Öğrencilerimizin Türk Tarihine Yolculuğu

0

Levent Yerleşkemizden 7. sınıf öğrencilerimiz, 3 – 7 Kasım tarihleri arasında 11 ve 12. yüzyıllarda Anadolu’nun Türkleşme sürecini öğrenirken harita ve afişler hazırladılar. Öğrencilerimiz afişlerinde, Türklerin Anadolu’ya yerleşme sürecinde yaşanan siyasi mücadeleler ile kültürel faaliyetlerini harita üzerinde gösterdiler. Bu etkinlik ile öğrencilerimiz iletişim, bilgi okuryazarlığı ve kronolojiyi algılama becerilerini geliştirdi.

[nggallery id=76]

Lise Öğrencilerimiz Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ile Buluştu

0

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisimiz, 11 ve 12. sınıf öğrencilerimizin üniversite ve meslek seçimlerinde doğru karar verebilmelerine yardımcı olmak için tüm seneye yayarak gerçekleştirdiği 19. Kariyer Günleri etkinliklerine 4 Kasım Salı günü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’ın “Başarı Öyküsü” konferansı ile başladı.

Kendi aile öyküsünü anlatarak konferansa başlayan Arıboğan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte kadının rolünü, anneannesinin hikayesini öğrencilerimizle paylaştı.

Arıboğan konferans boyunca ülkemizden ve dünyadan önemli isimlerle mesajlarını vererek Drogba’nın sadece bir futbolcu olmadığını, onun ülkesindeki iç savaşı durduran rolünü, kurduğu vakıfla Afrika’da açlıkla ve AIDS ile savaşından bahsetti.

Arıboğan, ezbere meslek ya da bölüm seçmek yerine bireyin kendi yeteneklerini tanıyarak geleceğini daha doğru planlayabileceğini açıkladı. Değişen dünyada gençlerin en az 3 meslek değiştireceklerini söyledi ve mutlu olacakları meslekleri seçmelerini tavsiye etti. Dünyanın ve ülkemizin giderek yaşlanan neslindeki ihtiyaçları fark edip yaşlılarla çalışmak, onlara hizmet verecek işler kurmak gibi ülkemizde henüz olmayan mesleklere öncülük edebilenlerin bir adım önde olacağını vurguladı. Ayrıca dünyayı ve iş yaşamını anlamak için siyaseti bilmenin, çevre duyarlılığının öneminden bahsetti.

“Rektörler, Üniversite Adayları ile Buluşuyor”, “Mesleğe Göz Kırpmak”, “Üniversiteli Olmak”, “Üniversite Gezileri”, “Kariyer Nedir?”, “Sektör Gezisi”, “Sunny Tanıtımı”, “Ders Seçim Konferansı”, “Meslekleri Tanıyalım”, “Tercih Konferansı” ve “Tercih Masaları” ise bu sene gerçekleşecek diğer Kariyer Günleri etkinlikleri.

Bilgisayar Laboratuvarında Çarpma İşleminde Yarıştılar

0

5. sınıf öğrencilerimiz, 20-28 Ekim tarihleri arasında bilgisayar laboratuvarında matematik öğretmenleri eşliğinde Çarpma Yarışması’na katıldılar. Web 2.0 araçlarından Kahoot ile hazırlanan, birebir bilgisayar başında ve tüm sınıfın çevrimiçi olarak aynı sorularla karşılaştığı bu yarışmada, öğrencilerimiz bol bol çarpma işlemiyle pratik yapma fırsatı buldular.

Öğrencilerimiz bu yarışma ile sınıf içi çalışmalar esnasında çarpma işlemi yaparken hız ve pratiklik kazanmalarını sağlayan çarpma işlemi stratejilerinin öneminin iyice farkına vardılar.

[nggallery id=75]

Dünyadan ve Türkiye’den Eğitim Teknolojileri Uzmanları ve Öğretmenleri Terakki'deydi

0

Terakki, Yabancı Diller Bölümümüzden English Language Teaching (ELT) Teknoloji Uzmanımızın organize ettiği, eğitim teknolojileri alanında güncel konuların paylaşımına yönelik tüm dünyadan eğitim teknolojileri uzmanlarını profesyonel bir ağ ile birleştiren “Learning and Technology Education Network (LTEN)” konferansına 24 Ekim Cuma günü ev sahipliği yaptı.

