Lise Müdürümüz Ferhat Duçe’nin açılış konuşmasıyla başlayan çalıştayın sabah oturumunda tüm öğrenciler, atölyelerde gruplar halinde buluşup sürdürülebilir şehirler üzerine sosyal sorumluluk projeleri ürettiler ve sonrasında gruplar oluşturdukları projeleri birbirlerine anlattılar.
Öğleden sonraki oturumda ise “Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilir Şehirler” paneli gerçekleşti. Konuk okullarımızdan öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra her iki yerleşkemizden öğrencilerimizin de yer aldığı panelin açılış konuşmasını Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği Ofis Müdürü Tom Delrue yaptı. Daha sonra Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Türkiye Ülke Koordinatörü Nil Memişoğlu “Gönüllülük ve Birleşmiş Milletler Sosyal Sorumluluk Çalışmaları” konusunda; Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Akgün İlhan “Sürdürülebilir Şehirlerde Su Yönetimi” konusunda yürüttükleri çalışmaları, birikim ve deneyimleri öğrencilerle paylaştılar.
Lise Müdürümüz Ferhat Duçe, çalıştayın açılışında Birleşmiş Milletler Kalkınma amaçlarının neler olduğundan, BM’nin neden bu sorunların üzerinde durduğundan bahsederek, şehirleşme ve şehirlerde sürdürülebilirlik konularına değindi. Bu konuların gençler için neden önemli olduğunu vurgulayarak küresel ve yerel sorunlarla genç yaşta ilgilenmenin ve bunu bir yaşam tarzı haline getirmenin bir erdem olduğunu paylaştı. Gençlere burada yaptıkları çalışmaların onları daha güzel bir dünyayı inşa etmeye hazırladığını belirterek, onları tebrik etti.

Ardından, öğrenciler atölye gruplarına ayrıldılar, sürdürülebilir şehirler konusunda kendilerine daha önceden verilen bilgileri inceleyerek, üzerinde çalışmak istedikleri bir sorunu tespit edip farklı alt başlıklarda sosyal sorumluluk projeleri ürettiler.
Farklı okullardan karma öğrenci gruplarının gerçekleştirdiği atölyeler, öncesinde birbirini tanımayan öğrencilerin, aynı amaçla bir araya geldiklerinde heyecanla ve keyifle tartışma yürütebildiğini, hızla farklı çözümler üretebildiğini kanıtlar nitelikteydi. Ayrıca, birbirleriyle sonrasında irtibatta kalmak için gösterdikleri heyecan, ilerde okullarında yürütecekleri çalışmaları birbirleriyle paylaşacakları, başka projelerde ortak işler yürütebilecekleri sinyalini vermesi açısından dikkat çekiciydi.
Koordinatörlük görevini üstlenen 11 D sınıfı öğrencilerimizden Azra Kertmen, Pelin Süer ve Zeynep Atasayan çalıştayın sunuculuğunu da yürüttüler. Atölye çalışmalarında bu öğrencilerimizin yanı sıra, yine aynı sınıftan Batu Kurt, Ceren Altunkaya ve Ela Karadayı görev aldı. Teknik sorumluluğu ise ekipten Zeynep Atasayan üstlendi.
Çalıştayımızın son etkinliği olan “Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilir Şehirler” Paneli, gerçekleşti. Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği Ofis Müdürü Tom Delrue, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını açıklayarak başladığı konuşmasında, bu temaların aslında dünyamızın karşı karşıya olduğu en önemli sorunları işaret ettiğini vurguladı. Ayrıca, toplumsal, ekonomik ve çevresel alanlarda sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için bu alanların çok kritik öneme sahip alanlar olduğunu, bu nedenle bu meselelere odaklanıldığını ifade etti. Birleşmiş Milletler’de zor uygulayacak bir yapı olmadığını, her şeyi hep birlikte kurduklarını aktaran Delrue, sürdürülebilir kalkınma sorununun evrensel bir sorun olduğunu, Türkiye’de, ABD’de, tüm ülkelerde geçerli olduğunu ve bu nedenle de tüm dünyada harekete geçmek gerektiğini vurguladı.
Sürdürülebilir kalkınma amaçlarındaki temaların hayatımızın tüm alanlarını yansıttığını söyleyen Delrue, ekonomik büyümeden şehirleşmeye, sanayileşmeden enerjiye, iklim değişikliğine tüm sorunların gerçekte birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek zaman baskısına dikkat çekti. Türkiye’nin de bu sorunlara doğrudan veya dolaylı olarak maruz kaldığını söyledi. Bu sorunlar konusunda adımlar atabilmek için zamanımızın giderek azaldığını belirterek çabucak harekete geçmenin önemini vurguladı. Gençlere doğrudan seslenerek, dünya çapında milyonlarca öğrenci olduğunu ve bu nedenle öğrencilerin geleceği inşa etmesi için gereken araçların kurulması gerektiğini belirterek, okulların kılavuzlar oluşturmasının önemini anlattı.
En önemli sorunların başında toparlanma için zaman azlığı, göç ve iklim değişikliği sorunlarının geldiğini ifade eden Delrue, iklim değişikliğine özel olarak odaklanma ihtiyacından bahsetti. Bunun bir sosyal sorumluluk olduğunu söyledi ve “Topluluğun yararı için çalışmalı, iş birliği kurmalı ve organize olmalıyız.” dedi.
Delrue, bu amaçlar için çaba göstermenin her kişinin sorumluluğu olduğunu, herkesin yapabileceği ve yapması gereken şeyler olduğunu vurguladı. Verdiği örnekler arasında, su kullanırken dikkatli olmak ve özel araba yerine toplu taşımayı kullanmak gibi basit önlemler de vardı. Evde, okulda, her yerde, yaşanabilir şehir düzenlemeleri yapmanın bir sorumluluk olduğunu özel olarak vurguladı.
