Öğrencimiz “Ahmet Rasim Yaşıyor” Köşe Yazısı Yazma Yarışması’nda Üçüncü Oldu

31

Levent Yerleşkesi öğrencimiz İdil Turaç (7D), Darüşşafaka Eğitim Kurumu tarafından düzenlenen ve 2 Haziran Salı günü ödül töreni gerçekleşen 19. “Ahmet Rasim Yaşıyor”  Köşe Yazısı Yazma Yarışması’nda “Bir Deniz Ülkesinde Susuz Kalmak” adlı köşe yazısıyla üçüncü oldu.

Darüşşafaka mezunu gazeteci-yazar Ahmet Rasim’in anısını yaşatmak için 2008’den beri her yıl düzenlenen yarışmada öğrencimiz İdil Turaç (7D), yazısını suyun önemini “su sporları” ekseninde değerlendirerek farklı bir bakış açısıyla ele aldı.

Öğrencimizin köşe yazısının tam metni;

Bir Deniz Ülkesinde Susuz Kalmak

 “Su, düşünsel gücün ilk maddesidir. Akışkan olduğu için, her zaman bir kaçış, bir özgürlük imgesidir.” demiş Gaston Bachelard.

Su, bir insanın yaşaması için en temel öğedir. Hayatın her yerinde bulunur. Dünyadaki bütün canlılar suya bağlıdır ve o olmadan yaşayamazlar.

İşte bunlar, bir insana “Suyun canlıların yaşamındaki önemi nedir?” sorusunu sorarsanız karşınıza çıkacak cevaplardır. Çoğu kişiye su ve gelecekle alakalı bir soru sorarsanız da büyük ihtimalle kuraklık ya da suyun artık çok olmadığı bir gelecekten söz ederler.

Hâlbuki bana “Su ve insan deyince aklına ne geliyor?” diye sorsalar, “su sporları” derim.

Türkiye’deki çocuklar çoğunlukla futbol, voleybol, basketbol gibi sporları tercih ediyor. Yok denecek kadar az kişiden, dalga sörfü, kano, kürek, yelken, rüzgâr sörfü gibi cevaplar alırsınız.

Oysaki su sporlarının insana çok faydası vardır. Kürek sporu stresi azaltır ve psikolojik açıdan yararlıdır. Sörf, sırta ve omuza faydalıdır.

Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen uluslararası su sporcusu yetiştirme sayısı çok az. Ülke olarak bu imkânları daha verimli kullanmalıyız.

Sporcular artık ülkemizde kalmak istemiyor. Tokyo 2020’de yüzücülerimizin büyük bir kısmı üniversite eğitimlerini ABD üniversitelerinde burs alarak devam ettirmiş, spor kariyerlerini yine bu ülkede sürdürmüştür. Olimpiyat Komitesi bunun üzerinde 2024 Paris Olimpiyatları raporuna baktığımızda “Genç sporcuların üniversite eğitimleri için burs kazanarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmesi, yetenekli genç sporcuların Olimpiyatta final yüzecek veya madalya kazanacak seviyeye gelmesi önündeki en büyük engel olarak gözlemlenmektedir.” ifadesini görürüz. Ülkemiz 2024 olimpiyatlarında yelken dalında sadece 8 sporcuyla katılmıştır ve böylece tarihimizde en fazla sporcuyla katıldığımız ikinci olimpiyat oyunlarında mücadele etmiştir. Aynı zamanda küreğe baktığımızda daha kötü bir sonuç görüyoruz. Ülkemiz Paris Olimpiyatları’na, kürek dalında sadece bir sporcu ile katılmış ve Elis Özbay ülkemizi olimpiyatlarda temsil eden ilk kadın kürekçi olmuştur. Tarih boyunca yapılmış bütün olimpiyat oyunlarına ülkemizden kürek dalında ilk defa bir kadın sporcu katılmış.

Ülkemizin 2024 olimpiyatlarında sadece 8 madalyası var. Bunların 3’ü gümüş, 5’i bronz. 1 tane bile altın madalya elde edemedik. Ülkemizin su sporları konusunda ilk sekize girdiği sadece bir kişi var. O da 18 yaşındaki Kuzey Tunçelli. Kuzey, 16 yaşında katıldığı ilk olimpiyatında 1500 m serbest yarışında finale yükseldi. Ardından finali 5. olarak tamamlayarak Türk yüzme tarihinin en başarılı sporcusu olarak tarihe geçmiştir.

Ülkemizde su sporunun göz ardı edilmesinden bahsederken su sporun gerçek manada katkı bulunan tek bir kurum var: Fenerbahçe. Yelkende Paris 2024’e katılan 8 sporcudan 7’sinin kulübü Fenerbahçe Doğuş Yelken Kulübü’dür. Maalesef Fenerbahçe’nin asıl yatırım yaptığı spor futbol. Hâlbuki su sporları futbolla aynı ilgi görse neler başarabiliriz…

Diğer ülkelerden zaten su kaynak konusunda birkaç adım öndeyiz ama spora yatırım konusunda oldukça gerideyiz. Bu, bir deniz ülkesinde susuz kalmakla aynı şey! Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin avantajlarını lehimize çevirebilsek kim bilir neler yaparız. Doğru yere ve şeye yatırım yapıldığında farklar yaratabilecek bir ülkeyiz ve imkânlarımız da var. O zaman ne duruyoruz?

İdil Turaç (7D)