Konferansa katılan okullar Avrupa Koleji, Çevre Okulları, Darüşşafaka, Enka Okulları, FMV Işık Okulları, Hisar Okulları, İhlas Koleji, Istanbul International Community School, Kemer Koleji, Florya Küçük Şeyler Anaokulu, MEF Okulları, Özel Yönder Bahçeköy Okulları, Robert Kolej, Özel Sezin Okulu, TED İstanbul Koleji Vakfı Özel Lisesi, TED Rönesans Koleji, Koç Özel Lisesi, Üsküdar SEV İlköğretim Okulu ve Vizyon Koleji’ydi.

Avrupa Koleji’nden eğitim teknolojileri uzmanları Ayhan Gülen ve Lamia Aktaş “Augmented Reality, Collaborative Learning and Using Web Tools with Flipped Learning in Turkish Lessons”, MEF Okulları’ndan matematik öğretmeni “Project Based Learning/Collaborative Problem Solving”, Robert Kolej’nden İngilizce öğretmeni Pelin Rau “Technology-Infused Learning Through Web-based Assessments”, Florya Küçük Şeyler Anaokulu’ndan anaokulu öğretmeni, Katy Shafigh “Advantages and Disadvantages of Technology in Teaching Young Learners”, iş adamı Ömer Ragıp Özkan, “Project Based Learning”, bilişim teknolojileri bölüm başkanımız Murat Özkan “Being a Teacher  in the 21st Century”, ELT teknoloji uzmanımız Marsha Maxwell “Google Glass in the Classroom” ve anaokulu İngilizce öğretmenimiz Özge Karaoğlu “BYO(ipa)D or not?” başlıklı sunumlarında eğitim teknolojileri alanındaki son gelişmeleri ve kendi kurumları içinde eğitim teknolojilerini ne şekilde kullandıklarını anlattılar.

Ayrıca, yurt dışında çalıştıkları kurumlarda eğitim teknolojilerini derslerinde etkin bir şekilde kullanan Teksas’tan Eğitim Teknolojileri Danışmanı Shelly Terrell, Florida’daki Collier County Public School’da 5.sınıf öğretmeni Adam Winkle ve Dubai’deki Zayed University’de İngilizce Okutmanı ve Seviye Koordinatörü olan Burcu Tezcan, telekonferans aracılığıyla etkinliğe katılarak konuyla ilgili düşüncelerini paylaştılar.

Telekonferans ile yapılan sunumların kayıtlarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Adam Winkle ( Florida, U.S.A): “Google Glass in the Classroom”
https://www.youtube.com/watch?v=S3wl72XkpW4

Shelly Terrell ( Texas, U.S.A): Virtual Learning Environments”
https://www.youtube.com/watch?v=Ns_xO3rCpno

Burcu Tezcan Ünal (Dubai ): “Technology in Education: Teachers’ Friend or Foe or Both?”
https://www.youtube.com/watch?v=XYNxGLq6UIA

Yetim

10D sınıfı öğrencimiz Öykü Yüksel, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği “10 Kasım Atatürk’ü Anma günü” kompozisyon yarışmasında “Yetim” kompozisyonuyla ilçe birincisi oldu.

YETİM

On altı senelik hayatım boyunca yaşadığım ayrılıklar hep zor geçmiştir. Her ayrılıkta yüreğimden bir parçanın daha eksildiğini hissederim. Sanki beni ben yapan hayatımdaki insanlarmış da onlar bir yerlere gittikçe, kısa süreliğine gidilmiş bile olsa, hiçliğe bir adım daha yaklaşıyormuş gibi… Huya dönüşen bu hissim babamla başladı. Ben küçükken ayda en az iki kere yurt dışına gider, ben üzülmeyeyim diye de çikolata getirirdi gittiği yerlerden. Ne zaman onu özlesem baban sana çikolata getirecek derlerdi. Diğer çocuklarla aynı şeyi düşünürdüm ben de babamın kahraman olduğunu… Öyledir de zaten, her baba çocuğunun kahramanıdır. Onu korur, kollar, dertlerine çözüm bulur ve daha birçok şey… Kız babaları ileri görüşlüdür, gözleri birini tutmadıysa vardır bir bildikleri.

