel Boyutta Eğitimde Olanak Eşitliği atölyesinde Ayberk Salkım (11A), Janset Şen (10A) ve Ecenur Demirtürk (10A); Değişen ve Gelişen Eğitim Algısı atölyesinde Berke Öğecan (11A), Nazlıcan Uzuner (10A), Andey Berk Ulaş (10B);  Bireysel Yeteneklerin Sosyal Sorumluluk Projeleri Kapsamında Değerlendirilmesi atölyesinde Yiğit Ali Savaş (12B), Ekin Balaban (11D) ve Gaye Padır (11D); Eğitimde Mentorluk atölyesinde Kayra Kapran (11A), Alkın Soydan (11B) ve Alara Bağcı (11A) görev aldı.

Prof. Dr. Füsun Üstel ve Ertuğrul Polat’la Panel

Öğleden sonra oturumunda, atölye çalışmalarının sonucunda her grubun hazırladığı deklarasyon metni grup temsilcileri tarafından okundu. Ardından, eğitimde eşitlik üzerine çalışmalar yürüten akademisyen konuklarımızın konuşmacı olduğu bir panel gerçekleşti.

Galatasaray Üniversitesi’nden bu yıl emekli olan Prof. Dr. Füsun Üstel ve Sabancı Üniversitesi ERG Araştırmacısı Ertuğrul Polat “Eğitim Eşitliği” hakkındaki düşüncelerini paylaştı. Üstel, eğitimde eşitlik ve sosyal sorumluluk kavramlarına ilişkin tarihsel bir arka plan bilgisi verdikten sonra bu kavramları akademik bir çerçeveye oturtarak adalet, sosyal adalet ve tüm alanlardaki eşitlik kavramlarıyla bağlantılarını vurguladı. Böylece, sosyal sorumluluk projelerinin “yardım etmek” çerçevesinde değil, “dayanışmak” çerçevesinde ele alınması ve daha geniş bir toplumsal eşitlik arayışının bir parçası olması gerektiği fikrini gündeme getirdi. Paneli dinlemekte olan tüm öğrencilerimizin sosyal sorumluluk çalışmalarına ilgi duyan öğrenciler olduğu düşünüldüğünde, bu hatırlatma öğrencilerimize oldukça önemli bir çerçeve sunmuş oldu.

Polat ise ERG olarak yürüttükleri araştırma ve çalışmalardan bahsetti, yürüttükleri çalışmalarda karşılaştıkları eşitsizlik biçimlerini ve ülkemizin farklı bölgelerinde öne çıkan farklı sorunları, çalışmalarda ulaştıkları verilerle örneklendirerek anlattı. Füsun Üstel’in kurmuş olduğu akademik çerçeveyle örtüşen bir şekilde, araştırmalardan elde edilen veriler, sonuçlar ve varılan sonuçlara göre yürütülebilecek çalışmaların niteliği ve çeşitliliği katılımcı öğrenci ve öğretmenlerimiz için zihin açıcı ve fikir vericiydi. Tüm bu tartışmaların okullarımızda sosyal sorumluluk projelerinin çok daha nitelikli bir biçimde yürütülmesine katkı sağlayacağını umuyoruz.

Çalıştayımızın son bölümünde atölyelerde eğitim alan tüm öğrencilerin katkıda bulunduğu Resim Sergisi görsellerinin sergilenmesi ve Söz Yazma Atölyesi öğrencilerinin sözlerini yazdığı şarkıyı seslendirmelerinin ardından, Hiphop kültürünün doğru algılanması için emek sarf eden atölye öğretmenlerimiz Asil Koç ve Burak Kaçar’ın ve onların öğrencileri Teşkilat-ı İsyan’ın mini konseri gerçekleşti. Son bölümü oluşturan sahne performanslarının tümü, atölye komitelerinde tartışılan tüm sorunları aşmanın çok da zor olmadığını, atılacak küçük adımların büyük etkiler yaratabileceğini gözler önüne serdi.

