19. Terakki Tarih Günleri

722

Türkiye’nin en eski öğrenci konferanslarından birisi olan Terakki Tarih Günleri’nin bu yıl 19.su düzenlendi. En temel amacı güncel bir soruna tarihsel bir perspektiften bakmak için öğrenci, öğretmen ve akademisyenleri bir tartışma platformunda bir araya getirmek olarak özetlenebilecek etkinliğin bu yılki tema başlığı Hukuk ve Devlet’ti.

Tepeören Yerleşkemizde 10 Mayıs Çarşamba günü, Levent Yerleşkemizde ise 11 – 12 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 19. Tarih Günleri’nde Prof. Dr. Turgut Tarhanlı “Günümüzde Hukuk, Devlet ve İnsan”, Prof. Dr. Fatmagül Demirel “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kalan Miras: Osmanlı’nın Son Döneminde Hukuk ve Devlet Tartışmaları” ve Prof. Dr. Ozan Erözden “Modern Bir Ulus-Devlet Olarak Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Hukuk ve Devlet İlişkisi” konuları hakkında konuştu.

Katılımcı okullarımız ise Erenköy Işık Lisesi, Galatasaray Lisesi, Getronagan Ermeni Lisesi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları, Robert Amerikan Lisesi, Şişli Terakki Lisesi, Şişli Terakki Tepeören Anadolu Lisesi, Ulus Özel Musevi Lisesi, Üsküdar Amerikan Lisesi’ydi.

Tarih Günleri’nin açılışını yapan Tarhanlı, “Günümüzde Hukuk, Devlet ve İnsan” başlıklı konuşmasına başlarken içinde yaşadığımız hassas dönemde hukukun önemine dikkat çekti ve insanlık tarihi içinde hukuk ile medeniyet arasında güçlü bir bağ olduğunu belirtti.

İki önemli noktaya değindi: Öncelikle Türkiye’de hukuk uygulamaların sadece ulusal boyutla sınırlı kalamayacağına ve Türkiye’nin kuruluşundan itibaren uluslararası hukuk ile uyum içinde kalmaya büyük önem verdiğini söyledi. Ardından bir ülkede hukukun sadece “ne” olduğuna değil, “nasıl” işlediğine bakmak gerektiğinden bahsetti. Bu anlamda yazılı kuralların kağıt üzerinde incelenmesinin bir ülkede hukukun işleyişi hakkında tam bir fikir vermeyeceğini, kuralların nasıl işletildiğine odaklanmanın resmi daha bütünlüklü görmemizi sağlayacağını belirtti. Ardından konuşmasını Anayasanın giriş bölümü üzerinden anayasal bir rejimin temel niteliklerinden bahsederek sürdürdü. Konuşmasının son bölümünü içinde yaşadığımız küreselleşmiş krizler çağında tüm dünyada hukuk devleti nosyonunu tehdit eden gelişme ve oluşumlara ayırdı.

Üç gün süren toplantılarda da ortaya konduğu gibi, Türkiye’nin geleneksel bir imparatorluktan modern bir hukuk devletine dönüşme serüveni oldukça eskiye dayanan bir süreç. Bu bağlamda katılımcı okullarımız aylara yayılan bir hazırlık süreci içerisinde aşağıdaki konularda bir hazırlık yapma fırsatı buldular:

  1. Osmanlı’da Tanzimat ve Islahat Fermanları ve Anayasacılık hareketlerinin başlangıçları (Özel Şişli Terakki Tepeören Anadolu Lisesi)
  2. Ermeni Millet Nizamnamesi ve Osmanlı Kanun-i Esasilerin karşılaştırılması (Getronagan Ermeni Lisesi)
  3. Osmanlı’da Kadın ve Hukuk (ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları)
  4. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı Yıllarında Yerel ve Uluslararası Hukuk (Galatasaray Lisesi)
  5. 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile 1924 Anayasası’na Karşılaştırmalı Bakış (Robert Amerikan Lisesi)
  6. Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyete İstiklal Mahkemeleri (Erenköy Işık Lisesi)
  7. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de Hukuk (Ulus Özel Musevi Lisesi)
  8. Cumhuriyet Döneminde Çalışma Hukuku (Özel Şişli Terakki Lisesi)
  9. Cumhuriyet Dönemi’nde 61-82 Anayasalarının Karşılaştırılması (Üsküdar Amerikan Lisesi)