Ülkelerin babalarıysa kız babalarına benzer; vatanın gidişatını ileri görüşlülükleriyle ortaya döker, çocuklarının üzülmemesi, zarar görmemesi için planlar yapar. Tabi her ülke benim kadar şanslı değil. Benim dünyalara değişmeyeceğim babam, Türkiye’nin de Atatürk’ü var. Her ülkenin babası olacak diye bir kural yok, biz bir zamanlar şanslı olanlardanız. Zor durumda imdadımıza yetişip bizi dipsiz çukurun içinden aydınlığa çıkaran bir önderimiz var.

Bir çocuğun babasından ayrılması nasıl zorsa ülkenin de babasına vedası o denli zordur. Hayır, veda değil bu! Veda olsa duramaz, bölünürdük. Aradan yetmiş altı sene geçmesine, ülkeyi başka fikirlerin gelip yönetmesine rağmen vatanın büyük bir kısmı hala Atatürk’ün çizdiği yoldan ilerlemekte, yaşantılarında onun ilkelerini temel almaktadır.  Bu da Mustafa Kemal’in ülkeyi hatta dünyayı terk etmediğinin, fikirlerini ve düşünce sistemini gelecek nesillere emanet ettiğinin en basit örneğidir. Biz, bize bırakılanı sonuna kadar devam ettirmekle yükümlüyüz. Çünkü her Türk genci bir parça yetimdir.

Sözcüklerimin arasında “miras bırakmak” kalıbını kullanmadım; ölüler miras bırakır. Oysa Mustafa Kemal ve ilkeleri kafamızın içinde sonsuzluğun bulunduğu yerdedir ve o ancak ilkeler yok olduğunda, tek bir kişi tarafından bile hatırlanmadığında ölür.

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” demiştin Ata’m. Türkiye Cumhuriyeti, senin düşünce sistemini benimseyenler olduğu müddetçe ilelebet yaşayabilir. Fakat biz, yetim ülkenin yetim çocukları, nereye kadar sahip çıkabileceğiz senin emanetine?

Öykü Yüksel (10D)

8. Sınıf Öğrencilerimiz Mezunlarımızla Buluştu

0

8.sınıf öğrencilerimiz, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimizin 22 Ekim Çarşamba günü Terakki Vakfı Kültür Merkezi K2’de gerçekleştirdiği “Mezunlarla Sohbet” etkinliğinde ortaokul mezunlarımızla buluştu.

8. sınıftan geçen yıl mezun olan öğrencilerimiz şu anda sınava hazırlık sürecinde olan öğrencilerimizle bir araya gelerek; sınava hazırlık sürecinde motivasyonlarını artırabilmek, bu süreci iyi yönetebilmelerine destek olmak amacıyla liseye geçiş döneminde yaşadıkları deneyimleri paylaştılar.

Rehberlik Servisi Koordinatörü Demet Uysal’ın  moderatörlüğündeki sohbete; Kabataş Erkek Lisesi’nden Elif Sude Nacak,  Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Fen Lisesi’nden Sarper Koçkarsantılıoğlu, Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki Lisesi IB’den İpek Eğilmez, Robert Koleji’nden Carla Ayşem Sipahioğlu, Alman Lisesi’nden Talya Cervatoğlu katıldılar.

Mezunlarımız, geçen yıl yaşadıkları deneyimlerini paylaşırken verdikleri mesajlarla öğrencilerimizi motive ettiler. Özellikle grubun ihtiyacının farkında olup, bu zorlu dönemin nasıl üstesinden gelebilecekleri, neler yaparlarsa başarıya ulaşabilecekleri ile ilgili önerilerini paylaştılar. Geçen yıl o sıralarda kendilerinin oturduklarını ama şimdi burada, kendi okullarında arkadaşları ile buluşmaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getirdiler.

