Benim için Adalet

1769

Levent Yerleşkemizden ortaokul öğrencimiz Ceren Kuran (8B), “Çocukların Gözünde Adalet”  konulu kompozisyon ve şiir yarışmasında “Benim için Adalet” yazısıyla  İstanbul ikincisi oldu.

Benim için Adalet

Adalet, içinde pek çok hakları ve sorumlulukları barındıran vazgeçilmez bir kavramdır. Dünyanın her yerinde, her yaştan insanın temel hak olarak gördüğü adalet, benim gözümde “kutsal bir terazi” olur.

Küçükken annemle Pazar yerinde giderdim. Satıcılar meyveyi bir kefesine koyarken ben dikkatle karşı kefeye konacak ağırlıklara bakardım. İki kefe eşit olunca sevinirdim. Dengede duran bu kollar adalet duygusunun beni sardığı ilk anlardı.

Babam “Adalet olmalı, kardeşinle çikolatanı paylaşmalısın.” derken paylaşımın adaletle ilgili olduğunu anlamaya başlamıştım. Haksızlıkların varlığımı rahatsız etmeye başlaması okul yıllarıma rastlar.

Ben okula başlarken herkesin eşit olduğunu ve aynı haklara sahip olduğunu düşünürdüm. O zamanlar çevreyle etkileşimim fazla değildi, kendimden ve etrafımdaki küçük dünyadan ibaretti. Dünyada olup biten birçok şeyden haberdar değildim. Benim gözümde herkesin durumu aynıydı. Ayni maddi duruma, aynı ihtiyaçlara sahipti herkes.

Büyüdükçe dünyaya açıldım. Babam haberler için arabanın radyosunu açtığında haberlerin bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkmasına izin vermedim, haberleri dikkatlice dinledim. İlgimi çeken haberleri sorguladım. Bir yerden bir yere giderken dünyaya boş gözlerle değil, dikkatli ve araştırmacı gözlerle baktım. Gitgide küçüklüğümde fark edemediğim gerçekleri büyüdükçe görmeye başladım.

Fark ettiğim gerçeklerden biri, sokakta gördüğüm fakir, savunmasız ve aç çocuklar oldu. Yolda yürürken arabanın camından bakarken fark ediyordum onları. Ellerinde peçete ve su taşıyan çocuklar onları satmaya çalışıyordu. Yerde otururken gördüğüm çocukların kıyafetleri yırtılmış ve ayakkabılarının uçları delinmiş veya yalın ayak duruyordu. Saçları darmadağınık, yüzleri kir pas içindeydi. Öyle çocukları gördüğümde içim parçalanıyor, üstüme bir ağırlık çöküyordu. Onların yanından geçerken babama hep “Niye yerde oturuyorlar? Kıyafetlerinin ne kadar paramparça olduğunu gördün mü?” diye soruyordum. Babamsa karşılık veremezdi. Ne diyebilirdi ki zaten? O çocukların bunları hak etmediğini mi söyleyecekti? Bunu zaten biliyordum. Asıl cevaplanması gereken şey, bunu hak etmiyorlarsa, neden bu durumda olduklarıydı. Başka bir çocuğu aç ve fakir bir halde görüp kendi durumumu düşündüğümde “eşitlik ve adalet” kavramının var olmadığına inanmaya başladım. Madem eşittik, neden aramızdaki fark bu kadar büyüktü?

Fark ettiğim gerçeklerden bir diğeri ise gazetelerde ve yollarda gördüğüm dövülmüş çocuklar oluyordu. Peki, bu adil miydi? İnsanların başkalarına, sanki hiçbir değerleri ve hakları yokmuş gibi davranmaları eşitlik miydi?

Benim gözümde “adalet” cinsiyet ayırmadan kişiden kişiye değişmeyen bir güçtür. Haklarımız ve sorumluluklarımız “adalet” içinde olmalıdır. Okumak isteyen herkese eşit fırsat verilmelidir. Çalışmak, üretmek isteyene gücüne uygun iş fırsatları verilmelidir. Kimse, yardım dilenmek zorunda kalmamalıdır. Hatalarımız ne olursa olsun, aynı hatalara aynı yaptırımlar “beden, akıl ve ruh sağlığımız” zarara uğratılmadan savunma hakkı korunarak uygulanmalıdır. Düşüncelerimizi evde, okulda, toplum içinde söyleyebilme cesaretimiz kırılmamalıdır. “Adalet” duygusunun içselleştirilmesi çocukluktan yaşanır bir eylem olarak hayatımızda yer almasına bağlıdır. Bana “Sus” denildiğinde hep “Neden?” diye sorarım. Başkasına zarar vermeden, kimseyi küçümsemeden sorgulama hakkım varsa “adalet” vardır. Okulumda öğretmenlerime, dışarıda yaşıtlarıma ve büyüklerime basında, TV’de gördüklerim hakkında soru sorabiliyorsam, düşündüğümü açıklayabiliyorsam, özgürlük vardır. Kefenin birine kendi hayalimdeki adaleti, diğerine de büyüklerimizin gözündeki adaleti koydum. İki adalet anlayışı arasındaki çelişkiler yumağı gördüm. Bence “adalet anlayışı” evrensel olmalıdır.

Biz çocuklar siz büyüklerin dünyaya sunduğu aksaklıkları aşacağız. Çünkü sizler hala savaşları, açlığı, yoksulluğu bitiremediniz. Bırakın, bizler okuyalım okudukça sorgulayalım, düşünceler çatışmasını kavgaya değil barışa, sevgiye dönüştürelim.

Ceren Kuran (8B)