Sınav Stresini Tüm Aile Yaşıyor, Ergenlikle Gerginlik Artıyor

490
sınav stresi

Milli Eğitim Bakanlığı ortaokul öğrencilerinin Liselere Giriş Sınavlarına hazırlanırken yaşadıkları pek çok olumsuzluğu ve bunlara bağlı oluşan sınav kaygısını ortadan kaldırılmak için sınavsız geçiş uygulamasını başlatmıştı. Uygulamanın ilk yılı olması nedeniyle yaklaşık bir milyona yakın öğrencinin sınava girmek için başvuruda bulundu.

Sınavla öğrenci alınacağı açıklanan okul sayısı tüm Fen ve Sosyal Bilimler Liselerinin dâhil edilmesiyle 600’den 1366’ya çıkarıldı. ‘Merkezi Sınavla Öğrenci Alan Ortaöğretim Kurumları listesine göre, aralarında Ankara Fen, Atatürk Fen, Kabataş Erkek, Galatasaray ve özel program ve proje uygulayan liselerin de olduğu, toplam 1.366 ortaöğretim kurumu merkezi sınavla öğrenci alacak.

Bu tür seçme ve yerleştirme sınavlarında başarıyı hedefleyen öğrenci ve velilerin sınavlara hazırlık sürecinde yaşadıkları duygular zaman zaman değişiklik gösterse de temelinde heyecan, endişe ve kaygı vardır.

Öğrenciler kimi zaman motive olmanın, çaba ve hedefe kilitlenmenin getirdiği yüksek enerji ile kimi zaman da beklentilerin yorduğu bıkkın ve dağınık bir ruh hali bu yarışa hazırlanıyorlar. Hemen hemen her çocuğun yaşadığı inişli ve çıkışlı bu ruh hali çocukları olduğu kadar onlara bu yolculukta destek olmaya çalışan anne babaları ve öğretmenleri de oldukça etkiliyor.

Lise Giriş ya da Üniversite Giriş sınavlarına hazırlanan öğrencilerin ortak özelliği ergenlik döneminde olmaları. Ergenlik dönemi bilindiği gibi biyolojik bir olayla başlayıp toplumsal rollerin benimsenmesiyle biten uzun bir süreçtir. Fiziksel ve duygusal değişimlerin yoğun yaşandığı bu dönemde hızlı değişen ruh hallerine şahit oluruz. Yoğun duygusal iniş çıkışlar, artan sinirlilik, dürtüsellik, saldırganlık ve depresif duygu hali, heyecan arayışı ve risk alma sıklıkla görülen durumlardır.

Bunların yanında yaşama yön veren önemli değişikliklerin de etkisinden kurtulamaz ergen. Okul ya da arkadaş çevresinin değişimi, belirli dönemlerde karşı karşıya kaldığı sınavlar önemli bir yer tutar ergenin hayatında.

Bu dönemde hedefe kilitlenmiş başarılı öğrenciler ailelerinin beklentileri doğrultusunda ders çalışma ve bol test çözme konusunda üzerlerinde yoğun bir baskı hissediyorlar. Okul dersleri ve sınavlarına çalışma, özel derslere yoğunlaşma, sporcular gibi sınava hazırlık kamplarına alınmaları zaten yoğun tempodan yorulan öğrenciler üzerinde ayrı bir baskı ve gerilim yaratmaktadır. Bu nedenle öğrencilerin bu yoğun çalışma temposundan bıktıkları, yaşadıkları kaygı ve stresten kurtulmak için de sınav gününün gelip çatmasını dört gözle beklediklerini biliyoruz.