Mezunlarımız, sınav döneminde planlı çalışmanın ve hedef belirlemenin başarıyı yakalamada önemli olduğunu vurguladı. Herkesin farklı bir çalışma sistemi olduğunu ve mutlaka bir çalışma planı ile devam etmelerini önerdiler. Dersi derste dinlemenin önemini belirterek, deneme sınavlarındaki yanlışlarının yol gösterici olduğunu söylediler. Hata yaptıkları konularda eksiklerini gidermek için öğretmenlerinden mutlaka yardım almalarını önerdiler. Başarılarını artırmak için yöntemler geliştirebileceklerini, başarısızlıklar karşısında hemen pes etmemeleri gerektiğini belirterek herkesin kendisini mutlu hissettiği bir okulda eğitimine devam etmesinin önemi üzerinde durdular.

Sınav yaklaştıkça stresin artabileceğini ve bu noktada yakın çevrelerinden ve rehberlik servisinden destek almalarının önemli olduğunu vurguladılar.

Mavi Gözlü Kadın

2013-2014 Öğretim yılında 8.sınıf öğrencimiz Delfin Tuna, Günışığı Kitaplığı’nın düzenlediği 2014 Zeynep Cemali Öykü Yarışması’nda “Mavi Gözlü Kadın” öyküsüyle üçüncü oldu.

Mavi Gözlü Kadın

Muğla yakınında bir kasabada otururduk ben küçükken, 7-8 yaşlarındaydım. Saadet adında bir komşumuz vardı, 60’ına merdiven dayamıştı ama 70’lerinde bir kadın kadar yaşlıydı. Kır saçları beline kadar iner, hep iki yandan örülü olurdu. Gözleri vardı bir de, gözleri… Asla hazır olamazdınız insanın ruhuna bakan o gözler için. Buz mavisi, neredeyse gözünün akıyla aynı renk gözlerinde gözbebeği zor seçilirdi. Esmer bir kadındı, gözlerinden beklemezdiniz o rengi, ama asıl şaşırtan bu hayata küsmüş yaşlı kadının keskin bakışlarıydı. İşte o, baktığında en az üç saniye olduğunuz yere çakardı sizi.

Salı pazarı hariç dışarıda göremezdiniz onu, evinin tek odası hariç tüm perdelerini kapatır, açık olan tek pencerenin önünde oturup dantel örerdi bütün gün. Elindeki tığa bile bakmazdı.

Her mahallede olur böyle biri, bahçesine kaçan toplar gözden çıkarılır, domatesleri, erikleri çalınmaz…

Ancak bu kadını, biz mahallenin çocukları için unutulmaz kılan bu değildi. Altın günü bizim evdeydi o gün; biz çocuklar da terlemiş, yorulmuş ve börek yemek için salona geçmiştik. Kadınlardan biri konuşuyordu:

-Öldürmüş kocasını diyorlar… Hem de o tığla! Her gün dantel ördüğü var ya…

Başka biri atladı:

-Yok Aysel Hanım yok… Vallahi biliyorum bu kadının derdini. Hiç kocası olmamıştır bunun, zırdeli bu!

Yaşlılardan birinin sesini işittim:

-Kocası yoktu, neredeyse olacaktı.

Anlatmaya başladı:

-Mahallenin en güzel kızıydı, hep kıskanırdım onu. Ama erkeklere pek yüz vermezdi, o yüzden kimse onu rakip görmezdi kendine. Bir gün Ermeni bir aile taşındı kasabaya, nedendir bilinmez. Bizimki gördüğü anda vuruldu bu ailenin delikanlı oğluna. Zaten  evlatlıktı, on sekizine gelmişti, ailesi artık evlendirmek istiyordu. Kimse Ermeni’dir diye nazlanmadı. Dört aya varmadan her şey hazırlandı, düğün günü geldi. Bir ara oğlan akrabalarla tokalaşmak için ayrıldı kızın yanından.  Mahallenin gençleri gururlarına yedirememişti aşık oldukları Saadet’i bir ‘’Ermeni dölüne’’ vermeyi. Sabahtan beri zıkkımlanıp duruyor, öfkelerini nereden çıkaracaklarını bilemeden sağa sola, çoluğa çocuğa, kasabanın delisine sataşıp duruyorlardı. Önce biri laf attı, sonra beriki sataştı. Oğlan diklendi. Ama köyün oğlanları zıvanadan çıkmıştı. Döverek öldürdüler damat adayını oracıkta.