Dünyada insan nüfusunun çoğunun şehirlerde yaşadığı düşünülürse, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gelişmiş, gelişmemiş, kriz yaşayan tüm şehirleri sürdürülebilir hale getirmenin aracı olduğunu söyleyen Delrue ekonomiyi, ulaşımı, temiz su şebekelerini buna göre yapılandırmanın önemli olduğunu belirtti. Ayrıca, tüm bunları toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde tasarlamanın kritik öneme sahip olduğunu ifade ederek, her şeyi bu gözle yapmamız gerektiğini söyledi.
Konuşmasının sonunda, gönüllülüğün giderek güçlenen bir alan olduğunu vurgulayarak, gönüllü sivil toplum kuruluşlarından ve yürüttükleri çalışmalardan bahseden Delrue, gençlere tavsiyelerde de bulundu. Gençlerden “Çevre İçin Kaybedecek Zaman Yok!” sözünü, şehirde, evde, okulda, her yerde sloganları haline getirmelerini istedi ve sözlerini “unutmayın, siz zaten lidersiniz!” diyerek bitirdi.
Delrue’nun açılış konuşmasının ardından, Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Türkiye Ülke Koordinatörü Nil Memişoğlu “Gönüllülük ve Birleşmiş Milletler Sosyal Sorumluluk Çalışmaları” adlı konuşmasıyla gençlerle buluştu. Konuşmasına “Sizce gönüllülük ne demek?” diye bir soruyla başlayan Memişoğlu öğrencilerden “fedakarlık, çıkarsızlık, karşılıksız yapılan iş, hiçbir karşılık beklemeden ortaya gönlünü koymak, değişime inanmak, sorumluluk almak” gibi yanıtlar aldı. Öğrencilerden gelen yanıtlar, aslında sosyal sorumluluk ve dünyanın ihtiyaçları konusunda son derece duyarlı bir gençliğin yetişmekte olduğunu gözler önüne sundu.
Bir kısa film yoluyla gönüllülüğü ve ne kadar güçlü bir etki yaratabileceğini anlatan Memişoğlu, kendisinin gönüllülüğü “benden bize geçmek” ve “sorunlara karşı kayıtsız kalmamak, harekete geçmek” olarak tanımladığını açıkladı. Gönüllülükle kendi tanışmasının küçük yaşlarda ailesi sayesinde olduğunu anlatan Memişoğlu, Sosyoloji okuma ve BM’de gönüllülük çalışması yapma hayalinde bu deneyimin öneminden bahsetti.
Konuşmasına Birleşmiş Milletler Gönüllüler Programı’nın yapısını ve hedeflerini tanıtarak devam eden Memişoğlu, programın Türkiye’deki organizasyonundan da detaylı şekilde bahsetti. Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının aslında ulaşılamazsa 17 alandaki büyük tehditleri ifade ettiğini söyleyen Memişoğlu, her bir sorun için en önemli olanın birey olduğunu, bireyler bilinçlenmezse bu amaçlara ulaşılamayacağını vurguladı. BM internet sitesinde, Sürdürülebilir Kalkınma sayfasındaki “Tembel İnsanın Dünyayı Kurtarma Rehberi”nin her bireyin yapması gereken ve kolaylıkla yapabileceklerinin tarif edildiğini aktardı ve öğrencilerden bunları incelemelerini, hayata geçirmelerini istedi.
Gönüllülüğü sinekkuşu ile ilgili bir masaldan bir analoji ile anlatan Memişoğlu, büyük bir
orman yangını karşısında çok şey yapabilecek büyük hayvanlar üzüntüyle otururken bir sinekkuşunun küçücük gagasıyla su taşıdığını aktardı ve gençlere umutsuzluğa kapılmamaları gerektiğini ve kendilerine sormamız gereken sorunun “ben elimden geleni yapıyor muyum?” olduğunu söyledi. Bu sorunun çok şeyi değiştirecek bir soru olduğunu vurguladı.
Konuşmasına sosyal sorumluluk ve gönüllülük alanlarında etkili ve nitelikli çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarından örnekler vererek devam eden Memişoğlu, gönüllülüğün bugünün dünyasında çok kritik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Dünyada gönüllülerin en büyük beşinci işgücüne sahip sektör haline geldiğini belirtti, 1 milyardan fazla insanın bu alanda çalışmalar yaptığını, tam zamanlı iş olarak bakıldığında gönüllü işgücünün 109 milyon kişi olarak düşünüldüğünü anlattı.
Daha sonra, Birleşmiş Milletler’in gönüllülük konusundaki çalışmaları hakkında bilgi veren konuşmacımız, BM’de detaylı şekilde tarif edilmiş olan gönüllülük basamaklarını tek tek açıkladı.
Memişoğlu konuşmasının sonunda gönüllülüğün bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayarak öğrencilere “Sabah kalktığınız anda başlıyor, ayak izinizi böyle oluşturuyorsunuz. Nasıl daha iyisini yapabilirim diye düşünmelisiniz.” dedi. Öğrencilere tutkulu oldukları şeyin peşinden koşmalarını, hayatlarını hırsla değil tutkuyla kurmaya dikkat etmelerini önererek, aksi takdirde istediklerinin esaretlerine dönüşebildiğini belirtti ve amaçlarını bulmanın en kolay yolunun gönüllülük olduğunu tekrar vurguladı.
Son olarak, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Akgün İlhan “Sürdürülebilir Şehirlerde Su Yönetimi” konusunda bilgi verdi. Dünyadaki su döngüsünü sade ve etkili bir şekilde anlatan İlhan, dünyadaki yaşamın su döngüsü sayesinde var olduğunu vurguladı. Kirli su sorununun dünyada çok yoğun yaşanan bir sorun olduğunu belirterek, DSÖ ve Unicef’in 2017 rakamlarıyla 2,1 milyar insanın güvenilir su hizmetlerine erişemediğini, her gün kilometrelerce yürüyerek temiz olmayan suya ulaşabildiklerini anlattı. Bugün bu oranların daha da arttığını söyleyen İlhan, 2030 yılında su sorunu yüzünden insanların %40’ını açlığın beklediğinin öngörüldüğünü belirtti. 2050 yılında ise, 5 milyar insanın su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağını ifade ederek, ülkemizin de su fakiri değilse de su sıkıntısı yaşayan bir ülke olduğunu, dolayısıyla ilerde sorunların daha artmasının beklendiğini aktardı.