“Düşle Düşme” Üzerine…

Çalıştayda, öğrencilerimizden Gaye Padır’ın “Büyümenin beraberinde getirdiği içsel karışıklık kişinin ben kimim sorusuna cevaplar aramasıyla başlar. Her birey toplumdaki sonu gelmeyen kimliklerden en az birine sahip olarak doğar, birinin çocuğu, birinin kardeşi… Biz bugün burada DÜŞLERİ gerçekleştirmek ve bu yolu aydınlatırken DÜŞMEMEK için bulunuyoruz.” ifadesi projemizi özetler nitelikteydi.  Bir diğer öğrencimiz Ayberk Tuna Salkım’ın şu sözleri dikkat çekiciydi: “Eğitim, insanlığın ortaya çıkmasından bugününe kadar olan serüveninde, her zaman yaşamında önemli bir noktada olmuştur. Özellikle Fransız Devrimi’nden sonra gelen eşitlik kavramı eğitimi de etkilemiş, eğitim her vatandaşın hakkı konumuna gelmiştir. İşte bugün konuştuğumuz modern eğitim kavramının ve modern eğitimin sorunlarının çıkış noktası da takriben bu zamanlara rastlamaktadır. ‘Düzgün bir insan olabilmek için, sorumluluk üstlenen birisi olmak gerekir.’ Antoine de Saint-Exuper”

“Düşle Düşme” projemizin çalıştay bölümünde tüm süreçte biriktirdiğimiz gözlem ve deneyimlerimizi diğer okullarla paylaşma ve aynı düşüncede aydınlanan yolda bir araya gelme amacına ulaşmayı hedefledik. Çalıştay sonrasında katılımcı okul öğrenci ve öğretmenlerinden gelen geri bildirimler atmaya çalıştığımız adımın ve tüm katılımcı okullarla yaşadığımız paylaşım ve dayanışmanın önemini bir kez daha gösterdi:

Bir katılımcımız “Eğitimde eşit olma anlayışını, karşılıklı öğrenme duygusunun ne demek olduğunu daha iyi anladık, bundan sonraki süreçte birlikte olmalıyız.” derken, bir diğeri “Bu çalıştay bizlere farkındalık kazandırdı, paylaşmanın ve bir olma duygusunun önemini anladık.” sözleriyle düşüncelerini ifade ettiler.

Projemizin, Terakki’nin birikimlerini paylaşması adına verimli, öğretici ve keyifli bir basamak olduğunu ve aynı zamanda öğrencilerimizin akademik ve sosyal kazanımlar açısından, sorgulayıcı ve farklı bakış açıları geliştirmelerini destekleyecek ve geliştirecek bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Artık “Terakki Birikimini Paylaşıyor” bünyesinde, birikimlerimizi paylaşmaya istekli öğrencilerimiz ve bu yolu birlikte döşeyeceğimiz katılımcı okullarımızın var olduğunu bilmek bize güç veriyor.

* Terakki Birikimini Paylaşıyor; TERAKKİ’nin 1877’den beri oluşturduğu birikim, kültürel zenginlik, ilke ve aydınlığını gelecek kuşaklara taşımayı hedefleyen bir destek programıdır. Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasını ve çevresini katkılarıyla zenginleştirme sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.

Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir.

]]>
Terakkili Öğrencilerle “Düşle Düşme” Projesi https://www.terabook.org/terakkili-ogrencilerle-dusle-dusme-projesi/ Wed, 27 Dec 2017 11:03:52 +0000 http://www.terabook.org/?p=10828 Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı* içinde yer alan “Düşle Düşme” adlı projemiz Tepeören Yerleşkemizde “Eğitimde Eşitlik” anlayışının esas alındığı çeşitli atölye ve etkinlik çalışmalarıyla gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıl öğretmenlerimiz Başak Salimoğlu ve Elif Şahin danışmanlığında edebiyat ve sosyal bilimler disiplinleri temel alınarak başlatılan “Çingene Pembesi Bir Düş” adlı projenin devamı olarak sürdürülen “Düşle Düşme”, bu sene de lise 10 ve 11. sınıf seviyesinden gönüllü öğrencilerimizle yürütülüyor.

Bu projenin amacı, farklı becerilerdeki öğrencilerin birikimlerini paylaşmasını sağlayarak eğitimlerine katkıda bulunmak; kültür ve sanat alanında doğal farklılıklardan oluşan eşitsizlikleri gidermek adına yeteneği olan ama geliştirmeye fırsat bulamamış temas halinde olduğumuz öğrencilere etkinlikler tasarlayarak sürdürülebilir fayda sağlamak.

Bu doğrultuda Terakkililer, Tepeören Yerleşkemizde oluşturdukları atölyelerde öğrencilerimizin ve katılımcılarımızın sosyal yetenek ve becerilerini destekleyecek eğitimler düzenledi. Öğrencilerimiz dışında, Cemil Türker İlköğretim Okulundan 18 öğrenci ve Ballıca Köyü İlköğretim Okulundan 13 öğrenci de kasım ve aralık aylarında atölyelerimizde eğitim aldı.