Saadet de bekledi, bekledi…

Saatler sonra biri çıkıp “Öldü!” dedi. İnanmadı. Ertesi gün cenazesine bile gelmedi çünkü inanmıyordu öldüğüne. Bir haftayı düğün yerinde geçirdi, komşuların getirip zorla yedirdikleriyle ayakta duruyordu.

Bir iki “Ah vah, cık cık!’’ sesleri duyuldu kadınlardan. Kimse de pek dertlenmedi.  Ama bizi şaşırtmıştı bu duyduklarımız. Çocuktuk, bize pek anlatılmazdı bunlar. Osman atladı hemen ‘’ Arkadaşlar, bu kadın bizim topumuzu geri vermemişti bahçesine kaçınca, bir oyun oynayalım mı şuna? Cezasını verelim!’’ herkes üstüne atladı bu fikrin.

Ben itiraz ettim yalnızca. “Korkaklığımla” alay ettiler, ben de yediremeyip onlara uymayı kabul ettim. Sonradan anladım ki cesaretle ilgisi yoktu. Vicdan hesabıydı, cesaret adı altında üstünü örtmeye çalıştıkları acı acı sızlayan vicdanları. Hep beraber çıktık sokağa kadının kapısına koşar adım gittik. Kapıda herkes duraksamıştı, birbirimizi itekliyorduk. Sonunda ben girdim içeri, cesaretimi kanıtlamak için. Kapıyı çaldım, çok geçmeden açıldı ‘”Teyze, senin bey döndü, düğün yerinde bekliyor seni. Beni gönderdi haber edeyim diye.’’ O an dediklerimin gerçek olmasını diledim. Yıllardır ilk kez böyle bir gülümseme görmüştüm, böyle parlayan gözler…  Umut doluydu. “Biliyordum geleceğini… Hemen giyineyim o zaman…’’ dedi kısık bir sesle. Kapıyı kapattı, olduğum yerde kalakaldım. Koşarak geldi bizimkiler yanıma ben de “Halletim işi.” dedim, gülümsedim.

Kapının önünde oturduk bekledik hep beraber ama içim rahat etmiyordu bir türlü. Bize inanmasaydı, kovsaydı gülebilirdim belki ama boşa çıkacağını bildiğim halde gözlerinde görmekten mutluluk duyduğum umudu, izin vermiyordu buna. Midem bulanmaya başlamıştı. Eğleniyor olmam gerekiyordu, neyi yanlış yapıyordum?

Sonunda Saadet Hanım çıktı kapıdan, yer yer güveler tarafından yenilmiş, rengi solmuş gelinliğiyle. Kırmızı rujunu da sürmüştü. Zamanı geri almak istiyordum. Yine koltuğunda dantel örsün, kocasının asla dönmeyeceğini düşünsün istiyordum. Umudu, hasta doğan bebekler gibiydi benim için; ne kadar çok sevsem de ölümü yakındı ve izlemek zorunda kalacaktım. ‘’Gençken kapkaraydı saçları, hala öyle mi?’’ diye sordu bana. Ciğerim daraldı. ‘’ Yok teyze pamuk gibi.’’  dedim. ‘’Olsun…’’ dedi, sanki devamını getirmek istiyordu ama o kadar birikmişti ki söylenecekler, sorulacaklar. Düğünlerin yapıldığı o çayırlık alana yaklaşmıştık iyice. Kadının yanı başında yürürken geriledim, arkadan takip etmeye başladım grubu. En son ben girmek istiyordum oraya. Geldik sonunda, etrafına bakındı ‘’Nerede çocuklar?’’ diye sordu ama yalnızca bana bakıyordu.

İki masmavi göz benim gözlerimi kilitlemiş, umudunu beslemem için yalvarıyordu. Ama yalan söyleyemezdim, yoktu, ölmüştü… Olcay atıldı ‘’Öldü ki senin kocan! Te düğününüzde öldürdüler hem de! Geri gelmeyecek o!’’