Kentlerde su konusundaki temel problemleri kategoriler halinde açıklayan konuşmacımız, öncelikle su kullanımından kaynaklanan sorunlara değindi: Temizlik, mutfakta su kullanımının yanında, asıl olarak her ürün ve hizmet için harcanan suyun büyük miktarlara ulaşmış olmasından bahsederek, bu durumda hepimizin su kullanımımızı ekolojik ayak izimizin bir parçası olarak tanımlamamız gerektiğini ve su tüketimini azaltacak yöntemleri işletmemiz gerektiğini vurguladı. İkinci olarak, iklim krizi nedeniyle dünyanın su döngüsünün bozulmasının seller, orman yangınları ve kuraklığa yol açtığını söyleyen İlhan, bu sorunların birbirleriyle bağlantılarını detaylı olarak açıkladı. Sorunların kaynağına inmeyecek olursak her sorunun birbirine yapıştığını ve katman katman hayatımızı etkilediğini ifade etti.
Konuşmasına su sorununun ülkemizdeki durumundan bahsederek devam eden konuşmacımız, Türkiye’de nüfus artışı, kentlerin büyümesinden bahsederek su talebinin her geçen gün arttığını açıkladı. Aşırı kullanım, temiz su kaynaklarının kirlenmesi gibi sorunları anlattıktan sonra yağışların aşırılaşmasıyla temiz suya erişimin kısıtlandığından, kurak zamanlarda ise elimizde var olan suya erişimimizin kısıtlandığından bahsetti.
Akgün İlhan daha sonra yaşadığımız şehirden, İstanbul’dan da bahsetti. Tarih boyunca büyük kentlerin büyük su kaynaklarının kenarına kurulduğunu söyledikten sonra, İstanbul’un farklılığından bahsetti: İstanbul ortasından nehir değil deniz geçen bir şehir, bu nedenle hiçbir zaman su kaynakları çok zengin olmamış diyerek, bölgede var olan 174 derenin çoğunun kurumuş, kentleşme nedeniyle betonun altında kalmış olduğunu aktardı.
Daha sonra İstanbul’daki su yönetimi konusunu detaylı bir şekilde anlatan İlhan, şehrin baraj sistemlerinden bahsetti. Şehre su sağlayan barajlar ve Melen sisteminin avantajları ve sorunlarını detaylı şekilde açıkladı. İstanbul’un ihtiyacı olan suyun yarısının şehir dışından karşılandığını söyleyerek kuraklığın dışarıdaki barajları da etkilediğini açıkladı.
Şehirlerdeki su yönetimi konusundaki tüm sorunları ortaya koyduktan sonra, “Peki ne yapacağız?” diyerek devam ettiği konuşmasında çözüm yollarını da detaylı şekilde açıklayarak yapılabilecekleri vurguladı. Akgün, “Sürdürülebilir bir kentin su arzını nasıl artırırsınız?” diye sordu ve bu soruya verilebilecek yanıtları tek tek açıkladı. İlk olarak su talebini azaltmamız gerektiğini belirtti. Şebeke suyunun % 37’si oranında su kaybı yaşandığını, su kayıplarını azaltmanın da çok önemli olduğunu belirtti. İkinci olarak suyu verimli kullanmanın öneminden bahsederek gri suyun (kullanılmış suyun) yeniden kullanımını artırmak gerektiğini, bunun hem temiz su ihtiyacını, hem atık su miktarını azaltacağını vurguladı. Yağmur hasadı, bahçe düzenlemeleri, su döngüsünün korunması (yeşil alanların iyileştirilmesi, korunması, artırılması; gri altyapıyı artırmak yerine yeşil altyapıyı artırmak) konularını örneklerle derinlikli bir biçimde açıkladı.
“İklimle uyumlu kentler” yaratmamız gerektiğini; “sünger şehir”lerin, kente yağan yağışın kentte kaldığı, su geçirir zeminlere sahip, toprak, sulak alan ve yeşil alanlara sahip şehirlerin inşa edilmesinin önemini vurgulayarak su kaynaklarının etrafının yeşillendirilmesinin de infiltrasyon sağlayarak çok faydalı olduğunu belirtti.
İlhan konuşmasını bunları yapmanın düşünüldüğü kadar zor olmadığını, sadece bu yönde bir hassasiyet gerektirdiğini belirterek bitirdi. Böylece sorunları açıklıkla tarif etmekle kalmadı, gençlere çözümü işaret etti ve umut verdi.