Projede; Söz yazma: Çağrışım gücünden yararlanarak dili doğru ve etkili kullanma, Vurmalı çalgılar (Perküsyon): İşbirlikçi çalışma öğrenme profili sergilemek, ilgi duyulan konudaki araştırma becerisini güçlendirmek, Resim (Grafiti): Yaratıcılık güçlerini kullanarak yeteneklerini sergileyebilmelerine olanak tanımak amacıyla üç atölye çalışması yer alıyor.

Söz yazma atölyesini geçtiğimiz sene “Çingene Pembesi Bir Düş” projesi sempozyumunda konuk olarak yer alan Sulukule rap grubu Tahribad-ı İsyan’ın üyeleri Asil Koç ve Burak Kaçar, Grafiti atölyesini Mimar Sinan Üniversitesi Heykel Bölümü öğrencisi Emrullah Örünçlü, Perküsyon atölyesini Tepeören Yerleşkemizden lise öğrencimiz Berke Ögecan (11A) yönetiyor, deneyimlerini öğrencilerle paylaşıyor. Şubat ayına kadar yürütülmesi planlanan atölye çalışmalarının sonunda, 16 Şubat’ta Tepeören Yerleşkemizde planlanan sempozyumda öğrenciler aldıkları eğitimle ilgili ürün ve becerilerini sergileyecekler.

* Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasını ve çevresini katkılarıyla zenginleştirme sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.

Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir. 

]]>
Terakki, Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Konferansı’nda Sunum Yapan Tek Liseydi https://www.terabook.org/terakki-uluslararasi-sosyal-ve-beseri-bilimler-konferansinda-sunum-yapan-tek-liseydi/ https://www.terabook.org/terakki-uluslararasi-sosyal-ve-beseri-bilimler-konferansinda-sunum-yapan-tek-liseydi/#respond Fri, 26 May 2017 10:49:00 +0000 http://terabook.org/?p=9970 Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı içinde* yürütülen “Çingene Pembesi Bir Düş” adlı sosyal sorumluluk projemiz, Almanya’da gerçekleşen Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Konferansı’na (Berlin International Social Sciences and Humanities Conference) davet aldı. Tepeören Yerleşkemizden Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenimiz Elif Şahin ile Coğrafya Öğretmenimiz Başak Salimoğlu, bu davet üzerine Berlin Humboldt Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi işbirliğiyle 18 – 21 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen konferansta projenin sözlü sunumunu yapıp bildirisini yayımladı. Terakki, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden üniversitelerin katılımıyla gerçekleşen kongrede sunum yapan tek lise oldu.

Öğretmenlerimiz Elif Şahin ve Başak Salimoğlu, danışmanlığını yaptıkları “Çingene Pembesi Bir Düş” projesini 2015 yılından beri lise öğrencilerimizle birlikte yürütüyor. Projenin konusu, toplumsal yaşam içinde Romanların yaşadıkları zorluklar, bu zorluklara evrensel değerler çerçevesinde çözüm önerileri üretmek. Bu konunun seçilmesinde en büyük etken Romanların yaşadığı zorluklar ve Roman çocuklarının eğitim haklarının elde edilmesi için verilen mücadele örnekleridir. Edebiyat ve sosyal bilimler disiplinlerinin temel alındığı bu proje, bilimsel yöntemlerle araştırma ve gözlem yaparak toplumsal konularda kazanılan bilgi, beceri, tecrübe ve kaynakların tekrar topluma geri verilmesini hedefliyor. Bu hedefe ulaşabilmek için 2015 yılından beri öğrencilerimizle birlikte projenin birçok aşaması gerçekleştirildi.

Yapılan sunumda öğretmenlerimiz, iki yıldır sürdürdükleri projenin takvim planını, bu planın uygulama aşamalarını, öğrencilerimizle gerçekleştirdikleri yardım kampanyalarını ve Roman öğrencilere verdikleri eğitimleri, sınıf içi çalışmalarını ve düzenledikleri “Çingene Pembesi Bir Düş” çalıştayının ayrıntıları yer aldı. Sunumda özellikle, öğrencilerimizin kimlik sorunsalını tartışıp konuyla ilgili yazdıkları “Ben Kimim” çalışmaları ilgi gördü. Sunumun ardından akademisyenlerin, projenin eğitimde sürdürülebilirlik anlayışına tamamıyla uyduğunu belirten dönütleri Terakkili öğretmenleri mutlu etti.

*Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı: Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği bu program desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasını ve çevresini katkılarıyla zenginleştirme sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.

Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir.

 

 

]]>
https://www.terabook.org/terakki-uluslararasi-sosyal-ve-beseri-bilimler-konferansinda-sunum-yapan-tek-liseydi/feed/ 0
“Çingene Pembesi Bir Düş”ün Ardından https://www.terabook.org/cingene-pembesi-bir-dusun-ardindan/ https://www.terabook.org/cingene-pembesi-bir-dusun-ardindan/#respond Tue, 21 Feb 2017 13:29:55 +0000 http://terabook.org/?p=9440 Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı* içinde yer alan “Çingene Pembesi Bir Düş” isimli projemizin çalıştayı 17 Şubat Cuma günü Tepeören Yerleşkemizde konuk okullar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşti. Toplumdaki Roman algısı ve Romanların yaşadıkları zorluklar konuşuldu.

“Çingene Pembesi Bir Düş” adlı sosyal sorumluluk projesi Tepeören Yerleşkesinden öğretmenlerimiz Başak Salimoğlu ve Elif Şahin danışmanlığında edebiyat ve sosyal bilimler disiplinleri temel alınarak iki yıldır sürüyor. Bu konunun seçilmesinde en büyük etken Romanların içinde bulundukları ötekileştirme duygusu ve Roman çocuklarının eğitim haklarının elde edilmesi için verilen mücadele örnekleri oldu.

2015-2016 öğretim yılında başlayan proje çalışmalarının ilk adımı İstanbullu Romanların yaşam koşulları hakkında bir farkındalık oluşturmak amacıyla Aktivist Hacer Foggo ve Piri Reis Üniversitesi öğretim üyesi Aydın Elbasan ile Tepeören Yerleşkesinde öğrencilerimizin yaptığı söyleşiydi. Söyleşiyi Teneke Mahallesindeki görevlilerle irtibata geçilip mahalle halkının temel ihtiyaçlarının belirlenmesi takip etti. Bu ihtiyaçlar öğrencilerimizin yaptıkları yemek satışlarından elde ettikleri gelirle karşılandı.  Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri eğitmeni Melek Balban’ın önderliğinde Kuştepe Etüt Merkezinde proje aşamaları hakkında eğitim gerçekleştirildi. İlköğretim 1. Sınıf öğretmenlerimizden randevu alarak “Okuma-yazma eğitimi nasıl verilir?” konulu çalışma yaptılar ve etüt merkezindeki öğrencilerle bu çalışmayı yaptılar. Ayrıca, bale ve dans eğitimi almış olan öğrencilerimiz, bu birikimlerini etüt merkezindeki öğrencilerle paylaştılar. Terakkililer, tüm bu etkinliklerini daha geniş kitlelere duyurmak amacıyla, Enka Okulları “Liseler Sosyal Sorumluluk Projelerini Anlatıyor Sempozyumu”nda ve Koç Lisesi “STUP’16 Sosyal Sorunları Tartışma Sempozyumu”nda öğrencilerimiz atölye çalışmaları ile diğer okul öğrencilerine projeyi tanıttılar. Projenin danışman öğretmenleri Başak Salimoğlu ve Elif Şahin UEBK’16 Antalya Ulusal Eğitim kongresinde sözlü sunum gerçekleştirerek projenin aşamalarını katılımcılarıyla paylaştılar. Projenin son ayağı olarak da 17 Şubat Cuma günü Tepeören Kampüsü’nde öğrencilerin deneyim, gözlem ve fikirlerini, çeşitli atölye çalışmaları ve sunumlarıyla paylaştıkları bir çalıştay düzenlendi.

