Öğrencimiz “3.Ülkü Bora Edebiyat Yarışması”nda Jüri Özel Ödülü Aldı

55

Levent Yerleşkesi öğrencimiz Ardıç Turaç (PreIB 9E), Burak Bora Anadolu Lisesi tarafından 25 Aralık Perşembe günü İstanbul il genelinde düzenlenen “3. Ülkü Bora Edebiyat Yarışması”nda, “Gelecekten Mektup Var” adlı mektubuyla jüri özel ödülünü aldı.

Öğrencimizin “Gelecekten Mektup Var” adlı mektubunun tam metni:

“Sevgili Yeşil Kalpli Arkadaşlarım,

Ben, gövdesi eskisi kadar görkemli olmayan, yaprakları tozla kaplı ve havası ağır bir gelecekte yaşayan bir çınar ağacıyım. Bu mektubu size, henüz geç kalmadığımız, umudumuzu yitirmediğimiz bir gelecekten gönderiyorum.

Anımsamak hiç de güç değil o eski zamanları. Sabahları güneşin doğuşuyla uyanan köylülerin tarlaya gidişini… Öğlen sıcağında gölgeme sığınan aşıkların gizli fısıltılarını…. Aşklarını ölümsüzleştirmek isteyen sevgililerin benim göğsüme çizdikleri kalpleri… Çocuk gülüşmelerini… Dallarımı kullanarak yaptıkları salıncakların gıcırtılarını… Biraz çalışmanın ya da kitap okumanın en iyi yer olarak gövdem olduğunu düşünen çalışkan, fütürist, idealist gençlerin sohbetlerini… Bazen gövdemde kışlık yiyeceğini saklayan bir sincabın adımlarını bazen en yüksek dalıma yuva kuran kargaların seslerini… Daha nice mutlu hatıraları anımsayarak hayata tutunduğum bir zamandayım. Ben ve en yakın dostlarım, ormanın kadim sakinleri, tabiatın tamamlayıcılarıydık. Şimdi ise sanki bir köşede renksiz ve sessiz bir boşluktayız.

Eninde sonunda bir gerçekle yüzleşmemiz gerektiğini bilmeliydik. Kaçınılmaz bir dönüşüm adım adım geliyordu. İnsanlar sanki kendi elleriyle boğuyorlardı oksijeni ve ardından umursamazca bizi terk ediyorlardı. Geriye ise sadece çoraklaşan topraklar ve denizin dibi gibi kirli ve vicdansızca atılmış atıklar kalıyordu. Pandemiden sonra dışarı çıkmaya korkan insanlar, doğaya olan güvenlerini kaybeder oldular günden güne. Şimdi ise gün geçmek bilmiyor; zaman, bir denizin hevesli dalgası olmaktan çıkıp, kurumuş bir derenin son damlasına dönüştü, tüm renkler yerini sonsuz bir griye bıraktı.  Şimdi geçmişe duyduğum bu özlem ve bugüne hissettim keder, köklerimde biriken son damla su gibi; ne zaman tükeneceğim, ne zaman tamamen kuruyacağım, bilmiyorum… Tek bildiğim, geçmişin o parlak gökyüzü, bu sisli ve kavurucu bu günümde son umudum. Her bahar yeşeremiyorum ama yine de umut ediyorum.

Yeşilin ve mavinin dostane günlerini… Makinelerin soğuk uğultuların duyulduğu bu günkü dünyama dönmeden önceki son sözlerimi iletmek isterim sizin hala yeşil olan dünyanıza. Gövdenizi, yapraklarınızı ve diğer ağaç kardeşlerinizi savunun. Mirasınız, gölgeleriniz olduğu kadar insanların içinde uyandırdığınız o derin huzur olacaktır. Bırakın bu huzur, en kalın kabuğunuzun altında sonsuza dek saklı kalsın.  Sadece toprağı değil, altınızda uyuyan tüm geçmiş zamanları da koruyun ve yaşatın. Mavi gözlü şairin de dediği gibi Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/  ve bir orman gibi kardeşçesine, / bu hasret bizim…
Solmakta Olan Bir Ağacın Kalbinden                                                                                Sevgilerle”
Ardıç Turaç (PreIB 9E)