“Hem akademik hem sosyal açıdan katılımcıları geliştiren çok verimli bir programdı. Eğlenerek, yeni kişilerle tanışarak, iş birliği içerisinde gerçek hayatta uygulanabilecek ve sürdürülebilirliği arttıracak projeler oluşturduk. Çok zevk alarak katılım sağladığım bir çalıştaydı.” (Anonim)
“Bu çalıştay, oldukça önemli dünya sorunlarının çözümüne ilişkin olarak farkındalık yaratmak ve aynı zamanda bizim gibi gelecek nesillere, sürdürülebilir yaşam hakkında bilgi vermek için oldukça iyi bir araç olmuş. Yeni insanlar ile tanışıp, onlarla proje yapmak da oldukça eğlenceli ve öğretici bir çalıştaya yol açtı.” (Anonim)
“Biz grup üyeleri olarak özellikle çağımızın sorunu haline gelen korona virüs aşılarının ulaşılabilirliği üzerine çalıştık. Yalnızca “ulaşılabilirlik” ile sınırlı kalmayarak “sürdürülebilirlik” kısmında da grupça başarılı bir proje gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Özellikle projemizin üç kısımdan oluşması ve grup üyelerinin fikir alışverişinde bulunabilmesi projemizin oluşumunu kolaylaştırdı. Öğleden sonra olan webinarda ise sürdürülebilirlik konusunda değerli bilgiler öğrendiğimizi düşünüyorum. Teşekkürler…” (Beren Erden – Eyüboğlu Koleji)
“Bence sunumlar puanlanmalıydı ve en yüksek puanda olanının projesi gerçekleştirilmeliydi.” (ENKA’dan)
“Dünyamızda var olan sorunlara çözümler üretmek için güzel bir fırsattı. Güzel fikirler ortaya çıktı. Umarım bu fikirleri hayata geçirebiliriz. Yeni insanlarla da tanışmak çok güzeldi.” (Anonim)
“Bu çalıştay hem günümüzdeki önemli konulara değinen hem de sosyal açıdan bilgilerimizi geliştiren bir etkinlikti. Fakat araştırma süresi biraz daha uzun olsa daha verimli geçebilirdi. Böyle yararlı bir çalışma yaptığınız için teşekkürler.” (Anonim)
Bu projenin ilk aşamasındaki amaç; akademik ve kültürel alanlarda doğal farklılıklardan oluşan eşitsizlikleri gidermek adına temas halinde olduğumuz öğrencilere etkinlikler tasarlayarak sürdürebilir fayda sağlamak. Bu doğrultuda, okulumuzun Tepeören Yerleşkesi lise öğrencilerimiz ve bölge okullarından kardeş okulumuz Cemil Türker Ortaokulu öğrencilerinin katılımıyla bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştiriliyor. Atölyelerdeki çalışmalarda vurgu “Sürdürülebilirlik Anlayışı”. Atölyeler, çok büyük bir altyapı veya maddi ihtiyaç duyulmaksızın katılım gösteren öğrencilerin, edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi okullarındaki arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri şekilde oluşturuluyor. Böylece, atölye sürecinde edinilen birikim kalıcı hale getirilmeye çalışılıyor.
Her yıl BM Kalkınma Amaçları arasından seçtiğimiz bir tema çerçevesinde yürüttüğümüz projemizin bu yılki teması “Sürdürülebilir Şehirler” idi. Bu amaçla Aralık ayında Cumartesi günleri, 11. sınıflar koordinatörlüğünde, 9, 10 ve 11. sınıftan gönüllü 38 öğrencimiz, Cemil Türker Ortaokulundan 40 öğrenciyle buluştu.
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisimizin rehberliğinde “Toplumsal Uyumu Sürdürebilmek”, Edebiyat Bölümümüzün rehberliğinde “Bir Avuç Cennet” ve Fizik Bölümümüzün rehberliğinde “Plastiğin Sürdürülebilirliği”, Görsel Sanatlar Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Sürdürülebilir Bir İnşa Malzemesi Olarak Ahşap”, Biyoloji Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Atıklarla Dikey Bahçecilik”, Beden Eğitimi Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Zumba ve Yoga Atölyesi” ve “Egzersiz Atölyesi”, Bilişim Teknolojileri bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Sürdürülebilir Bir Dünya”, Kimya bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Mikroplastikler ve Deniz Kirliliği”, Görsel Sanatlar Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Sürdürülebilir Bir İnşa Malzemesi Olarak Ahşap”, Biyoloji Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Atıklarla Dikey Bahçecilik”, Matematik bölümümüz rehberliğinde hazırlanan “Akıl Oyunları” ve Sosyal Bilimler bölümümüz rehberliğinde hazırlanan “Sakin Şehirler” atölyeleri gerçekleştirildi.
*Terakki Birikimini Paylaşıyor; TERAKKİ’nin 1877’den beri oluşturduğu birikim, kültürel zenginlik, ilke ve aydınlığını gelecek kuşaklara taşımayı hedefleyen bir destek programıdır. Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği bu program desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasına ve çevresine katkıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.
Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir.
]]>
4 Aralık, 11 Aralık ve 18 Aralık tarihlerinde gerçekleşen diğer atölyelerimizle ilgili haberleri ise tarihlerin üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz.
Bölümlerimiz, öğretmenlerimiz, öğrencilerimizin ortak emeğiyle gerçekleştirilen bu proje, atölyeler toplamının çok ötesinde bir değer oluşturuyor. Öğrencilerimiz ve kardeş okulumuz Cemil Türker Ortaokulu öğrencilerinin heyecanı ve mutluluğu, karşılıklı öğrenme ve etkileşimin boyutunu yine gösterdi.
Öğrenciler son buluşmada, Matematik ve Sosyal Bilimler bölümü rehberliğinde hazırlanan Akıl Oyunları ve Sakin Şehirler Atölyelerinde bir araya geldiler.
Akıl Oyunları Atölyesinde Matematik öğretmenimiz Seçil Erberdi rehberliğinde, 10A sınıfı öğrencilerimizden Pelin Bayramgürler, Simla Kabasakal, 11B sınıfından Emir Akalın, Eren Öztürk ve 12 A sınıfından Kutay Günel yürütücüydü. Atölyede önce akıl oyunlarının özellikleri ve çeşitleri paylaşıldı. Ardından problem çözme yeteneğini geliştirip aynı zamanda analitik düşünme becerisini de sağlayan Patika ve Çit oyunlarının kuralları anlatıldı. Son olarak, oyun oynayarak öğrencilerin strateji geliştirmeleri ve birbirleriyle iletişime geçmeleri sağlandı.
Cittaslow (Sakin Şehir) Atölyesinde, Coğrafya öğretmenimiz Başak Salimoğlu, Felsefe öğretmenimiz Iraz Yaşar ve Din Kültürü öğretmenimiz Derya Ensarioğlu rehberliğinde 11 D sınıfı öğrencilerimizden Azra Kertmen, Pelin Süer, Zeynep Atasayan, Ela Karadayı görev aldı.