“Çingene Pembesi Bir Düş” çalıştayımıza; Robert College, Galatasaray Lisesi, Koç Lisesi, Eyüboğlu Lisesi, ALEV Okulları ve Levent Yerleşkemizden öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz katıldılar. Ana teması Romanlar ve sorunları olan çalıştay için;   Romanlar ve Çalışma hayatı, Romanlar ve Eğitim, Roman Olmak-Kimlik Sorunsalı, Roman Kadınlar ve Kadın Hakları, Roman Kültürünün Oluşumu ve Tarihsel Süreci, Dünya Toplumlarının Roman Kültürüne  Farklı Bakış Açıları alt başlıklarıyla atölye komiteleri oluşturuldu. Tepeören Yerleşkemizden 21 lise öğrencimizin görevli olduğu çalıştay, öğrencilerimizin projelerinin sürdürebilirliğini görmeleri  açısından dikkat çekiciydi. Birinci oturumda, tüm katılımcı okullar, sosyal sorumluluk projelerini tanıttılar. 11 A-B sınıfı öğrencilerinden Ata Taşman ve Ceren Süer’in sunuculuk yaptığı çalıştayda; Romanlar ve Eğitim Atölyesi’ne 11 A sınıfından Uras Efe Kahya, Kaan Özen,10 C sınıfından Ece Erturan; Romanlar ve Çalışma Hayatı Atölyesi’ne 11 A sınıfından Ata Taşman, Deniz Mina Karaer 10 B sınıfından Umut Uçak ve Berke Ögecan; Roman Kadınlar ve Kadın Hakları Atölyesi’ne; 11 A sınıfından Ceren Nural ve 10 C sınıfından Ekin Balaban; Romanlar Ve Kimlik Sorunsalı Atölyesi’ne; 11 A sınıfından Ceren Süer, Ece Özbek ve 10 A sınıfından Alara Bağcı, Dünya Toplumlarının Roman Kültürüne Farklı Bakış Açıları Atölyesi’ne 11 A sınıfından Eren Kutay Bahtiyar, Batu Kaan Dilaver, 10 C sınıfından Avşin Topçu; Roman Kültürünün Oluşumu ve Tarihsel Süreci Atölyesi’ne; 11 A sınıfından Barış Topçuoğlu, Umut Barış Doğan, 10 C sınıfından Gaye Padır liderlik yaptılar.  Çalıştayımızın ikinci oturumunda, atölye çalışmalarının sonucunda hazırlanan deklarasyon metinleri okundu. Ardından, konuk konuşmacılarımız, Aktivist Hacer Foggo “Romanların Güncel Sorunları”, Yrd. Doç. Erol Köroğlu “Romanlar ve Edebiyat” ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar “Roman Sorunlarının Hukuksal Boyutu” hakkında düşüncelerini paylaştılar. Çalıştayımız; Sulukule’deki yıkımı bizzat yaşamış olan  ve tepkilerini yaptıkları müzikle dile getiren Roman asıllı Tahribad-ı İsyan grubunun mini konseriyle sonlandı. Grubun sahne performansında atölye komitelerinde tartışılan tüm sorunlar müzikle  canlandırılmış oldu.

Çalıştay fotoğraflarını Terakki Vakfı Okulları Facebook Fan Sayfasından görebilirsiniz.

Öğrencilerimizden Yorumlar

Çalıştay sürecinde, Ceren Süer’in “Bizler farklı dilleri de konuşsak farklı inançlara da sahip olsak hepimiz aynı dilde ağlar ve güleriz gözyaşlarımızın ve kahkalarımızın bir dili yoktur. Biz bugün burada bir düşü, ÇİNGENE PEMBESİ BİR DÜŞ’ü gerçekleştirmek ve bu yolu aydınlatmak üzere bir mum yakmak için bulunuyoruz. “ , Ece Özbek’in “Toplumdaki kazanılan kimliklerin beraberinde getirdiği radikalizm kavramının insan ilişkilerindeki iletişimi zorlaştırması ve özellikle farklı değerlere, kültürlere sahip bazı grupların doğuştan sahip oldukları kimlikleri nedeniyle toplumdan dışlanması ve gün geçtikçe bireyleri kişilik buhranına sebebiyet verebilecek yabancılaşmanın çemberine sürüklemesine sebebiyet vermektedir. Ne yazık bu içinde bulunduğumuz çağdaki toplumların hoşgörü ile ilerlemesini engelleyen nedenlerin temel taşıdır.”, Batu Kaan Dilaver’in “İmparatorluklarda farklı köken veya mezheplerden insanlar tek bir çatı altında yaşarlar ve bir kısmı imtiyazlara sahip olabilir. Bir imparatorluğun tebaasına sahip çıkması ve onun çıkarlarını da gözetmesi gerekir. Aksi takdirde tebaa ansiyent rejimin aksine farklı bölgelere hareket edebileceğinden Osmanlı’nın vergi-tarım ekonomisi de zarar görecektir.”  sözleri dikkat çekiciydi.