“Bizimki çok sinirli, her şeye parlıyor”, “Dokunsan ağlayacak”, “Geçen gün deneme sınavına girerken bir baktım elleri buz gibi”, “Anne, sınavlardan önce kalbim ağzımdan fırlayacak gibi oluyor, diyor”… Bu ve benzeri cümleler, duygular, düşünceler, fiziksel belirtiler ulusal düzeyde yapılan sınav dönemlerinde gençlerden çok sık duyduğumuz cümlelerdir. Sınanma duygusunun verdiği rahatsızlıktan dolayı birçok genç ve ailesinin sık sık karşı karşıya kaldığı bu tür durumlar sınavların yaklaştığı bu dönemlerde üst düzeyde oluyor.

Sınavlar belirli bir alanda edinilen bilgi ve becerilerin düzeyini belirlemek için yapılan bir değerlendirme sürecidir ve sınırlı alandaki bilgi ve becerilerin öğrenilmişlik düzeyini ölçer.

Kaygı ise, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık halidir. Sınav ve sınanma durumlarında gözlenen duygusal durum kaygıdır.

Sınav kaygısını üst düzeyde yaşayan öğrencilerin, davranışsal açıdan bir kaçınma eğilimi içine girdiği, özellikle kas gerginliği, kalp atışlarında artış, tükürük bezlerinin aşırı çalışması, terleme ve mideye asit salgılama gibi temeli psikolojik ama belirtileri fizyolojik olan tepkiler gösterdiği görülür.

Öğrencilerin düşünsel tepkileri açısından da bakıldığında performans düşüklüğü, başarısızlık ve bunların doğurabileceği “vahim” sonuçlar üzerinde akılcı olmayan irrasyonel düşüncelere daldığı görülür.

Bu nedenle sınav kaygısının temelinde sandığımız gibi sınavlar değil, sınavlara kişilerin yakıştırdığı anlamlar, yönelttiği düşünsel tepkiler, iç konuşmalar, yorumlar ve sübjektif değerlendirmeler yatmaktadır.

Her duygu gibi kaygı da kişinin, yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Amaç, kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır.

Bu nedenle uygun düzeyde bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Sınava girecek bütün herkes kaygı yaşar ki belli bir seviyeye kadar olan kaygı yararlıdır, uyanıklık sağlar, koruyucudur, dikkati toplamaya yardımcı olur ve öğrencinin motivasyonunu arttırır. Kaygının hiçbir zaman “0” düzeyine inmesini istemeyiz, çünkü uyanıklığı ve motivasyonu yok eder.

Sınav Kaygısı Yaşadığınızı Nasıl Anlarsınız?

Bir sınava girmeden günlerce önce sınavı başarıp başaramayacağınız düşüncesi beyninizi aşırı derecede meşgul ediyorsa ve yoğun bir kaygı hissediyorsanız üstelik bu kaygı sizin gündelik işleyişinizi bozuyorsa, uykularınızı, yemek yemenizi etkiliyorsa, sınava girerken eliniz ayağınız titreyip, soğuk soğuk terlemeye başlıyorsanız, sınavda beyniniz zonkluyor ya da soruları heyecandan okuyamıyorsanız yoğun bir sınav kaygınız var demektir.

Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrencilerde Sıkça Görülen Belirtiler;

• Zihinsel belirtiler: Dikkat dağınıklığı, konsantre olamama, sınavın sonucu ile ilgili olumsuz öngörülerde bulunma (Olmayacak, kazanamayacağım, … gibi).
• Duygusal belirtiler: Gözlemlenebilir düzeyde huzursuzluk, endişe, sinirli bir birey haline gelme, kolaylıkla ağlama, korku, çaresizlik, panik.
• Davranışsal belirtiler: Sınavlardan kaçınma, sınav sırasında dona kalma ve eylemde bulunamama
• Fiziksel belirtiler: Baş ağrısı, sabahları kendini yorgun ve halsiz hissetme, uyumakta zorlanma, mide ve bağırsak sistemine ait sıkıntılar, iştahsızlık, kalbin hızlı çapması, ellerin soğuk ve terli olması.