Atölyede öğrencilere “Sakin Şehirlerin” yapısını, özelliklerini ve kültürünü aşılamak amaçlandı. Hem bilgilendirici hem de olabildiğince eğlenceli ve keyifli kılmak hedeflenerek atölye renkli sunumlar, interaktif online yarışmalarla da desteklendi. Son olarak da öğrenilenlerin kalıcı olması ve pekiştirilmesi adına öğrencilerle hep beraber ideal Sakin Şehirlerimizin nasıl olması gerektiği, özellikleri ve onların fikirleri küçük gruplarda tartışılarak birer örnek oluşturuldu ve bu örnekleri birbirleriyle paylaştılar.

Atölyelerin sonunda, tüm öğrencilerin, Cemil Türker Ortaokulu müdürü Osman Gökhan Çam’ın ve lise müdürümüz Ferhat Duçe’nin katılımıyla bir “Vedalaşma” buluşması gerçekleştirildi. Bu kısa final buluşmasında amaç Tepeören Yerleşkemizden ve Cemil Türker Ortaokulundan isteyen tüm öğrencilerin proje hakkındaki görüş, duygu ve düşüncelerini paylaşmalarını sağlamaktı.
Atölyeler boyunca Web 2.0 araçlarını kullanan öğrencilerimiz geribildirim almak için de yine bu araçlara başvurdular. Proje koordinatörü öğrencimiz Nehir Öztürk’ün hazırladığı padlet sayfasına Cemil Türker Ortaokulu öğrencileri görüşlerini önceden yazdılar.
Proje koordinasyon ekibimizden Felsefe öğretmenimiz Iraz Yaşar, tüm öğrencilerin heyecan ve mutlulukla dört hafta boyunca atölyelere katıldığını, bu sayede atölye sürecinin çok güzel geçtiğini belirterek tüm katılımcılara çok teşekkür etti.
Cemil Türker Ortaokulu proje sorumlusu İngilizce öğretmeni Rukiye Çamurcu atölyelerin çok keyifli geçtiğini vurgulayarak, sona ermesinden dolayı hüzünlü olduklarını ifade etti, proje koordinatörü öğrencilerimiz Nehir ve Defne’ye özel olarak teşekkür etti.
Proje koordinasyon ekibimizden Coğrafya öğretmenimiz Başak Salimoğlu ise, hem lise hem ortaokul öğrencilerinin inanılmaz bir inançla çok iyi çalıştıklarını belirtti ve her katılımcıya çok teşekkür etti.
Daha sonra, Cemil Türker Ortaokulu öğrencileri söz aldılar. Her biri, atölyelerde neler öğrendiğinden bahsetti. Çok eğlendiklerini, çok mutlu oldukları ifade eden öğrenciler, proje bittiği için çok üzgün olduklarını da belirttiler. Öğrencilerden bazılarının ifadeleriyle:
Nazlıcan Mengütay: “Tüm atölyeler çok eğlenceliydi. Bittiği için çok üzülüyorum. Hafta sonlarının eğlenceli aktivitelerini kaybediyoruz.”
Asaf Hilmi Soy: “Tüm atölyeler çok güzeldi. Bitmesi çok kötü oldu. Online’da bu kadar eğlendiysek yüz yüze olsaydı nasıl eğlenirdik düşünemiyorum.”
Mehmet Taha: “Hayatıma çok şey kattı. Çok şey öğrendim.”
Öğrencilerin hepsinin konuşmasında, çok eğlendikleri ve çok şey öğrendikleri vurgusu vardı. Hepsi liseli abla ve ağabeylerine çok teşekkür etti.
Söz liseli öğrencilere geçtiğinde, öğrencilerimizin de çok benzer cümleler kurduğu dikkat çekti. 11D sınıfı öğrencimiz Zeynep Atasayan çok eğlendiğini, çok güzel bir deneyim olduğunu belirtip bitmesine ne kadar üzüldüğünü ifade etti. 11B sınıfından Emir Akalın ise kendisi için çok geliştirici olduğunu, her saniyesinden çok keyif aldığını belirtti.
Projenin başından sonuna tüm atölyelerin sağlıklı yürümesi için büyük bir emek veren proje koordinatörü öğrencilerimiz 11 A sınıfından Nehir Öztürk ve 11B sınıfından Defne İnci de çok mutlu olduklarını ifade ederek, Cemil Türker Ortaokulu öğrencilerine çok teşekkür ettiler. Nehir enerjilerini ve heyecanlarını görmenin kendisini çok mutlu ettiğini vurgularken, Defne de Terakki öğrencileri ve Cemil Türker öğrencilerinin kaynaşmasını görmenin çok güzel olduğunu belirtti.
Daha sonra söz alan Sosyal Bilimler ve Felsefe bölüm başkanımız Mine Koçak Yalaz, bu projenin karşılıklı bir öğrenme ve paylaşım süreci olduğunu vurgulayarak, Terakki öğrencilerinin okul yaşantısına büyük bir değer kattığını ifade etti.
Vedalaşmada son söz okul müdürlerinindi. Cemil Türker Ortaokulu müdürü Osman Gökhan Çam konuşmasına çağımızda eğitimciler olarak öğretim programlarına dahil etmemiz gereken Web 2.0 araçlarının bu projede öğrenciler tarafından ve hayatın içinde kullanılmış olmasının çok değerli olduğunu belirterek başladı. Paylaşımlar sırasında ortaokul öğrencilerinin kendilerini çok güzel ifade ettiklerini gördüğünü ve buna çok mutlu olduğunu belirterek hem lise hem ortaokul öğrencilerinin çok eğlendiklerini vurguladıklarını, bunun eğlenmenin öğrenme süreçlerinde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini ve eğitimciler olarak kendimizi revize ederken eğlenmeyi öğrenmenin başına koymamız gerektiğini söyledi. “Eğitimciler olarak bu projede biz de bunu öğrendik” diyerek projenin öğretmenler açısından da öğretici olduğunun altını çizdi. Temeli Cumhuriyet öncesine, 1870’lere dayanan bir eğitim kurumu olan Terakki Lisesi ile böyle bir paydada buluşmanın, okulu, öğrencileri adına çok büyük bir şans olduğunu belirterek teşekkür etti ve öğrencilere proje resmi olarak tamamlansa da bağlantıyı koparmamalarını tembih etti.
