Bekir Ağırdır Gençlerle Gençliği Konuştu

306

Her iki yerleşkemizden ortaokul ve lise öğrencilerimiz, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinin bir parçası olarak arkadaşlarının gerçekleştirdiği çevrim içi söyleşide KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’la buluştu. “Bekir Ağırdır Gençlerle Gençliği Konuşuyor” adlı bu söyleşide konuğumuz, öğrencilerimizden Ozan Ölmez (11A), Nur Güzeldere (12H), Elmas Zeynep Bamyacı (11A) ve Azra Kertmen’in (10A) sorularını yanıtladı.

Öğrencilerimiz, Ağırdır’ın “Hikayesini Arayan Gelecek” adlı kitabında geçen “umut ve geleceğe dair ortak bir hikayenin yazılması gerekiyor” ifadesine referansla, günümüzde pandemi, iklim krizi gibi büyük küresel sorunların gençleri karamsarlığa yönelttiğini belirttiler ve geleceğe bakışında gerçekten iyimser olup olmadığını kendisine sordular. Ağırdır, çok iyimser olduğunu ifade ederek, dünyanın bir çağ değişimiyle karşı karşıya olduğunu, bilgi toplumu gibi zihni bir devrimi gerektiren bir çağ değişimi zorunluluğunun var olduğunu belirtti. Sanayi toplumunun standart “daha çok” üretmek ve kaynakları tüketmek yaklaşımının sürdürülemez olduğunu söyleyerek, teknolojik sıçrama nedeniyle insanlığın bilgi toplumuna geçiş yaşadığını, ama elimizde bilgi toplumuna dair bir hikaye, bir ütopya olmadığını söyledi. Geleceğe dair bütün hikayelerin Nostradamus’tan beri felaket hikayelerine dayandığını, gelecek dünyanın güzelliğini anlatan bir ütopyamızın henüz olmadığını belirtti. Bu durumda, umudumuzu yeşerteşecek ve insanlığın o umuda dönük ortak bir heyecan yaşamasını sağlayacak bir hedef de olamadığını belirten Ağırdır, bu yüzden insanlığın bu geçiş çağında ara bir dönemde olduğunu söyledi. Buradan çıkış için geleceğe dair gerçek, umutlu, hayallerimizi ve gayretimizi kendisine çekecek yeni bir hikaye yaratmamız gerektiğini vurguladı. “Aklımızla bakınca çok karamsarız, ama gönlümüzle bakınca çok iyimseriz. Bu hikayeyi nasıl yazacağız? bilimden, sanattan, hayallerimiz ve gençliğin enerjisi ile yazacağız.” dedi.

Daha sonra, öğrencilerimiz “Z kuşağı” kavramının bilimsel geçerliliği ve bu kavramın gençliği ne kadar ifade ettiği sorusunu yönelttiler. Ağırdır, bir meseleyi anlamak için kategoriler oluşturmanın bilimsel bir metod olduğunu, bu tür model arayışlarının nedeninin de bu olduğunu söyledi. Ancak, Z kuşağı modellemesinin Batı’da geliştirilmiş bir model olduğunu; sadece doğum tarihine bakılmadığını, Batı’nın kendi tarihindeki siyasal, teknolojik, sosyolojik olaylara bağlı dönemlerin de göz önünde bulundurulduğunu, örneğin 11 Eylül sonrasında doğan, güvenlik ve terör korkusunun baskın olduğu bir dönemin de çocukları olarak görüldüğünü açıkladı. Bu modelin, Batı toplumlarına uygun bir model olduğunu, dolayısıyla bizim toplumumuza birebir açıklayıcı olmadığını belirtti.

Söyleşinin devamında, ülkemiz gençliğine dair araştırma bulguları üzerine sorular soran öğrencilerimiz Ağırdır’dan çok şey öğrendiler. “Biz gençlere bugünümüz ve geleceğimizle ilgili önerileriniz var mı?” sorusuna Ağırdır’ın verdiği cevap şöyleydi: “Sizlere önerim şu: Farklı olmak gibi ezberlere takılmayın. Mesele farklı olmak değil, farklı olabilmek için önce iyi olmak gerekiyor. Yaptığınız işte iyi olacaksınız, sonra farklı olabilirsiniz. Önce hayatla ilişkinizde ve yaptığınız işte iyi olmanız önemli. İkincisi, alın terinizle çalışarak ve ahlaklı insan olarak Türkiye’de de, başka ülkelerde de başarılı olmanın mümkün olduğunu ve hala esas olanın da bu olduğunu unutmayın. Biz ilişkilere birbirimizi kendimize benzetmek olarak bakıyoruz. Halbuki ilişkide aslolan A ile B’nin birbirine benzemesi değil, A ve B’nin beraberce bir hayat üretebilmesi. Hayatla ilişkinizin keyfini çıkarmak, neşeyle cıvıltıyla yaşamak çok güzel, ağır ve ciddi olmanız gerekmiyor, güle oynaya sokakta dans edebilirsiniz mesela.

Söyleşinin sonrasında Ağırdır, dinleyici öğrencilerimizin sorularını da yanıtladı. Dinleyici öğrencilerimizden gelen “Gençlerin değiştirmesi gereken özellikleri olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna ise “Benim yaşımdaki insanlara sormayın bu soruyu. Çünkü sorarsanız ben elime kalemtıraş alıp sizin beyninize şekil vermeye başlıyorum. Siz kendi yolunuzu kendiniz bulacaksınız.” oldu.

Ağırdır son söz olarak öğrencilerimize “Kendiniz gibi olmaktan vazgeçmeyin; ama hayatı, dünyayı ve memleketi de dikkate almadan yaşayacak kadar bencilleşmeyin.” mesajını verdi.

Bekir Ağırdır’la söyleşi, gençlerin dünyaya, geleceğe, kendi yaşamlarına dair çok şey öğrendiği, ama aynı zamanda umutlarının tazelendiği, bilgilendirici, samimi, ufuk açıcı ve ilham verici bir söyleşi oldu.