11 Mayıs Perşembe günü farklı okullardan öğrenciler tüm gün boyunca birbirlerine hazırladıkları sunumları aktardı ve Türkiye’de modern hukuk devletinin ortaya çıkışının tarihi üzerine tartışmalar yaptılar. Ertesi gün sabah oturumunda karma gruplar halinde toplanan öğrencilerden, bir gün önceki sunumları da dikkate alarak şu sorulara yanıt aramaları istendi:

1- Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de hukuk devletinin oluşumuna dair olaylar, olgular ve süreçleri genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Tarihsel perspektiften bakıldığında geçmişin günümüze bıraktığı miras nedir? Bu tarihsel mirasın temel özelliklerini saptamaya çalışınız.

2- Sizce bir devletin hukuk devleti olarak nitelendirilmesinin en temel ölçütleri nelerdir? Nasıl süreçler ve yollar izlenerek hukuk devleti olunabilir? Bu konuda doğru süreç nasıl işletilmelidir?

3- Hukuk devleti olmak günümüzde modern bir devlet aygıtının işleyişi için neden çok önemlidir? Hukuk devleti olmak bir devlete neler kazandırır? Hukuk devleti nosyonu olmayan ya da eksik olan devletler ne tür sorunlarla karşılaşabilir?

4- Hukuk devletinde yaşamak bir birey için neden çok önemlidir? Gerçek bir hukuk devletinde yaşamak hayatımızı nasıl etkiler? Bir insan hukuk devleti normlarına göre oluşmamış bir siyasi oluşumun egemenliğinde yaşıyorsa bundan nasıl etkilenir?

Grup tartışmalarının sonuçlanmasıyla öğrenciler iki grup halinde yeni bir aşamaya geçtiler. Sabah seansının ilk oturumunda çalışan gruplardan seçilen temsilciler atölye bildirisini yazmak üzere grubun genlinden ayrılırken, diğer öğrenciler serbest kürsü anlayışıyla organize edilen bir forum gerçekleştirdi. Forumda öğrenciler, genel olarak hukuk devleti kavramının bireysel olarak insan hayatı üzerindeki etkilerini tartıştı. Gerçek bir hukuk devletinde insanların hangi görüş, düşünce, din, mezhep ya da etnik gruptan olursa olsun kendini güvende hissedeceğini belirttiler. Aksi durumda ise gücü eline geçirenin hukuku da belirleyeceği için tüm insanların güvensiz bir ortamda yaşayacağı, bu nedenle demokratik ilişki ortamlarının kurulamayacağı noktaları vurgulandı. Tarihimizde de buna benzer olaylar olduğu söylenerek, İstiklal Mahkemeleri, askeri darbeler, 68 kuşağı, Meşrutiyet dönemi gibi konular üzerine görüşlerini dile getirdiler.

Tarih Günleri, 12 Mayıs Cuma günü gerçekleştirilen söyleşi ile son buldu. Lise 11. sınıf öğrencilerimizin de katılımıyla gerçekleştirilen bu etkinliğin açılışında Tarih Kulübü öğrencilerimiz bu yılki temayı geliştirirken yaptıkları çalışmalar ve ulaştıkları sonuçlarla ilgili bir sunum gerçekleştirdi.