Son olarak lise müdürümüz Ferhat Duçe, tüm öğrencilere çok teşekkür ettikten sonra, çok eğlendiklerini ve çok mutlu olduklarını görmenin kendisini de çok mutlu ettiğini ifade etti. Projenin karşılıklı öğrenme boyutuna dikkat çeken Duçe, gençlerin birbirlerinden çok şey öğrendiklerini, ortak ve keyifle bir iş yaparken bir yandan da çevreyle, doğayla ilgili ciddi konuları konuşup ortak bir paydada buluştuklarını ifade etti.
*Terakki Birikimini Paylaşıyor; TERAKKİ’nin 1877’den beri oluşturduğu birikim, kültürel zenginlik, ilke ve aydınlığını gelecek kuşaklara taşımayı hedefleyen bir destek programıdır. Terakki Vakfı ve Okulları 2009 yılında hayata geçirdiği Terakki Birikimini Paylaşıyor Programı desteğiyle bilim, kültür ve sanat alanlarında eğitim dünyasına ve çevresine katkıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçladı.
Bu program, Terakki Vakfı Okulları, çevre okullar ve sosyal sorumluluk taşıyan girişimlerle birlikte yapılan çalışmalarla gerçekleşir.
]]>“Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar” temalı projemiz kapsamında yürütülen üçüncü atölyemizde katılımcı öğrenciler, Görsel Sanatlar Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Sürdürülebilir Bir İnşa Malzemesi Olarak Ahşap” ve Biyoloji Bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan “Atıklarla Dikey Bahçecilik” atölyelerinde çalıştılar.
Görsel Sanatlar öğretmenimiz John Dew’in rehberliğinde 11B sınıfı öğrencilerimizden Doğa Genç, Kayla Su Erbaşı ve 11IBE sınıfından İdil Küner yürütücü oldu. Bu yıl, sürdürülebilir şehirler için çok önemli bir inşa malzemesi olarak “ahşap”ın öğrencilere tanıtılmasına odaklanıldı. Çalışma, ahşabın neden bir yapı malzemesi olarak betonun yerini alabileceğini anlatan kısa bir eğitici video izlenmesiyle başladı. Ardından öğrencilere önce İstanbul’da var olan ahşap mimariden ve beton binalardan çeşitli örnekler gösterildi. Öğrenciler bu iki tarzı karşılaştırdılar ve tartıştılar. Çalışmanın sonunda, kendilerine daha önceden gönderilmiş olan güzel ahşap binalar görsellerini kullanarak bir poster hazırladılar. Öğrenciler posterlerini atölye sonrasında tamamladılar. Ayrıca, atölye sonrasında okumaları için ahşabın iyi bir sürdürülebilir yapı malzemesi olduğu bilincini geliştirecek bir metin paylaşıldı.
Bu atölyemizi, Biyoloji öğretmenimiz Elife Köse’nin rehberliğinde, 11 A sınıfını öğrencilerimizden Alkım Tunay Öner, İlayda Özdem ve 11 B sınıfından Demir Akçay yürüttü.
Bu atölyede öğrencilerimiz şehirleşme nedeniyle yeşil alanların giderek azalması ve atık sorunları hızla artması sorunları üzerine çalıştılar ve yaşam alanlarımızı renklendirmenin çözümlerini tartıştılar. Öğrencilerimiz atıklardan saksı yaparak ve yaptıkları saksılara çeşitli bitkiler dikerek geri dönüşümün önemini ve kolaylıkla geri dönüşüm yapabilecekleri alanları kavradılar ve bitki yetiştirmenin mutluluğunu tatmış oldular.

“Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar“ temalı atölyelerimizin ikincisi Beden Eğitimi bölümümüzün rehberliğinde hazırlanan etkinliklerle başladı. Daha sonra Bilişim Teknolojileri ve Kimya atölyelerinde çalıştılar.
Beden Eğitimi öğretmenimiz Pınar Nalçın rehberliğinde 9D sınıfı öğrencilerimizden Derin Demirtaş’ın yürütücü olduğu Zumba ve Yoga Atölyesinde katılımcı öğrenciler müzik eşliğinde eğlenerek hareket ettiler, böylece hem bedenen hem de ruhen kendilerini iyi hissettiler. Bu program aynı zamanda onların zihinsel olarak gelişmelerini sağlayan bir egzersiz programıdır. Öğrenciler ısınma ve soğumanın yanı sıra bir koreografi de öğrendiler.
Beden Eğitimi öğretmenlerimiz Koray Pozam ve Murat Kırbaç rehberliğinde 11 A sınıfı öğrencilerimizden Efe Kaan ve Efe Utku Ural tarafından yürütülen Egzersiz Atölyesinde ise fiziksel hareket yoluyla bir kişinin motor becerilerinin geliştirilmesine yönelik bütünlüklü bir çalışma yürütüldü.
Bilişim Teknolojileri bölümünden öğretmenimiz Ekban Sarı’nın rehberliğinde hazırlanan “Sürdürülebilir Bir Dünya” Atölyesinde 9B sınıfı öğrencilerinden Zeynep Bahçekapılı, 9C sınıfı öğrencilerinden Elif Naz Kartal ve Cemre Özay ve 10 IB-D sınıfı öğrencilerinden Kayra Törüner görev aldı.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına değinildikten sonra “Sürdürebilir Bir Dünya”nın gerekliliği üzerine tartışıldı ve insanların dünyadaki ekolojik ayak izinin azaltılması için alınabilecek önlemlerden bahsedildi. Konuyla ilgili belli kavramlara değinildi ve öğrenciler bilgilendirildi. Ardından konuşulan maddelerin akılda kalıcılığının sağlanması adına MindMeister uygulaması aracılığıyla bir kavram haritası hazırlandı.