Kaygı Öğreniliyor ve Bulaşıyor;

Nasıl düşünüp davrandığımız çocukluktan edindiğimiz bir alışkanlıktır ve anne babamızın nasıl düşünüp davrandığının da etkisi altındadır. Çocuklar, ebeveynlerinin pek çok tavır ve davranışlarını alırlar. Taklit yoluyla edinilen bu tepkiler arasında olumsuz, yargılayıcı, red edici bakış açıları da bulunmaktadır. Kaygı zihinde yer alan olumsuz düşüncelerden beslenir. Kaygının kendisi bulaşıcı bir duygu olduğundan, çocuğun çevresinde kaygılı bireylerin varlığı ve bunların çocuk tarafından algılanması veya özdeşim kurması kaygılı bir kişilik oluşumuna neden olabilir.

Kaygıya Neden Olan Düşünceler;

Sınav kaygısı yüksek bireylerde gözlenen belki de en önemli düşünce yanlışlığı, sınavların bilgi ve becerinin test edilmesinin ötesinde kişiliğin sınanması olduğuna inanmaktadır. Oysa bir sınav sonucuna, bütün bir kişilik değeri atfetmek yerine, bütünün parçalarından birindeki bir aksama diye bakabilmek, sınav kaygısını önemli ölçüde azaltır.
Performans kaygılı kişilerin irrasyonel düşünce kalıplarından birisi de, “Daha önce başarısız isem, şimdi de başarısız olacağım.” şeklindeki düşünceleridir. Bunun gerçekçi bir çözümü, bilgi eksikliklerini görüp bu eksikliklerin giderebilmesidir.
Sıklıkla rastlanan bir başka düşünsel tepki de, sınanmadaki başarısızlığın, öncelikle önemli sayılan kişilerin gözünde değer ve sevgi kaybı anlamına geldiğidir. Başkalarının gözünden düşme, geleceğin mahvolması, başkalarının üzüntülerine neden olma, dışlanma korkuları. Tüm bunlar zaman geçtikçe birer yanılgıya dönüşmektedir. Gençler anne baba sevgisinin bir ön koşulu olmadığını bilmeliler.
Kaygılı bireylerin düşünce hatalarından biri de, kendilerini başkalarıyla bir kıyaslamaya tabi tutmaları veya çevrenin bu noktadaki eğilimlerdir. Ancak her kişiliğin öne çıkan ve değerli olan özellikleri vardır.
Bir diğer yanlış inanış da “meli, – malı” lama eğilimidir. Başarmalıyım, kazanmalıyım, onları memnun etmeliyim, hata yapmamalıyım vb. “Süpermen sendromu” da diyebileceğimiz bu tür düşünce stiline sahip olmak ta kaygıyı yükseltmektedir. Hayat bununla daha da zorlaşmaktadır.

Sınav Kaygısı Aslında Bir Kısır Döngü;

Sağlıklı olan bir duygu, yoğun yaşanmaya başlanırsa ve diğer insanlarla ilişkilerini, kişinin bireysel yaşamını olumsuz yönde etkilerse rahatsızlık boyutu ortaya çıkar. Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi kaygının da fazlası zararlıdır. Düşüncelerdeki aksaklıkların neden olduğu kısır döngü kırılamadığında sorun büyür.

Sınavlarına hazırlık süreci, hem öğrenciler hem de anne baba açısından önemli ve zor bir dönemdir. Sınav hazırlığı öğrenciyi yıpratmakta, fiziksel ve psikolojik olarak yormaktadır. Anne babalar ergenlik dönemini (fiziksel, sosyal ve duygusal değişimlerini) anlamakta zorlanırken bir de bu dönemde hazırlanmaya çalıştıkları zorlu sınavların yarattığı baskıyı ve sınav kaygısının etkilerini tanımakta zorluk çekebilirler. Sınav kaygısını yoğun yaşayan çocuklar gerçek performanslarını kullanmadıklarından yoğun bir karamsarlık duygusu da yaşayabiliyorlar.