Sunum sırasında yıl içinde Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yapılan ziyarette konuyu tartışma olanağı buldukları Yar. Doç. Dr. Yiğit Sayın ile yapılan söyleşiden seçilmiş görüntüleri izleyicilerle paylaştılar. Sayın, konuşmasında Türkiye’nin Meşrutiyet’ten günümüze getirdiği hukuk birikiminin önemine dikkat çekerken yine de demokrasimizin evrensel değerlere uyum sağlamak için alması gereken yollar olduğunu düşündüğünü belirtti. Hukukun modern bir devlet aygıtının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu vurgulamakla beraber, tek başına bir devletin demokratikleşmesini sağlamaya yetmeyeceğini düşündüğünü söyledi. Sözlerini “Siz hukuktan ne anlıyorsanız hukuk odur: siyasi baskıyı anlıyorsanız size siyasi baskı, özgürlükleri anlıyorsanız size özgürlük verir. Devlet merkezli bakıyorsanız devleti, birey merkezli bakıyorsanız bireyleri korur. Hukuk tek başına demokratik hukuk devleti olmanın garantisi değildir.” sözleriyle tamamladı. Ardından, iki günlük atölyenin bildirisi seçilen öğrenciler tarafından topluluğa okundu ve söyleşi aşamasına geçildi.

Tarih Günleri’nin son bölümünde konuklarımız Prof. Dr. Fatmagül Demirel ve Prof. Dr. Ozan Erözden, bu yılın teması olan Hukuk ve Devlet üzerine konuşmalarını yaptı. İlk olarak söz alan Demirel, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kalan Miras: Osmanlı’nın Son Döneminde Hukuk ve Devlet Tartışmaları” başlıklı konuşmasında İmparatorluğun son döneminde gerçekleşen hukuku modernleştirme çabalarından bahsetti.

19. Yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Osmanlı yönetiminin modern hukuk kurallarını ülke içerisinde uygulamaya sokma girişimlerinin çoğunlukla altyapı ve nitelikli insan gücü yetersizlikleri nedeniyle sekteye uğradığı ve padişahın halife olarak taşıdığı dini görevler nedeniyle geleneksel kurallardan tümüyle vazgeçilemediğini belirtti. Bu durumun ülkede ikili bir hukuk yapısı kurulmasına yol açtığı ve bunun o dönemin çağdaş değerleriyle çok da örtüşmediğini söyledi. Bununla birlikte Cumhuriyet dönemindeki hukuk reformlarının Osmanlı’nın son yüzyılı göz önüne alınmadan anlaşılamayacağını savundu. Demirel’in ardından söz alan Erözden, “Modern Bir ulus Devlet Olarak Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Hukuk ve Devlet İlişkisi” başlıklı konuşmasında modern dönemde imparatorluk biçimdeki siyasal oluşumlardan ulus-devletlere geçilirken sadece devlet şeklen değişmediğini, tüm kuruluş felsefesinin yeniden düzenlendiğini ortaya koydu.

İmparatorluklarda devletler toplumsal birliği hükümdarın “tekliği” üzerinden inşa ederken, ulus-devletlerde bu misyonu hukukun aldığından bahsetti. Meşruiyetini ulus adını verdiğimiz; iradesini seçim, vekillik, ulusal meclis gibi araçlar aracılığıyla ortaya koyan bir yurttaşlar topluluğundan alan bu yeni devlet biçiminde “kanun önünde eşitlik” ilkesi en vazgeçilmez hukuk ilkesi olarak önem kazanmaktadır. Erözden’in ortaya koyduğu gibi, ulusun ve devletin “birliği” modern bir devlette yasanın “tekliği” ve herkes için aynı biçimde uygulanır olmasıyla sağlanmaktadır. Erözden, vatandaşlar olarak bize düşenin gündelik hayatta her türlü keyfi uygulamaya karşı hukuku savunmak ve hukukun bizi kısıtlayan değil özgürleştirmesi gereken bir araç olduğunu unutmamak olduğunu hatırlatarak sözlerine son verdi. Soru cevap bölümlerinin ardından 19. Terakki Tarih Günleri sona erdi.