Batuhan Atılgan (Terakki 2014) ile Söyleşi: Ne İstediğini Bilmek ve Kararlı Olmak

2580

Dağcılık ve fotoğrafçılıkla uğraşan, bu sene Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü bitiren 2014 yılı lise mezunumuz Batuhan Atılgan, Terakki eğitiminin ona farklı düşünebilmeyi ve değişime adapte olabilmeyi öğrettiğini ifade ederken, lisenin son senesinde ve üniversitenin ilk senesinde üstesinden gelmeyi başardığı zorluklardan bahsetti. Kendi yolunu bulabilmek için; kendini tanımanın, becerilerine güvenmenin, ileride onu yapmaktan mutlu olacağın şeyi yapmaya karar vermenin ve bu kararlılıkla hedefe doğru çok çalışarak ilerlemek gerektiğini anlattı.

Küçük yaşta Terakki’yle tanışan mezunumuz Atılgan’la 27 Eylül’de buluştuk ve anaokulundan lise sona kadar Terakki’de geçen yıllarından hatırında kalan anılar üzerine sohbet ettik. Terakki’deki yaşantısının onun kişiliğini, yetenek ve becerilerini nasıl etkilediğini konuştuk.

 “Terakki, hayalim doğrultusunda kendi yolumu doğru çizebilmemi sağlayacak bir eğitim verdi bana.”

Kendine güvenen, özgür ruhlu, sorgulayıcı, inatçı, hayalperest ve gerçekçi biri olduğunu düşünen Atılgan, özellikle gerçekçi tarafında Terakki’deki öğretmenlerinin katkısının oldukça fazla olduğunu dile getirdi.

Ortaokuldan itibaren kendine her zaman “Eğitim sisteminin gerekliliklerini yerine getirmenin dışında kendimi nasıl daha dolu bir insan haline getirebilirim?” sorusunu sorduğunu, bu şekilde daha da sorgulayıcı birine dönüştüğünü söyledi.

“Terakki’nin ‘Biz zaten iyiyiz, olduğumuz yerde duralım.’ gibi bir misyonu yok. Sürekli kendini de geliştirmeye çalışan bir okul ve bu bana da aktarılmış oldu.”

Küçüklüğünden beri her zaman doğayla iç içe olduğunu ifade eden Atılgan, bu yaz dört günlük tırmanışının sonunda Avrupa’nın en yüksek dağı Elbruz’un zirvesine çıktı ve zirvede Terakki flamasını dalgalandırdı. Dağcılık serüveni, her ne kadar üniversitede tanıştığı Dağcılık Kulübüyle başlasa da aslında Terakki’de ortaokulda yaptığı yapay kaya tırmanışının dağcılıkla ilk teması olduğunu fark ediyor. Ardından iki sene katıldığı İzcilik Kulübünü hatırlıyor. İlk çadırını o zamanlar kurduğunu belirtiyor. Yaşamı boyunca da dağcılık ve diğer tutkusu fotoğrafçılığı profesyonel olarak yapmak istediğini anlatıyor.

Hayatında hep spor yapmış biri olarak üniversiteye girerken yaşadığı ciddi bir sakatlıktan dolayı kulübe katılamaması ve rehabilitasyon sürecinin de zor geçmesinden dolayı uzun zaman hareketsiz bir yaşamının olmasının onu psikolojik olarak en düşük noktaya çektiğini paylaştı. Ancak aslında bu dönemin, onun tekrar kendini keşfetmesini ve gerçekten ne yapmak istediğini bulmasına yardımcı olduğunu belirterek, o en düşük noktadan yukarı çıkmak için çabaladığı bir süreçten geçtiğini açıkladı.

Fotoğrafçılığı da hayatının bir parçası haline getiren Atılgan şu sözleri dile getirdi: “Gittiğim yeri seviyorum, sonra çok güzel bir şey görüyorum ve bu gördüğüm şeyi de insanlara aktarmak istiyorum. Bunu yapmanın en güzel yolu da bana fotoğraf olarak gözüktü. O anı ben nasıl gördüysem yakalayıp bunu döndüğümde arkadaşlarımla, ailemle paylaştığımda onların gözündeki parıltıyı görebiliyorsam benim için bu yeterli. Onları da aynı yere geri çekebiliyorsam; gidip sevdiğim yerleri deneyimleyebilme isteğini onlarda da uyandırabiliyorsam eğer, o fotoğraf benim için başarılı olmuş demektir.”

Lisedeyken sorgulayıcı yapısı zaman zaman öğretmenleri için zorlayıcı olsa da hiçbir zaman “Yeter artık, çok sorgulama.” diyen bir öğretmeni olmadığını, aksine merak ettiği şeyin nedenini bulmasını sağlayacak çok fazla öğretmenle karşılaştığını ve ona göre okulu özel yapanın da bu olduğunu ifade etti.

Terakki’ye konuk olan konuşmacıların da onu çok etkilediğini belirten Atılgan, “Örneğin Nasuh Mahruki, Serdar Kılıç’ın konferansları beni oldukça etkilemişti. Gelen konuşmacıların sadece saf tarih anlatmadığı ya da ‘Dağlara gidin, dağlar güzel.’ demediği, nedenini nasılını açıkladığı, insanları motive edici konuşmalardı. Hem öğretmenlerimin hem de konuşmacıların bana kattığı: hayattan mutlu olmayı nasıl başarabileceğini hiç kimse söyleyemez ama en azından senin neyden nasıl mutlu olduğunu sana hissettirebildiklerini düşünüyorum.”

Lisede derslerinin pek iyi olmadığını ancak alt yapısını kazanmak istediği için Makine Mühendisliği okumaya karar vererek çok çalıştığını, notlarını oldukça yükselttiğini, bu çalışma temposunu spor aktiviteleriyle destekleyip hayatında bir denge kurduğunu; o dönemin ancak bu şekilde sürdürülebilir olabileceğinin farkında olduğunu, sonunda da Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü kazanmayı başardığını anlattı. Bu süreçte öğretmenlerinin ona çok destek olduğunu da şu sözlerle ifade etti: “Okul çıkışlarında her gün başka bir öğretmenle çalışıyordum. Öğretmenlerimiz öğrenmek isteyen herkese bilgi vermeye ve öğretmeye çok açıklar, bunu fark ettim.”

Ayrıca, şu an çevresini gözlemlediğinde Terakki mezunu arkadaşlarının İngilizcelerinin ortalamanın çok üzerinde olduğunu ama en önemlisi de hepsinin Türkçeyi düzgün kullanmasının dikkatini çektiğini, bunun belki basit ama çok önemli bir detay olduğunu paylaştı.

Batuhan Atılgan’ın çektiği fotoğrafları Instagram profilinden izleyebilir, Elbruz Dağı’na tırmanışını anlattığı raporunu ise buradan okuyabilirsiniz.