Hala bana bakıyordu. Gözlerinde bir şeyler öldü. Dedem koltukta öldüğünde bile bu kadar yakından tanımamıştım ölümü çünkü bu sefer sorumlusu bendim.

Koşar adım eve gitti, yol boyunca ağlaması duyuluyordu. Bütün arkadaşlarım gülüyordu. Ne zaman komik olacaktı bu şaka? Ne zaman eğlenecektim?

Yedi gün sonra Saadet Hanım’ın evinden gelen kokulardan şikâyetçi oldu komşular, jandarma içeri girdi, ölmüştü. Hem de iki gün kadar önce. Katildim ben, ben yapmıştım. Cenazesine kimse gelmedi, mahallenin gençleri sevaptır diyerek gömdü. Ben hep başında bekledim. Sonunda küreklerini alıp gittiler, baş başa kaldık. Bekledikçe vicdanım rahatlamıyordu. Sonraki günlerde çiçekler alıp diktim. Mezarına altın gömsem de rahat edemeyecektim. Olmuyordu…

Şimdi ellilerimdeyim. Hala o yaşlı kadının gözlerindeki ışıltıyı kimsede görmedim. Belki de insanoğlu olarak öğreniyoruz umudun ne kadar güçlü ve yıkıcı olduğunu, duvar örmeyi öğreniyor, çocuklarımızı da umutla tanıştırmamayı yeğliyoruz.

Umut katillerinden korumak için, benim gibi, senin gibi…

Delfin Tuna

Üçüncüsü Gerçekleşecek Nepal Sosyal Sorumluluk Projemiz için Hazırlıklar Başladı

Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölümümüzün bu yıl üçüncüsünü gerçekleştireceği “Nepal Sosyal Sorumluluk Projesi” hakkında 9 ve 10. sınıf öğrencilerimize bilgi vermek üzere 23 Ekim Perşembe günü Nepal Sosyal Sorumluluk Projesi Koordinatörleri Prabin Gautam ve Manoj Gautam konuğumuz oldu.

Projenin amacı, hazırlık aşamaları, izlenilen yol, uygulanan programla ilgili sunum yapan Prabin ve Manoj Gautam, öğrencilerimize projeye nasıl bir katkı sağlayacakları konusunda önerilerde bulundu.

2013-2014 Öğretim yılında Katmandu, Bandipur ve Pokhara’da ikincisi gerçekleştirilen projede yer alan öğrencimiz Dilara Küçük (12G), projenin tek taraflı bir yardım projesi olmadığını, oradaki çocuklardan çok şey öğrendiğini belirterek projeyle ilgili duygu ve düşüncelerini arkadaşlarıyla paylaştı.

Prabin ve Manoj Gautam, öğrencilerimizi Nepal hakkında bilgilendirdikten sonra konferans son buldu.

Projenin 25 Ocak-6 Şubat tarihleri arasında gerçekleşmesi planlanıyor.

Ekim 2014

Ortaokul ve Lise Velilerimiz “Ergenlik ve İletişim” Sunumundaydı

0

Tepeören Yerleşkemizden ortaokul ve lise velilerimiz, 24 Ekim Cuma günü “Ergenlik ve İletişim” sunumunda Psikolojik Danışmanımız Filiz Koçak ile buluştu.

Velilerimizin, çocukluktan yetişkinliğe geçişteki en önemli köprüyü oluşturan ergenlik dönemine farklı bir açıdan bakmasına yardımcı olan sunumunda Koçak, birey olma yolundaki ergenlerin değişimi, büyümesi, başkalaşımı konularına yer verdi.

Gençlerin birçok cephede birden savaşmak zorunda olduğu zorlu bir dönemde olduğunu belirten Koçak, velilerle yapılacak iş birliğiyle en az sorunla bu dönemin atlatılacağını ifade etti. Sunumun “Sorun Penceresi” bölümünde ise bireyin etkin dinleme ve kendini ifade etme yöntemlerini anlattı.

Lise Öğrencilerimiz "İnternet Güvenliği" Sunumundaydı

0

Tepeören Yerleşkemizden hazırlık ve 9. sınıf öğrencilerimiz, güvenli teknoloji kullanımı hakkında bilgilenmek, farkındalıklarını artırmak üzere psikolojik danışmanımız Filiz Koçak ile 17 Ekim Cuma günü Tepeören çok amaçlı salonumuzda “İnternet Güvenliği” sunumunda bir araya geldi.