Danışman Öğretmenlerimizden

“Çingene Pembesi Bir Düş” projesi iki yıldır sürdürülmekte, çalıştayımızda bu süreç içerisinde amaçladığımız gözlemlerimizi ve deneyimlerimizi diğer okullarla paylaşma ve aynı düşüncede aydınlanan yolda birleşme amacına ulaşmayı hedefledik. Okulların geri bildirimlerinde bizlere ulaşan “Siz bir dünya iyilik yaşattınız bizlere, bundan sonraki süreçte birlikte olmalıyız.” ve “ Bu çalıştay bizlere farkındalık kazandırdı, paylaşmanın bir olma duygusunun önemini anladık.” düşünceleri çok değerliydi, bir kez daha doğru adımlarla ilerlediğimize inancımız arttı. Projemizin temel hedeflerinin; öğrencilerimizin akademik ve sosyal kazanımlar açısından, sorgulayıcı ve farklı bakış açıları geliştirmelerini fazlasıyla destekleyecek ve geliştirecek bir çalışma olduğunu düşünüyoruz. Projemizin Berlin Humboldt Üniversitesi tarafından “Berlin International Social Sciences and Humanites Conference”a sözlü sunum yapılması ve bildirisinin yayınlanması için kabulünü farklı bakış açıları kazanımı açısından doğru değerlendirildiğinin de göstergesi olması açısından sevindirici oldu.

* Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı: Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği bu program desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasını ve çevresini katkılarıyla zenginleştirme sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.

Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir.

]]>
https://www.terabook.org/cingene-pembesi-bir-dusun-ardindan/feed/ 0
Sosyal Sorumluluk Projemiz Uluslararası Berlin Konferansı’nda https://www.terabook.org/sosyal-sorumluluk-projemiz-uluslararasi-berlin-konferansinda/ https://www.terabook.org/sosyal-sorumluluk-projemiz-uluslararasi-berlin-konferansinda/#respond Mon, 06 Feb 2017 07:39:17 +0000 http://terabook.org/?p=9507 Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı içinde* yürütülen “Çingene Pembesi Bir Düş” adlı sosyal sorumluluk projemiz, Almanya’da gerçekleşecek Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Konferansı’na (Berlin International Social Sciences and Humanities Conference) davet aldı. Terakkili öğretmenler, bu davet üzerine Berlin Humboldt Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi işbirliğiyle 18 – 21 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek konferansta projenin sözlü sunumunu yapıp bildirisini yayımlayacak.

Tepeören Yerleşkemizden Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz Elif Şahin ile Coğrafya öğretmenimiz Başak Salimoğlu, danışmanlığını yaptıkları “Çingene Pembesi Bir Düş” projesini 2015 yılından beri lise öğrencilerimizle birlikte yürütüyor. Projenin konusu, toplumsal yaşam içinde Romanların yaşadıkları zorluklar, bu zorluklara evrensel değerler çerçevesinde çözüm önerileri üretmek. Bu konunun seçilmesinde en büyük etken Romanların yaşadığı zorluklar ve Roman çocuklarının eğitim haklarının elde edilmesi için verilen mücadele örnekleridir. Edebiyat ve sosyal bilimler disiplinlerinin temel alındığı bu proje, bilimsel yöntemlerle araştırma ve gözlem yaparak toplumsal konularda kazanılan bilgi, beceri, tecrübe ve kaynakların tekrar topluma geri verilmesini hedefliyor. Bu hedefe ulaşabilmek için 2015 yılından beri öğrencilerimizle birlikte projenin birçok aşaması gerçekleştirildi.

Aktivist Hacer Foggo ve Piri Reis Üniversitesi öğretim üyesi Aydın Elbasan, İstanbullu Romanların yaşam koşulları hakkında bir farkındalık oluşturmak için lise öğrencilerimizle söyleşti. Daha sonra, Teneke mahallesindeki görevlilerle irtibata geçen öğrencilerimiz, mahalle halkının temel ihtiyaçlarını belirledi. Bu ihtiyaçları, Tepeören Yerleşkemizde yaptıkları yemek satışlarından elde ettikleri gelirle karşıladılar.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri eğitmeni Melek Balban’ın önderliğinde Kuştepe Etüt merkezinde proje aşamaları hakkında eğitim yaptılar. İlkokul 1. sınıf öğretmenlerimizden randevu alarak okuma-yazma eğitiminin nasıl verildiğini öğrendiler. Ardından etüt merkezindeki öğrencilerle okuma-yazma eğitimi gerçekleştirdiler.