Kimya bölümümüzden öğretmenimiz İlkay Buket Özdemir’in rehberliğinde hazırlanan “Mikroplastikler ve Deniz Kirliliği” Atölyesinde 11 A sınıfı öğrencilerimizden Ece Hacıömeroğlu, Sude Naz Çığılı, 11 C sınıfından Azra Nur Tuncer, Ela Gür ve 10 IBD sınıfından Merve Kaya görev aldı. Katılımcı öğrenciler plastiğin polimerlerden oluştuğunu, makro ve mikro plastiklerin denizlerdeki ve okyanuslardaki yaşamı nasıl tehdit ettiğini öğrendiler.
Günlük hayatta kullandığımız bazı kozmetik ürünlerdeki mikroplastik parçacıkları inceleyerek, çevreye etkilerini tartıştılar.
“Düşle Düşme” sosyal sorumluluk projemizin atölyeleri Aralık ayı boyunca her Cumartesi günü devam edecek.
]]>Bu proje, beş yıl önce okulumuzda “Çingene Pembesi Bir Düş” ismiyle düzenlenen ve ertesi yıl “Düşle Düşme” ismini alan sosyal sorumluluk projelerinin devamı niteliğinde. Projede amacımız, akademik ve kültürel alanlarda doğal farklılıklardan oluşan eşitsizlikleri gidermek adına yeteneği olan ama geliştirmeye fırsat bulamamış temas halinde olduğumuz öğrencilere etkinlikler tasarlayarak sürdürebilir fayda sağlamak. Bu doğrultuda Tepeören Yerleşkemizde oluşturduğumuz atölyelerimizde öğrencilerimizin birikimlerini katılımcılarımızla paylaşacağı, akademik ve sosyal yetenek ve becerileri destekleyecek eğitimler yer alıyor.
Atölyelerimizdeki çalışmalarda vurgumuz “Sürdürülebilirlik Anlayışı”. Atölyeler, çok büyük bir altyapı veya maddi ihtiyaç duyulmaksızın Cemil Türker Ortaokulu’ndan katılım gösteren öğrencilerin, edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi okullarındaki arkadaşlarıyla paylaşabilecekleri şekilde oluşturuluyor. Böylece, atölye sürecinde edinilen birikim kalıcı hale getirilmeye çalışılıyor.
Bölümlerimizin rehberliğinde öğrencilerimiz tarafından hazırlanan ve yürütülen atölyeler, lisemizin tüm bölümlerinin katılımıyla gerçekleşiyor ve bu sayede öğrencilerimizin birçok farklı alandan katılımı mümkün hale gelirken, bu yaygınlığı sayesinde okul yaşantımıza da katkı sağlıyor. Projeye katılan öğrencilerimiz sadece kendi bilgi ve birikimlerini başka öğrencilerle paylaşmıyor, onlarla etkileşime giriyor ve onlardan birçok şey öğreniyorlar.
Düşle Düşme Projesinde her yıl atölyeler Birleşmiş Milletler Kalkınma Hedefleri arasından seçilen bir tema doğrultusunda şekillendiriliyor.
Atölyelerimiz, lise müdürümüz Ferhat Duçe’nin açılış konuşmasıyla başladı. Beşinci kez düzenlenen Düşle Düşme projesinin anlamına ve değerine vurgu yaparak başladığı konuşmasında bu çalışmanın bir karşılıklı öğrenme ortamı olduğunu, bu yüzden büyük heyecan yarattığını belirtti. Duçe daha sonra, proje temalarını seçtiğimiz BM Kalkınma Hedeflerinin neler olduğunu, neden bu temaların BM tarafından hedef olarak tanımlandığını açıkladı; dünyamızın küresel çaplı büyük sorunlarının olduğunu, toplumsal, ekonomik, ekolojik sorunları tanımlamak ve bunlara çözüm yolları aramak üzere oluşturulan kalkınma hedeflerini öğrenmenin gençler için geleceklerini iyileştirme yolu olduğunu vurguladı ve “Sürdürülebilir Şehir ve Topluluklar” teması hakkında BM açıklamasından bahsederek bilgi verdi. Dünya nüfusunun yarısının şehirlerde yaşadığını ve bu sayının giderek arttığını belirten Duçe; yoksulluk, iklim değişikliği, sağlık hizmetleri, eğitim, enerji ihtiyacı, çevre kirliliği, afetler gibi sorunlara şehirlerde çözümler bulunması gerektiğini ifade etti.
Cemil Türker Ortaokul Müdürü Osman Gökhan Çam ise konuşmasında Terakki gibi en köklü okullardan biriyle ortaklaşa bir şeyler geliştirmenin kendileri için büyük bir şans olduğunu belirtti. Öğrencileri ve velileri adına da çok teşekkür etti. Bir Cumartesi günü her iki okuldan öğrenci ve öğretmenlerin burada olmayı tercih etmelerinin önemine vurgu yaptı. Burada olmayı istemek, bu işlerden zevk almakla öğrencilerin gelecekleri için yatırım yapmış olduklarını, yıllar sonra bugünleri hatırlayınca ne kadar önemli olduğunu kavrayacaklarını belirtti. Projenin akran öğrenmesi temelinde gerçekleşecek olmasını da çok kıymetli bulduğunu ifade etti. Web 2.0 araçlarını öğretmenlerin kullanmaya başladığını, ancak öğrencilerin de kullanmasının yine çok önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Sözlerini şöyle tamamladı: “Köylerden kente göç devam edecek, ama sanki kırsal kesim de şehirleşiyor. Öğrenciler kırsal kesim yerindeyken onu nasıl şehirleştirebiliriz diye de tartışabilirler. Öğretmenimiz Rukiye Çamurcu’ya da çok teşekkür ediyorum. Ürünleri çok merak ediyorum. İleriye dönük de çok güzel şeyler ortaya koyacağız.”