Teknolojinin en doğru ve en sağlıklı şekilde kullanılmasını sağlamak üzere  öğrencilerimizle buluşan Koçak, güvenli teknoloji kullanımının nasıl sağlanması gerektiğinden ve bu konuda karşılaşabilecekleri tehdit ve tehlikelere değindi. Son dönemde yaygın bir tehdit türü olan siber zorbalığın bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini anlattı. Koçak sunumunu, öğrencilerimizin sorularını cevaplayarak sonlandırdı.

Mezunumuz Alperen Güman’ın NYU-Amerika’daki Başarısı

Terakki’den aldığı çizgi film eğitiminin, New York University Tisch School of the Arts’taki yüksek eğitim yolculuğuna katkısını anlatan 2007 senesi ilköğretim mezunumuz Alperen Güman, ilk çizgi film deneyimini “Üç Küçük Domuzcuk” ile yaşadı. New York University Tisch School of the Arts’ta yaptığı “The Girl from the Wilderness” ise onun son filmi.

New York Üniversitesi’nde aldığım derslerden birinde saygın Japon yönetmen ve animator Hayao Miyazaki konu olduğunda aklıma hayatımda ilk defa bir Miyazaki filmini Terakki’de izlediğim geldi. İlk adımımı Terakki’de bir çizgi film sınıfında attığımı söyleyebileceğim bu yolda seneler sonra geri dönüp baktığımda tekrar farkettim okulumun vizyonunun ne denli geniş olduğunu. Terakki, öğrencilerini sadece sınavlara hazırlayan ve aynı kalıba sokmaya çalışman bir bilgi bankası değil….Bunu en açık şekilde kendi yolculuğumda fark edebiliyorum….Okulumun sayesinde ‘ilkokulda kendi çizgi filmimi yapmıştım.’ demekle hala gurur duyuyorum ve bunun için kendisine hala müteşekkirim. Umarım benden sonra da daha nice hayatlara ilham kaynagi olur Terakki.
Alperen Güman

Mezunumuzun filmlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

“Üç Küçük Domuzcuk” için,
http://www.youtube.com/watch?v=Y829XRawAec

“The Girl from the Wilderness” için,
https://www.kickstarter.com/projects/1771000769/the-girl-from-the-wilderness

Öğrencimiz "İlelebet Cumhuriyet" Şiiriyle İlçe İkincisi Oldu

Levent Yerleşkemizden 8H sınıfı öğrencimiz Arcan Kavuzlu, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” şiir yarışmasında “İlelebet Cumhuriyet” şiiriyle ilçe ikincisi oldu. 

İlelebet Cumhuriyet

Diyar üzerinde toplanmış kapkara bulutlar
Muazzam bir padişahlığın namı
Nasıl olur da unutulmaya yüz tutar
Adeta çökmüştür üzerine
Uğursuz bir sonbahar

Diyar üzerinde yağmurlar yağar, yağmurlar
Ele geçer mi bir daha
Yitirilen topraklar
Hasta adam saramaz bu kadar yara
Art arda sıralanır kaybedilen savaşlar

Diyar üzerinde fırtınalar kopar, fırtınalar
Ateşkeş üstüne ateşkes
Sonu gelmeyen antlaşmalar
Bir tarih yazılır
Kalemi umutsuzluklar

Elbet, bitecek bu sıkıntılar
Hem aydınlık dediğin en karanlıktan başlar
Bir çift mavi göz şafağa bakar
Ve toplanır Anadolu’da kahramanlar
Kazanılır özgürlük uğruna yapılan savaşlar

Diyar üzerinde gün olur,güneş açar
Mustafa Kemal’dir en büyük serdar
Artık istemez cumhur kendine ne padişah ne hükümdar
Cumhuriyet kalacaktır hep payidar

Arcan Kavuzlu (8H)

Zaman Yönetimi ve Motivasyon

0

8.sınıf öğrencilerimiz, Lise Psikolojik Danışmanımız Gonca Baştuğ’un 29 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında “Zaman Yönetimi ve Motivasyon” konulu sınıf çalışmasına katıldı.