Sınavların sonucuna göre seçilmenin önemli olduğu günümüzde çocuklar yoğun stres altında çalışıyorlar. Ana babalar da iyi niyetle çocuklarına destek olmaya çalışsalar da, sınava hazırlanan öğrencilerin olduğu evlerde gerginlikler yaşanabiliyor. Sınava hazırlık döneminde anne babaların kendi duyguları ile çocukların gereksinimlerini ayırt edip onları anlamaları, destek olmaları ve onları rahatlatmaları için kendilerini geliştirmeleri önerilmektedir.

Çocuklara; İhtiyaç anında yanınızdakiler

Aile ve yakın arkadaşlar; Bu kişiler bize gereksinim olan sevgi, şefkat ve dayanışmayı gösterirler. Onlarla sorunlarımızı konuşmak, ilişkimizi sıcak tutmak moralimizi yükseltir.

Sorun olduğunda başvurabileceğimiz uzman kişiler; Bunlar genellikle sahip olduğunuz sorun ve çözümleri konusunda uzmanlaşmış kişilerdir. Okul psikolojik danışmanları, psikologlar ve psikiyatristlerden yardım isteyebilirsiniz.

Bizim yaşadığımız sorunları yaşayan kişiler; Sınav kaygısı olan herkes bir diğerini daha kolay anlayabilir. Fikir alışverişinde bulunmak, sorunu paylaşmak yalnızlık duygusunu azaltır. Sorunu kişiselleştirmeyi önler. Bireysel görüşmelerle birlikte grup çalışmaları sınav kaygısını çalışırken son derece etkilidir.

Anne babalara;

Yoğun ve koşuşturmalı bir dönem olan sınava hazırlık süreci hem çocuklar hem de anne babalar için zorlu bir dönemdir. Bu zorlu dönemde anne baba olarak çocuklarımıza verdiğimiz desteğin önemi büyüktür. Sınava hazırlanan bir çocuğun annesi ve babası olarak neleri yapabilirsiniz?

Sınav, öğrenci için az ya da çok kaygı yaratan bir olgudur. Biraz kaygı, uyarıcı etki yapar ve sınava hazırlık sorumluluğunu artırır. Ancak aşırı kaygı, performansı olumsuz etkiler. Dikkat edin.
Çocuğunuzdan beklentilerinizi gerçekçi kılın. Bunun için çocuklarınızın bireysel yeteneklerini ve farklılıklarını iyi tanıyıp, neyi başarıp neyi başaramayacağını doğru değerlendirmeniz yetecektir.
Çocuklarınız neleri iyi başarıyorsa onları bu konuda desteklemelisiniz. Neleri yapamayacaklarını söyleyip yargılamaktan çok daha iyidir.
Çocuklarınızı kendi istekleriniz ve beklentileriniz doğrultusunda zorlamayın. Çocuklarınızın herkesten farklı bir kişiliğe ve potansiyele sahip olduğunu unutmamalıyız.
Çocuğunuzun kaygılarını sizinle paylaşmasına fırsat verin, onu teşvik edin.
Samimi olun, bu konuda zorlanmayın. Sınav sonuçları dâhil hiçbir şey sizi çocuğunuzu sevmekten alıkoyamaz. Onu sevdiğinizi ve sevmeye devam edeceğinizi hep söyleyin. Bu ona iyi gelecektir.
Çocuğunuz sizin için değerli ve önemlidir. Ona güvendiğinizi, elinden geleni yaptığına inandığınızı söyleyin.
Sizden neler beklediğini, ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun.
Sınavlar aslında ailelerin kendilerini bu anlamda test etmeleri için önemli bir fırsattır. Sınavlar geçicidir ama sonuçları çocuğunuz ile ilişkilerinizi kalıcı olarak etkileyebilir. Önemli olan sağlıklı ilişkileri aile içinde sağlamak ve sürdürmektir.

Alpaslan Dartan
Özel Şişli Terakki Lise ve Fen Lisesi Müdür Yardımcısı
Türk PDR Derneği İstanbul Şube Başkanı (2012 – 2017)