Terakkili “Yetişkinler Nerede?” Yazısıyla İkinci Oldu

62

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Leyla Özgüder (8J), Özel Darüşşafaka Ortaokulunun 27 Şubat – 11 Nisan tarihleri arasında il genelinde 6, 7 ve 8. sınıf ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlediği 12. “Ahmet Rasim Yaşıyor” Köşe Yazısı Yazma Yarışması’nda İkinci oldu. Öğrencimiz bu başarıyı “Yetişkinler Nerede?” yazısıyla elde etti.

Yetişkinler Nerede?

Bir hafta önce internette bir haber okudum. Brüksel’de öğrenciler, siyasetçilerden iklim değişikliği hakkında bekledikleri çabayı görmedikleri için protesto gösterileri düzenliyordu. Açık olmak gerekirse bu haber ilgimi çekmekle beraber beni çok düşündürdü. Bu öğrenciler mi sadece doğayı kurtarmak istiyor? Yetişkinler nerede? Doğayı koruma görevi kimin olmalı?

Bana soracak olursanız yaşadıklarımızdan, doğanın yok edilişinden hepimiz sorumluyuz. Her şey insanın kendisiyle başlar ve biter. Küçükken “Hayat Bilgisi” dersinde anlatırlardı. “Önce kendimize, ailemize, arkadaşlarımıza, daha sonra da etrafımızdaki insanlara, hayvanlara, doğaya kısaca var olan her şeye sevgi ve saygı göstermeliyiz.”

Bu da demektir ki kendimize bir nebze saygımız olsaydı dünyamız bu halde olmayacaktı. Her yerde acımasızca ölüme terk edilen veya öldürülen hayvanlar, eriyen buzullar, aç kalan çocuklar olmayacaktı. İnsanların kendilerine birazcık saygısı olsa bu olumsuzluklara göz yummazdı. Bana soracak olursanız problemlerimizin çoğunu bizler yaratıyoruz.

Önce doğayı, çevremizi, insan yaşamını mahvediyoruz sonra da bir başkasından çözüm bekliyoruz. Asıl suçlu bizken sorunu çözecek olan da yine biz olmalıyız. Aklını kullanmayan, bir başkasının varlığına saygı duymayan insanın yaşadığı topluma ne yararı olacaktır? Duyarlı insanların çabaları da olmasa bilmem ne yapardık?  Brüksel’deki öğrenciler kendi geleceklerini önemsedikleri için iklim değişikliği hakkında bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Ya biz? Biz de o çocukların duyarlılığına destek olmak zorunda değil miyiz? Bir gelecekten söz ediliyorsa bu hepimizin geleceğidir…

İnsan ve doğanın sürekliliği saygıya bağlı.

Brüksel’deki çocuklarla ilgili gelişmeleri izlemeye devam edeceğim. Çünkü bu çocuklar öncelikle kendilerine öz saygıları olan, bir başkası için de bir şeyler yapmak zorunda olduğunu bilen farklı çocuklardır. Toplumlar,  bireylerden oluşur. Toplumu oluşturan bireyler ne kadar duyarlıysa, toplum da o kadar duyarlı olur.

Kaçınız yere çöpünü atan, çiçekleri koparan, hiçbir zararı yokken hayvanların yuvasını bozan veya onlara zarar veren birisini gördüğünde tepki veriyor? Tepkisiz bir çevrede yetişen çocuk kötü örnekleri kanıksar. Çünkü bu davranışın yanlış olduğunu vurgulayan iyi bir örnek görmemiştir. O da diğerleri gibi yakmayı, yıkmayı, doğadan kopuk yaşamayı içselleştirir.

Hayır, ben bu konuda susmak istemiyorum.

Çünkü düşünen, sorgulayan her bireyin yapması gerekeni yapmak istiyorum. Eğer bir çiçek koparılıyorsa, bir ağaç kesiliyorsa, bir hayvan acı çekiyorsa “Dur” demeliyim. Aksi halde kendime ve değerlerime ihanet etmiş olurum.

Bütün bu nedenlerden dolayı Brüksel’deki duyarlı çocuklar!

Yüreğim sizinle ve sizin gibi düşünenlerle olacaktır.

 

Leyla Özgüder (8J)