Tanışma ve Rehberlik Bölümümüzün yaptırdığı oryantasyon etkinliklerinin ardından da atölyelerimiz gerçekleşti. Bu hafta Psikolojik Danışma ve Rehberlik Birimimizin rehberliğinde “Toplumsal Uyumu Sürdürebilmek” Atölyesi, Edebiyat Bölümümüzün rehberliğinde “Bir Avuç Cennet” Atölyesi ve Fizik Bölümümüzün rehberliğinde “Plastiğin Sürdürülebilirliği” Atölyesi gerçekleşti.

Rehberlik bölümümüzden Filiz Koçak’ın danışmanlığında hazırlanan “Toplumsal Uyumu Sürdürebilmek” Atölyesinde 11B sınıfı öğrencilerinden Kayla Su Erbaşı, 11D sınıfından Pelin Süer, Yağız Araz, Zeynep Atasayan, 11IBE sınıfından Atakan Yürür, Ayberk Zeytinoğlu, 11IBF sınıfından Alara İlkyaz Özel, Ayris Aslan görev aldı. İlk oturumda katılımcı öğrencilerle tanışma etkinliği yapıldı, bu etkinlikte sıcak bir kaynaşma ve iletişim amaçlandı. İkinci oturumda ise, toplumsal ilişkilerimizi sürdürebilmek için nelere ihtiyacımız olduğunu konuşulup tartışıldı. Arkadaş ilişkilerini sürdürebilmek, devamlılığını sağlamak için olmazsa olmazların üzerinden geçildi. İlişkileri incelerken duyguları tanıyıp isimlendirmenin ve yaşadığımız duyguların arkadaşlık ilişkisine etkilerinin üzerinde durup, farkındalık yaratmayı sağlayacak “duygu çarkı” oyununu oynandı.
Edebiyat bölümümüzden Arzu Ayar öğretmenimizin rehberliğinde hazırlanan “Bir Avuç Cennet” Atölyesinde 11 A sınıfı öğrencilerinden Beril Alkan, Efe Ersoy, Emre Özcan, 11C sınıfından Ela Gür, 11D sınıfından Ceren Altunkaya, Öykü Almak görev aldı. Latife Tekin’in “Berci Kristin Çöp Masalları” kitabından seçilen bir öykü üzerinden yapılandırılan atölyenin 1. oturumunda ”Sürdürülebilir Toplumlar ve Şehirler” kavramı üzerinde duruldu. Sürdürülebilirlik konusunda bize düşen görevler üzerinde duruldu ve hikaye birlikte okundu. 2. oturumda hikaye sorularla incelendi ve katılan öğrencilerden çözüm önerileri istendi.
Fizik bölümümüzden Sema Karayağmurlar öğretmenimizin rehberliğinde hazırlanan “Plastiğin Sürdürülebilirliği” Atölyesinde ise 11A sınıfı öğrencilerinden Hilal Gül Güzel, 11B sınıfından Emir Akalın ve Eren Öztürk yürütücülük görevini üstlendi. Yarının ihtiyaçlarını karşılamanın “ Sürdürülebilir Kalkınma” konseptinin özü olduğu düşüncesinden hareketle günlük hayatımızda çok sık kullandığımız plastikler hakkında bir atölye çalışması kurgulandı; plastiklerin çeşit ve farklılıkları, doğada çözünme aşamaları ve sürdürülebilir kullanımı için önemli noktalar sorgulatıldı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına vurgu yapılarak öğrencilerin farkındalık kazanmasına odaklanıldı.
Düşle Düşme Projesinin bu yılki koordinatörlüğünü Sosyal Bilimler ve Felsefe Bölümümüz gerçekleştiriyor. Coğrafya öğretmenimiz Başak Salimoğlu, Felsefe öğretmenimiz Iraz Yaşar, Din Kültürü öğretmenimiz Derya Ensarioğlu’nun yanı sıra, öğrenci koordinasyon grubumuz da, 11A sınıfından Nehir Öztürk ve 11B sınıfından Defne İnci’den oluşuyor.
Atölyeler katılımcı öğrenciler için oldukça eğlenceli ve öğretici oldu. Cemil Türker Ortaokulu öğrencileri duygularını ifade ederken Zoom ekranlarına kalpler koydular.
Cemil Türker Ortaokulu Öğrencileriyle Atölyeler: Aralık ayı boyunca her Cumartesi gerçekleştirilecek olan atölyelerde bundan sonraki haftalarda Beden Eğitimi ve Spor- Zumba ve Yoga Atölyesi, Egzersiz Atölyesi, Biyoloji- Atıklarla Dikey Bahçecilik Atölyesi, Rehberlik Atölyesi, Resim Atölyesi, Bilişim Atölyesi, Edebiyat Atölyesi, Matematik- Akıl Oyunları Atölyesi, Kimya- Mikroplastikler ve Deniz Kirliliği Atölyesi, Sosyal Bilimler Atölyesi olacak.
Düşle Düşme “Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilir Şehirler” Çalıştayı: Projenin sonuç etkinliği olarak ise 25 Şubat Cuma günü İstanbul’da sosyal sorumluluk çalışması yürütmekte olan çeşitli liselerden öğrencilerle bir çalıştay ve bu alanda çalışma yapan uzmanlarla gerçekleştireceğimiz bir panelimiz olacak.
Çevrim içi düzenleyeceğimiz “Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilir Şehirler” panelinde konuklarımız “Sürdürülebilir Şehirler, Kentsel Su Talep Yönetimi” konusunda Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Akgün İlhan ve “Gönüllülük ve Birleşmiş Milletler Sosyal Sorumluluk Çalışmaları” konusunda Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Türkiye Ülke Koordinatörü Nil Memişoğlu olacak.
]]>