Ayrıca, bale ve dans eğitimi almış olan öğrencilerimiz, bu birikimlerini etüt merkezindeki öğrencilerle paylaştı. Tüm bu etkinliklerini daha geniş kitlelere duyurmak için Enka Okulları “Liseler Sosyal Sorumluluk Projelerini Anlatıyor” adlı sempozyumda ve Koç Lisesi STUP’16 Sosyal Sorunları Tartışma Sempozyumu’nda atölye çalışmalarıyla diğer okul öğrencilerine projeyi tanıttılar. Projenin danışman öğretmenleri Başak Salimoğlu ve Elif Şahin ise UEBK’16 Antalya Ulusal Eğitim kongresinde sözlü sunum gerçekleştirerek projenin aşamalarını katılımcılara anlattı.

Bu yıl da öğrencilerimiz, 17 Şubat Cuma günü çeşitli atölye çalışmaları ve sunumlarla Tepeören Yerleşkemizde bir çalıştay düzenleyecek. Çalıştayda konuşmacılarımız Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Yrd. Doç. Erol Köroğlu ve Hacer Foggo olacak. Levent Yerleşkemizden öğrencilerimizin de katılımcı olarak yer alacağı sempozyumda Galatasaray Lisesi, Robert Kolej, Koç Lisesi, Eyüboğlu Lisesi ve Alev Okulları’ndan öğrenci ve öğretmenler de bulunacak.

Berlin Humboldt Üniversitesi, 1818 yılında Prusyalı filozof ve devlet adamı Wilhelm von Humboldt öncülüğünde kurulmuş olup Berlin’in en eski üniversitesi unvanına sahiptir. Bu üniversite modeli Avrupa’daki diğer üniversiteleri ciddi biçimde etkilemiş, sosyal bilimler açısından yaptığı projeler ile öncü bir eğitim kurumu olmuş ve olmaya devam etmektedir. Üniversite son iki yüzyıldaki en büyük Alman düşünürlerine ev sahipliği yapmıştır, bunların arasında; idealist filozof Johann Gottlieb Fichte, teolog Friedrich Schleiermacher, idealist filozof G.W.F. Hegel, karamsar düşünür Arthur Schopenhauer, Friedrich Schelling , ünlü fizikçiler Albert Einstein ve Max Planck sayılabilir. Dünyayı etkilemiş Karl Marx ve Friedrich Engels bu üniversitede eğitim görmüştür. Üniversite akademik başarısını Nobel ödülü kazanan 29 akademisyeniyle de uluslararası platformlarda ispatlamıştır.

*Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı: Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği bu program desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasını ve çevresini katkılarıyla zenginleştirme sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.

Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir.

]]>
https://www.terabook.org/sosyal-sorumluluk-projemiz-uluslararasi-berlin-konferansinda/feed/ 0
Terakkililer Roman ve Suriyeli Çocuklarla Bir Araya Geldi https://www.terabook.org/terakkililer-roman-ve-suriyeli-cocuklarla-bir-araya-geldi/ https://www.terabook.org/terakkililer-roman-ve-suriyeli-cocuklarla-bir-araya-geldi/#respond Tue, 21 Jun 2016 12:46:44 +0000 http://terabook.org/?p=8555 Tepeören Yerleşkemizden 10 A sınıfı Seçmeli proje dersi öğrencilerimiz, 16 Haziran Perşembe günü “Çingene Pembesi Bir Düş” projelerinin üçüncü bölümünü gerçekleştirdi. Öğrencilerimiz okulda yaptıkları yemek satışından elde ettikleri gelirlerle Pendik’te Teneke mahallesindeki Roman vatandaşlara yiyecek-giyecek-kırtasiye malzemelerinden oluşan yardım kolileri götürdüler.

Öğrencilerimiz bölge ziyaretinin ardından Harbiye’deki Roman ve Suriyeli çocukların eğitim aldığı etüt merkezini ziyaret ettiler. Harbiye Etüt Merkezi’nde gönüllü olarak çalışacaklarını belirttiler. Kitap, kırtasiye malzemesi ve oyuncak kolilerini götürdükleri etüt merkezinde orada eğitim alan öğrencilerle buluştular, oyunlar oynadılar, kitap okuma saati uygulaması yaptılar.