İngiliz koşucu Roger Bannister’ın dünya çapındaki başarısını anlatan videoyu izleyen öğrencilerimiz, 1 milin 4 dakikadan daha az sürede koşulamayacağı görüşünün hakim olduğu atletizm dünyasında Bannister’ın daha hızlı koşabileceğine olan inancına tanıklık etti.

Koşu stilini değiştirmek üzere aylarca çalışarak ,1954’de 1 mili 4 dakikadan az sürede koşan ilk kişi olan Bannister’ın başarı hikayesinin ardından öğrencilerimiz, başarılı olmanın sırları üzerine paylaşımlarda bulundu.

Motivasyonu etkileyen içsel-dışsal nedenler ve zaman yönetimi konusunda bilgi edinen öğrencilerimiz, başarıya olan inancın, planlı ve programlı çalışmanın, pes etmemenin önemi konusunda farkındalıklarını artırdı.

Terakkili Gençler DŞMUN 2014’teydi

0

STIMUN (Şişli Terakki Model United Nations) Kulübünden 11 öğrencimiz, dünya sorunlarının ele alındığı, Birleşmiş Milletler çalışmalarının simülasyon yoluyla öğretildiği MUN konferanslarından bu yıl 17 – 19 Ekim tarihleri arasında ikincisi düzenlenen DŞMUN (Darüşşafaka MUN Conference) 2014 konferansına 3 komite başkanı ve 8 delege olarak katıldı.

Öğrencilerimiz Gizem Terzioğlu (10IB-FM) ve Defne Narşap (Fen11), organ kaçakçılığının önlenmesi, çocuk askerlerin savaşlarda kullanılması ve cinsiyet ayrımcılığı konularının yer aldığı İnsan Hakları Komitesinde, Defne Cezayirli (12C) ise Irak Meselesi, Gazze Meselesi ve Ukrayna Meselesi başlıklarının yer aldığı BM Güvenlik Konseyinde eş başkanlık yaptı.

Diğer öğrencilerimiz İrem Çırpıcı (Fen 9), Özge Yılgün (Fen 9), Nurçin Ehlimanoğlu (10IB FM), Ece Özer (10IB FM), Miray Aslan (10B), Ece Nur Yıldız (10D) ve Zeynep Günal (10F) ise BM Silahsızlanma, Çevre, İnsan Hakları, Politika ve Tarih komitelerinde delege olarak rol alarak Alt Sahara ülkelerinde demokrasinin sağlanması, Birleşmiş Milletler Tüzüğüne göre savaş ahlakının gözden geçirilmesi, insanların bitki örtüsü üzerindeki olumsuz etkisinin önlenmesi ve Kuveyt’in istilası ve Körfez Savaşı gibi birçok konuyu ele aldı.

Eko – Okul Sloganlarıyla Bez Afişlerimiz

0

1 – 3. sınıflarımızın 14 – 17 Ekim tarihleri arasında Eko – Okul Slogan Yarışması’nda seçilen “Enerjimiz bitmesin, Dünya tükenmesin!” (1F), “Gereksiz harcanmasın, enerji bize kalsın!” (2B), “Temiz enerji çocukların geleceğidir.” (3J) ve “Işıkları kapat, yeşil dünyanın kapılarını aç!” (4C) sloganlarıyla Görsel Sanatlar dersinde yaptıkları bez afişler ilkokul tören alanımızda sergileniyor.

Okulumuzda 2011-2012 öğretim yılından itibaren Eko Okullar Programı yürütülüyor. Eko-Okullar Programı anaokulu ve ilköğretim okullarında çevre bilinci, çevre yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi vermek için uygulanan bir program. Bu program, okullarda ISO 14001/EMAS üzerine kurulmuş bir çevre yönetim sisteminin uygulanmasını sağlıyor. Çocuklar bu program sayesinde yaşadıkları çevreye olan sorumluluklarını öğreniyorlar. İçinde bulundukları toplumu çevre duyarlılığı konusunda bilgilendirmek için çalışıyorlar.

 

Ekim 2014