Etüt merkezinde gönüllü olarak çalışan Melek Bahat, öğrencilerimize etüt merkezinde yapılan ve yapılması planlanan çalışmalardan bahsetti. Buradaki eğitimin, daha çok öğrencilerin sosyal gelişimini destekleyecek doğrultuda olacağını belirtti. Bahat, merkezde fotoğraf odası, dans atölyesi, resim atölyesi, masal okuma gibi bölümlerin açılacağını ve öğrencilerimizin gönüllü olarak bu alanlarda destek verebileceğini ifade etti.

]]>
https://www.terabook.org/terakkililer-roman-ve-suriyeli-cocuklarla-bir-araya-geldi/feed/ 0
Terakkili Gençler Teneke Mahallesinde Romanlarla Buluştu https://www.terabook.org/terakkili-gencler-teneke-mahallesinde-romanlarla-bulustu/ https://www.terabook.org/terakkili-gencler-teneke-mahallesinde-romanlarla-bulustu/#respond Tue, 02 Feb 2016 15:09:09 +0000 http://terabook.org/?p=7806 Tepeören Yerleşkemizden 10 A sınıfı öğrencilerimiz, “Çingene Pembesi Bir Düş” adlı projeleri kapsamında Pendik’teki Teneke mahallesinde Roman halkıyla bir araya geldi. Onların temel ihtiyaçlarını karşıladılar. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz Elif Şahin ve Coğrafya öğretmenimiz Başak Salimoğlu danışmanlığında gerçekleşen bu projede öğrencilerimiz, ayrıca Kuştepe’de Roman çocukların eğitim aldığı etüt merkezini de ziyaret ederek onlara verecekleri eğitim için bir plan oluşturdular.

IMG_5409

İlk önce, danışman öğretmenlerimiz Teneke mahallesine giderek ihtiyaçları belirledi. Ardından öğrencilerimiz, 11 – 15 Ocak tarihleri arasında Tepeören Yerleşkemizde yemek satışı yaptı ve elde edilen gelirle bu ihtiyaçları temin etti. Her iki yerleşkemizden öğrencilerimiz kıyafet, yiyecek, bebek bezi ve bebek maması getirdi ve Tepeören Yerleşkemizden öğrencilerimiz aldıkları eşyaları koliledi. 20 Ocak Çarşamba günü Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye İnsan Hakları Gözlemcisi aktivist gazeteci Hacer Foggo ve danışman öğretmenleriyle birlikte kolileri Teneke mahallesine götürdü.

Öğrencilerimiz, bu bölgedeki Roman halkının içinde bulunduğu durumla karşılaştıklarında gördükleri manzarayı yaşamları boyunca unutamayacaklarını ifade etti. Teneke mahallesinden ayrılırken, su firmalarına e-posta gönderip buradaki içme sularının karşılanabilmesi için destek isteyeceklerini ve okuldaki yardım çalışmalarının devamını sağlayacaklarını belirtti.

IMG_0723

Bölge ziyaretinin ardından Kuştepe’de Roman çocukların eğitim aldığı etüt merkezini ziyaret eden öğrencilerimiz, merkezin yetkilisi Metin Salih Şentürk’ten burada yapılan çalışmaları dinledi. Öğrencilerimizin dikkatini çeken, çocukların etüt merkezini yuvaları gibi sahiplenmeleri ve buradaki çalışmalarla okullarında elde ettikleri başarılardı. Ayrıca, Şentürk’ün “Buradaki Roman çocuklar, anneleri babaları olan yetim çocuklar. Çünkü aileleri sabah çiçek satmak, hurda toplamak için evden çıkıp gece yarısı evlerine dönüyorlar, çocuklar uzun süre yalnız kalıyorlar.” sözlerinden de etkilendiler.

Öğrencilerimiz, Kuştepe Etüt merkezi’nde Roman çocuklar eğitim vermek için gönüllü oldu ve orada çocuklarla yapabilecekleri çalışmalar için bir çalışma planı oluşturdu. Bununla birlikte, Kuştepe Alev mahallesindeki sokağı daha renkli ve temiz hale getirebilmek için nisan ayında tüm mahalleyi boyamak için seferber oldular.

Öğrencilerimiz, bu projenin sürekliliğini sağlamak ve Roman çocukların sorununu hatırlatmak için çalışmalar yapmak istediklerini belirtti. Michel Foucault’un “Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yok demektir.” sözünden yola çıkarak kalıp yargıların ortadan kalkması için bu sorunun farkındalığını herkese anlatmak istediklerini ve bu anlayış için özverili çalışacaklarını söylediler.

]]>
https://www.terabook.org/terakkili-gencler-teneke-mahallesinde-romanlarla-bulustu/feed/ 0